toprakbilgi.com

Gönderen Konu: Tarimsal ilaclama uzerine  (Okunma sayısı 1356 defa)

Çevrimdışı ydincbayram

Tarimsal ilaclama uzerine
« : Eylül 30, 2018, 16:06:20 »
Maalesef acmazdayiz. Yazarin hedefinde daha cok urun elde etmek isteyen ciftci var. Fakat her ilaclamanin ciddi bir ekstra maliyet oldugu ve bu durumu ciftcilerinde esasinda tercih etmedigi fakat zorunluluktan kaynaklandigi goz ardi edilmis bence.

Alıntıdır;
''Acı gerçekler..." Mutlaka OKUNMALI...

"Geçtiğimiz yaz... Çiftlikte köy tipi bir ofisim var benim. Orada çay - kahve içeriz ziyaretçilerimizle, gelenler bilir... Manisa - Alaşehir'den genç bir kız geldi oraya. İşte sohbet etmek, haddime değil ama benden biraz akıl almak, şu bu... Şu anda da okuyordur eminim bu satırları, darılmaca, gücenmece yok... Yanlışı görmezden gelmek hiçbir işe yaramıyor. Görmek ve düzeltmek gerek...
Genç kızın babası, Alaşehir'de çekirdeksiz üzüm üreticisi. O bölgedeki tarımdan konuştuk. Çekirdeksiz üzümde dehşet verici ölçülerde kullanılan tarım ilaçlarından, damla sulama ile verilen glikozdan filan. Babası da aynı şekilde yetiştiriyormuş. Attığı ilaçlardan baba da hasta olmuş bu arada.
Dedim ki, "Neden böyle yapıyorsunuz bu tarımı?"; "Bölgenin gerçeği bu..." gibi bir şey söyledi. Tam hatırlamıyorum sözcükleri, yalan olmasın ama ağırlığı maksimize etmek, üzümün üzerinde böcek lekesi vesaire bırakmamak zorunda olduklarını anlattı. Halci jargonu ile yazacak olursam, turfanda, yani sentetik olarak glikoz ile tat verilmiş birinci sınıf üzüm hasat etmeleri gerekliliği... Ürün turfanda girdiğinde fiyat bir misli artar. Olay sadece paraya bağlanıyor sizin anlayacağınız...
Bilmediğim gerçekler değil kızın anlattıkları. Şaşırmadım yani, ama bozuldum hafiften. Bilen de bilir beni, dan dun konuşurum pek çekinmeden. Dedim ki, "Peki bu işin vicdani yönü ne olacak? Neticede çekirdeksiz kuru üzümleri en çok sevenler, tüketenler de ufacık çocuklar... Ben babanı iyi ve iyiyi hak eden biri olarak göremiyorum.". Bu kez de genç kız bozuldu haliyle... Bana söylediği şu oldu, noktasına virgülüne dokunmadan: "Benim babam, evet, sağlıksız tarım yapıyor. Bunun nelere sebep olacağını da biliyor ama babam esasında çok iyi bir insandır. Çünkü bunları beni İstanbul'da okutmak için yapıyor.". Dedim ki, "Pes!". "Muhakeme bu, izan bu, netice bu.".
Aklı başında bir ülkede, ancak kamera şakası olarak sunulabilecek her şeyin bizde tamamen gerçek olması, dahası kanıksanmış olması bir bana mı tuhaf geliyor..?
Geçtiğimiz hafta içinde de Eğirdir Gölü'ne dair bir belgesel izledim. Dalgıçlar göle dalıyor, çekiyorlar, sümüksü bir madde dibi kaplamış, göldeki yaşamın %80'i yok olmuş, kalan %20 balık ise tutuluyor. Satılıyor. Yeniliyor. Şuursuzluğun çok ötesinde, adeta bir delilik hali... Temel sebep gölün çevresinde yapılan elma yetiştiriciliği. Daha doğrusu elma ağaçlarını senede 30 kere ilaçlayan vicdan yoksunu üreticiler, toprağa sızan ve gölü besleyen yeraltı sularına karışan zehir... İzlerken vallahi beynim zonkladı. Pamuk yığınlarında uyuyan çocukların zirai ilaçtan ölmesi mi dersiniz, Fethiye'de portakal ilaçlıyorum derken onkoloji servislerine yığılan çiftçileri mi... Antalya seralarında domates tarımı yapıyorum derken tünelin sonundaki ışığı görenleri mi ya da..?
Çiftçi masum değil. Çiftçi ne yaptığını biliyor. Çiftçi bunu zoraki yapmadı - yapmıyor ve hiç kimse bunu çiftçiye zorla dayatmıyor. Çiftçinin önüne "Vicdan mı yoksa daha çok para mı?" diye bir soru geliyor ve çiftçi gayet ne yaptığının farkında olarak, sonuçlarının gayet farkında olarak seçimini yapıyor. Yeni de değil. 1950'lerden beri...
DDT'yi hatırlarsınız. En yoğun uygulanan bölge Adana idi. DDT - BHS karışımının binlerce tonu uçaklardan atıldı. Arılar, böcekler, fareler, kuşlar... Her şey bu tozlama altında can verdi. Oysa kurdu yiyen böcekler, böcekleri yiyen kuşlar, böcek yumurtalarını yiyen fareler, fareleri yiyen yılanlar derken muhteşem bir ekolojik denge sürüyordu. Toprak bereketli idi ve ilaca ihtiyaç olduğuna dair hiçbir emare de yoktu. Aç gözlülük ile, daha çok ve daha çok para hırsı ile hepsi alt üst oldu.
Aynısı Karadeniz'de oldu. Karadeniz halkı önceleri devletin sübvanse ettiği fındık kurdu ilacına itiraz etti. Zirai mücadele memurlarını tarlaya sokmadı. İlaç atılınca arılar, böcekler, sonra böceği yiyen her şey ölüyor dediler. Korkmuşlardı. Sonra desteklemeler, bir yandan Türk fındığına ilgi, bir yandan artan fındık talebi, yükselen fiyatlar filan derken ne olduysa oldu, üreticiler vicdan ve cüzdan arasındaki seçimi kolayca yaptı. Fındık kurdu ilacına, hem de havuduyla geçiş yapıldı. 1986'da Çernobil de buna mum dikti ve benim Karadeniz fındığı ile işim o gün bitti. Ne oğlum Can, ne kızım İpek; Karadeniz fındığı yemedi. O günden bugüne de, ilaç kullanımı Karadeniz'de hiç azalmadı. İsmi değişti, formülü değişti ama ilaçlama aşkı hiç değişmedi. Şimdilerde ağaç altlarında round-up kullanılıyor. Toprağı kızartan da odur. Bu paragrafa Karadeniz üreticilerinden birkaç kınama, bir - iki de dava gelecektir, gelsin. Tepkiyi doğru yere yöneltmelerini tavsiye ederim. Zehirlenmeyi reddediyor olduğum için suçlu ben olamam sanıyorum..?
İlaçlama her yerde, her bölgede devam etti. Ege'de önce tütün ilacı başladı. Tütün bitti. Sonra Ovası'nda pamuk ile start verildi. Şimdilerde de pamuk yerine tamamen GDO'lu mısır kaynıyor bu bölgeler. Yoğurttan süte, bisküviden baklavaya her şeye zerk olup sizi - bizi hasta ediyor. Fethiye'de, Antalya'da, Mersin'de, Gümüldür ve Seferihisar'da zırıl zırıl narenciye ilaçlaması en vahşi hali ile ilerliyor. Yavuz Dizdar ve arkadaşlarını zehirleyen portakalın hikayesini okumuşsunuzdur... İşte o durum...
"E ne var? Tarım ilacı her yerde kullanılıyor." diyorlar. Kısmen doğrudur. Örneğin çok verdikleri "Avrupa'da da kullanılıyor..." örneği gerçektir. Ama çok önemli farklar vardır. Tarım ilacı, Avrupa'da reçete ile verilir. Adam o sene kaç adet marul diktiğini ilgili devlet kurumuna bildirir ve bu devletçe denetlenir. Sonra devlet bir hesaplama yapar, dikilen marula göre tam gelecek ölçüde tarım ilacı reçetesi yazar ve çiftçiye verir. Çiftçi bu reçete ile ilacı temin eder ve reçeteye uygun biçimde kullanır. Üzerine fikir yürütmez. Kural ne ise kurala uyar.
Bizde, tarım ilaçlarının ölçüsü Türk çiftçisine emanettir. 100 litre suya 10 gram atılacak diyelim. 10 gram, bizim çiftçinin gözüne elbette az görünüyor. Bakıyor ilacın bidonu da üç para bir şey... Yallah boca... Hasattan belirli bir süre önce ilacın kesilmesi kuralı imiş bilmem ne imiş... Onlar Avrupa işi...
DDT, böcekler üzerindeki güçlü toksik etkisi ile 1948'de Nobel ödülü aldı. Hayvanlar için son derece tehlikeli olduğu ve doğadaki besin zincirini bozduğu anlaşılınca da 1970'lerde yasaklandı. Yasaklanışından 10 sene kadar sonra nihayet bizim de aklımız başımıza geldi ve bizde de yasaklandı. Ancak kasabalarda DDT'nin yasaklandığı anonsu geçince zirai ilaççılarda ne kadar DDT varsa çiftçi tamamını topladı. Üçer senelik daha stok yaptılar. Hala da merdiven altı, benzer formüller ile devam ediyor. Topraktan derelere, denizlere karışıyor. Denizde tutulmuş balıkta dahi çıkıyor.
Dört koldan ilaçlanıyoruz. Dört koldan zehirleniyoruz.
Pamuğa zehir giriyor; atlet, tulum, iç çamaşırı, gömlek giyiyoruz zehirleniyoruz. Tahıla atılıyor, ekmek olarak sofraya geliyor, zehirleniyoruz. Meyveye atılıyor, sebzeye atılıyor, o kadarı da yetmiyor, toplanıyor, parafinleniyor, azotlanıyor, klimalardan mantar ilacı atılıyor... Şaka gibi... Zehirleniyoruz. İşler çığırından fazlası ile çıktı ki artık herkesçe bilinsin, yüksek sesle konuşulsun isterim. Devletin regülasyonlarını, üreticinin vicdan kıstaslarını filan beklemekle bu iş olmuyor. Bir şeyin pazarda talebi varsa, buna ne devlet, ne de vicdan engel oluyor. Çünkü bu işin temelinde tüketicinin, yani "parayı verenin" talebi yatıyor.
Böceğin hasar vermediği pırıl pırıllık yeşillikler, bir koca torbanın bir tanesine bile kurt girmemiş elmalar, sineksiz marullar, asla böceklenmeyen pirinçler, unlar, bakliyatlar tercih etmenin anlamı böcek ilacı yemeyi tercih etmektir. Kural aslında bu kadar basittir. Marulun arasından çıkan salyangozu bahçeye bırakır, sineklenmiş brokoliyi sadece akan suyun altında kolayca temizlersiniz ama tarım ilacını asla temizleyemezsiniz. Bedeninize girer, birikir, birikir, bir sınırı aşar ve bedeniniz artık kaldırmaz hale gelir. Kolon CA ve özellikle löseminin etkin sebebi tarım ilacı kalıntısıdır. Düşünerek, ama gerçekten çok düşünerek atın adımlarınızı. Her şeyi sorun, sorgulayın, araştırın, anlatılanlar ile yetinmeyip kendi doğrunuzu bulun ve bunu paylaşmaktan hiç korkmayın. Acı ve iç karartıcı biliyorum ama gerçek  bu!!!...

Pınar Kaftancıoğlu...

Çevrimdışı Demir

Ynt: Tarimsal ilaclama uzerine
« Yanıtla #1 : Eylül 30, 2018, 20:32:14 »
Yazıyı yazarken iyi  niyetle yazıldığı belli olsa da yazı tamamen talihsiz bir yazı olmuş. Ne nedir bilmeden tek yönlü bakılmış olaya. Gel çiftçiyle konuş sana anlatsın her şeyi.

GM 8 cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi


Çevrimdışı of@s

Ynt: Tarimsal ilaclama uzerine
« Yanıtla #2 : Ekim 01, 2018, 08:34:10 »
Piyasayada mal arz talep dengesi üzerine fiyatlanıyor.
Ülke, kg mı 15tl de olsa sadece organik üzüm tercih eden bir toplumdan ibaret olsa çiftçide o şekilde üretim yapar.

Çünkü çiftçi satamayacağı ürünü yetiştirmek istemez.

Pazarda hem en ucuzunu hem en iyisini tezgah tezgah arayacaksınız hemde ilaç kullanılmasın diyeceksiniz.

Parayı veren düdüğü çalar.


Çevrimdışı Ali SARAÇ

  • Admin
  • çok çok yazan üye
  • *****
  • İleti: 1893
  • Yer: Manisa-Alaşehir
  • Yaş: 34
  • Toplam beğeniler: 336
  • Adalet Asalet Merhamet
    • Profili Görüntüle
Ynt: Tarimsal ilaclama uzerine
« Yanıtla #3 : Ekim 01, 2018, 16:02:28 »
baştan sona yanlış , neymiş o glikoz damlamadan falan filan verilerek tatlandırılıyormuş , üzüm özelinde bakarsak çok ciddi bi denetimden geçiyor ve sürekli işletmelerden numune alınıyor , en ufak bi hatada ilacı satana kadar cezası var .. yok öyle ben bilmiyordum ilaçcı verdi ben attım olayıda .. bildiğim avrupadan dönen kuru üzümler var .. ve ceremesini üzüm üreticisinden işletmeci tüccara kadar herkes çekiyor .. bu yazıyı yazanın yada bu olayı anlatanın dediği gibi olsa hala piyasada etkili böcek ilaçları var insanlar atar önüne bakardı .. çiftçi bilinçli çok parayı değil sadece ürünün satılmasına bakıyor .. hangi çiftçiye sorsanız sattığı ürünün fiyatından memnun değildir ama satabildiğinede şükreder .. ölüyü diriyi geçtiler sonunda gözü çiftçilere diktiler ya başka bişey demiyorum ..

Çevrimdışı Ali SARAÇ

  • Admin
  • çok çok yazan üye
  • *****
  • İleti: 1893
  • Yer: Manisa-Alaşehir
  • Yaş: 34
  • Toplam beğeniler: 336
  • Adalet Asalet Merhamet
    • Profili Görüntüle
Ynt: Tarimsal ilaclama uzerine
« Yanıtla #4 : Ekim 01, 2018, 16:04:30 »
yazıyı yazanı azcık araştırdım .. akp nazilli belediye meclis üyesiymiş .. açıkcası şaşırmadım bilmeden araştırmadan soruşturmadan her duyduklarını gerçek sanmak dnalarında var

Çevrimdışı ORION

Ynt: Tarimsal ilaclama uzerine
« Yanıtla #5 : Ekim 01, 2018, 18:09:33 »
Ali abi yazı biraz uzun senin yanıtı okudum yazıyı okumuyorum :)

Çevrimdışı gokcan

Ynt: Tarimsal ilaclama uzerine
« Yanıtla #6 : Ekim 01, 2018, 23:00:01 »
yazılanların birçoğu doğru bir şey yanlış inatla üretim yapmaya çalışan çiftçi bu işi ne zaman bırakacak acaba...

Çevrimdışı ydincbayram

Ynt: Tarimsal ilaclama uzerine
« Yanıtla #7 : Ekim 02, 2018, 00:01:12 »
yazılanların birçoğu doğru bir şey yanlış inatla üretim yapmaya çalışan çiftçi bu işi ne zaman bırakacak acaba...
Tespit dogru tebrik ederim.

Çevrimdışı FatihEFE

Ynt: Tarimsal ilaclama uzerine
« Yanıtla #8 : Ekim 03, 2018, 18:17:29 »
Yazıda anlatılan çiftçi sayısı epey azaldı ama üzülerek söylüyorum hala bu üretime devam eden çiftçiler de var
Sizlere bir anımı anlatayım.
Ben dayımla ilaç ve ilaçlama üzerine konuşuyordum.
Atılan ilaç zeytin sineği ilacı
Dedim ki bizim köyün suyu şu ph da ilacın etkin olarak çalıştığı ph aralığı bu bu yüzden depoya şu kadar ph düşürücü kullanmak gerekiyor daha iyi randıman almak için
Gelen cevap ise ben ilacı fazla koyuyorum yine etkisi artmış oluyor aynı yere geliyor.

Öte yandan bu yıl duyduğum bir olay daha var. Ağaç diplerinde roundup ile ot kurutan bir çiftçinin yağının tam laboratuvar analizinde ilaç etkin maddesine rastlanmış bu yüzden yılda 2 3 defa çapalayıp çapalatıp ilaç da kullanmıyorum. artık yılmıştım kullanacaktım ama vazgeçtim.

Çevrimdışı Cenap

Ynt: Tarimsal ilaclama uzerine
« Yanıtla #9 : Ekim 03, 2018, 19:16:07 »
Biz bahçe de asla ot ilacı kullanmayız. Bunun yerine her sürümde ikileme yaparım.
Eğer bahçede hastalık ve zararlı bir böcek yoksa, bahçeyi yoğun olarak ilaçlamaya boğmaya gerek yoktur.

Ben bu yıl zeytine tek uygulamada bakır sülfat ve pamuk biti ilacı kullandım. Buna rağmen çokta iyi tutmuş.