toprakbilgi.com

Gönderen Konu: Tarımda küçülme yüzde 2,5’i bulabilir  (Okunma sayısı 1670 defa)

Çevrimdışı DeHLiZ

Tarımda küçülme yüzde 2,5’i bulabilir
« : Eylül 26, 2018, 11:08:33 »
“Tarımda küçülme yüzde 2,5’i bulabilir”
Tarım sektörünün içinde bulunduğu sıkıntılı süreç resmi verilere de yansımaya başladı.

Ama kırsaldaki olumsuz tablonun resmi verilerden çok daha büyük olduğu konusunda ise sektör paydaşları hemfikir.

Biz de geçen hafta Tarım-Analiz programında Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Gülçubuk ile tarımın mevcut durumunu konuştuk ve ileriye dönük olarak rakamları analiz etmeye çalıştık.

Prof. Dr. Gülçubuk’un önemli tespitleri var.

Biz de “söz uçar yazı kalır” diyerek, Tarım Analiz programında konuştuklarımızı özetle sizlere bu yazıda aktarmak istedik.

Çiftçiler arasında gelecek yıllara yönelik büyük bir belirsizliğin hakim olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Gülçubuk, kaygıların temel nedeni olarak sıkça vurguladığımız girdi maliyetlerindeki artışı gösteriyor.

Çiftçinin maliyeti ile geliri arasındaki makasın iyice açıldığını ifade eden Prof. Dr. Gülçubuk, “Özellikle döviz kuruna bağlı olarak girdi miktarlarındaki artışlar çiftçiyi üretim konusunda ciddi endişelere ve gelecek konusunda belirsizliklere yöneltiyor. Bu durum üretimi doğrudan etkiliyor. Türkiye'de girdi fiyatları ne kadar artıyorsa üretimde o kadar daralmaya yol açıyor” diyor.

Her ne kadar Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, son 1 yılda yüzde 100’ü aşan gübre fiyatlarındaki yükselişe karşı gübre cinslerine göre değişmekle birlikte yüzde 15'lere varan bir indirim sağlanacağını açıklasa da bunun üretimi cezbetmek açısından yeterli olmadığı kanısındayız.

Yine Pakdemirli’nin arpa ve buğdayda 5 kuruş olan prim desteğini yüzde 100 arttırarak önümüzdeki yıl 10 kuruş olarak açıklaması olumlu bir gelişme olarak yorumlansa da çiftçinin üretim motivasyonu açısından tek başına yeterli bir adım değil.

Özetle mevcut maliyet ortamında üretim motivasyonunu sağlamak adına daha fazla adımlar atılması gerekiyor.

Dönelim tekrar Prof. Dr. Gülçubuk ile sohbetimize…

Çiftçilerin sürekli ürün fiyatları ile girdi fiyatlarını kıyasladığına dikkat çeken Prof. Dr. Gülçubuk, girdi fiyatlarındaki artışın yanı sıra enflasyondaki yükselişin çiftçiyi tüketici boyutunda da olumsuz etkilediğinin altını çiziyor.

Prof. Dr. Gülçubuk, “Bir yandan çiftçinin kendi üretiminde maliyet yükseliyor. Bir yandan da kendi yaşam maliyeti yükseliyor. Tüm bunlar göz önüne alındığı zaman çiftçi gelecek açısından ciddi karar verme süreçlerinde sorun yaşıyor” yorumunda bulunuyor.

Kırsaldan gelen sinyaller gelecek döneme dair tarımsal üretimin de sekteye uğrayabileceği yönünde.

Prof. Dr. Gülçubuk da bu konuda hem fikir olduğunu şu sözlerle dile getiriyor: “Çiftçinin, gelecek yılın tek ekim ayı olan eylül, ekim ve kasım ayları ile Mart, Nisan, Mayısta yine yazlık ekimlerde ve özellikle gübreleme, sulama, ilaçlama döneminde finansmana ihtiyacı oluyor. Eğer o dönemde finansman açığını kapatamazsa bir de girdi maliyetleri yükselmeye devam ederse bu çiftçinin davranışlarını ekim anlamında ciddi olarak değiştirebilir, belirsizleştirebilir” notunu düşüyor.

ARAZİLER BOŞ KALABİLİR

“Bugün bir konuyu tartışmaya açmak istiyorum” diyen Prof. Dr. Gülçubuk, “Türkiye'de genel fiyatlardaki artış çiftçinin eline geçen gelirlerdeki reel azalma Türkiye'de kiracılık ve ortakçılık ilişkilerini de ciddi olarak gelecek açısından belirsiz, hatta tehdit eder hale getiriyor. Kırsalda gözlemlediğim kadarıyla şöyle bir durum var; örneğin çiftçi geçen yıl arazisini dekarını 150 liraya kiraya vermiş bu yıl aynı araziyi 100 liraya kiraya veremiyor. Gerekçe de araziyi kiralayan ya da kiralamak isteyenin geleceğe ilişkin net olarak önünü görememesi. Bu durum gelecek yılın üretim miktarını, boş kalan arazi artışlarını ortaya çıkarıyor” diyor.

Bu konuda ciddi önlemler alınması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Gülçubuk, çiftçinin fiyatlara baktığını, eline geçenle maliyetler arasındaki farkı karşılaştırdığını belirterek, son zamanlarda başta gübre, ilaç ve yem gibi girdi maliyetlerinde yaşanan sert yükselişin üretimden kaçışı tetikleyebileceği, çiftçinin tarımda tutunabilirliğini olumsuz etkileyeceği uyarısında bulunuyor.

Tarımda fiyat dengesinin oluşmasına dair akıllarda soru işaretlerinin arttığına dikkat çeken Prof. Dr. Gülçubuk, üretimdeki daralmanın sektörün büyümesinin önünde de engeller yarattığını ifade ediyor.

“İKİNCİ VE ÜÇÜNCÜ ÜRÜN EKİMİNDE AZALMALAR OLACAK”

Bu yılın ikinci çeyreğinde yüzde 1,5 küçülen tarım sektöründeki daralmanın devam edeceği konusunda kaygılar olduğunu ifade eden Prof. Dr. Gülçubuk, “Tarım sektöründe bu yılın sonunda küçülme oranı yüzde 2,5’e kadar gidebilir diye endişem var. Çünkü biz şu anda ilk iki çeyrek ile üçüncü çeyreğe dair kısmi verileri almaya başladık ama yıl bütününü alırsak tahminimce büyümede biraz daha yavaşlama görülecek. Çünkü ikinci ve üçüncü ürünlerde girdi fiyatlarından dolayı ciddi daralmalar var” tespitinde bulunuyor.

Özellikle Akdeniz ve Ege Bölgesinde ikinci ve üçüncü ürün ekimine dair ciddi kaygıları olduğunu söyleyen Prof. Dr. Gülçubuk, “Bu da küçülmeyi beraberinde getirecektir. Hep vurguladığımız gibi tarımda maliyet arttıkça üretim azalıyor, çiftçi üretimden vazgeçiyor ve fiyatlardaki yükseklikler ortaya çıkıyor. Bu fiyatlardaki yükselmeler sadece çiftçiyi değil, tüketiciyi de etkiliyor. Tüketici de daha fazla maliyetle ihtiyaçlarını yerine getirmek durumunda kalıyor. Çiftçileri tarımdan koparmayacak, başta girdi desteği ve yaşam desteği olmak üzere onları bu alanda tutmanın yollarını aramak zorundayız” diyor.

GIDA ENFLASYONU BEKLENTİLERİN ÇOK ÜZERİNDE GELEBİLİR

Biraz da mevcut tablonun tüketici fiyatlarına olası yansımalarını konuşuyoruz.

TCMB’nin 2018 yılı gıda enflasyonu tahmin rakamını yüzde 7'den yüzde 13'e çıkardığını hatırlatan Prof. Dr. Gülçubuk, “Piyasa, bunun çok üzerinde olabilir. Biz de pazardaki ve marketteki fiyatları gördüğümüzde bunları çok daha fazla hissedebiliyoruz. Benim beklentim gelecek yılsonuna kadar gıda fiyatlarında yıl ortalaması Merkez Bankası tahmininin çok üzerinde olacağı yönünde” yorumunda bulunuyor.

Peki tarımdaki destekleme politikaları neden işe yaramıyor?

Prof. Dr. Gülçubuk, bu sorunun cevabını şu şekilde veriyor: “Tarımsal destek sistemlerinin kaynak aktarımı, kaynak transferi yönünde değil üretim ve yatırımı destekleyecek şekilde olmalı. Bu, girdi desteğinden tutun pazar desteğine kadar birçok noktada çeşitlendirilebilir. Eğer 14,5 milyar TL çiftçiye destek veriyorsak bundan çiftçinin mutlaka daha fazla kazanması lazım. Bunu girdiye harcayıp oradan elde ettiği ürünü değerlendirmesi lazım. Ama çiftçinin destekten anladığı şu; ‘Bize destek yerine ucuz akaryakıt, ucuz gübre, ilaç verilsin. Biz kendi desteğimizi bulur yaratırız.’ Burada karar vericilerin çok iyi planlaması lazım. Desteklerle çıktılar arasındaki ilişkiyi ortaya koyup, hangi destek kalemlerinde yeniden farklılıklara gidilmesi gerek ve çiftçinin beklentilerine göre destek kalemlerinin oluşturulması lazım” yaklaşımında bulunuyor.

MAKAS AÇILIYOR

“Hayvancılıkta maliyetler artarken, üreticinin elde ettiği gelirde o kadar artış yok. Makas giderek açılıyor” uyarısında bulunan Prof. Dr. Gülçubuk, “Piyasada orta ölçekli çiftçi, küçük çiftçiyi devre dışı bıraktıkça veya koşullar onları devre dışı bıraktıkça ne yazık ki üretimde bir azalma, gıda fiyatlarında ise bir yükselme görüyoruz. Desteklerin biraz daha aile çiftçilerine yönelik olacak şekilde girdi ve ürün üzerinden yeniden biçimlenmesi gerekir. Stratejilerin de buna göre oluşması lazım” önerisinde bulunuyor.

ÇİFTÇİNİN MİLLİ GELİRDEN ALDIĞI PAY ORANTISIZ

Tarım için hep stratejik bir sektör diyoruz ama bunun önemini kavradık mı?

Sanmıyoruz…

Çiftçinin milli gelirden aldığı paya baktığımızda tablo daha net anlaşılıyor.

Türkiye'de nüfusun yaklaşık yüzde 20'sinin tarım sektöründe uğraş verdiğini hatırlatan Prof. Dr.Gülçubuk, “Ama buna karşılık milli gelirden elde ettiği pay yüzde 6'ya kadar düştü. Yani tabanda yoksulluğun paylaşıldığı bir sektörü konuşuyoruz. Yaptığımız bazı hesaplamalara göre örneğin; Amerika'daki bir çiftçinin veya tarımla uğraşan nüfusun yıllık geliri 30-32 bin dolar iken bu Avrupa birliği ülkelerinin çoğunda 20 bin dolar bandında gidiyor. Bizde dövizdeki son değişimlerle beraber 3 bin dolar hatta altına doğru inme konusunda ciddi emareler var. Yani bizde çiftçi biraz da yoksulluğu paylaşıyor. Nüfus olarak milli gelirden elde ettiği payda ciddi bir ters orantı var. Burada tarımda verimliliği arttırmamız lazım, tarıma dayalı sanayiyi kırsala götürmemiz lazım. Çiftçinin ürettiği ürünü bizzat kendisinin işleyerek yüksek katma değerden daha fazla pay alması lazım. Aksi takdirde bu gelir düzeyinde bizim çiftçiyi orada tutmamız çok zor olacak” diyor.

Arz-talep dengesi ve fiyat istikrarsızlığı yüzünden işin dönüp dolaşıp ithalata dayandığını hatırlattığımızda ise Prof. Dr. Gülçubuk, “Tarımdaki her türlü ithalat çiftçinin tarımla olan bağını koparıyor” uyarısında bulunuyor.

TARIMIN GELİRLERİ DÜŞÜYOR

Geçtiğimiz hafta içinde Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2017 yılına ilişkin “Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması” sonuçlarını açıkladı.

Sanayi, inşaat ve hizmet sektöründe gelirler artarken bir tek tarımda gelirler azaldı.

Bu konuyu da Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Veysel Ulusoy ile değerlendirelim.

Prof. Dr. Ulusoy, söz konusu rakamlara tarım sektörünün genel gidişatı açısından dikkat çekiyor.

Tarımda kullanılabilir gelirin payı 2016'da yüzde 5 iken, 2017'de yüzde 4,2'ye düştüğünü belirten Prof. Dr. Ulusoy, “Tarım kesiminin kendi içindeki dağılımına baktığımızda, alt ve orta gelir grubunun payı atarken, üst yüzde 40'lık kesimin payı azalmış. İktisadi faaliyet kollarına (tarım, sanayi, inşaat ve hizmetler) göre geliri düşen sadece tarım kesimi” diyor.

Prof. Dr. Ulusoy, ortalama ve medyan gelirlerdeki en büyük sapmanın alt yüzde 20'lik gelir grubunda yaşandığına dikkat çekerek, “Bu ise yoksulluk oranının yüksek olmasına bağlanabilir” yorumunda bulunuyor.

Tarımın gelecekteki yol haritasına ışık tutması açısından verileri analiz edip, uyarıları paylaşmak istedik.

İrfan Donat

Bloomberg HT Tarım Editörü

Kaynak: https://www.bloomberght.com/yorum/irfan-donat/2158534-tarimda-kuculme-yuzde-2-5i-bulabilir

Çevrimdışı ParaMiliter

Ynt: Tarımda küçülme yüzde 2,5’i bulabilir
« Yanıtla #1 : Eylül 26, 2018, 11:34:24 »
16 yıldır yapılanların tamamı, küçük-aile çiftçiliğini bitirmek üzerine...
25 milyon olan tarım nüfusunu 5 milyona indirmek için...

çünkü Türk tarımının verimi çok düşük. kâr oranı çok az. bu yüzden çiftçi devletin sırtına yük oluyor.
tarım topraklarını büyük şirketler ele geçirirse, maliyetler düşecek çiftçilik daha kârlı hale gelecek.
böylece devlet yükten kurtulacak. büyük şirketler de devlete vergi verecek.
yapılmak istenen de bu.

peki çiftçiler ne olacak?
onların da çoğu işsiz kalacak. küçük bir kısmı bu büyük tarım şirketlerinde asgari ücretli, iş garantisi olmayan köleliğe boyun eğecek.

dedelerinin tarlalarında çalışan köle torunlar...

Çevrimdışı DeHLiZ

Ynt: Tarımda küçülme yüzde 2,5’i bulabilir
« Yanıtla #2 : Eylül 26, 2018, 12:19:48 »
16 yıldır yapılanların tamamı, küçük-aile çiftçiliğini bitirmek üzerine...
25 milyon olan tarım nüfusunu 5 milyona indirmek için...

çünkü Türk tarımının verimi çok düşük. kâr oranı çok az. bu yüzden çiftçi devletin sırtına yük oluyor.
tarım topraklarını büyük şirketler ele geçirirse, maliyetler düşecek çiftçilik daha kârlı hale gelecek.
böylece devlet yükten kurtulacak. büyük şirketler de devlete vergi verecek.
yapılmak istenen de bu.

peki çiftçiler ne olacak?
onların da çoğu işsiz kalacak. küçük bir kısmı bu büyük tarım şirketlerinde asgari ücretli, iş garantisi olmayan köleliğe boyun eğecek.

dedelerinin tarlalarında çalışan köle torunlar...

Bununla ilgili Steinbeck'in "Gazap Üzümleri" kitabı çok iyidir. 1930'lu yıllardaki Amerika krizi sonrası Amerika'da küçük çiftçilerin arazilerine kredi borçları yüzünden bankaların el koyması sonucu çiftçilerin iş aramak için göçlerini ve portakal bahçelerinde iş aramalarını konu alıyor. Sanırım dediğiniz gibi ileride bunlar olacak gibi.

Çevrimdışı sezgin39

Ynt: Tarımda küçülme yüzde 2,5’i bulabilir
« Yanıtla #3 : Eylül 26, 2018, 16:41:59 »
şu anda Trakya'da birebir yaşadıklarımız.hızla malum şirkete doğru topraklar satılmak zorunda bırakılıyor.
çok yazık, bu sevdiğimiz işi gelecek neslimizin yapamayacak olması.ya fabrikada kölelik yada toprak ağalarının yanında, tercih et dur .

Çevrimdışı sadesoda

Ynt: Tarımda küçülme yüzde 2,5’i bulabilir
« Yanıtla #4 : Eylül 26, 2018, 20:34:15 »
11 12 aylarda is daha da ayyuka çıkacak. Banka vadeleri gelince millet yangın satışına çevirecek işleri. Şu zaman bile millet arar olmuş satılık yer var diye


Tapatalk kullanarak iPhone aracılığıyla gönderildi

Çevrimdışı DeHLiZ

Ynt: Tarımda küçülme yüzde 2,5’i bulabilir
« Yanıtla #5 : Eylül 27, 2018, 11:14:49 »
11 12 aylarda is daha da ayyuka çıkacak. Banka vadeleri gelince millet yangın satışına çevirecek işleri. Şu zaman bile millet arar olmuş satılık yer var diye



Tapatalk kullanarak iPhone aracılığıyla gönderildi

Bağa mı didin? :D :D Bu devirde alınmaz bir şey, alınmadıkça da daha da düşecek. Şahsen 1 milyon liram olsa, 2 milyonluk yer 1 milyona düşmeden almam. 1 milyon lira yıllık 250 bin lira faiz getiriyor. Kimsenin böyle bir şey yapacağını da sanmam, parası olan şu anda parayı faize yatırıyor :)

Çevrimdışı ParaMiliter

Ynt: Tarımda küçülme yüzde 2,5’i bulabilir
« Yanıtla #6 : Eylül 27, 2018, 11:48:09 »
parası olmasa da, tarlasını, bağını, bahçesini satıp
bankaya faize yatıran var.
200 dönüm tarla dönümü 10.000 TL'den 2.000.000 TL eder.
200 dönüm tarlayı çalışsan 1 yılda en fazla kazanabileceğin ciro 100.000 TL'dir. bunun da en fazla yarısı yani 50.000 TL'si kâr olabilir. (çok iyi niyetli tahmin ettim.)
ama 2.000.000 TL'yi yıllık faize yatırsan, 1 yılda 400.000 TL'ye yakın bir faiz geliri elde edersin. vergiler düştükten sonra.
üstelik hiç terlemeden, yağmuru güneşi rüzgarı düşünmeden, hiç yorulmadan....

Çevrimdışı sadesoda

Ynt: Tarımda küçülme yüzde 2,5’i bulabilir
« Yanıtla #7 : Eylül 27, 2018, 12:25:21 »
Bağa mı didin? :D :D Bu devirde alınmaz bir şey, alınmadıkça da daha da düşecek. Şahsen 1 milyon liram olsa, 2 milyonluk yer 1 milyona düşmeden almam. 1 milyon lira yıllık 250 bin lira faiz getiriyor. Kimsenin böyle bir şey yapacağını da sanmam, parası olan şu anda parayı faize yatırıyor :)
Ben bayramda senjn elini niye öpmeye gelmiyorum ki?

Çiftlik düşünüyorsan çok acaip şeyler düşecek ödemişe gör sen.


Tapatalk kullanarak iPhone aracılığıyla gönderildi

Çevrimdışı Wallace22

Ynt: Tarımda küçülme yüzde 2,5’i bulabilir
« Yanıtla #8 : Eylül 27, 2018, 12:27:48 »
parası olmasa da, tarlasını, bağını, bahçesini satıp
bankaya faize yatıran var.
200 dönüm tarla dönümü 10.000 TL'den 2.000.000 TL eder.
200 dönüm tarlayı çalışsan 1 yılda en fazla kazanabileceğin ciro 100.000 TL'dir. bunun da en fazla yarısı yani 50.000 TL'si kâr olabilir. (çok iyi niyetli tahmin ettim.)
ama 2.000.000 TL'yi yıllık faize yatırsan, 1 yılda 400.000 TL'ye yakın bir faiz geliri elde edersin. vergiler düştükten sonra.
üstelik hiç terlemeden, yağmuru güneşi rüzgarı düşünmeden, hiç yorulmadan....

Kağıt üstünde gayet mantıklı görünüyor :) 50 bin TL yerine yılda 400.000 tl gelir.
Peki elindekini satıp faize yatırıp, faiz geliri ile bu iş sürdürebilir mi?
Ya da faizlerin söylenene göre 2-3 yıl sonra düşeceğini varsayarsak faiz düştüğünde  o günün şartlarına göre sattıklarımızı yerine koyabilir miyiz, yine 200 dönüm tarla alabilir miyiz?

Çevrimdışı of@s

Ynt: Tarımda küçülme yüzde 2,5’i bulabilir
« Yanıtla #9 : Eylül 27, 2018, 13:07:44 »
parası olmasa da, tarlasını, bağını, bahçesini satıp
bankaya faize yatıran var.
200 dönüm tarla dönümü 10.000 TL'den 2.000.000 TL eder.
200 dönüm tarlayı çalışsan 1 yılda en fazla kazanabileceğin ciro 100.000 TL'dir. bunun da en fazla yarısı yani 50.000 TL'si kâr olabilir. (çok iyi niyetli tahmin ettim.)
ama 2.000.000 TL'yi yıllık faize yatırsan, 1 yılda 400.000 TL'ye yakın bir faiz geliri elde edersin. vergiler düştükten sonra.
üstelik hiç terlemeden, yağmuru güneşi rüzgarı düşünmeden, hiç yorulmadan....
Mantıklı/yapılabilir diyorsunuz yani...

Çevrimdışı ParaMiliter

Ynt: Tarımda küçülme yüzde 2,5’i bulabilir
« Yanıtla #10 : Eylül 27, 2018, 13:15:33 »
Faiz ile sorunu olmayanlar için gayet mantıklı.
yılda 400.000 TL faiz gelirinin 120.000 TL'sini geçinmek için (aylık 10.000 TL) kullanırsın.
geri kalan 280.00 TL ile yine tarla alırsın, hem de istediğin yerden verimli, sulanabilir tarla.
onun da dönümünü 10.000 TL'den alsan, yılda 28 dönüm yer almış olursun.
7 sene içinde yine eskisi gibi 200 dönüm tarlaya sahip olursun.
üstelik bu süre içinde hiç çalışmadan ayda 10.000 TL gelir etmiş olursun.
üstelik bankadaki 2.000.000 TL de bankada faiz kazandırmaya devam eder....
dediğim gibi faiz ile sorunu olmayanlar için gayet güzel bir iş modeli....

Çevrimdışı Wallace22

Ynt: Tarımda küçülme yüzde 2,5’i bulabilir
« Yanıtla #11 : Eylül 27, 2018, 14:06:38 »
Konu farklı bir noktaya gitsin istemem ancak sizce bu küçülme kaç yıl daha devam eder?
Tarımda ne zaman büyümeye başlarız?
FED dün yine faiz arttırdı. Ne zaman faizlerin yükselişi durur?

Çevrimdışı DeHLiZ

Ynt: Tarımda küçülme yüzde 2,5’i bulabilir
« Yanıtla #12 : Eylül 27, 2018, 14:59:12 »
Konu farklı bir noktaya gitsin istemem ancak sizce bu küçülme kaç yıl daha devam eder?
Tarımda ne zaman büyümeye başlarız?
FED dün yine faiz arttırdı. Ne zaman faizlerin yükselişi durur?

Vallahi çok sürer gibi :) Kolay kolay düzeleceğini sanmıyorum. Gelen para eğer ki hâlâ üretim vs. yerine inşaat üzerine gidiyoruz. Katma değeri olan ürünler üretmemiz gerekiyor, 1 konteyner sattığımız malın parasına 1 koli mal alıyoruz. Bu kafayla bu kriz daha da bitmez....

Çevrimdışı of@s

Ynt: Tarımda küçülme yüzde 2,5’i bulabilir
« Yanıtla #13 : Eylül 27, 2018, 16:30:52 »
İyi ihtimalle yıllık 1.000tl ciro, 500tl kar getiren toprak parçasına 10.000tl veriyorlarsa orası üç vakte kadar normal bir tarla olarak kalmayacaktır muhakkak.

Bu şekilde getirisi olan bir tarlanın fiyatının 10.000tl olmasının sebebi arz-talep ile açıklamak çok mantıklı değil.

Çevrimdışı of@s

Ynt: Tarımda küçülme yüzde 2,5’i bulabilir
« Yanıtla #14 : Eylül 27, 2018, 16:37:12 »
Konu farklı bir noktaya gitsin istemem ancak sizce bu küçülme kaç yıl daha devam eder?
Tarımda ne zaman büyümeye başlarız?
FED dün yine faiz arttırdı. Ne zaman faizlerin yükselişi durur?
Bunun net cevabını veremem.
Ama önümüzde bir problem var.
Bu bugünün değil dünün sorunu çözmeye ne kadar geç başlarsak sonuca ulaşmak bir o kadar zor ve uzun sürecektir.
Krizi çözmeye başlamanın ilk adımı durumu doğru tespit etmektir.

Daha biz durumun kriz mi yoksa mriz mi olduğu kararına gelmedik.

Biz bu durumun laf salatası olduğunu "biliyoruz" an itibariyle.

Çevrimdışı ParaMiliter

Ynt: Tarımda küçülme yüzde 2,5’i bulabilir
« Yanıtla #15 : Eylül 27, 2018, 16:48:54 »
2019-2020 yıllarında da sürer.
buna en büyük sebep, maliyetlerin artması, kârlılığın düşmesi.
dolar ve petrol fiyatları yüksek kaldıkça, maliyetler artar.
dolayısıyla enflasyon oluşur. enflasyon yüksek oldukça, faizler de mecburen yüksek olmak zorunda.

faizlerin düşmesi için
enflasyonun düşmesi lazım
enflasyonun düşmesi için
üretici fiyatlarının (döviz-enerji-emtia-sermaye) düşmesi lazım.

bizim yapacaklarımızdan daha önemlisi ABD'nin ve dünyanın yapacakları.
Fed, 2019 da 3 faiz arttırımı, 2020 de 1 faiz arttırımı yapılabileceğini söyledi.
bu da demek oluyor ki, gelişmekte olan ülkeler üzerinde dolar baskısı devam edecek.
üstelik Avrupa merkez bankası da seneye euro tahvil programını bitirebilir.
esasen 2019 için dolardan çok euro daha kazançlı gibi görünüyor. (yatırım tavsiyesi değildir)

hükümet, Yeni Ekonomik Programda bu sene ve seneye düşük büyüme öngördü.
bunun maliye tarafında ciddi etkisi olacak. hazine nereden vergi toplayacak, nereden para bulacak merak ediyorum. başka neleri satacaklar acaba...

devlet garantili köprü, tünel, otoyol, demiryolu, liman, havaalanı, hastane projeleri hazine üzerinde çok ciddi külfet. hem bunların ödemesi için döviz bulmalıyız (sözleşmeler öyle yapılmış, TL'ye çevrilemez) hem de enerji ithalatı + cari açık finansmanı için döviz bulmalıyız.
özel sektör de döviz borçları için döviz talebi yaratıyor. talep çok olduğundan döviz fiyatları artıyor.