toprakbilgi.com

Gönderen Konu: Şeker Fabrikalarının Satışı ve Nişasta Bazlı Şeker Kullanımının Artması  (Okunma sayısı 4337 defa)

Çevrimdışı Demir

  Herkesin bildiği gibi 14 adet şeker fabrikası özelleştirme yoluyla satışa çıkarıldı. Aynı zamanda nişasta bazlı şeker üretiminin kotası tüm dünyanın aksine artırıldı. Sizce bu gelişmelerin Türk Tarımı ve Türk halkının sağlığında ne gibi etkileri olur?

Çevrimdışı demirciler_14

  Herkesin bildiği gibi 14 adet şeker fabrikası özelleştirme yoluyla satışa çıkarıldı. Aynı zamanda nişasta bazlı şeker üretiminin kotası tüm dünyanın aksine artırıldı. Sizce bu gelişmelerin Türk Tarımı ve Türk halkının sağlığında ne gibi etkileri olur?
Yapılan yanlış. Fabrikalar kapanırsa daha da kötü.

LG-H850 cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi


Çevrimiçi of@s

Doktorlar üç beyazdan uzak durun diyor. Un, tuz ve şeker.
Artık bu durum un tuz ve şeker ² olarak değişir.

Nişasta bazlı şeker ve diğer sağlıksız ürünler kısa vadede ekonomik gibi görünür. Fakat bir müddet sonra nükseden sağlık problemleri ve dolayısıyla artacak sağlık giderleriyle hem vatandaşların hayat kalitesi düşer hemde SGK'nın harcama yükü artar.

Sonuç olarak "gıda terörü" en tehlikeli terör türüdür. Bir eve en kolay sızan tehlikelerin başında gelir.

Çevrimdışı FatihEFE

KİT ler yıllardır değerinin altında satılıyor yada peşkeş çekiliyor.
Kamuya ait bir çok kurum ve fabrika çoğu zaman mahzeninde deposunda bulunan urun değerinde satıldı. Tekel eylemleri oldu bu ülkede yine de millet satsın devlet kurumları islemiyor özel şirket çalıştırır adamı dediler.
Simdi sıra pancar üreticisinin de seker tüketicisinin de yakından ilgilendiği seker fabrikalarına geldi.
Nbş (Nişasta bazlı şeker) kullanım kotaları daha önce arttırıldı zaten
Hatta öyle ki abd için sadece Türkiye tüm avrupadan daha büyük bir pazar. Durum boyle iken biz nbş kullanımını arttırıp şeker fabrikalarını da satalım ve suriyede abd ile savaştığımızı emperyalizmle mücadele ettiğimizi söyleyelim.

Çevrimiçi of@s

Satarsak ne olur kısmını düşünmek lazım.
Alan kişi mesela zarar ediyorum diye fiyat düşürse yada fabrikayı durdursa ne olur?
Bunun için tedbir alınıyor mu?
A planı bazen yetmeyebilir.

Çevrimdışı ORION

Satarsak ne olur kısmını düşünmek lazım.
Alan kişi mesela zarar ediyorum diye fiyat düşürse yada fabrikayı durdursa ne olur?
Bunun için tedbir alınıyor mu?
A planı bazen yetmeyebilir.

Alan adam alir tedbirini bence zarar etmeyecek sekilde :D senede 1 milyon ton seker uretmezse parasini isterim diye :D

Oyle tedbirler aliyor devletimiz sagolsun kimseyi magdur etmiyor mesela kopruden gecmezse veririm parasini dedi veriyoz :D

Çevrimdışı FatihEFE

Alan adam alir tedbirini bence zarar etmeyecek sekilde :D senede 1 milyon ton seker uretmezse parasini isterim diye :D

Oyle tedbirler aliyor devletimiz sagolsun kimseyi magdur etmiyor mesela kopruden gecmezse veririm parasini dedi veriyoz :D
Valla tekel özelleştirmesinden sonra tütün üreticisi için hiç bir önlem alınmadı tütün üreticisi üretmekten vazgeçti. Başka şansı olmayan ise özel şirketlerin insafına bırakıldı. Önceden köyümde tütün yetiştirmeyen hane yoktu şimdi bir elin parmağını geçmiyor. Onlarda emeklilik gelene kadar biraz gelir olsun başka iş yapamam bundan sonra emekli olunca da bırakırım diye düşünüyorlar ekimde zaten işçi çalıştırarak çevirecek büyüklükte değil kendi yağımda kavrulayım büyüklüğünde. Oysa tütün ülkedeki en önemli kalemlerden birisi

Çevrimdışı ORION

Valla tekel özelleştirmesinden sonra tütün üreticisi için hiç bir önlem alınmadı tütün üreticisi üretmekten vazgeçti. Başka şansı olmayan ise özel şirketlerin insafına bırakıldı. Önceden köyümde tütün yetiştirmeyen hane yoktu şimdi bir elin parmağını geçmiyor. Onlarda emeklilik gelene kadar biraz gelir olsun başka iş yapamam bundan sonra emekli olunca da bırakırım diye düşünüyorlar ekimde zaten işçi çalıştırarak çevirecek büyüklükte değil kendi yağımda kavrulayım büyüklüğünde. Oysa tütün ülkedeki en önemli kalemlerden birisi
Sekere de olacagi o abi uste daha para oderler gibi geliyor bana fabrikayi alan adam  u fabrikalar calismayor derse

Çevrimdışı Demir

Özelleştirilen tütün fabrikalarının yerinde artık avm ler boy gösteriyor. Samsun tekel fabrikası, çanakkale tekel kanyak fabrikası vs. Hepsinin yerinde avmler var.

Çevrimdışı FatihEFE


Çevrimdışı sadesoda


Çevrimiçi of@s

Gahrolsun ameriga

Çevrimdışı FatihEFE


Çevrimdışı FatihEFE

http://www.sozcu.com.tr/2018/ekonomi/saraydan-iptal-sinyali-2264491/
Tıpkı cam filmi ve Mtv zammı gibi iptal edilip kahraman olunacakmış

Çevrimdışı ydincbayram

BASIN AÇIKLAMASI - ŞEKER FABRİKALARIMIZ ZARAR DEĞİL, KAR EDİYOR!

6 Mart 2018

Bir özelleştirme gündeme geldiğinde ortaya atılan ilk argüman kar - zarar durumudur. Öncelikle de zarar ettiği gerekçesiyle bir kurumdan kurtulma sevinci siyasi iktidar tarafından halkımızla paylaşılır. Ancak bu kurumları kimin yönettiği, bir sorun varsa neden çözülmediği pek sorgulanmaz, hesap sorulmaz!

Türkşeker’in kamuoyuna açıklanan en son 2016 yılı faaliyet raporunda, 25 şeker fabrikasının 28,2 milyon TL, şeker enstitüsünün de 2,7 milyon TL olmak üzere toplamda 31,9 milyon TL zarar ettiği belirtilmektedir. Bu zararda çalıştırılmayan Ağrı, Alpullu (Kırklareli), Çarşamba (Samsun) ve Susurluk (Balıkesir) fabrikalarının payı çok büyük ve toplam 90,5 milyon TL’dir. Çarşamba ve Susurluk Şeker Fabrikaları 2011/2012 (Susurluk Şeker Fabrikası bu arada sadece 2014/2015 üretim yılında çalıştırılmıştır), Alpullu Şeker Fabrikası 2013/2014 ve Ağrı Şeker Fabrikası 2014/2015 üretim yılından itibaren çalıştırılmamıştır.

Çalıştırılmayan bu 4 fabrika hesabın dışında tutulduğunda şeker enstitüsü dahil 21 fabrikanın karı 103,3 milyon TL, zararı ise 44,7 milyon TL’dir. Sonuçta, sadece çalışan fabrikalar ve şeker enstitüsü üzerinden yapılan hesapta Türkşeker’e ait şeker fabrikaları 2016 yılında 58,6 milyon TL kar etmiştir, zarar değil!

Sorun Ağrı, Alpullu, Çarşamba ve Susurluk fabrikalarının çalıştırılmamasıdır. Nedeni konusunda küçük bir araştırma yapıldığında, bu fabrikalar için çiftçimizin yeterli miktarda şeker pancarı üretmediği / ürettirilmediği sonucuna kolaylıkla ulaşılabilir. Buradan da şeker fabrikalarının zarar etmesinin kökeninde tarım politikalarındaki yetersizlikler net bir şekilde ortaya çıkmaktadır.

Tarım Kanunu’na göre çiftçiye verilecek desteklerin milli gelirin %1’inden az olamayacağı açıkça belirtilmektedir. Buna göre 2017 yılında çiftçiye 30,4 milyar TL destek verilmesi gerekirken, 12,7 milyar TL verilmiştir. 2018 yılı için verilmesi gereken 34,5 milyar TL iken, bütçeye konan 14,5 milyar TL’dir. Her iki yıl için verilen ve verilmesi öngörülen desteklerin milli gelire göre oranı %0,4 olmuştur. Kanunun çıkarıldığı 2006 yılından beri bu oran hep %0,4 ve %0,6 aralığında gerçekleşmiştir.

Diğer taraftan ülkemizdeki şeker fabrikalarını kapattıracak ve bir sanayi kolunu çökertecek kadar sıkıntı yaratan bir ürün olan şeker pancarı, hala havza bazlı destekleme modelinde desteklenecek ürünler içerisinde yer almamaktadır.

Şeker sanayinin hammaddesini oluşturan şeker pancarı üretimine devletin kurumu Türkşeker verileri üzerinden baktığımızda 2001 yılında çıkarılan Şeker Kanunu ve bu çerçevede kurulan Şeker Kurumu’nun şeker üretim kotası getirmesi sonucu şeker pancarı eken köy ve çiftçi sayılarında çok hızlı bir gerileme sürecine girilmiştir.

Üretimi durdurulan fabrikalar özelinde konuyu incelediğimizde Ağrı Şeker Fabrikası için üretim yapan köy sayısı 2002 yılından 2016 yılına %80, çiftçi sayısı da %95 gerilemiştir. Alpullu Şeker Fabrikası için bu sayılar sırasıyla %70 ve %90, Çarşamba Şeker Fabrikası için %97 ve neredeyse %100, Susurluk Şeker Fabrikası için %72 ve %92 oranında gerilediği görülmektedir. Türkşeker’in 25 fabrikası üzerinden konuyu değerlendirdiğimizde aynı dönemler için bu fabrikalara şeker pancarı üreten köy sayısı %56 ve çiftçi sayısı ise %82 oranında gerilemiştir.

  Şeker pancarı eken köy sayısı
 2002 2005 2010 2015 2016
Ağrı 132 116 91 8 26
Alpullu 248 212 175 86 74
Çarşamba 188 161 61 3 5
Susurluk 187 207 147 38 52
Türkşeker 5.233 4.781 3.544 2.301 2.324

  Şeker pancarı eken çiftçi sayısı
 2002 2005 2010 2015 2016
Ağrı 12.159 8.582 3.251 177 568
Alpullu 8.106 6.121 2.956 899 818
Çarşamba 10.977 6.130 1.074 30 37
Susurluk 7.531 6.832 2.960 355 615
Türkşeker 386.114 253.087 137.545 67.656 68.065

Türkşeker’e üretim yapan köy ve çiftçi sayısına paralel şeker pancarı ekim alanında da önemli düzeyde gerileme yaşanmıştır. Üretimi durdurulan Ağrı Şeker Fabrikası için şeker pancarı ekimi yapılan alan 2002 yılından 2016 yılına %90, Alpullu Şeker Fabrikası için %77, Çarşamba Şeker Fabrikası için neredeyse %100 ve Susurluk Şeker Fabrikası için %78 oranında küçülmüştür. Türkşeker’in fabrikaları genelinde ekim alanındaki gerileme aynı dönem için %30 düzeyinde olmuştur. Ancak, aynı dönem için şeker pancarı verimindeki artışla birlikte üretim 12,8 milyon tondan 13,1 milyon tona yükselerek yaklaşık 300 bin ton düzeyinde artış göstermiştir.

  Şeker pancarı ekim alanı (hektar)
 2002 2005 2010 2015 2016
Ağrı 10.231 9.050 4.671 272 1.082
Alpullu 4.197 4.255 2.483 871 960
Çarşamba 5.948 4.542 780 11 18
Susurluk 5.146 5.950 4.409 491 1.107
Türkşeker 270.664 221.950 197.333 158.380 190.568

Bu veriler çerçevesinde şeker fabrikalarımızın gerçekte zarar etmeyecekleri, buna karşın mevcut politikalarla zarar ettirildikleri açıkça görülmelidir.

Türkşeker’e ait fabrikaların sorunu, üretim kısıtlaması ve buna bağlı hammadde yetersizliğidir. Bunu aşmanın yolu da çiftçiyi üretime yönlendirecek tarım politikasının tesis edilmesi ile pancardan şeker üretiminin önündeki engellerin kaldırılması olmalıdır.

Sorunu çözmek yerine şeker fabrikalarını özelleştirmek, birçok fabrikanın kapatılması ve pancar şekerinin yerini nişasta bazlı şekerin alması anlamına gelecektir ki bu da toplum sağlığı açısından çok daha vahim bir konudur.

Ahmet ATALIK
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası
İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı

Çevrimdışı Demir

Şeker fabrikalarının özelleştirilmesini gündemden düşürmeyen Fox tv ve çiftçi tv yi tebrik etmek gerek. Herkes bu kadar hassasiyet gösterse belki bir şeyler olabilir.

Çevrimdışı demirciler_14

Şeker fabrikalarının özelleştirilmesini gündemden düşürmeyen Fox tv ve çiftçi tv yi tebrik etmek gerek. Herkes bu kadar hassasiyet gösterse belki bir şeyler olabilir.
Fox kadar duyarlı davranan yok şu anda. Çiftçi tv de kendi adamını övmek için yapıyor.

LG-H850 cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi


Çevrimiçi of@s


Çevrimdışı Demir

Aslında amca en doğrusunu söylemiş.
Şimdi şeker fabrikalarına sahip çıkanlar neden tekel fabrikaları satılırken yoktu?
Neden tarım arazileri talan edilirken yoktu?
Neden çiftçi hayvancı maliyetlerin altında ezilirken yoktu?
İş işten geçtikten sonra, son varlıklar da yok edilirken bir şeyler yapmak akıllarına geldi.

Çevrimdışı FatihEFE

Lafın harmanı olmaz
Satıp satıp 15 senede yediğim mirası 50 sene çalışıp yerine koyamam

Çevrimdışı Demir

Morgan Quaranty Firmasının hazırladığı Özelleştirme Ana Planı’nda Türkiye'de özelleştirilecek KİT'ler belirlenmiş ve öncelik sırasına göre ayrım yapılmıştır. Bu ayırıma göre,

- Birinci derecede öncelikle özelleştirilecek KİT'ler; TURBAN, THY, USAŞ, ÇİTOSAN, YEMSAN, TPAO, TİGEM,

- İkinci sırada öncelikliler; SÜMERBANK, TSEK, PTT, TEK, EBK, TKİ, MEKEK, DRÜS, Türkiye Gemi Sanayi, ÇAY-KUR, SEKA, PETKİM, TÜGSAŞ, TDÇİ, TTK, Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş., Ağır Sanayi ve Otomotiv kurumu,

- Üçüncü sırada öncelikliler; DMO, TCDD, DHMİ, TMO, TZDK, TÜSAŞ, Türkiye Denizcilik İşletmesi’dir.

Çevrimdışı FatihEFE

Bugün gündemde yine şeker fabrikaları vardı.
Şeker fabrikalarının şekeri pahalı sattığı için kar ettiğini özelleştirilince şekerin ucuzlayacağını iddia eden iktidar şeker fabrikalarının satış kararı çok önceden alındı ve satılacağı yönünde açıklamalar yaptı. Bahane yersiz satış yerli
Yerseniz

Çevrimdışı FatihEFE

Pankobirlik, şeker fabrikalarının özelleştirilmesiyle ilgili yazılı bir açıklama yaptı.

Açıklamada, şeker fabrikalarının özelleştirilmesi kararıyla birlikte kamuoyunda farklı kesimlerde farklı bilgilerden kaynaklanan çok farklı görüşler tartışılmaya başlandığı kaydedildi.

Bu tartışmaların,"Devletin şeker fabrikası işletmemesi gerektiği” ve buna bağlı olarak şeker fabrikalarının “kamu mâliyesinin dengesini olumsuz yönde etkilediği” ve şeker üretiminde daha “kârlı” bir işletmecilik anlayışının yerleştirilmesi gerekliliğini dile getirenler kesimler ile özelleştirme politikaları sonucunda doğacak boşluktan yararlanmak için konuyu kasıtlı olarak yanlış yönlendiren uluslararası tröstler ve pancar şekeri üretim piyasasında ortaya çıkacak pazar boşluğundan faydalanmayı düşünen, çoğunluk pay oranı yabancı menşeli nişasta bazlı tatlandırıcı (NBŞ) üreten firmaların müdahaleleri çerçevesinde yürütüldüğü kaydedildi.

Pankobirlik'in açıklaması şöyle:

"Birliğimiz, konunun doğal tarafı olarak kamuoyunu doğru bilgilendirme amacıyla bu açıklamayı yapmak zorunda hissetmiştir.

Öncelikle belirtmek isteriz ki: Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi sadece basit anlamda bir fabrika satışı olarak yorumlanamayacak kadar geniş kitleler üzerinde etkisi olan bir konudur. Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi pancar çiftçisi başta olmak üzere Türk tarımını ve gıda sektörünü doğrudan ilgilendirmektedir. Bu hasletleri göz önünde bulundurulduğunda aşağıdaki noktalara özellikle dikkatleri çekmek isteriz:

1- Pancar üreticisi ürününü sadece kendi bölgesindeki fabrikaya satabilmektedir. Depolanabilir nitelikte olmayan şeker pancarının uzak mesafelerdeki fabrikalara taşınması da ekonomik değildir. Bu nedenlerle şeker fabrikaları, pancar çiftçisi açısından bölgesel tekel niteliğinde bir yapı arz etmektedir. Ehil ellerde idare edilmeyen fabrikaların çiftçiyi zarara uğratması, çiftçiyi küstürmesi ve orta vadede fabrikanın kendi bölgesindeki pancar tarımını bitirmesi kuvvetle muhtemeldir. Bu nedenlerle şeker fabrikalarının özelleştirilmesi sürecinde fabrikaların tarımın gelişimi, fabrikanın çalışması ve kâr’a geçişini tesis edecek yapılara devri göz önünde bulundurulmalı; tekel vasfı dolayısıyla çiftçiyi zarara sokacak, münavebenin etkin kullanımını göz ardı edecek kişilere şeker fabrikaları satılmamalıdır. Hem çiftçi hem Türk tarımı hem de ülkemiz bu durumdan zarar görecektir. Şeker fabrikalarının özelleştirilmesinde pancar çiftçisi ve fabrikaların kader birliği içerisinde hareket etmesi doğası gereği elzemdir.

2- Pancar şekeri fabrikalarının hem devlet hem de özel sektör tarafından işletilmesi tercih edilen bir uygulama değildir. Çiftçi kuruluşları günümüzde dünya ekonomik örgütlenmesinde rolleri tartışılmaz hale gelmiş bulunmaktadır. Çiftçi kuruluşlarının işletmecilik faaliyetlerinde üstlendikleri etkin görevler hem ekonominin canlanmasına hem piyasanın düzenlenmesine hem de istihdam yaratılmasına hizmet etmektedir.

Şeker fabrikalarının işletmesinde aldıkları rol bakımından da çiftçi kuruluşlarının dünya genelindeki etkileri çok açık biçimde görülmektedir. Dünyada pancar şekeri üretiminde, pancar üreticilerinin sektördeki payları: ABD’de %100, Hollanda’da %100, Fransa’da %80,6, Almanya’da %78,2’dir. Amerika Birleşik Devletleri’nde pancar üreticileri özel sektörden devir alabilmeleri ve finansal olarak güçlenebilmeleri için özel bir kanun olan “Capper-Volstead” kanunu aracılığıyla anti-tröst kanunlarından muaf tutulmuştur. Kanun, Tarımsal amaçlı tüm kuruluşları “anti-tröst” kanunlarından tamamen muaf kılmış ve bunlara, çiftçi kuruluşu olmayan büyük işletmelerle karşılaştırıldığında kapsamlı ayrıcalıklar vermiştir.

1- İhale şartnamesinde yer alan şirketlerin şeker fabrikalarının bölgesi dışından da pancar teminini mümkün kılan hüküm, pancar çiftçisinin bölgesel pazar güvencesini ortadan kaldırarak hem üreticiyi hem de pancar üretimini olumsuz etkileyecektir. Çünkü şirketler bu hükme dayanarak ucuz hammadde temini için başka bölgelerin üretim desenini ve münavebe disiplinini bozacaktır. Bu durumda toprak ve yeraltı kaynakları hızla tükenecek, pancar üretiminde hastalık ve zararlılar baş gösterecek ve bu bölgelerde orta ve uzun vadede pancar tarımı yapılamaz hale gelecektir.

2- Beş yıllık üretim zorunluluğundan sonra sektörün geleceği belirsizdir. Beş yıl sonunda fabrikaların kapatılmasında herhangi bir engel olmadığı için, fabrika arazisinin değerinin fabrika maliyetinin üzerinde olduğu durumlarda arazi spekülatörlerinin faaliyet konusu haline gelmesi veya bu kotayı NBŞ üreten fabrikaların satın almasının önünde hiçbir engel yoktur. Ayrıca; beş yıldan sonraki süreçte fabrikaların kapanması dolayısıyla ortaya çıkacak olan pancar şekeri açığı doğrudan NBŞ tarafından doldurulacaktır. Böylece, sağlıklı olmadığı tüm dünya tarafından ısrarla dile getirilen nişasta bazlı tatlandırıcı kullanımı artacağından ‘toplum sağlığı’ da (obezite, kanser, alzheimer, yüksek tansiyon, diyabet vb.) olumsuz yönde etkilenecektir. (Kaynak: 1-13)

3- Yanlış özelleştirme uygulamalarının yaratacağı milli hasarları bertaraf etmek hiç kolay değildir. Tarımsal işletmelerin özelleştirilmesi kapsamında yapılanma veya yönetim modellerinin ortak noktasında tek bir gerçek vardır. Bu da üreticilerin, çalışanların ve sanayicilerin de içinde bulunduğu bir model olmadan sektörün sürdürülebilmesinin mümkün olmadığıdır. Bugüne kadar Et ve Balık Kurumu, Süt Endüstrisi Kurumu, Tekel vb. tarım ve gıda KİT’lerindeki özelleştirme örneklerini ülkemiz acı bir şekilde tecrübe etmiştir. Bu özelleştirmeler sonucunda özellikle ülkemiz hayvancılığının bugün geldiği noktada yapılan hata fark edilmiş ve Et ve Süt Kurumu oluşturularak bugüne kadar yaşanan kayıplar telefi edilmeye çalışılmaktadır.

4- İhale şartnamesinde bulunan hüküm gereği özelleştirilecek 14 fabrikada şeker üretiminin Beş Yıl süre ile devam ettirilmesi zorunlu tutulmaktadır. Öngörülen ceza caydırıcı olmadığı için üretimin bu fabrikaları alan kişiler tarafından sürdürülüp sürülmeyeceği tümüyle alan kişilerin inisiyatifine bırakılmış durumdadır. Beşinci Yılın sonunda şeker üretiminin ne olacağı konusunda da herhangi bir hüküm yoktur. Şeker fabrikalarının özelleştirilmesini düzenleyen şartname bu anlamda hem şeker hem de pancar üretiminin sürdürülebilirliğini güvenceye almaktan yoksundur.

Tüm şeker pancarı üreticilerin temsilcisi olan PANKOBİRLİK olarak bizler; Fabrikaların özelleştirilmesinin mümkün olduğu ancak varlık satışı yönteminin özelleştirme için tek yol olmadığı görüşündeyiz. Dünyadaki gelişmiş ülke örneklerinden de yola çıkarak (ABD, Fransa, Almanya, Hollanda, İngiltere, Polonya) ve şekerin stratejik önemini göz önünde bulundurularak ülkemiz açısından fabrikaların çiftçi kuruluşlarına işletme devri yöntemiyle özelleştirilmesinin daha doğru bir metot olduğu görüşündeyiz. Zira, fabrikalarla kader birliği içerisinde girmiş olan pancar çiftçisi, pancardan kaybederse fabrikadan, fabrikadan kaybederse pancardan kazanarak tarım-sanayi ittifakının önemli bir parçası olmuş olur. Böylece şeker pancarı tarımının, dolayısıyla şeker fabrikalarının çalışmasının sürekliliği sağlanmış olacaktır. Halihazırda çiftçi kuruluşları eliyle yönetilen 5 fabrikanın ülkemiz ekonomisine katkıları göz önünde bulundurulacak olursa bu konudaki ısrarımızın ülkemizin hayrına olduğu açık seçik ortaya çıkacaktır."

ABD MODELİ

Pankobirlik'in açıklamasında ABD modeli de şu ifadelerle örnek gösterildi: "Öncelikle dünyanın en liberal ülkelerinden birisi olan ABD’de şeker sektörünün yapısının incelenmesi ve ortaya konulması önemlidir. Üreticiler ve çalışanlar daha önce özel sektör tarafından işletilen şeker fabrikalarının iyi işletilmediği, tarıma gereken önemin verilmeyerek sadece kâr amaçlı olarak yönetildikleri ve tarımsal yapıda meydana gelen sorunların çözülemediğini görmeleri üzerine, 1970’li yıllarda bulundukları kuzey ve kuzey batı bölgelerindeki şeker fabrikalarını almak üzere birleşmeye başlamışlardır. 2006 yılına gelindiğinde ABD genelinde pancardan şeker üretiminin yüzde 100’ünü ve kamıştan şeker üretimin ise yüzde 95’ini yönetir hale gelerek sektöre hâkim olmuşlardır. Öncelikle Hükümet bir araya gelen üreticilerin bağlı olduğu kooperatifleri özel sektörden devir alabilmeleri ve finansal olarak güçlenebilmeleri için anti-tröst kanunlarından muaf tutmuş ve özel bir kanun olan “Capper- Volstead” kanununu çıkartmıştır. Kanun Tarımsal amaçlı tüm kooperatifleri anti-tröst” kanunlarından tamamen muaf kılmış ve bunlara, kooperatif olmayan büyük işletmelerle karşılaştırıldığında kapsamlı ayrıcalıklar vermiştir. Bu kanun, şeker pancarı sektöründe olduğu gibi bugünün tarım kooperatiflerinin yolunu açmıştır. Yani Devlet sektörü önce özelleşitirmiş sonra da kooperatifleştirmiştir.

Pancar şekeri üretimindeki gelişmelerde devletin yaptığı desteklerin etkileri yadsınamaz. ABD’nin şeker pancarı kooperatiflerine, şeker kredi oranları, pazarlama tahsisatları, ithalat üzerindeki gümrük vergi oranı kotaları (TRQ) ve şekerin etanole dönüştürülmesi başlıklı yardım programları bulunmaktadır. ABD’de halen 10 eyalette 8 kooperatif şirketine ait 23 Pancar Şekeri fabrikasında şeker üretimi yapılmaktadır. ABD şeker üretimi Gümrük Vergi oranları ile korunmakta ve iç tüketimin yüzde 15’ine kadar ithalat izni verilmektedir. Ayrıca ABD’ye şeker ihraç eden her bir ülke için özel ithalat kotaları ve tercihli ticaret anlaşmaları mevcuttur. Sektör ülkeye ekonomik değer olarak pancar şekeri üretimi ve kamış şekeri üretimi ile birlikte ABD genelinde 42 eyalette her yıl toplam 21,1 milyar $ katkı sağlamaktadır. 22 eyalette toplam 142.000 iş kolu oluşturmakta 445 bin hektar alanda, 11 eyalette 25 şeker fabrikası ile faaliyetlerini sürdürmektedir. 30 milyon ton pancardan yaklaşık 5.1 milyon ton pancar şekeri üretilmektedir. Bu rakam ABD Genelinde toplam şeker üretimin %55 ine karşılık gelmektedir. Üreticilerin bu yapıyı nasıl yönettikleri ve örgütlenme modelleri bu konuya ışık tutması açısından önemlidir. Şeker Pancarı ve Şeker Kamış üreticileri tek bir çatı altında, Amerikan Şeker Üreticileri Birliği (ASA) altında örgütlenmişlerdir. ASA Şeker Endüstrileri içinde söz sahibi olan ve içerisinde; şeker çalışanları, rafinericiler, işleyiciler temin ediciler ile şeker pancarı ve şeker kamışı üreticilerini bulunduran milli bir KOALİSYONDUR. Bu Koalisyon Amerikan Şeker Endüstrisi içerisindeki şeker çalışanları ile şeker üreten ve işleyenleri tüm dünyada desteklenen sektörde garantiye almak için çalışmaktadır. Şeker Şirketlerinin ve Fabrikaların İcra Kurullarında Profesyoneller yer almakta yönetimlerde karar organları Yönetim Kurulunda ve Danışma Kurulunda bulunan bir yapı ile sektör başarılı bir şekilde yönetilmektedir. Üreticiler, sanayiciler ve çalışanlarında içinde bulunduğu ve de koperatifleştirilen bu sektörde, üreticiler sahibi oldukları fabrikalarda modernizasyon yatırımları yapmış, ekonomik ölçeklik sağlayarak, sürdürülebilir pancar tarımı ve şeker üretimini garanti altına almışlardır

Çevrimiçi of@s

Dünyanın en tehlikeli terörü gıda terörüdür. Gıda güvenliği oldukça önemli ve stratejik bir konudur.

Günümüzde yüksek reytinge sahip dış güçleri asıl bu konularda arayıp bulmak daha doğru bir hareket olur. Açıklayalım.

NBŞ eğer insanı hasta yapıyorsa maliyetine bakmaksızın uzak durmak kesin daha karlı olacaktır. Zira dünyada hızla artan ve özellikle bizim gibi ilaç sanayisi gelişmemiş ülkelerde sosyal güvenlik kurumlarına çok ciddi mali yük getirir. Örneğin annem onkoloji hastası olduğu için az-buçuk bilgim var. 3 noktayı yazayım gerisini buyrun siz hayal edin.

- Yaklaşık 4 yıllık bir hastalık/tedavi geçmişimiz var. Bu süre zarfında bir cerrahi operasyon, birisi Ankara'da olmak üzere 2 ışın tedavisi gördü ve halen ilaç tedavisi ( bazı ilaçlar ömür boyu ) görüyor.
Kan değerleri düşerse, Dr kan ilacı yazıyor. Tedavinin başlarında yoğunluktan 30dk daha fazla beklemesin diye ilacı yazdırmadan alayım dediğimde eczacı  ( doktorun pek çok hastaya ihtiyaca binaen  fındık fıstık gibi dağıttığı ) bu ilacın fiyatının 400₺ olduğunu söyledi.
3 haftada 1 aldığı başka bir ilacın tek dozu 1.500₺. Her ilaç alımında Dr muayenesi, kan tahlili, EKG, röntgen vs maliyeti hep SGK nin omuzunda. Arada extra ihtiyaç duyulan pet-ct çekimleri vs hesaba dahil değil.

- Onkoloji gittiğimiz özel hastanenin en yoğun bölümü. Muayene 30, sonuç gösterme randevuları 15 günden erken verilemiyor.

- Onkoloji hastalarına gösterilen bazı ayrıcalıklar. ÖTV indirimi, evde bakım hizmeti vb

Başlıca saydığım bu hususlar haricinde başka maddi ve psikolojik yükleride bulunan sağlık problemleri göz önüne alındığında gıda terörünün ne menem bir şey olduğunu anlamak çok güç değil.

Yukarıda en büyük tehdidin gıda terörü olduğunu yazmıştım. Kısaca birkaç rakam vereyim.

Türkiye'nin en kanlı örgütü PKK bugüne dek toplamda 40.000 kişinin ölümüne sebep oldu.

Türkiye'de sadece 2017 yılında ortalama günde 450 yılda 163.000 kişiye kanser teşhisi konuldu. Ölüm oranlarına gelirsek her 5 kişiden 1sinin ölüm nedeni kanser.

Şimdi oturup düşünelim.

 Sadece ve sadece ekonomik açıdan baksak bile, kanser ve diğer hastalıkların maliyeti mi yoksa şeker vb gıda ürünlerinin maliyeti mi daha ekonomik?

Çevrimdışı sebazios

NBŞ kotası %5’e düşürüldü.