toprakbilgi.com

Gönderen Konu: Avrupali ciftciler neden intihar ediyor  (Okunma sayısı 854 defa)

Çevrimdışı ydincbayram

Avrupali ciftciler neden intihar ediyor
« : Ağustos 28, 2019, 22:52:26 »


Çevrimdışı ydincbayram

Ynt: Avrupali ciftciler neden intihar ediyor
« Yanıtla #1 : Ağustos 28, 2019, 22:56:44 »
Artik tarimin gelecegi ciddi ciddi sorgulanmaya basladi. Yapilan yatirimlarin  geri donus sureleri gittikce uzuyor.
Aldigin arazinin ve yaptigin yatirimin kendini amorti etmesi eger sansin yaver giderse 25 yildan asagi degil.
Ciftcilerin durumu da lojistik firmalarina yenik dusen nakliyecilerin durumlarina benzeyecek gibi gorunuyor.

Çevrimdışı Ali SARAÇ

  • Admin
  • çok çok yazan üye
  • *****
  • İleti: 1840
  • Yer: Manisa-Alaşehir
  • Yaş: 34
  • Toplam beğeniler: 316
  • Adalet Asalet Merhamet
    • Profili Görüntüle
Ynt: Avrupali ciftciler neden intihar ediyor
« Yanıtla #2 : Ağustos 29, 2019, 00:37:13 »
avrupalı çiftçiler  TÜRK çiftçilerini kıskaniyi .. bence ondan intihar ediyorlar .. her alanda olduğu gibi avrupalılar tarımımızıda kıskanıyor ..

Çevrimdışı DeHLiZ

Ynt: Avrupali ciftciler neden intihar ediyor
« Yanıtla #3 : Ağustos 29, 2019, 11:07:44 »
300 Euro ton fiyatı, neredeyse Türkiye ile aynı, hatta bizde 322 Euro şu anki kurla. 345 euro masrafları varmış, muhtemelen bizde daha fazladır maliyet. Zararda zaten şu anda Türk çiftçisi, Avrupalılar'dan farklı değiliz. Ne olacak yakında? Üretim yapan çiftçi kalmayınca birbirimizi mi yiyeceğiz?


Çevrimdışı ydincbayram

Ynt: Avrupali ciftciler neden intihar ediyor
« Yanıtla #4 : Ağustos 29, 2019, 11:36:54 »
300 Euro ton fiyatı, neredeyse Türkiye ile aynı, hatta bizde 322 Euro şu anki kurla. 345 euro masrafları varmış, muhtemelen bizde daha fazladır maliyet. Zararda zaten şu anda Türk çiftçisi, Avrupalılar'dan farklı değiliz. Ne olacak yakında? Üretim yapan çiftçi kalmayınca birbirimizi mi yiyeceğiz?
Esasinda bizimkilerin intihar etmesi lazim daha kotu durumdayiz ama Turk Milleti olarak kolay kolay pes etmiyoruz biz.

Çevrimdışı FatihEFE

Ynt: Avrupali ciftciler neden intihar ediyor
« Yanıtla #5 : Eylül 01, 2019, 02:48:10 »
Türk milleti kolay pes etmiyor değil zaten şuanda çiftçilerin bir çoğu arazisini satmış durumda
Çiftçiliğe devam edenler bir kaç grupta toplayacak olursak
Başka mesleği olan veya başka sektörlerde çalışıp ek gelir olarak devam edenler
Emekli maaşı alıp çocuklarının yardımı ile bu işi götürenler
Emekliliğine az kalmış olup 3 4 belki 10 sene daha dişini sıkmayı tercih edenler
büyük arazi işleyip sürümden kazananlar ki bunların başka sektörden gelirleri de olduğu için ilk gruba dahil edebiliriz bu tanımların dışında kalanlar ya arazilerini sattılar çiftçiliği komple bıraktılar yada satarak idare etmeye devam ediyorlar.
Tüm bunları bir araya getirdiğinizde sonuç 10 15 yıl sonra bu işi yapan kalmayacak

Çevrimdışı ydincbayram

Ynt: Avrupali ciftciler neden intihar ediyor
« Yanıtla #6 : Eylül 01, 2019, 13:06:44 »
Türk milleti kolay pes etmiyor değil zaten şuanda çiftçilerin bir çoğu arazisini satmış durumda
Çiftçiliğe devam edenler bir kaç grupta toplayacak olursak
Başka mesleği olan veya başka sektörlerde çalışıp ek gelir olarak devam edenler
Emekli maaşı alıp çocuklarının yardımı ile bu işi götürenler
Emekliliğine az kalmış olup 3 4 belki 10 sene daha dişini sıkmayı tercih edenler
büyük arazi işleyip sürümden kazananlar ki bunların başka sektörden gelirleri de olduğu için ilk gruba dahil edebiliriz bu tanımların dışında kalanlar ya arazilerini sattılar çiftçiliği komple bıraktılar yada satarak idare etmeye devam ediyorlar.
Tüm bunları bir araya getirdiğinizde sonuç 10 15 yıl sonra bu işi yapan kalmayacak
Yeni ciftcilige baslayan hic yok. Ciftciligi birakanlarin sayisi ise her gecen yil artmakta.

Çevrimdışı euphrates

Ynt: Avrupali ciftciler neden intihar ediyor
« Yanıtla #7 : Eylül 02, 2019, 02:35:16 »
Yillardir 'ciftci kan agliyor' diye duyuyoruz. Belki cok kirac, verimsiz topraklarda bugday, arpa tarimi yapanlar icin, bir de ustune yetersiz veya zamansiz yagis veya dolu gibi felaketler geldiyse dogrudur ancak ben bu lafi dunyanin belki de en verimli topraklarina sahip olan Cukurova ciftcisi icin de, o topraklardan cok asagi kalir yani olmayan yasadigim yerin ciftcileri icin de duyuyorum ve hayret ediyorum. Asagida ettigim kelam onlaradir.

Bu sene misir ektik. Su ana kadar yaptigim harcama 800 TL/da. Bu hesabin icinde traktorun calistigi islerde - cogu ciftcinin yaptigi gibi - sadece traktorun yaktigi mazot yok. Isi sanki disariya yaptirmis gibi hesapliyorum ki bedavaya alinmamis olan traktorun amortisman giderleri de (her sene otomatikman yasadigi deger kaybi) maliyetlere islensin. Misirlar su anda yuzde 22 nemde, bir haftaya kadar hasat nemine duser. Alacagimiz verim 1600 kg/da civari (Lafi uzatmamak adina nasil hesaplandigini simdi anlatmayim). Bu hesaba gore, dekara 800 TL masrafim olan tarladan karik sulamayi yapan sakanin yuzde 6.5 payini da dustukten sonra (1150 TL/ton fiyatla) 920 TL/da kazaniliyor.

Burada adet bir sene misir bir sene bugday ekmek. Bugdayda ortalama kazanc 400 TL/da. Haydi diyelim ben yukaridaki 920 TL/da misir hesabimda yanlis yaptim, 800 TL/da olsun karimiz. Sene basina dusen ortalama kazanc 600 TL/da. Harcamalarin ortalamasi ise 800 misir, 400 bugday olmak uzere sene basina 600 TL/da.

Tarla babanizdan, dedenizden kalma ise kar marji bu. Ama tabii ki her seyin bir maliyeti vardir ve onu da giderlere yedirmek lazim. Tarlanin ata mali olmadigini, icar ettiginizi dusunursek kar marji yuzde 50'ye iniyor. Haydi diyelim ki, on senelik bir zaman araliginda iki kere mahsulu sifirlayacak olcude dogal felaket yasandi! Kar marjini yuzde 40'a dusurelim.

Arkadaslar, uzun yillar yurtdisinda (yani 'kur farki', 'enflasyon' gibi faktorlerin bulunmadigi diyarlarda) ciddi projelerde buyuk firmalarin alt yuklenicisi olarak is yaptim. Yuzde 40 kar marjinin oldugu, musterisi hazir, bir veya iki adamla isini gordugun (Misir ve bugday icin soz konusudur, sarimsak, biber, pamuk gibi ameliyeli isler icin degil), odemeni en gec bir ayda aldigin, vergisi neredeyse sifir olan herhangi bir isi ne yasayabildim, ne gordum, ne de duydum. Cok buyuk, anli sanli Turk firmalarina da dunya capinda Kore firmalarina da is yaptim. Parayi uc ay sonra aldigim zaman sevincten yerimde duramazdim. Yaptigim isin parasini 36 (Yaziyla otuzalti) ay sonra aldigim da oldu, hic vermedikleri de...

Buraya kadar okuduysaniz "Ciftci kan agliyor" soylemine inanmadigimi anlamis olacaksiniz. Peki, bu soylem yalan mi? Isin garibi, hayir degil! Nacizane tespitlerimi siralayim.

1. Yukarida anlatilan kar marjinin onemli bir yuzdesi ciftci borca batik oldugu icin faize gidiyor. Faiz, itici bir kelime oldugu icin 'vade farki' veya 'vadeli fiyat' gibi isimleri var. Mesela, benim pesin parayla tonunu 2600 liraya aldigim gubreyi 3100 liraya alabiliyorlar (3 ay vadeli). Bu yine iyi... Mali satacagi tuccarin hasat zamanina kadar aylik yuzde 2.5 ila 4 faiz uyguladigi zamanlari hatirliyorum. O sirada Turkiye'de kredi faizleri aylik yuzde 0.60'lardaydi. Simdi nasildir kim bilir?

2. Egri oturup dogru konusalim. Yukaridaki maddeye bakip da ciftciye gariban dedigimi zannetmeyin. Sadece ciftcilerde degil, tum halkimizda son yillarda olusan hastalik soz konusu: Urettiginden fazlasini tuketmek, sebat etmemek, tuketim cilginligi. 'Kan aglayan' ciftcimizin her birinin elinde son model telefonlar, arabalar alinip satiliyor, cocuklarina 500 kisinin yiyip ictigi dugunler duzenleniyor (cok degil 30 sene once bunu yapmaniz icin binlerce donumluk adam olmaniz gerekirdi) vs vs. Halbuki, bu 'kan aglayan' vatandas urettiginden az tuketse, faize dusmeyecek, giderleri azalacak. Boyle adamlar yok mu? Var! 5 donum bile kendi yeri olmayip da yuzlerce donumu icar ederek, disiplinli yasamlariyla cok saglam para kazanan adamlar var. Hicbirinden de bir gun olsun "Tarim bitti, birakacagim bu isi, ciftcilik para kazandirmiyor" laflarini duymadim. Adamlar bize icar edecek yer birakmiyorlar, sikayetciyim! :-)

3. "Kan aglayan" bereketli topraklar ciftcimizin savurganligini yukarida anlatmaya calistim. Bununla bitse keske. "Kan aglayanlarin" cok ama cok buyuk cogunlugu tarlasina gidip de bitkinin gelisimini, nasil sulandigini gozlemlemektense kahvede kagit oynamayi tercih eder. Ne atilan gubreden haberleri olur, ne atilan ilactan ve hatta ne de hangi tohumu ektiklerinden. Kucugunden buyugune cogu boyledir kan aglayanlarin. Kisacasi ilgi duymazlar, yaptiklari isi (Aslinda is yaptiklari da yok ama uzerlerine bir ulkenin ve hatta insanligin yukledigi sorumlulugu demek daha dogru olur) sevmezler. Ezberledikleri iki recete vardir gubre ve sulamayla ilgili ve her sene degisen sicaklik, yagis vs gibi dogal parametrelere aldirmadan bildikleri gibi onu uygularlar. Misir bitkisi bas bas bagirir, yapraklari diken diken olur bana ne olur su verin diye, bunlar "Ikinci suyun zamani gelmedi, boyle kalsin da misir calissin" derler. On senede bir receteleri tesadufen dogal sartlara denk gelir, o bereketli topraklara birazcik da olsa yakisacak bir verim verir, havalarindan gecilmez :-)

Kan aglayanlari kendimce anlatmaya calistim. Simdi de dipten gelen dalgadan soz acayim.

1. Tum dunyada beyaz yakalilarin kariyer baskisindan, sehir hayatindan, insan genetigine ters o yuksek tempodan bikma gibi nedenlerle - henuz yeni filizlenmis olsa da - tarima yonelimleri var. Bu forumda ornekleri de var. Mardin'de Unsal Bey var mesela. Pek huzur bulmus gibi gorunmese de TV'de program yapan (Izle Feyz Al) Sencer Bey var. Kendimi de bu kategoride sayabilirim. Bu arkadaslarin bes sene onceki haliyim diyelim. Avantajlari nedir? En onemlisi 'bilmediklerini kabul etmektir'. Kan aglayan savurgan ciftcimiz her seyi bildigini sanir; dunyayi gezmis, gormus, calismis bu beyaz yakali tipi bilmedigini kabul edip arastirir ve uygular.

2. Illa 'beyaz yakali' olmak gerekmiyor. Bir diger umit verici profil de beyaz yakali falan olmasa da oyle dusunebilenler. Ilgi duyan, yaptigi isi seven, ter doken, verim hesabi yapan genc bir ciftci nesli var az da olsa. Hatta imkan, toprak bulabilirse heveslenen cok insan oldugunu da soyleyebilirim.

Uzun lafin kisasi, elalemin arayip da bulamadigi verimli topraklarda bu savurganlik, ilgisizlik ve calisma isteksizligiyle bu sorumlulugu (gida guvenligi) ustlenen adamlar kan aglamis aglamamis cok umurumuzda olmamali. Amerika'da 2000 acre (8000 dekar) yeri olan adam tum isini kendisi ve bir iki genc cocuguyla gorurken bu adamlarin 100 donum yeri olsa sofor tutup tum sene kahveden cikmiyorlar. Birakin da bu bereketli topraklar bunlarin elinden cikip hakkini vereceklerin eline gecsin.

Çevrimdışı DeHLiZ

Ynt: Avrupali ciftciler neden intihar ediyor
« Yanıtla #8 : Eylül 02, 2019, 12:41:22 »
Yillardir 'ciftci kan agliyor' diye duyuyoruz. Belki cok kirac, verimsiz topraklarda bugday, arpa tarimi yapanlar icin, bir de ustune yetersiz veya zamansiz yagis veya dolu gibi felaketler geldiyse dogrudur ancak ben bu lafi dunyanin belki de en verimli topraklarina sahip olan Cukurova ciftcisi icin de, o topraklardan cok asagi kalir yani olmayan yasadigim yerin ciftcileri icin de duyuyorum ve hayret ediyorum. Asagida ettigim kelam onlaradir.

Bu sene misir ektik. Su ana kadar yaptigim harcama 800 TL/da. Bu hesabin icinde traktorun calistigi islerde - cogu ciftcinin yaptigi gibi - sadece traktorun yaktigi mazot yok. Isi sanki disariya yaptirmis gibi hesapliyorum ki bedavaya alinmamis olan traktorun amortisman giderleri de (her sene otomatikman yasadigi deger kaybi) maliyetlere islensin. Misirlar su anda yuzde 22 nemde, bir haftaya kadar hasat nemine duser. Alacagimiz verim 1600 kg/da civari (Lafi uzatmamak adina nasil hesaplandigini simdi anlatmayim). Bu hesaba gore, dekara 800 TL masrafim olan tarladan karik sulamayi yapan sakanin yuzde 6.5 payini da dustukten sonra (1150 TL/ton fiyatla) 920 TL/da kazaniliyor.

Burada adet bir sene misir bir sene bugday ekmek. Bugdayda ortalama kazanc 400 TL/da. Haydi diyelim ben yukaridaki 920 TL/da misir hesabimda yanlis yaptim, 800 TL/da olsun karimiz. Sene basina dusen ortalama kazanc 600 TL/da. Harcamalarin ortalamasi ise 800 misir, 400 bugday olmak uzere sene basina 600 TL/da.

Tarla babanizdan, dedenizden kalma ise kar marji bu. Ama tabii ki her seyin bir maliyeti vardir ve onu da giderlere yedirmek lazim. Tarlanin ata mali olmadigini, icar ettiginizi dusunursek kar marji yuzde 50'ye iniyor. Haydi diyelim ki, on senelik bir zaman araliginda iki kere mahsulu sifirlayacak olcude dogal felaket yasandi! Kar marjini yuzde 40'a dusurelim.

Arkadaslar, uzun yillar yurtdisinda (yani 'kur farki', 'enflasyon' gibi faktorlerin bulunmadigi diyarlarda) ciddi projelerde buyuk firmalarin alt yuklenicisi olarak is yaptim. Yuzde 40 kar marjinin oldugu, musterisi hazir, bir veya iki adamla isini gordugun (Misir ve bugday icin soz konusudur, sarimsak, biber, pamuk gibi ameliyeli isler icin degil), odemeni en gec bir ayda aldigin, vergisi neredeyse sifir olan herhangi bir isi ne yasayabildim, ne gordum, ne de duydum. Cok buyuk, anli sanli Turk firmalarina da dunya capinda Kore firmalarina da is yaptim. Parayi uc ay sonra aldigim zaman sevincten yerimde duramazdim. Yaptigim isin parasini 36 (Yaziyla otuzalti) ay sonra aldigim da oldu, hic vermedikleri de...

Buraya kadar okuduysaniz "Ciftci kan agliyor" soylemine inanmadigimi anlamis olacaksiniz. Peki, bu soylem yalan mi? Isin garibi, hayir degil! Nacizane tespitlerimi siralayim.

1. Yukarida anlatilan kar marjinin onemli bir yuzdesi ciftci borca batik oldugu icin faize gidiyor. Faiz, itici bir kelime oldugu icin 'vade farki' veya 'vadeli fiyat' gibi isimleri var. Mesela, benim pesin parayla tonunu 2600 liraya aldigim gubreyi 3100 liraya alabiliyorlar (3 ay vadeli). Bu yine iyi... Mali satacagi tuccarin hasat zamanina kadar aylik yuzde 2.5 ila 4 faiz uyguladigi zamanlari hatirliyorum. O sirada Turkiye'de kredi faizleri aylik yuzde 0.60'lardaydi. Simdi nasildir kim bilir?

2. Egri oturup dogru konusalim. Yukaridaki maddeye bakip da ciftciye gariban dedigimi zannetmeyin. Sadece ciftcilerde degil, tum halkimizda son yillarda olusan hastalik soz konusu: Urettiginden fazlasini tuketmek, sebat etmemek, tuketim cilginligi. 'Kan aglayan' ciftcimizin her birinin elinde son model telefonlar, arabalar alinip satiliyor, cocuklarina 500 kisinin yiyip ictigi dugunler duzenleniyor (cok degil 30 sene once bunu yapmaniz icin binlerce donumluk adam olmaniz gerekirdi) vs vs. Halbuki, bu 'kan aglayan' vatandas urettiginden az tuketse, faize dusmeyecek, giderleri azalacak. Boyle adamlar yok mu? Var! 5 donum bile kendi yeri olmayip da yuzlerce donumu icar ederek, disiplinli yasamlariyla cok saglam para kazanan adamlar var. Hicbirinden de bir gun olsun "Tarim bitti, birakacagim bu isi, ciftcilik para kazandirmiyor" laflarini duymadim. Adamlar bize icar edecek yer birakmiyorlar, sikayetciyim! :-)

3. "Kan aglayan" bereketli topraklar ciftcimizin savurganligini yukarida anlatmaya calistim. Bununla bitse keske. "Kan aglayanlarin" cok ama cok buyuk cogunlugu tarlasina gidip de bitkinin gelisimini, nasil sulandigini gozlemlemektense kahvede kagit oynamayi tercih eder. Ne atilan gubreden haberleri olur, ne atilan ilactan ve hatta ne de hangi tohumu ektiklerinden. Kucugunden buyugune cogu boyledir kan aglayanlarin. Kisacasi ilgi duymazlar, yaptiklari isi (Aslinda is yaptiklari da yok ama uzerlerine bir ulkenin ve hatta insanligin yukledigi sorumlulugu demek daha dogru olur) sevmezler. Ezberledikleri iki recete vardir gubre ve sulamayla ilgili ve her sene degisen sicaklik, yagis vs gibi dogal parametrelere aldirmadan bildikleri gibi onu uygularlar. Misir bitkisi bas bas bagirir, yapraklari diken diken olur bana ne olur su verin diye, bunlar "Ikinci suyun zamani gelmedi, boyle kalsin da misir calissin" derler. On senede bir receteleri tesadufen dogal sartlara denk gelir, o bereketli topraklara birazcik da olsa yakisacak bir verim verir, havalarindan gecilmez :-)

Kan aglayanlari kendimce anlatmaya calistim. Simdi de dipten gelen dalgadan soz acayim.

1. Tum dunyada beyaz yakalilarin kariyer baskisindan, sehir hayatindan, insan genetigine ters o yuksek tempodan bikma gibi nedenlerle - henuz yeni filizlenmis olsa da - tarima yonelimleri var. Bu forumda ornekleri de var. Mardin'de Unsal Bey var mesela. Pek huzur bulmus gibi gorunmese de TV'de program yapan (Izle Feyz Al) Sencer Bey var. Kendimi de bu kategoride sayabilirim. Bu arkadaslarin bes sene onceki haliyim diyelim. Avantajlari nedir? En onemlisi 'bilmediklerini kabul etmektir'. Kan aglayan savurgan ciftcimiz her seyi bildigini sanir; dunyayi gezmis, gormus, calismis bu beyaz yakali tipi bilmedigini kabul edip arastirir ve uygular.

2. Illa 'beyaz yakali' olmak gerekmiyor. Bir diger umit verici profil de beyaz yakali falan olmasa da oyle dusunebilenler. Ilgi duyan, yaptigi isi seven, ter doken, verim hesabi yapan genc bir ciftci nesli var az da olsa. Hatta imkan, toprak bulabilirse heveslenen cok insan oldugunu da soyleyebilirim.

Uzun lafin kisasi, elalemin arayip da bulamadigi verimli topraklarda bu savurganlik, ilgisizlik ve calisma isteksizligiyle bu sorumlulugu (gida guvenligi) ustlenen adamlar kan aglamis aglamamis cok umurumuzda olmamali. Amerika'da 2000 acre (8000 dekar) yeri olan adam tum isini kendisi ve bir iki genc cocuguyla gorurken bu adamlarin 100 donum yeri olsa sofor tutup tum sene kahveden cikmiyorlar. Birakin da bu bereketli topraklar bunlarin elinden cikip hakkini vereceklerin eline gecsin.


Dedikleriniz birçoğuna katılmakla beraber,

1) 1600 Kg verimi alan çiftçi sayısı Türkiye'de az. Dediğiniz "İlgisizlikten" de kaynaklı olabilir çevre şartlarından da. En doğru şekilde bile yapsanız ülkenin belli yerlerinde bu rakamları en üst şekilde bakımla anca alıyorsunuz, iyi bir bakımla 2250 Kg/da alanlar da var elbette. 

2) Tüm planlamanızı yaptınız, her şeyiniz doğru gidiyorken alım fiyatları bir açıklanıyor, bir anda hayalleriniz yıkılıyor, çünkü gübre %25, elektrik %25, mazot %25 ilaç %25 zamlanmışken ürün fiyatları yerinde sayıyor.

Hayvan besi yeminin 2018 yılbaşında fiyatı 1 lira iken, 2018 haziranında fiyatı 1,6, ağustosta da 1,8 liraya çıktı. Hayvanları sattık çünkü hayvanlardan gelen parayla yeni parti yem alsam hiçbir karım olmayacak çünkü bir sonraki besi sonunda eti yine aynı fiyata kestirecektim. Yemi kendim yapayım desem, hem işletme küçük, hem rasyondaki materyalleri her yıl aynı kalitede bulmak zor ve bu riski alamıyoruz hem de bunu depolayacak yeri yapmanın maliyeti bu farkı karşılayamıyor.

3) Sencer Solakoğlu'ndan behsetmişsiniz, eğer programlarını izliyorsanız, kendi kesif yeminin bile büyük bir kısmını ürettiği halde o bile şu anda isyanda :) Ki dane mısır verimi 2200 kg/da civarında kendisinin.

4) İcar yapıp para kazananlardan bahsetmişsiniz, doğru onlar da var ancak acaba ne kadarı işi dürüstçe yapıyor? Kanola'da kg başına verilen 50 kuruşluk destek için, 2000 dekar yerden 500 kg aldıkları verimi 800 kg olarak gösterip, devletten fazladan 300 bin TL vurgun yapanları da duyduk, başka destekleri de benzer şekilde hiç edenleri de.

Eğer bu siteyi biraz gezerseniz, sitedeki bilgileri okursanız, bu sitedeki üyelerin birçoğunun bırakın işini çok doğru şekilde yapmayı, sineğin suyunu çıkaracak kadar da imkanları zorladığını görürsünüz. Hümik asitini bile kendi yapan üyelere sahip bu site :) Az daha zorlasak kendi gübrelerini üretecekler ama imkanlar kısıtlı onun için maalesef :)

Çevrimdışı Cenap

Ynt: Avrupali ciftciler neden intihar ediyor
« Yanıtla #9 : Eylül 02, 2019, 14:45:04 »
Biz tarımdan zarar etmiyoruz ama karın doyuracak ve insani şartlarda bize bir fayda sağlayacak kadar kar da etmiyoruz. Ben bu yıl 270 dekar arpa tarımından net 29.000 tl gelir elde ettim. Yalnız buna makine ve ekipman amortismanı dahil değil. Bu sizce de komik değil mi?

 Ben hiç kahveye gitmem. Sabahtan akşama kadar tarım ve hayvancılıkla günümü geçirir ve geri kalan boş zamanda tarımla ilgili makaleleri okurum. Işimi çok seviyorum. Imkan olsa binlerce dönüm arazi ekmek isterim ve bunların bütün işlemlerini de kendim yapmak isterim. Fakat bir çuval gübre olmuş 150 lira!

Çevrimdışı of@s

Ynt: Avrupali ciftciler neden intihar ediyor
« Yanıtla #10 : Eylül 02, 2019, 16:58:15 »
Her iki tarafta masum ve sürdürülebilir bir durumda değil.
2001 yılından beri yağlı tohum desteği veriliyor. Hala ülke ihtiyacını üret(e)miyoruz. Bir yetkili çıkıpta bakanlık personeline arkadaş sana yıllık 80.000 tl den fazla para harcıyorum. Neden bu işler yürümüyorda biz hep piyasadan $ toplayıp tarımsal ürün ithal etmek zorunda kalıyoruz. Git bir sor bakalım @ofas neden ayçiçeği ekmiyor? 400tl/ton prim az mı, nedir durum? Diye.
Sorunları görmezlikten gelmek onları çözmez sadece büyütür.
Yazık oluyor bu ülkenin tarıma destek adıyla harcadığı onca kaynağa.
Yazık oluyor milyonlarca çiftçiye toz-toprak içinde debelenip duruyor.
Şahsen, benim ölçeğimdeki bir işletmenin mevcut şartlarda bir geleceği olduğuna inanmıyorum.

Çevrimiçi yenikentli123

Ynt: Avrupali ciftciler neden intihar ediyor
« Yanıtla #11 : Eylül 02, 2019, 18:41:54 »
Aranızda en küçük çiftçi benim 2015 yılından itibaren sadece kuru tarım  ile uğraşıyorum sırf ata toprağı  boş kalmasın diye ama ve lakin asıl isim bu değil. Yıllık ortalama 80.000 m2 yer ekiyorum gübre atmamaya veya minumum seviyede atmaya çalışıyorum karın doyurmak icin yapan insanın emeği bu değil. 79 kuruş a soğan aldım marketten alış fiyatı 60 kuruş bi an kendimi yerine koydum üretenin vay haline diyerek. Parçalanmış topraklar, fiyat belirsizlikleri, ve tarım arazilerinin amacı dışında kullanılması küçük çiftçinin sonu olacak.

Çevrimdışı ydincbayram

Ynt: Avrupali ciftciler neden intihar ediyor
« Yanıtla #12 : Eylül 03, 2019, 16:43:59 »
Yillardir 'ciftci kan agliyor' diye duyuyoruz. Belki cok kirac, verimsiz topraklarda bugday, arpa tarimi yapanlar icin, bir de ustune yetersiz veya zamansiz yagis veya dolu gibi felaketler geldiyse dogrudur ancak ben bu lafi dunyanin belki de en verimli topraklarina sahip olan Cukurova ciftcisi icin de, o topraklardan cok asagi kalir yani olmayan yasadigim yerin ciftcileri icin de duyuyorum ve hayret ediyorum. Asagida ettigim kelam onlaradir.

Bu sene misir ektik. Su ana kadar yaptigim harcama 800 TL/da. Bu hesabin icinde traktorun calistigi islerde - cogu ciftcinin yaptigi gibi - sadece traktorun yaktigi mazot yok. Isi sanki disariya yaptirmis gibi hesapliyorum ki bedavaya alinmamis olan traktorun amortisman giderleri de (her sene otomatikman yasadigi deger kaybi) maliyetlere islensin. Misirlar su anda yuzde 22 nemde, bir haftaya kadar hasat nemine duser. Alacagimiz verim 1600 kg/da civari (Lafi uzatmamak adina nasil hesaplandigini simdi anlatmayim). Bu hesaba gore, dekara 800 TL masrafim olan tarladan karik sulamayi yapan sakanin yuzde 6.5 payini da dustukten sonra (1150 TL/ton fiyatla) 920 TL/da kazaniliyor.

Burada adet bir sene misir bir sene bugday ekmek. Bugdayda ortalama kazanc 400 TL/da. Haydi diyelim ben yukaridaki 920 TL/da misir hesabimda yanlis yaptim, 800 TL/da olsun karimiz. Sene basina dusen ortalama kazanc 600 TL/da. Harcamalarin ortalamasi ise 800 misir, 400 bugday olmak uzere sene basina 600 TL/da.

Tarla babanizdan, dedenizden kalma ise kar marji bu. Ama tabii ki her seyin bir maliyeti vardir ve onu da giderlere yedirmek lazim. Tarlanin ata mali olmadigini, icar ettiginizi dusunursek kar marji yuzde 50'ye iniyor. Haydi diyelim ki, on senelik bir zaman araliginda iki kere mahsulu sifirlayacak olcude dogal felaket yasandi! Kar marjini yuzde 40'a dusurelim.

Arkadaslar, uzun yillar yurtdisinda (yani 'kur farki', 'enflasyon' gibi faktorlerin bulunmadigi diyarlarda) ciddi projelerde buyuk firmalarin alt yuklenicisi olarak is yaptim. Yuzde 40 kar marjinin oldugu, musterisi hazir, bir veya iki adamla isini gordugun (Misir ve bugday icin soz konusudur, sarimsak, biber, pamuk gibi ameliyeli isler icin degil), odemeni en gec bir ayda aldigin, vergisi neredeyse sifir olan herhangi bir isi ne yasayabildim, ne gordum, ne de duydum. Cok buyuk, anli sanli Turk firmalarina da dunya capinda Kore firmalarina da is yaptim. Parayi uc ay sonra aldigim zaman sevincten yerimde duramazdim. Yaptigim isin parasini 36 (Yaziyla otuzalti) ay sonra aldigim da oldu, hic vermedikleri de...

Buraya kadar okuduysaniz "Ciftci kan agliyor" soylemine inanmadigimi anlamis olacaksiniz. Peki, bu soylem yalan mi? Isin garibi, hayir degil! Nacizane tespitlerimi siralayim.

1. Yukarida anlatilan kar marjinin onemli bir yuzdesi ciftci borca batik oldugu icin faize gidiyor. Faiz, itici bir kelime oldugu icin 'vade farki' veya 'vadeli fiyat' gibi isimleri var. Mesela, benim pesin parayla tonunu 2600 liraya aldigim gubreyi 3100 liraya alabiliyorlar (3 ay vadeli). Bu yine iyi... Mali satacagi tuccarin hasat zamanina kadar aylik yuzde 2.5 ila 4 faiz uyguladigi zamanlari hatirliyorum. O sirada Turkiye'de kredi faizleri aylik yuzde 0.60'lardaydi. Simdi nasildir kim bilir?

2. Egri oturup dogru konusalim. Yukaridaki maddeye bakip da ciftciye gariban dedigimi zannetmeyin. Sadece ciftcilerde degil, tum halkimizda son yillarda olusan hastalik soz konusu: Urettiginden fazlasini tuketmek, sebat etmemek, tuketim cilginligi. 'Kan aglayan' ciftcimizin her birinin elinde son model telefonlar, arabalar alinip satiliyor, cocuklarina 500 kisinin yiyip ictigi dugunler duzenleniyor (cok degil 30 sene once bunu yapmaniz icin binlerce donumluk adam olmaniz gerekirdi) vs vs. Halbuki, bu 'kan aglayan' vatandas urettiginden az tuketse, faize dusmeyecek, giderleri azalacak. Boyle adamlar yok mu? Var! 5 donum bile kendi yeri olmayip da yuzlerce donumu icar ederek, disiplinli yasamlariyla cok saglam para kazanan adamlar var. Hicbirinden de bir gun olsun "Tarim bitti, birakacagim bu isi, ciftcilik para kazandirmiyor" laflarini duymadim. Adamlar bize icar edecek yer birakmiyorlar, sikayetciyim! :-)

3. "Kan aglayan" bereketli topraklar ciftcimizin savurganligini yukarida anlatmaya calistim. Bununla bitse keske. "Kan aglayanlarin" cok ama cok buyuk cogunlugu tarlasina gidip de bitkinin gelisimini, nasil sulandigini gozlemlemektense kahvede kagit oynamayi tercih eder. Ne atilan gubreden haberleri olur, ne atilan ilactan ve hatta ne de hangi tohumu ektiklerinden. Kucugunden buyugune cogu boyledir kan aglayanlarin. Kisacasi ilgi duymazlar, yaptiklari isi (Aslinda is yaptiklari da yok ama uzerlerine bir ulkenin ve hatta insanligin yukledigi sorumlulugu demek daha dogru olur) sevmezler. Ezberledikleri iki recete vardir gubre ve sulamayla ilgili ve her sene degisen sicaklik, yagis vs gibi dogal parametrelere aldirmadan bildikleri gibi onu uygularlar. Misir bitkisi bas bas bagirir, yapraklari diken diken olur bana ne olur su verin diye, bunlar "Ikinci suyun zamani gelmedi, boyle kalsin da misir calissin" derler. On senede bir receteleri tesadufen dogal sartlara denk gelir, o bereketli topraklara birazcik da olsa yakisacak bir verim verir, havalarindan gecilmez :-)

Kan aglayanlari kendimce anlatmaya calistim. Simdi de dipten gelen dalgadan soz acayim.

1. Tum dunyada beyaz yakalilarin kariyer baskisindan, sehir hayatindan, insan genetigine ters o yuksek tempodan bikma gibi nedenlerle - henuz yeni filizlenmis olsa da - tarima yonelimleri var. Bu forumda ornekleri de var. Mardin'de Unsal Bey var mesela. Pek huzur bulmus gibi gorunmese de TV'de program yapan (Izle Feyz Al) Sencer Bey var. Kendimi de bu kategoride sayabilirim. Bu arkadaslarin bes sene onceki haliyim diyelim. Avantajlari nedir? En onemlisi 'bilmediklerini kabul etmektir'. Kan aglayan savurgan ciftcimiz her seyi bildigini sanir; dunyayi gezmis, gormus, calismis bu beyaz yakali tipi bilmedigini kabul edip arastirir ve uygular.

2. Illa 'beyaz yakali' olmak gerekmiyor. Bir diger umit verici profil de beyaz yakali falan olmasa da oyle dusunebilenler. Ilgi duyan, yaptigi isi seven, ter doken, verim hesabi yapan genc bir ciftci nesli var az da olsa. Hatta imkan, toprak bulabilirse heveslenen cok insan oldugunu da soyleyebilirim.

Uzun lafin kisasi, elalemin arayip da bulamadigi verimli topraklarda bu savurganlik, ilgisizlik ve calisma isteksizligiyle bu sorumlulugu (gida guvenligi) ustlenen adamlar kan aglamis aglamamis cok umurumuzda olmamali. Amerika'da 2000 acre (8000 dekar) yeri olan adam tum isini kendisi ve bir iki genc cocuguyla gorurken bu adamlarin 100 donum yeri olsa sofor tutup tum sene kahveden cikmiyorlar. Birakin da bu bereketli topraklar bunlarin elinden cikip hakkini vereceklerin eline gecsin.
Oncelikle foruma hosgeldiniz. Degindiginiz noktalar dikkat cekici ve bir o kadar da onemli. Katkilarinizi bekliyoruz.

Çevrimdışı FatihEFE

Ynt: Avrupali ciftciler neden intihar ediyor
« Yanıtla #13 : Eylül 04, 2019, 02:43:19 »
Ben oldum olası şu dünyanın en bereketli toprakları lafına uyuz oluyorum.
Bunu söyleyen adamında dediklerini ciddiye alamıyorum malesef kusura bakmayın.
Rahmetli Orhan Kemal romanında sergilediği gerçekçiliği malesef romanının isminde göstermemiş ve bu yanılgı yıllarca gerçek sayılmıştır.

Bizim ülkemiz bereketli topraklar üzerinde falan değil
Bereketli toprak olabilmesi için öncelikle bir düzenli yağış rejimi olması gerekir ama bizim ülkemizde bu karadeniz hariç yoktur. Çok bereketli sayılan çukurova bile yaz aylarında yağış yeterli değildir.
Peki o zaman sulama yapalım
 
Yapıyoruz zaten

Ama birde bakıyoruz ülkemizin akarsu kaynaklarının çok büyük bir yüzdesi yazın sulama yapmaya yetecek karakterde değil bir çok havzada akarsular temmuzdan sonra kuruyor.

Ne yapalım çiftçi olarak baraj yapamayız devlet yapmışsa ve su satıyorsa ne ala ama devlette yapmamışsa o zaman geriye ne kalıyor sondaj çakalım

Peki sondajı da çaktık. 50 metreden güzel su bulduk ama ova bize ait değil bölgedeki tüm çiftçiler çaktı o sondajı
Herkes bilinçli mi ?
Değil
Vahşi sulama ile yeraltı antik sularımızı da kuruttuk seviyeler kademeli olarak 100 150 metreye indi.
Kaç çiftçi akıllandı damlamaya geçti?
Sular düşmeye devam ediyor damlama desteklerine rağmen.
Hadi diyelim bu bereketli topraklarda su işini çözdük ve çocuklarımızın çocuklarına da yetecek nesiller boyu kullanılsa bitmeyecek şekilde sulama barajları yağmur suyu depoları kuruldu.
Peki iklim değişiminin önüne nasıl geçeceğiz ülke olarak
Küresel ısınmayı nasıl durduracağız.
Karşımıza tüm dünya insanının baş etmesi gereken ama görmezden geldiği bir sorun çıktı. Bu yıl yaşadığımız  yaz yağmuru 1 yılda yağması gereken yağmurun tamamını 2 saatte bırakarak tüm ovanın denize dönmesine sebep oldu.
Dağdan gelen sel ağaçları söktü. Tabi bu bizim bereketli topraklarımızın da erezyonla kaybetmemize sebep oldu.
Üstelik bir yıl önceki karımızı yüzde 40 sayalım şeklinde olmadı o yıl sırf zarar yazıyor ve çok az çiftçinin bununla baş edecek kadar birikmişi var.
Ülkemiz çiftçisinin yüzde 90 ı bunu kaldıracak güçte değil hanım tuz dedi mi bir yerleri cız diyor.
Erezyon ve küresel ısınma ile de baş ettiğimizi düşünelim
olası değil ya

Gelelim bereketli toprağın toprak kısmına
Sencer bey bile kiraladığı yerlerdeki organik madde miktarının ilk başta 0.5 ten az olduğunu söylüyor ki bu bizim ülke ortalamamız
Yani organik maddesi çok düşük topraklardayız ve biten hayvancılık yüzünden boka bile ulaşamıyoruz. Kaçımız da sencer beydeki bok imkanı var hadi boku bulduk kaçımız onu fermante edecek ekipmana ve koşula sahip hadi fermante ettik kaçımız onu dağıtacak makinaya sahip.
Tüm bunları da gider tablosuna kiralık olarak eklemek lazım o zaman
Hatta bir çok yerde bunları kiralamak bile mümkün değil.
Ne yapalım o zaman fermante olmayıversin deyip çiğ boku yazdan yığınla bekletip güzün toprağa kürekle serptik diyelim verim yükselir mi
Hayır çünkü bu defa da otla zamanında mücadele etmek gerekir bunu da birçok ülkede yasaklanan kimyasal herbisitleri kullanarak yaptık diyelim
Üzülerek söylüyorum 45 50 yaşında kanser olmazsak bile birilerinin kanser olmasına sebep olduk heralde bereketli topraklar üzerinde sağlam adam bırakmadık.

Peki bunu niye yapmışız
Tüketim çılgınıyız. Düğün yapıp cep telefonu almışız
Yazıklar olsun bize
Yetmezmiş gibi  köy evine led tv alıp internette bağlattık. Geceleri kahveye gidip kahve dönüşü video izledik arpanın buğdayın başında beklemedik. Hastalıklara karşı aidat verdiğimiz odalar ve il ilçe tarım müdürlükleri uyarılar yapar ona göre kontrol ederiz sandık.
Köyde düğün yapıp yemek verip evlendiğimiz yetmezmiş gibi iyi kötü bir araba aldık. Elektrik faturası su faturasının yanına birde benzin ve gaz faturası ekledik.
Oysaki kerpiç evimizde gaz lambası ile oturup sessiz sedasız kız kaçırsaydık şehre eşekle gidip gelseydik. Telefon almasaydık. Sinema tiyatro bizim neyimize canımız sıkılınca birine türkü söylettirseydik. Hatta çoluğu çocuğu da okutmaya gerek yok bu ilkel yaşam biçimine onları da tutsak etmeliyiz boşa masraf kapısı çıkmasın şimdi. Hem okul arkadaşlarından bilgisayar oyunu öğrenip bilgisayarda istemez. İleride üniversiteye gitmez o zaman yurt parasıydı kitap parasıydı harçlıktı derdi olmaz.
Aslına bakarsanız biz toptan yok olsak atamızdan dedemizden kalan topraklarda zengin imkanı olan çiftçilere geçse çok iyi tarım yaparlar o zaman
Ama öyle büyük şehirlere göçüp asgari ücretle çalışıp gecekondu mahalleleri kurup oralarda işsiz suç oranı yüksek sorunlu mahalleler kurmayın ama kentsel dönüşümle uğraştırmayın devlet büyüklerini toptan yok olalım tamam mı bizden istenen bu gibi geliyor bana
Bizimle baş edilmez çünkü 100 dekar yerimiz var diye amele tutup telefon falanda aldık tüketim çılgını olduk kazanamıyoruz diyoruz birde hakediyoruz yok olmayı

Kusura bakmayın arkadaşlar biraz uzun ve kinayeli oldu ama bereketli toprak ve telefon geyiği yapanı görünce ağzına kürekle vurasım geliyor


Harbi bak yamalı pantalon da giymiyoruz ya biz
Utanmadan gidip yırtılınca yeni pantalon alıyoruz hatta yırtılmasa bile eskiyince yenisini alıyoruz ya
Kimiz ki biz
euphrates inde laf arasında sarf ettiği ve zihniyetini gösteren şu kelimeler gibi
" bin dönümlük adam "
değiliz 100 dönümlük adamlarız yamalı pantol giysek evlenmesek telefon araba almasak kahvede oturacağımıza da tarlaları elle bellesek karnımız doyar
Geberip gidince de mallarımız BİN dönümlük adamların olur
O zaman iyi tarım yaparlar çok da iyi kazanırlar telefon almaya hakları var zaten onlarında ne bileyim range rovera değilde hummera mercedese değilde rolls-royce a binerler hak ettikleri yaşama kavuşurlar. Onların önünde aşılması gereken bir engel olmayız kapitalist düzen bizi yok etmeden kendimiz yok olalım kahvede falan bizimle karşılaşmak zorunda olmasınlar ne de olsa zenginin yaşama hakkı garibandan daha fazla
Ağalar dekardan kazançtan yüzde 5 düşsünler 3 tane 100 dönümlük adam bitince onların mallarını alınca toplam kazanç artar nede olsa. Devlet ne diye mazot desteği gübre desteği veriyor ki biz fakirlere
@DeHLiZ sen ne diye bizim gibi fakirleri savunuyorsun kardeşim senin gibi beyaz yakalı yada daha doğrusu beyaz önlüklülerin işi mi bu ?
Nedir bu romantiklik hümanistlik
Bak @ydincbayram a nasıl almış yerini
Sen tutturmuşsun bir romantik ideal
Neymiş
100 dönümlük adamlara çiftçiliği öğretecek nasıl daha fazla kazanır yetiştirdiği üründe nasıl daha yüksek verim ve kalite  alır nasıl daha fazla kazanç elde eder.
Olsa ne olacak gidecek evlenecek 500 kişiye yemek verecek telefon alacak araba alacak çağın teknolojik oyuncaklarını pc telefon internet alacak eşine çocuğuna sonra ayda 1 bir avmye gidecek yamalı pantol giymesi gerektiği düşünülen adam üstüne başına arada sırada  birşeyler alacak ailesi ile avm de yada lokantada  yemek yiyecek akşam avmnin sinemasına gidip 1 film izleyecek çocukları oyun parkına götürecek falan
Hani utanmasa yazları tatile çıkmak da isteyecek
Kendisinin de insan olduğunu iddia edecek falan

Tövbe estağfurullah

Dönüp dönüp birşeyler yazmak zorunda kalıyorum ama bu öfkem ve kinim kişisel değil bir zihniyete ve bu zihniyeti merak edip alkış tutanlara karşı
Ben 100 dönümü olsa şoför tutacak diye eleştirilen adamların burada olmadığını bilen biriyim allaha şükür aç da değilim ama her geçen yıl kazancımız düşüyor. Bundan 10 yıl önce bu ürünü çıkarttığımda kazandığım para ile alabileceklerim şimdikilerden fazla her geçen yıl elime geçen para miktarı artsa da değeri azalıyor.
Az çok ekonomisini yönetmeyi bilen birisi bunu çok açık görür zaten
Her geçen yıl insanların refah seviyesi düşüyor insanlar buna yakınıyorlar yoksa kimsenin kimseden ekmek istediği yok ama malesef herkes tamahkar değil ki kazanamıyorsan sat bana mallarını
benim elime geçsin bak ben nasıl kazanıyorum diye açık açık söylenmesini de etik bulmuyorum. Allah kimseyi malını sattırmak zorunda bırakmasın.
Zaten biz bu siteyi çiftçiler her başakta 1 buğday tanesi fazla üretebilsinler diye kurduk. Bugüne kadar ki tüm paylaşımlar da bu minvalde ilerledi
Sizin çok takdir ettiğiniz 5 sene sonraki haliniz  Ünsal bey dahil kimse 100 dönümlük adamlar satsın demedi daha fazla kazanmak isteyen herkesle tecrübelerini paylaştı saolsunlar.
Sizin gerçekten eleştirdiğiniz ekonomisini yönetmeyi bilmeyip kendi bildiğinden şaşmayan araştırmayan okumayan sormayan adamın mantık dahilinde burada da olmaması lazım zaten
O zaman da arkalarından konuşup kötü temennilerde bulunmak da doğru değil. Üstelik insanları sahip oldukları arazi miktarı ile de sınıflandırmak doğru değil
Yine sizin takdir ettiğiniz Sencer beyin de ektiği arazilerin tamamı kira öte yandan sizin tabirinizle bin dönümlük adam olup da eleştirdiğiniz sabit fikirli davranışların hepsini sergileyip sürümden kazancı olmasa açım diye ağlaması çok büyük ihtimal olan da bir çok kişi vardır diye tahmin ediyorum.

Bizim gayemiz değil 100 dönüm 50 dönüm de olsa 10 dönümde olsa insanların emeklerinin karşılığını almaları insani şartlarda yaşamaları
Videodaki adam gibi cebindeki telefonu göster bakıyım o telefonu aldıysan acından gebermek sana müstahak demek değil. Atalarımız ayağını yorganına göre uzat demişler. Öyle çok uzatırsan görürsün üşüt de hasta ol sana müstahak ver yorganıda ben örtünem dememişler çünkü :)

Çevrimdışı DeHLiZ

Ynt: Avrupali ciftciler neden intihar ediyor
« Yanıtla #14 : Eylül 04, 2019, 08:00:13 »
Ben oldum olası şu dünyanın en bereketli toprakları lafına uyuz oluyorum.
Bunu söyleyen adamında dediklerini ciddiye alamıyorum malesef kusura bakmayın.
Rahmetli Orhan Kemal romanında sergilediği gerçekçiliği malesef romanının isminde göstermemiş ve bu yanılgı yıllarca gerçek sayılmıştır.

Bizim ülkemiz bereketli topraklar üzerinde falan değil
Bereketli toprak olabilmesi için öncelikle bir düzenli yağış rejimi olması gerekir ama bizim ülkemizde bu karadeniz hariç yoktur. Çok bereketli sayılan çukurova bile yaz aylarında yağış yeterli değildir.
Peki o zaman sulama yapalım
 
Yapıyoruz zaten

Ama birde bakıyoruz ülkemizin akarsu kaynaklarının çok büyük bir yüzdesi yazın sulama yapmaya yetecek karakterde değil bir çok havzada akarsular temmuzdan sonra kuruyor.

Ne yapalım çiftçi olarak baraj yapamayız devlet yapmışsa ve su satıyorsa ne ala ama devlette yapmamışsa o zaman geriye ne kalıyor sondaj çakalım

Peki sondajı da çaktık. 50 metreden güzel su bulduk ama ova bize ait değil bölgedeki tüm çiftçiler çaktı o sondajı
Herkes bilinçli mi ?
Değil
Vahşi sulama ile yeraltı antik sularımızı da kuruttuk seviyeler kademeli olarak 100 150 metreye indi.
Kaç çiftçi akıllandı damlamaya geçti?
Sular düşmeye devam ediyor damlama desteklerine rağmen.
Hadi diyelim bu bereketli topraklarda su işini çözdük ve çocuklarımızın çocuklarına da yetecek nesiller boyu kullanılsa bitmeyecek şekilde sulama barajları yağmur suyu depoları kuruldu.
Peki iklim değişiminin önüne nasıl geçeceğiz ülke olarak
Küresel ısınmayı nasıl durduracağız.
Karşımıza tüm dünya insanının baş etmesi gereken ama görmezden geldiği bir sorun çıktı. Bu yıl yaşadığımız  yaz yağmuru 1 yılda yağması gereken yağmurun tamamını 2 saatte bırakarak tüm ovanın denize dönmesine sebep oldu.
Dağdan gelen sel ağaçları söktü. Tabi bu bizim bereketli topraklarımızın da erezyonla kaybetmemize sebep oldu.
Üstelik bir yıl önceki karımızı yüzde 40 sayalım şeklinde olmadı o yıl sırf zarar yazıyor ve çok az çiftçinin bununla baş edecek kadar birikmişi var.
Ülkemiz çiftçisinin yüzde 90 ı bunu kaldıracak güçte değil hanım tuz dedi mi bir yerleri cız diyor.
Erezyon ve küresel ısınma ile de baş ettiğimizi düşünelim
olası değil ya

Gelelim bereketli toprağın toprak kısmına
Sencer bey bile kiraladığı yerlerdeki organik madde miktarının ilk başta 0.5 ten az olduğunu söylüyor ki bu bizim ülke ortalamamız
Yani organik maddesi çok düşük topraklardayız ve biten hayvancılık yüzünden boka bile ulaşamıyoruz. Kaçımız da sencer beydeki bok imkanı var hadi boku bulduk kaçımız onu fermante edecek ekipmana ve koşula sahip hadi fermante ettik kaçımız onu dağıtacak makinaya sahip.
Tüm bunları da gider tablosuna kiralık olarak eklemek lazım o zaman
Hatta bir çok yerde bunları kiralamak bile mümkün değil.
Ne yapalım o zaman fermante olmayıversin deyip çiğ boku yazdan yığınla bekletip güzün toprağa kürekle serptik diyelim verim yükselir mi
Hayır çünkü bu defa da otla zamanında mücadele etmek gerekir bunu da birçok ülkede yasaklanan kimyasal herbisitleri kullanarak yaptık diyelim
Üzülerek söylüyorum 45 50 yaşında kanser olmazsak bile birilerinin kanser olmasına sebep olduk heralde bereketli topraklar üzerinde sağlam adam bırakmadık.

Peki bunu niye yapmışız
Tüketim çılgınıyız. Düğün yapıp cep telefonu almışız
Yazıklar olsun bize
Yetmezmiş gibi  köy evine led tv alıp internette bağlattık. Geceleri kahveye gidip kahve dönüşü video izledik arpanın buğdayın başında beklemedik. Hastalıklara karşı aidat verdiğimiz odalar ve il ilçe tarım müdürlükleri uyarılar yapar ona göre kontrol ederiz sandık.
Köyde düğün yapıp yemek verip evlendiğimiz yetmezmiş gibi iyi kötü bir araba aldık. Elektrik faturası su faturasının yanına birde benzin ve gaz faturası ekledik.
Oysaki kerpiç evimizde gaz lambası ile oturup sessiz sedasız kız kaçırsaydık şehre eşekle gidip gelseydik. Telefon almasaydık. Sinema tiyatro bizim neyimize canımız sıkılınca birine türkü söylettirseydik. Hatta çoluğu çocuğu da okutmaya gerek yok bu ilkel yaşam biçimine onları da tutsak etmeliyiz boşa masraf kapısı çıkmasın şimdi. Hem okul arkadaşlarından bilgisayar oyunu öğrenip bilgisayarda istemez. İleride üniversiteye gitmez o zaman yurt parasıydı kitap parasıydı harçlıktı derdi olmaz.
Aslına bakarsanız biz toptan yok olsak atamızdan dedemizden kalan topraklarda zengin imkanı olan çiftçilere geçse çok iyi tarım yaparlar o zaman
Ama öyle büyük şehirlere göçüp asgari ücretle çalışıp gecekondu mahalleleri kurup oralarda işsiz suç oranı yüksek sorunlu mahalleler kurmayın ama kentsel dönüşümle uğraştırmayın devlet büyüklerini toptan yok olalım tamam mı bizden istenen bu gibi geliyor bana
Bizimle baş edilmez çünkü 100 dekar yerimiz var diye amele tutup telefon falanda aldık tüketim çılgını olduk kazanamıyoruz diyoruz birde hakediyoruz yok olmayı

Kusura bakmayın arkadaşlar biraz uzun ve kinayeli oldu ama bereketli toprak ve telefon geyiği yapanı görünce ağzına kürekle vurasım geliyor


Harbi bak yamalı pantalon da giymiyoruz ya biz
Utanmadan gidip yırtılınca yeni pantalon alıyoruz hatta yırtılmasa bile eskiyince yenisini alıyoruz ya
Kimiz ki biz
euphrates inde laf arasında sarf ettiği ve zihniyetini gösteren şu kelimeler gibi
" bin dönümlük adam "
değiliz 100 dönümlük adamlarız yamalı pantol giysek evlenmesek telefon araba almasak kahvede oturacağımıza da tarlaları elle bellesek karnımız doyar
Geberip gidince de mallarımız BİN dönümlük adamların olur
O zaman iyi tarım yaparlar çok da iyi kazanırlar telefon almaya hakları var zaten onlarında ne bileyim range rovera değilde hummera mercedese değilde rolls-royce a binerler hak ettikleri yaşama kavuşurlar. Onların önünde aşılması gereken bir engel olmayız kapitalist düzen bizi yok etmeden kendimiz yok olalım kahvede falan bizimle karşılaşmak zorunda olmasınlar ne de olsa zenginin yaşama hakkı garibandan daha fazla
Ağalar dekardan kazançtan yüzde 5 düşsünler 3 tane 100 dönümlük adam bitince onların mallarını alınca toplam kazanç artar nede olsa. Devlet ne diye mazot desteği gübre desteği veriyor ki biz fakirlere
@DeHLiZ sen ne diye bizim gibi fakirleri savunuyorsun kardeşim senin gibi beyaz yakalı yada daha doğrusu beyaz önlüklülerin işi mi bu ?
Nedir bu romantiklik hümanistlik
Bak @ydincbayram a nasıl almış yerini
Sen tutturmuşsun bir romantik ideal
Neymiş
100 dönümlük adamlara çiftçiliği öğretecek nasıl daha fazla kazanır yetiştirdiği üründe nasıl daha yüksek verim ve kalite  alır nasıl daha fazla kazanç elde eder.
Olsa ne olacak gidecek evlenecek 500 kişiye yemek verecek telefon alacak araba alacak çağın teknolojik oyuncaklarını pc telefon internet alacak eşine çocuğuna sonra ayda 1 bir avmye gidecek yamalı pantol giymesi gerektiği düşünülen adam üstüne başına arada sırada  birşeyler alacak ailesi ile avm de yada lokantada  yemek yiyecek akşam avmnin sinemasına gidip 1 film izleyecek çocukları oyun parkına götürecek falan
Hani utanmasa yazları tatile çıkmak da isteyecek
Kendisinin de insan olduğunu iddia edecek falan

Tövbe estağfurullah

Dönüp dönüp birşeyler yazmak zorunda kalıyorum ama bu öfkem ve kinim kişisel değil bir zihniyete ve bu zihniyeti merak edip alkış tutanlara karşı
Ben 100 dönümü olsa şoför tutacak diye eleştirilen adamların burada olmadığını bilen biriyim allaha şükür aç da değilim ama her geçen yıl kazancımız düşüyor. Bundan 10 yıl önce bu ürünü çıkarttığımda kazandığım para ile alabileceklerim şimdikilerden fazla her geçen yıl elime geçen para miktarı artsa da değeri azalıyor.
Az çok ekonomisini yönetmeyi bilen birisi bunu çok açık görür zaten
Her geçen yıl insanların refah seviyesi düşüyor insanlar buna yakınıyorlar yoksa kimsenin kimseden ekmek istediği yok ama malesef herkes tamahkar değil ki kazanamıyorsan sat bana mallarını
benim elime geçsin bak ben nasıl kazanıyorum diye açık açık söylenmesini de etik bulmuyorum. Allah kimseyi malını sattırmak zorunda bırakmasın.
Zaten biz bu siteyi çiftçiler her başakta 1 buğday tanesi fazla üretebilsinler diye kurduk. Bugüne kadar ki tüm paylaşımlar da bu minvalde ilerledi
Sizin çok takdir ettiğiniz 5 sene sonraki haliniz  Ünsal bey dahil kimse 100 dönümlük adamlar satsın demedi daha fazla kazanmak isteyen herkesle tecrübelerini paylaştı saolsunlar.
Sizin gerçekten eleştirdiğiniz ekonomisini yönetmeyi bilmeyip kendi bildiğinden şaşmayan araştırmayan okumayan sormayan adamın mantık dahilinde burada da olmaması lazım zaten
O zaman da arkalarından konuşup kötü temennilerde bulunmak da doğru değil. Üstelik insanları sahip oldukları arazi miktarı ile de sınıflandırmak doğru değil
Yine sizin takdir ettiğiniz Sencer beyin de ektiği arazilerin tamamı kira öte yandan sizin tabirinizle bin dönümlük adam olup da eleştirdiğiniz sabit fikirli davranışların hepsini sergileyip sürümden kazancı olmasa açım diye ağlaması çok büyük ihtimal olan da bir çok kişi vardır diye tahmin ediyorum.

Bizim gayemiz değil 100 dönüm 50 dönüm de olsa 10 dönümde olsa insanların emeklerinin karşılığını almaları insani şartlarda yaşamaları
Videodaki adam gibi cebindeki telefonu göster bakıyım o telefonu aldıysan acından gebermek sana müstahak demek değil. Atalarımız ayağını yorganına göre uzat demişler. Öyle çok uzatırsan görürsün üşüt de hasta ol sana müstahak ver yorganıda ben örtünem dememişler çünkü :)
Bu yazının üstüne Ali Ekber Yıldırım'ın bu tweeti bugün atması. Böylesi bir tesadüf :)

https://twitter.com/tarimyazari/status/1169108104266551298?s=19

Çevrimdışı of@s

Ynt: Avrupali ciftciler neden intihar ediyor
« Yanıtla #15 : Eylül 04, 2019, 13:17:15 »
Türkiye'de yoksulluk sınırı 6.600tl olarak hesaplanıyor. Biz Bagkur primi ile kabaca 7.000tl diyelim.
Yukarıdaki hesabı baz alırsak yıllık ortalama 480tl/da kar var. Tabiki icar masrafı yok.
Bu rakamlara göre yıllık 84.000tl kar bizi yoksulluk sınırında tutuyor.
Bu 84k toplamak için 175da sulanabilir arazi sahibi olmak gerekiyor. Heh bende onu diyorum. Bu şartlarda benim geleceğim yok. Ok bırakayım da ne yapacağım? Bu yaştan sonra dağa çıkıp eşkiya mı olalım muhabbetine girmeden devam edeyim.
Dedik ya icar masrafı yok. Eğer o da varsa yine yukarıdaki hesaba göre işlenecek arazi miktarı 350da çıkıyor.
Yanlış anlaşılmasın yukarıdaki hesabı eleştirmiyorum. Bende yaklaşık Bu rakamları bulurum ve bu kısma katılıyorum. Ama bu şartlarda çiftçilik yapmak ekonomik ve bölgesel olarak kaç çiftçiye nasip oluyor?
Hesaplanan yoksulluk sınırı 4 kişilik bir aile için. Çocukların düğün masraflara bu rakama dahil mi bilmiyorum doğrusu.
Aslında çok güzel bir noktayada temas etmişsiniz. Sarımsak, soğan bu hesaba dahil değil diye.
Bunun hesabını yapmak mümkün mü? Yani masraflar hadi bir şekilde çıkabilir ama ya gelir?
İşte burada benimde eleştirdigim tarım politikası devreye giriyor.
Buğday-misir-bugday-misir döngüsü için hesabınıza eyvallah.
Ama bu ürünler dışında üretim planlaması yapan/yapmak zorunda kalan ve bunlara ek minimum 175 da üzeri sulanabilir arazisi olan çiftçiler bu yorumunuzun dışında kalıyor.

Not: Yoksulluk sınırı olan 7.000tl'yi yüksek bulan, Bu rakamın değil yoksulluk zenginlik sınırı olduğu düşünen arkadaşlar ( varsa )  o tahmin ettiğiniz sınır açlıktır muhtemelen. Sosyal bir hayat, dengeli ve düzenli beslenme, ortalama bir eğitim ihtiyacı vb giderlerin toplamı için gerekli görünen rakam budur.

Çevrimdışı DeHLiZ

Ynt: Avrupali ciftciler neden intihar ediyor
« Yanıtla #16 : Eylül 04, 2019, 14:35:30 »
Türkiye'de yoksulluk sınırı 6.600tl olarak hesaplanıyor. Biz Bagkur primi ile kabaca 7.000tl diyelim.
Yukarıdaki hesabı baz alırsak yıllık ortalama 480tl/da kar var. Tabiki icar masrafı yok.
Bu rakamlara göre yıllık 84.000tl kar bizi yoksulluk sınırında tutuyor.
Bu 84k toplamak için 175da sulanabilir arazi sahibi olmak gerekiyor. Heh bende onu diyorum. Bu şartlarda benim geleceğim yok. Ok bırakayım da ne yapacağım? Bu yaştan sonra dağa çıkıp eşkiya mı olalım muhabbetine girmeden devam edeyim.
Dedik ya icar masrafı yok. Eğer o da varsa yine yukarıdaki hesaba göre işlenecek arazi miktarı 350da çıkıyor.
Yanlış anlaşılmasın yukarıdaki hesabı eleştirmiyorum. Bende yaklaşık Bu rakamları bulurum ve bu kısma katılıyorum. Ama bu şartlarda çiftçilik yapmak ekonomik ve bölgesel olarak kaç çiftçiye nasip oluyor?
Hesaplanan yoksulluk sınırı 4 kişilik bir aile için. Çocukların düğün masraflara bu rakama dahil mi bilmiyorum doğrusu.
Aslında çok güzel bir noktayada temas etmişsiniz. Sarımsak, soğan bu hesaba dahil değil diye.
Bunun hesabını yapmak mümkün mü? Yani masraflar hadi bir şekilde çıkabilir ama ya gelir?
İşte burada benimde eleştirdigim tarım politikası devreye giriyor.
Buğday-misir-bugday-misir döngüsü için hesabınıza eyvallah.
Ama bu ürünler dışında üretim planlaması yapan/yapmak zorunda kalan ve bunlara ek minimum 175 da üzeri sulanabilir arazisi olan çiftçiler bu yorumunuzun dışında kalıyor.

Not: Yoksulluk sınırı olan 7.000tl'yi yüksek bulan, Bu rakamın değil yoksulluk zenginlik sınırı olduğu düşünen arkadaşlar ( varsa )  o tahmin ettiğiniz sınır açlıktır muhtemelen. Sosyal bir hayat, dengeli ve düzenli beslenme, ortalama bir eğitim ihtiyacı vb giderlerin toplamı için gerekli görünen rakam budur.


Yoksulluk sınırı 7000 TL ise 4 kişilik bir ailede karı koca çalışmıyorsa pratisyen bir doktor bile yoksul oluyor ha :) Vay arkadaş ya :) nasıl memleket olduk biz ya :)

https://www.ntv.com.tr/ekonomi/turk-is-yoksulluk-siniri-6-bin-918-liraya-cikti,_tyoolDB802pzS2PqW7gMQ Bu da link :) Abi niye yalan söylüyorsun bak 6918 lira :) 2 lira fazla söyledin :)

Şaka bir yana 7000 lira yoksulluk çok ciddi, ancak bölgesel farklılıklar gösterdiğine inanıyorum, İstanbul gibi bir yerde kirada olan biri en az 1000 lira kira ödüyorken, Anadolu'da bir ilçede yaşayan biri 300 lira da ödeyebilir. Keza başka giderler de küçük yerde daha azdır, belki İstanbul'da bu rakam çok daha fazladır.

7000 lira yoksulluk sınırı varken, asgari ücret de 2020 lira iken iki eş de çalışsa bile yoksulluk sınırına yaklaşamıyor. Artık gerisini siz düşünün. Çiftçi ne yapacak? Nasıl olacak?

Çevrimdışı of@s

Ynt: Avrupali ciftciler neden intihar ediyor
« Yanıtla #17 : Eylül 04, 2019, 15:10:51 »
Türk-is in 2019 ilk yarısı için hesapladigi rakam 6.600 civarı. Biz çiftçilerin sabit gideri bu hesaba dahil edilmedigini düşünerek bagkur primini 400tl yuvarlayıp kabaca 7k diye hesap yaptım. Zaten çıkacak rakam anlatmak istediğime yeteceği için hesapları aşağıya yuvarladım. ;)

Çevrimdışı DeHLiZ

Ynt: Avrupali ciftciler neden intihar ediyor
« Yanıtla #18 : Eylül 04, 2019, 15:17:49 »
Türk-is in 2019 ilk yarısı için hesapladigi rakam 6.600 civarı. Biz çiftçilerin sabit gideri bu hesaba dahil edilmedigini düşünerek bagkur primini 400tl yuvarlayıp kabaca 7k diye hesap yaptım. Zaten çıkacak rakam anlatmak istediğime yeteceği için hesapları aşağıya yuvarladım. ;)

Abi geyik yapıyorum :D :D

Çevrimdışı of@s

Ynt: Avrupali ciftciler neden intihar ediyor
« Yanıtla #19 : Eylül 04, 2019, 15:34:23 »
Abi geyik yapıyorum :D :D
Farkındayım. 👍
Yanlı hesap yapsak bile ( bir kaç istisnai durum hariç ) tünelin sonu hala görünmüyor malesef.

Çevrimdışı ydincbayram

Ynt: Avrupali ciftciler neden intihar ediyor
« Yanıtla #20 : Eylül 04, 2019, 17:29:26 »
Fatih bana da bi sey demissin ama pek anlamadim. Vurgulamak istedigin sey insanlarin kelimelerini bogazina tikamamak icin biz bu siteyi kurduk. Konularin derinlemesine konusulmasi taraftariyim.
Ayrica sen gormesen veya cevrende olmasa da arkadasin verdigi orneklerdeki gibi davranan ciftciler var. Geneli temsil etmesede bunlar da ciftciligin bir diger boyutu. Ve bunlar maalesef ciftciler icerisindeki kotu ornekler.

Çevrimdışı Vatansever

Ynt: Avrupali ciftciler neden intihar ediyor
« Yanıtla #21 : Eylül 04, 2019, 23:59:50 »
Yillardir 'ciftci kan agliyor' diye duyuyoruz. Belki cok kirac, verimsiz topraklarda bugday, arpa tarimi yapanlar icin, bir de ustune yetersiz veya zamansiz yagis veya dolu gibi felaketler geldiyse dogrudur ancak ben bu lafi dunyanin belki de en verimli topraklarina sahip olan Cukurova ciftcisi icin de, o topraklardan cok asagi kalir yani olmayan yasadigim yerin ciftcileri icin de duyuyorum ve hayret ediyorum. Asagida ettigim kelam onlaradir.

Bu sene misir ektik. Su ana kadar yaptigim harcama 800 TL/da. Bu hesabin icinde traktorun calistigi islerde - cogu ciftcinin yaptigi gibi - sadece traktorun yaktigi mazot yok. Isi sanki disariya yaptirmis gibi hesapliyorum ki bedavaya alinmamis olan traktorun amortisman giderleri de (her sene otomatikman yasadigi deger kaybi) maliyetlere islensin. Misirlar su anda yuzde 22 nemde, bir haftaya kadar hasat nemine duser. Alacagimiz verim 1600 kg/da civari (Lafi uzatmamak adina nasil hesaplandigini simdi anlatmayim). Bu hesaba gore, dekara 800 TL masrafim olan tarladan karik sulamayi yapan sakanin yuzde 6.5 payini da dustukten sonra (1150 TL/ton fiyatla) 920 TL/da kazaniliyor.

Burada adet bir sene misir bir sene bugday ekmek. Bugdayda ortalama kazanc 400 TL/da. Haydi diyelim ben yukaridaki 920 TL/da misir hesabimda yanlis yaptim, 800 TL/da olsun karimiz. Sene basina dusen ortalama kazanc 600 TL/da. Harcamalarin ortalamasi ise 800 misir, 400 bugday olmak uzere sene basina 600 TL/da.

Tarla babanizdan, dedenizden kalma ise kar marji bu. Ama tabii ki her seyin bir maliyeti vardir ve onu da giderlere yedirmek lazim. Tarlanin ata mali olmadigini, icar ettiginizi dusunursek kar marji yuzde 50'ye iniyor. Haydi diyelim ki, on senelik bir zaman araliginda iki kere mahsulu sifirlayacak olcude dogal felaket yasandi! Kar marjini yuzde 40'a dusurelim.

Arkadaslar, uzun yillar yurtdisinda (yani 'kur farki', 'enflasyon' gibi faktorlerin bulunmadigi diyarlarda) ciddi projelerde buyuk firmalarin alt yuklenicisi olarak is yaptim. Yuzde 40 kar marjinin oldugu, musterisi hazir, bir veya iki adamla isini gordugun (Misir ve bugday icin soz konusudur, sarimsak, biber, pamuk gibi ameliyeli isler icin degil), odemeni en gec bir ayda aldigin, vergisi neredeyse sifir olan herhangi bir isi ne yasayabildim, ne gordum, ne de duydum. Cok buyuk, anli sanli Turk firmalarina da dunya capinda Kore firmalarina da is yaptim. Parayi uc ay sonra aldigim zaman sevincten yerimde duramazdim. Yaptigim isin parasini 36 (Yaziyla otuzalti) ay sonra aldigim da oldu, hic vermedikleri de...

Buraya kadar okuduysaniz "Ciftci kan agliyor" soylemine inanmadigimi anlamis olacaksiniz. Peki, bu soylem yalan mi? Isin garibi, hayir degil! Nacizane tespitlerimi siralayim.

1. Yukarida anlatilan kar marjinin onemli bir yuzdesi ciftci borca batik oldugu icin faize gidiyor. Faiz, itici bir kelime oldugu icin 'vade farki' veya 'vadeli fiyat' gibi isimleri var. Mesela, benim pesin parayla tonunu 2600 liraya aldigim gubreyi 3100 liraya alabiliyorlar (3 ay vadeli). Bu yine iyi... Mali satacagi tuccarin hasat zamanina kadar aylik yuzde 2.5 ila 4 faiz uyguladigi zamanlari hatirliyorum. O sirada Turkiye'de kredi faizleri aylik yuzde 0.60'lardaydi. Simdi nasildir kim bilir?

2. Egri oturup dogru konusalim. Yukaridaki maddeye bakip da ciftciye gariban dedigimi zannetmeyin. Sadece ciftcilerde degil, tum halkimizda son yillarda olusan hastalik soz konusu: Urettiginden fazlasini tuketmek, sebat etmemek, tuketim cilginligi. 'Kan aglayan' ciftcimizin her birinin elinde son model telefonlar, arabalar alinip satiliyor, cocuklarina 500 kisinin yiyip ictigi dugunler duzenleniyor (cok degil 30 sene once bunu yapmaniz icin binlerce donumluk adam olmaniz gerekirdi) vs vs. Halbuki, bu 'kan aglayan' vatandas urettiginden az tuketse, faize dusmeyecek, giderleri azalacak. Boyle adamlar yok mu? Var! 5 donum bile kendi yeri olmayip da yuzlerce donumu icar ederek, disiplinli yasamlariyla cok saglam para kazanan adamlar var. Hicbirinden de bir gun olsun "Tarim bitti, birakacagim bu isi, ciftcilik para kazandirmiyor" laflarini duymadim. Adamlar bize icar edecek yer birakmiyorlar, sikayetciyim! :-)

3. "Kan aglayan" bereketli topraklar ciftcimizin savurganligini yukarida anlatmaya calistim. Bununla bitse keske. "Kan aglayanlarin" cok ama cok buyuk cogunlugu tarlasina gidip de bitkinin gelisimini, nasil sulandigini gozlemlemektense kahvede kagit oynamayi tercih eder. Ne atilan gubreden haberleri olur, ne atilan ilactan ve hatta ne de hangi tohumu ektiklerinden. Kucugunden buyugune cogu boyledir kan aglayanlarin. Kisacasi ilgi duymazlar, yaptiklari isi (Aslinda is yaptiklari da yok ama uzerlerine bir ulkenin ve hatta insanligin yukledigi sorumlulugu demek daha dogru olur) sevmezler. Ezberledikleri iki recete vardir gubre ve sulamayla ilgili ve her sene degisen sicaklik, yagis vs gibi dogal parametrelere aldirmadan bildikleri gibi onu uygularlar. Misir bitkisi bas bas bagirir, yapraklari diken diken olur bana ne olur su verin diye, bunlar "Ikinci suyun zamani gelmedi, boyle kalsin da misir calissin" derler. On senede bir receteleri tesadufen dogal sartlara denk gelir, o bereketli topraklara birazcik da olsa yakisacak bir verim verir, havalarindan gecilmez :-)

Kan aglayanlari kendimce anlatmaya calistim. Simdi de dipten gelen dalgadan soz acayim.

1. Tum dunyada beyaz yakalilarin kariyer baskisindan, sehir hayatindan, insan genetigine ters o yuksek tempodan bikma gibi nedenlerle - henuz yeni filizlenmis olsa da - tarima yonelimleri var. Bu forumda ornekleri de var. Mardin'de Unsal Bey var mesela. Pek huzur bulmus gibi gorunmese de TV'de program yapan (Izle Feyz Al) Sencer Bey var. Kendimi de bu kategoride sayabilirim. Bu arkadaslarin bes sene onceki haliyim diyelim. Avantajlari nedir? En onemlisi 'bilmediklerini kabul etmektir'. Kan aglayan savurgan ciftcimiz her seyi bildigini sanir; dunyayi gezmis, gormus, calismis bu beyaz yakali tipi bilmedigini kabul edip arastirir ve uygular.

2. Illa 'beyaz yakali' olmak gerekmiyor. Bir diger umit verici profil de beyaz yakali falan olmasa da oyle dusunebilenler. Ilgi duyan, yaptigi isi seven, ter doken, verim hesabi yapan genc bir ciftci nesli var az da olsa. Hatta imkan, toprak bulabilirse heveslenen cok insan oldugunu da soyleyebilirim.

Uzun lafin kisasi, elalemin arayip da bulamadigi verimli topraklarda bu savurganlik, ilgisizlik ve calisma isteksizligiyle bu sorumlulugu (gida guvenligi) ustlenen adamlar kan aglamis aglamamis cok umurumuzda olmamali. Amerika'da 2000 acre (8000 dekar) yeri olan adam tum isini kendisi ve bir iki genc cocuguyla gorurken bu adamlarin 100 donum yeri olsa sofor tutup tum sene kahveden cikmiyorlar. Birakin da bu bereketli topraklar bunlarin elinden cikip hakkini vereceklerin eline gecsin.

Öncelikle foruma hoş geldiniz. Yazmış olduğunuz bu uzun iletide çok haklı ve doğru tespitleriniz olduğu gibi, değinmediğiniz çok fazla değişken olduğunu belirtmek isterim.

İlk olarak konuya sadece kendi üretim kabiliyet ve imkanlarınızdan bakarak yaklaşıp ben para kazanabiliyorum demişsiniz ancak unutmayın ki bu ülkede 170 dönüm sulanabilir arazisi olan çiftçi %10 bile değildir. Bölge özelinden yaklaşıp bir genele varmak mümkün olmadığı için size bizim bölgemizden bahsedebilirim. Sulama imkanı yok denecek kadar az olsa da verim bakımından bizim topraklarda fena sayılmaz.

Benim bulunduğum bölgede 170 dönüm sulanabilir ve verimli arazi (ki asla bulamazsınız) satın alabilmeniz için en az 2 milyon TL nizin olması gerekir. Traktör, toprak işleme, ekim, sulama ekipmanlarını işin içine katarsak bahsettiğiniz kapasitede bir düzen kurabilmek için 2,5 milyon TL civarında bir sermayenizin olması gerekir. Bu şartlarda sizin hesabınıza göre her şey yolunda giderse yatırımın kendini amorti etmesi 25-26 yıl civarı olacaktır. Finansal açıdan bakıldığı zaman bir yatırımın mantıklı olabilmesi için 12 yılda kendini amorti etmesi beklenir ki, buradan yaptığımız yatırımın aslında doğru olmadığını anlıyoruz.

Diyelim ki biz illaki çiftçilik yapmaya niyetlendik(burada konu benim şu anki mevcut imkanlarım kapasitesinde yaptığım üretime dönecek), sulu arazimizde çok kısıtlı. Mecburen kuru tarım yapıyoruz. Normal bir sezonda kuvvetli topraklarımızda ortalama 500, zayıf topraklarımızda ortalama 300 kg buğday alabiliyoruz. Samanı, desteği derken bu şartlarda 300 tl civarı yıllık kazancımız olur. Amortisman giderini koyarsak 250 lira bir dönümden kazancımız olacaktır. Biraz insan gibi yaşamak istersek minimum 300 dönüm ekilebilir arazimiz olması gerekiyor. 300 dönüm arazi yine bizim şartlarında 1,8 milyon tl yapar, yine traktör ekipman vs işine girdik mi 2,1 milyon TL civarı para gerekli.

Buraya kadar yazdıklarımın hepsini bir kenara bırakıp, bu işi nasıl daha iyi yapabiliriz tarafına girelim şimdi.

Bitki bakımı için temel alınacak ilk madde, topraktan bitkiye geçecek olan bitki besin elementlerini doğru şekilde karşılanması. Peki bizim toprakta ne var ne yok bir toprak analizi yapalım dedik... İşte birinci golü yedik. Ziraat odasında, çiftçi korumada, ilçe tarım müdürlüğünde, TMO da, yağlı tohumlarda, tarım kredi kooperatiflerin de tahmini 150-200 kişinin çalıştığı, 30-40 kadar köyün bağlı olduğu, ekonominin temelini tarımın oluşturduğu ilçede toprak analizi yapabilecek bir yer, kurum vs yok. Toprak analizi yaptırmak bile ciddi külfet. Hadi yaptırdık. İyi kötü buğdayda seneyi kurtardık, münavebe için bir sonraki yıl 2 seçenek var, ayçiçeği ve kanola. Hangisini beğendiniz?

Ben zayıf topraklar için kanolayı seçtim çünkü kumsalda ayçiçeği verimi eğer güzel 2 yağmur tutturamazsam 100 kg ı geçmiyor. Bırak kar etmeyi masrafı kurtarmıyor.

Neyse 25 kg 15-15-15 ile ektik, üste 4 ayrı seferde 15 kg gelecek şekilde üre gübresi verdik, 3 defa 3 lü karışım(mantar, bor, böcek) ilacı attık, 2 defa yabancı ot ilaçlaması yaptık. imkanlar dahilinde en iyi bakımı yapıp maksimum verimi almaya çalıştık. (bu bakımın karşılığında kanola ortalamam 270 kg oldu)

Geldik yine zurnanın zart dediği yere, ülkede yıllık reel enflasyon kaç oldu %30-40 civarı. Bizim gübre ilaç, tohum, mazot vs ortalama %40 zamlandı. Eğer bu ülkede adalet ve düzgün bir tarım politikası olsaydı geçen yıl 2100 TL/ton olan kanola fiyatı ne olurdu? 2900 TL/ton. Kaç lira oldu biliyor musunuz? 2040 TL/ton. Çiftçilik girdilerine bakıldığında, ülkede tekbir kalem malzemenin fiyatı bile düşmüyorken benim ürettiğim ürün değer kaybetti. Daha hangi hesabı yapayım? Hangi azim ve şevk ile üretimi sürdüreyim?
2. seçenek olan ayçiçeğini uzun uzun anlatmayayım sadece şunu söylemekle yetineyim tüccar geçen seneki fiyatı %4 arttırırken yağlı tohumlar ve devletimiz %8,4 yıllık fiyat artışını uygun buldu. Yağlı tohumlarda bugün çekirdeği dök, paranın yarısı 1 ay sonra kalan diğer yarısı 2 ay sonra. Buda işin kaymağı oluyor. Hesap kitap yaptık ülkede %40 enflasyon varken bize uygun görülenleri yazdık.
Alternatif ürün dedik yem bezelyesi ektik, arpa ektik, buğday ektik, kanola ektik, ayçiçeği ektik. Günün sonunda baktık ki amortismanı ve kendi işçiliğimizi katmazsak dönümden 300 TL kazanmışız. Arazi kiralasak 150 TL ancak kazanırdık. Bu hesaptan yol çıkarsak insan gibi yaşamak için en az 300 dönüm arazi lazım bize. Yazımın başında da belirttiğim gibi 2,1 milyon TL sermaye varsa biraz biraz insan olduğumuzu anlayarak yaşarız. Ama dede 8 kardeş, baba 4 kardeş, sen 2 kardeş oldun mu aşağı yukarı 50-100 dönüm arazi kalır, içinde bol bol patinaj çekersin.
Devlet küçük çiftçiyi bitirmeye de karar verdiyse bir gün lanet olsun der satar kurtulursun.

Çok şükür biz eli iş tutan, iyi kötü okumuş insanlar olduğumuz için fabrikada çalışıp hayatımızı idame ediyoruz, kalan zamanımızda çiftçilik yapıp işi bir adım daha ileri götürmenin hayali ile yaşıyoruz. Ancak her bölge bizim kadar şanslı değil.

Son olarak sizin yazınızda bahsettiğiniz beyaz yaka çiftçilerden söz edeyim.

İşim gereği Sencer Bey'e telefondan ulaşıp kullanmakta olduğu John Deere hassas ekim makinesi ile ilgili birkaç soru sorma şansım oldu. Bildiğiniz üzere kendisinin hassas ekim konusunda başarılı çalışmaları var. Konuşmamız maaliyete döndüğünde, kullandığı makinedeki elektronik tohum atma ve doğruluk tespiti yapan sistemin bir ünitesinin maliyetinin 8000(sekizbin) dolar olduğunu belirtti. 10 sıralı pnömatik ekim kullanıyor. Sadece bir pnömatik ekim makinesinin elektronik motor ve kontrol sistemi 80 bin dolar oda yaklaşık 450 bin tl eder. Gerçekten o kadar şaşırdım ki, ünitenin toplam maliyetimi yoksa sadece elektronik sistem mi bu para diye soramadım. Ama konuşma elektronik kontrol sistemi üzerine olduğu için sanıyorum sadece o ürünlerin fiyatını belirtti

Bu forumda veya ülkede bu yatırımı yapabilecek kaç tane çiftçi var?

Gerçekten üreticiyi destekleyen bir sistem veya devlet var mı?

Saat baya ilerledi, kafamda çekmiyor artık, yarın sabah işte var, dolayısı ile daha fazla uzatmayacağım. Çokta özenip yazamadım, bir kontrol etmeden direk gönderiyorum. Yanlışlık varsa yarın okuyup düzeltirim.

Bana göre işin sonuç kısmına geldiğimizde; yeter büyüklükte arazi veya sermaye varsa, işinizi düzgün yaparsanız bu işi sürdürebilir, para kazanabilir ve belli bir standartta yaşayabilirsiniz.

Ancak sıradan bir vatandaş iseniz, atadan kalma bir traktör, 50-100 dönüm arazi ile ben çifçilik oynayacağım diyorsanız boş verin gitsin. Satın tarlaları alın iyi bir PC, kurum Farming Simülatörü, gelsin Fendler gitsin John Deereler... Birkaç saat içinde Lemken pulluklarınız, amazone mibzeriniz olur. Biraz çalışkansanız 2 güne son model biçerdöver bile edinirsiniz...

Çevrimdışı FatihEFE

Ynt: Avrupali ciftciler neden intihar ediyor
« Yanıtla #22 : Eylül 05, 2019, 04:51:40 »
Fatih bana da bi sey demissin ama pek anlamadim. Vurgulamak istedigin sey insanlarin kelimelerini bogazina tikamamak icin biz bu siteyi kurduk. Konularin derinlemesine konusulmasi taraftariyim.
Ayrica sen gormesen veya cevrende olmasa da arkadasin verdigi orneklerdeki gibi davranan ciftciler var. Geneli temsil etmesede bunlar da ciftciligin bir diger boyutu. Ve bunlar maalesef ciftciler icerisindeki kotu ornekler.
İntihar eden çiftçilerde Massey var mıdır dememek lazım diyorum

Çevrimdışı ydincbayram

Ynt: Avrupali ciftciler neden intihar ediyor
« Yanıtla #23 : Eylül 05, 2019, 12:51:15 »
İntihar eden çiftçilerde Massey var mıdır dememek lazım diyorum
kesinlikle vardir.
Konu derin ve sikintili maalesef..