toprakbilgi.com

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Konular - DeHLiZ

Sayfa: [1] 2
1
Arkadaşlar merhaba,

Eşime yakın zamanda Çölyak teşhisi konuldu, artık buğday ve buğday ile ilgili ürünleri artık tükemeyecek. Çölyak hastalığı nedir diye bilmeyenler için, glutenin kişi tarafından sindirilememesi ile ilgili diyebilirim kısaca. Bu yüzden gluten içermeyen, buğdaya benzeyeyecek tahıllar gerekiyor. Yulaf, karabuğday ve kinoa başlıcaları.

Karabuğdayı az çok biliyoruz ama, aranızda ya da çevrenizde Kinoa eken üreten oldu mu? Tarımı nasıl oluyor? Karabuğdayı Mersin'de eşimin ailesi yetiştirecek, kinoa da yetiştirmeyi düşünüyorum.

Tanıştığımız başka çölyaklı arkadaşlar da istedikleri için sözleşmeli olarak Trakya'da ektirmeyi ilerleyen zamanda düşünebiliriz. Ancak kesinlikle buğday ile teması olmamalı, çevresinde buğday eken olmamalı.

2
Tarım Şurası ile tarımda şirketleşmenin yolu açılıyor

Dün itibariyle 3. Tarım ve Orman Şurası toplantıları başladı. Temmuz ayından bu yana çalışmaları devam eden şura kapsamında 21 çalışma grubu oluşturuldu. Bu grupların hazırladığı raporlar 3 günde ele alınacak ve tartışılacak. Ayrıca bakanlık, internet sayfasından duyuru yaparak daha geniş bir kesimden görüşler aldı.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin deyimi ile bu şura ile gelecek 5 yılın planlanması yapılacak ve gelecek 25 yıla ışık tutacak kararlar alınacak.

Tarım Şurası’na neden gerek duyuldu?

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin özel bir şirkete hazırlattığı “Tarımda Milli Birlik Projesi”, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sunulacak ve kamuoyuna açıklanacaktı. Sunumdan bir hafta önce projeyi ele geçirerek bütün detayları ile 17 Nisan 2019’da DÜNYA Gazetesi’nde yayınladık. Haberimiz üzerine sektörün her kesiminden büyük tepkiler geldi. Sektör temsilcileri Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ulaşarak bu projenin ülke tarımına büyük zarar vereceğini anlattı. Erdoğan, 25 Nisan’da yapılacak sunumu iptal etti. Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli’yi çağırarak sektörün görüşleri alınmadan hazırlanan bu projenin uygulanmayacağını söyledi.

Bakan Pakdemirli, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesinden sonra 15 yıldır yapılmayan Tarım Şurası ile sektörün tarıma ilişkin görüşünü alacaklarını açıkladı. Tarım Şurası’nın yapılmasının nedeni bu projeye olan tepkiydi.

Tarımda Milli Birlik Projesi özetle, tarımsal yapının tümüyle değiştirilmesini, Tarım Bakanlığı taşra teşkilatının tümüyle kapatılarak Semerat Holding adında bir holdingin kurulması,Toprak Mahsulleri Ofisi,Et ve Süt Kurumu gibi kurumların bu holdingin iştiraki olması öngörülüyordu. Holding’in ortakları arasında yerli ve yabancı şirket isimleri sayılıyordu. Diğer tarafta, tarımdaki bütün birlikler,kooperatifler kapatılarak yerine Türkiye Milli Kooperatifi kurulacak. Çiftçilerin bu kooperatife üye olmaları zorunlu olacaktı. Çiftçiler üretecek, holding pazarlayacak ve Türkiye tarımı kurtulacaktı.

Semerat Holding gündeme gelecek mi?

Tarım sektörü tümüyle bu projeye karşı çıktı. Üreticiden sanayiciye, sivil toplum örgütlerinden bakanlık bürokrasisine kadar hemen herkes bu modelin uygulanamayacağı konusunda hemfikir oldu.

Tarım Şurası çalışmaları başlayınca yine sektördeki en büyük endişe, bu şuranın Tarımda Milli Birlik Projesi’ni uygulama zemini olarak kullanılmasıydı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “Tarım Şurası ile sektörün görüşünü aldık” denilerek proje yeniden gündeme getirilecek endişesi var.

Perşembe günü Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin talebi üzerine İzmir’de bir araya geldik. Tarım Şurası da dahil sektör ile ilgili konularda sohbet ettik.Tarım Şurası’nda Semerat Holding konusunun yeniden gündeme getirilip getirilmeyeceğini sordum.

Şura kapsamında oluşturulan 21 çalışma grubunun raporlarını henüz okumadığını içeriği ile ilgili bilgi veremeyeceğini belirtti. Semerat Holding adını geçirmeden, bizim yazdığımız Tarımda Milli Birlik Projesi’nin 2018 yılında hazırlanan 10-12 projeden biri olduğunu söyledi. “Benim de katılmadığım bölümleri var. Ama kooperatifçilik konusunda mutlaka bir şeyler yapmamız gerekiyor.” dedi.

Raporlar katılımcı görüşlerini yansıtmıyor iddiası

Bakan Pakdemirli ile görüşmemizden sonra, Tarım Şurası çalışma gruplarında görev alanlardan bazıları aradı. Katıldıkları toplantılarda konuşulan konularla kendilerine gönderilen raporlar arasında ciddi farklılıklar olduğunu anlattılar. Bazıları “bizim konuştuklarımızı raporda göremedim” dedi. Bazıları “konuştuklarımızın sadece yüzde 20’si rapora yansımış” dedi.

Bir kaç raporu okudum. Bunlardan birisi Tarımsal Yapı ve Dönüşüm Grubu (1.Grup) Raporu. Raporda çok çarpıcı görüşler var. Yazılanlara bakılırsa adı Semerat Holding olmasa da tarıma şirket modeli getirilmek isteniyor.

Şirketleşme ile köylü tarlasında işçi olacak

Söz konusu raporda işletme yapısına yönelik düzenlemeler özetle şöyle ifade ediliyor: “Küçük, dağınık ve 40 yamalı bohçaya benzer işletme yapısından meydana gelmektedir. Bunun farkında olan çiftçiler Şura hazırlık süresince bunu destekleyen yüzlerce mesaj göndermiştir. İşte bu önemlidir. Yeni politikalar bu arayış üzerine kurulmalı, çiftçiyi köylülükten kurtarıp, işletme sahibi yapmalıdır. Ancak arazi sahibi çiftçi aynı zamanda kurulacak olan yapının da ortağı olmalıdır. Bunun için yapıya bağlı ister havza, ister köy temelli, hayvansal üretim ve tarımsal sanayi ile bütünleştirilmiş, ülke çapında belirli sayıda işletmeler (şirketler) oluşturulmalıdır.

Denetime de açık bu işletmelere, Bakanlık uzmanlarından yönetim, teknik, finans ve proje desteği vermelidir. Ayrıca her işletme 2-3, ülkesel çapta 100 binleri aşan uzman ve milyonları aşan toprak sahibini istihdam edecek, böylece sağlıklı ve kaliteli ürünler ekonomiye kazandırılacaktır.

Uygulama ile işsizlik açığa çıkar, şehre göç artar, sosyal patlamalar olur fikri doğru değildir. Köylü zaten anlamsızca şehre akın etmektedir. Bu sistemde köylü işletmenin ortağı ve işçisi olacak; risksiz, korkusuz, borçsuz ve güvenceli çalışma hakkı kazanacaktır. Hatta yatırım ağı genişleyerek yatırımcı köye gelecek bir anlamda köy yaşanabilir bir merkez olacaktır.”

Tarım Şurası sonrasında tarımsal yapı ile ilgili önemli değişiklikler olacağı bu metinde net olarak anlatılıyor. Bu raporlar 3 gün ele alınacak ve sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılacağı kapanış oturumu ile Şura kararları açıklanacak. Yazılanlar olduğu gibi kabul edilirse tarımda şirketleşme modeli getirilecek. Çiftçi kendi tarlasında işçi olarak çalışacak. Böyle bir model tarımda çiftçiliği bitirecek, şirketleri tarımın tek sahibi yapacak. Bu sadece üreticiye değil, tüketiciye de devlete de büyük zarar verir. Sosyal sorunlara neden olur. Yapılması gereken küçük çiftçilerin kooperatif çatısı altında güçlerini birleştirerek üretime devam etmesi. Rant ekonomisi yerine üretim ekonomisinin benimsenmesidir.

Kaynak: https://www.tarimdunyasi.net/2019/11/19/tarim-surasi-ile-tarimda-sirketlesmenin-yolu-aciliyor/

3
Değerli çiftçi dostlarımız, Toros gübre firmasının 20.20 kompoze ve üre gübresinin  analizi Adana İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından yapılmış, aşağıdaki görselde de belirttikleri değerler ortaya çıkmış. Acaba bir numune hatası mı yoksa tüm gübreler mi bu şekilde bilemiyoruz. Umarız ki sadece bir hata olsun. 

Üre yarı yarıya, iz elementler ise verilen değerlerin 20'de 1'i kadar.
Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

4
Daha önceden alınan kararla, Siyah Alaca, Simental, Montofon ve Jersey ırkı sığırlarında kendi ırkı haricinde başka ırk kullanma tohumlama tarihinde hayvanın 5 yaşını doldurmuş olma şartı içeriyordu.

3/11/2019 tarihinde yayınlanan genelge ile bu şart kaldırılmış. Bundan sonra yaşa bakılmaksızın bu ırklardaki inek veya düvelere melezleme yapılabilecek.

Türkiye'nin et açığının giderilmesi, sütün para etmediği şu zamanlarda insanlara ırk değiştirme konusunda yardımcı olmak için çıkarılmış bir karar. Hayvancı arkadaşlara hayırlı olsun.   

5
Haberler / 30 Ton Depolanan Soğan İçin Koparılan Yaygara!
« : Kasım 23, 2018, 14:18:27 »
Haber linki burada: https://www.star.com.tr/guncel/mardinde-bir-depoda-30-ton-sogan-ele-gecirildi-haber-1409460/

5 dekar yerden çıkan soğan patates için yapılacak iş mi bu? Stokçuluk bu kadar küçük miktarlarla mı yapılır yani? Adamlar 100 dekar malı 1 gecede denize döker 300 dekarlık kâr elde eder çok mu zor sanıyorlar? Depo ile malın bozulmamasını sağlarsın, gönder bakalım o kadar malı Hal'e gör bak 2 güne nasıl bozuluyor :) Ben evde 1 kilo soğanı 1 hafta muhafaza edemiyorum Hal'dekiler de edemez ki depo maliyetleri daha da fazla olur. Satılmayan malı ne yapacak adam tabi ki depolayacak!

Kaldı ki, 30 ton malı olan adam büyük bir ihtimal çiftçidir, şehirde ele geçirildi diyor ama tüccarda o kadar az mal olmaz. Çiftçi de kışın satacağı maldan kilo başına 5 kuruş kâr elde edecek garibim, ona da göz diktiler! Amaaaaa iş artan mazot fiyatlarına, artan gübre ve ilaç fiyatlarına gelince kimsenin gıkı çıkmaz!

Çiftçi yine gariban :)

6
Haberler / Tarımda küçülme yüzde 2,5’i bulabilir
« : Eylül 26, 2018, 11:08:33 »
“Tarımda küçülme yüzde 2,5’i bulabilir”
Tarım sektörünün içinde bulunduğu sıkıntılı süreç resmi verilere de yansımaya başladı.

Ama kırsaldaki olumsuz tablonun resmi verilerden çok daha büyük olduğu konusunda ise sektör paydaşları hemfikir.

Biz de geçen hafta Tarım-Analiz programında Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Gülçubuk ile tarımın mevcut durumunu konuştuk ve ileriye dönük olarak rakamları analiz etmeye çalıştık.

Prof. Dr. Gülçubuk’un önemli tespitleri var.

Biz de “söz uçar yazı kalır” diyerek, Tarım Analiz programında konuştuklarımızı özetle sizlere bu yazıda aktarmak istedik.

Çiftçiler arasında gelecek yıllara yönelik büyük bir belirsizliğin hakim olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Gülçubuk, kaygıların temel nedeni olarak sıkça vurguladığımız girdi maliyetlerindeki artışı gösteriyor.

Çiftçinin maliyeti ile geliri arasındaki makasın iyice açıldığını ifade eden Prof. Dr. Gülçubuk, “Özellikle döviz kuruna bağlı olarak girdi miktarlarındaki artışlar çiftçiyi üretim konusunda ciddi endişelere ve gelecek konusunda belirsizliklere yöneltiyor. Bu durum üretimi doğrudan etkiliyor. Türkiye'de girdi fiyatları ne kadar artıyorsa üretimde o kadar daralmaya yol açıyor” diyor.

Her ne kadar Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, son 1 yılda yüzde 100’ü aşan gübre fiyatlarındaki yükselişe karşı gübre cinslerine göre değişmekle birlikte yüzde 15'lere varan bir indirim sağlanacağını açıklasa da bunun üretimi cezbetmek açısından yeterli olmadığı kanısındayız.

Yine Pakdemirli’nin arpa ve buğdayda 5 kuruş olan prim desteğini yüzde 100 arttırarak önümüzdeki yıl 10 kuruş olarak açıklaması olumlu bir gelişme olarak yorumlansa da çiftçinin üretim motivasyonu açısından tek başına yeterli bir adım değil.

Özetle mevcut maliyet ortamında üretim motivasyonunu sağlamak adına daha fazla adımlar atılması gerekiyor.

Dönelim tekrar Prof. Dr. Gülçubuk ile sohbetimize…

Çiftçilerin sürekli ürün fiyatları ile girdi fiyatlarını kıyasladığına dikkat çeken Prof. Dr. Gülçubuk, girdi fiyatlarındaki artışın yanı sıra enflasyondaki yükselişin çiftçiyi tüketici boyutunda da olumsuz etkilediğinin altını çiziyor.

Prof. Dr. Gülçubuk, “Bir yandan çiftçinin kendi üretiminde maliyet yükseliyor. Bir yandan da kendi yaşam maliyeti yükseliyor. Tüm bunlar göz önüne alındığı zaman çiftçi gelecek açısından ciddi karar verme süreçlerinde sorun yaşıyor” yorumunda bulunuyor.

Kırsaldan gelen sinyaller gelecek döneme dair tarımsal üretimin de sekteye uğrayabileceği yönünde.

Prof. Dr. Gülçubuk da bu konuda hem fikir olduğunu şu sözlerle dile getiriyor: “Çiftçinin, gelecek yılın tek ekim ayı olan eylül, ekim ve kasım ayları ile Mart, Nisan, Mayısta yine yazlık ekimlerde ve özellikle gübreleme, sulama, ilaçlama döneminde finansmana ihtiyacı oluyor. Eğer o dönemde finansman açığını kapatamazsa bir de girdi maliyetleri yükselmeye devam ederse bu çiftçinin davranışlarını ekim anlamında ciddi olarak değiştirebilir, belirsizleştirebilir” notunu düşüyor.

ARAZİLER BOŞ KALABİLİR

“Bugün bir konuyu tartışmaya açmak istiyorum” diyen Prof. Dr. Gülçubuk, “Türkiye'de genel fiyatlardaki artış çiftçinin eline geçen gelirlerdeki reel azalma Türkiye'de kiracılık ve ortakçılık ilişkilerini de ciddi olarak gelecek açısından belirsiz, hatta tehdit eder hale getiriyor. Kırsalda gözlemlediğim kadarıyla şöyle bir durum var; örneğin çiftçi geçen yıl arazisini dekarını 150 liraya kiraya vermiş bu yıl aynı araziyi 100 liraya kiraya veremiyor. Gerekçe de araziyi kiralayan ya da kiralamak isteyenin geleceğe ilişkin net olarak önünü görememesi. Bu durum gelecek yılın üretim miktarını, boş kalan arazi artışlarını ortaya çıkarıyor” diyor.

Bu konuda ciddi önlemler alınması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Gülçubuk, çiftçinin fiyatlara baktığını, eline geçenle maliyetler arasındaki farkı karşılaştırdığını belirterek, son zamanlarda başta gübre, ilaç ve yem gibi girdi maliyetlerinde yaşanan sert yükselişin üretimden kaçışı tetikleyebileceği, çiftçinin tarımda tutunabilirliğini olumsuz etkileyeceği uyarısında bulunuyor.

Tarımda fiyat dengesinin oluşmasına dair akıllarda soru işaretlerinin arttığına dikkat çeken Prof. Dr. Gülçubuk, üretimdeki daralmanın sektörün büyümesinin önünde de engeller yarattığını ifade ediyor.

“İKİNCİ VE ÜÇÜNCÜ ÜRÜN EKİMİNDE AZALMALAR OLACAK”

Bu yılın ikinci çeyreğinde yüzde 1,5 küçülen tarım sektöründeki daralmanın devam edeceği konusunda kaygılar olduğunu ifade eden Prof. Dr. Gülçubuk, “Tarım sektöründe bu yılın sonunda küçülme oranı yüzde 2,5’e kadar gidebilir diye endişem var. Çünkü biz şu anda ilk iki çeyrek ile üçüncü çeyreğe dair kısmi verileri almaya başladık ama yıl bütününü alırsak tahminimce büyümede biraz daha yavaşlama görülecek. Çünkü ikinci ve üçüncü ürünlerde girdi fiyatlarından dolayı ciddi daralmalar var” tespitinde bulunuyor.

Özellikle Akdeniz ve Ege Bölgesinde ikinci ve üçüncü ürün ekimine dair ciddi kaygıları olduğunu söyleyen Prof. Dr. Gülçubuk, “Bu da küçülmeyi beraberinde getirecektir. Hep vurguladığımız gibi tarımda maliyet arttıkça üretim azalıyor, çiftçi üretimden vazgeçiyor ve fiyatlardaki yükseklikler ortaya çıkıyor. Bu fiyatlardaki yükselmeler sadece çiftçiyi değil, tüketiciyi de etkiliyor. Tüketici de daha fazla maliyetle ihtiyaçlarını yerine getirmek durumunda kalıyor. Çiftçileri tarımdan koparmayacak, başta girdi desteği ve yaşam desteği olmak üzere onları bu alanda tutmanın yollarını aramak zorundayız” diyor.

GIDA ENFLASYONU BEKLENTİLERİN ÇOK ÜZERİNDE GELEBİLİR

Biraz da mevcut tablonun tüketici fiyatlarına olası yansımalarını konuşuyoruz.

TCMB’nin 2018 yılı gıda enflasyonu tahmin rakamını yüzde 7'den yüzde 13'e çıkardığını hatırlatan Prof. Dr. Gülçubuk, “Piyasa, bunun çok üzerinde olabilir. Biz de pazardaki ve marketteki fiyatları gördüğümüzde bunları çok daha fazla hissedebiliyoruz. Benim beklentim gelecek yılsonuna kadar gıda fiyatlarında yıl ortalaması Merkez Bankası tahmininin çok üzerinde olacağı yönünde” yorumunda bulunuyor.

Peki tarımdaki destekleme politikaları neden işe yaramıyor?

Prof. Dr. Gülçubuk, bu sorunun cevabını şu şekilde veriyor: “Tarımsal destek sistemlerinin kaynak aktarımı, kaynak transferi yönünde değil üretim ve yatırımı destekleyecek şekilde olmalı. Bu, girdi desteğinden tutun pazar desteğine kadar birçok noktada çeşitlendirilebilir. Eğer 14,5 milyar TL çiftçiye destek veriyorsak bundan çiftçinin mutlaka daha fazla kazanması lazım. Bunu girdiye harcayıp oradan elde ettiği ürünü değerlendirmesi lazım. Ama çiftçinin destekten anladığı şu; ‘Bize destek yerine ucuz akaryakıt, ucuz gübre, ilaç verilsin. Biz kendi desteğimizi bulur yaratırız.’ Burada karar vericilerin çok iyi planlaması lazım. Desteklerle çıktılar arasındaki ilişkiyi ortaya koyup, hangi destek kalemlerinde yeniden farklılıklara gidilmesi gerek ve çiftçinin beklentilerine göre destek kalemlerinin oluşturulması lazım” yaklaşımında bulunuyor.

MAKAS AÇILIYOR

“Hayvancılıkta maliyetler artarken, üreticinin elde ettiği gelirde o kadar artış yok. Makas giderek açılıyor” uyarısında bulunan Prof. Dr. Gülçubuk, “Piyasada orta ölçekli çiftçi, küçük çiftçiyi devre dışı bıraktıkça veya koşullar onları devre dışı bıraktıkça ne yazık ki üretimde bir azalma, gıda fiyatlarında ise bir yükselme görüyoruz. Desteklerin biraz daha aile çiftçilerine yönelik olacak şekilde girdi ve ürün üzerinden yeniden biçimlenmesi gerekir. Stratejilerin de buna göre oluşması lazım” önerisinde bulunuyor.

ÇİFTÇİNİN MİLLİ GELİRDEN ALDIĞI PAY ORANTISIZ

Tarım için hep stratejik bir sektör diyoruz ama bunun önemini kavradık mı?

Sanmıyoruz…

Çiftçinin milli gelirden aldığı paya baktığımızda tablo daha net anlaşılıyor.

Türkiye'de nüfusun yaklaşık yüzde 20'sinin tarım sektöründe uğraş verdiğini hatırlatan Prof. Dr.Gülçubuk, “Ama buna karşılık milli gelirden elde ettiği pay yüzde 6'ya kadar düştü. Yani tabanda yoksulluğun paylaşıldığı bir sektörü konuşuyoruz. Yaptığımız bazı hesaplamalara göre örneğin; Amerika'daki bir çiftçinin veya tarımla uğraşan nüfusun yıllık geliri 30-32 bin dolar iken bu Avrupa birliği ülkelerinin çoğunda 20 bin dolar bandında gidiyor. Bizde dövizdeki son değişimlerle beraber 3 bin dolar hatta altına doğru inme konusunda ciddi emareler var. Yani bizde çiftçi biraz da yoksulluğu paylaşıyor. Nüfus olarak milli gelirden elde ettiği payda ciddi bir ters orantı var. Burada tarımda verimliliği arttırmamız lazım, tarıma dayalı sanayiyi kırsala götürmemiz lazım. Çiftçinin ürettiği ürünü bizzat kendisinin işleyerek yüksek katma değerden daha fazla pay alması lazım. Aksi takdirde bu gelir düzeyinde bizim çiftçiyi orada tutmamız çok zor olacak” diyor.

Arz-talep dengesi ve fiyat istikrarsızlığı yüzünden işin dönüp dolaşıp ithalata dayandığını hatırlattığımızda ise Prof. Dr. Gülçubuk, “Tarımdaki her türlü ithalat çiftçinin tarımla olan bağını koparıyor” uyarısında bulunuyor.

TARIMIN GELİRLERİ DÜŞÜYOR

Geçtiğimiz hafta içinde Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2017 yılına ilişkin “Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması” sonuçlarını açıkladı.

Sanayi, inşaat ve hizmet sektöründe gelirler artarken bir tek tarımda gelirler azaldı.

Bu konuyu da Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Veysel Ulusoy ile değerlendirelim.

Prof. Dr. Ulusoy, söz konusu rakamlara tarım sektörünün genel gidişatı açısından dikkat çekiyor.

Tarımda kullanılabilir gelirin payı 2016'da yüzde 5 iken, 2017'de yüzde 4,2'ye düştüğünü belirten Prof. Dr. Ulusoy, “Tarım kesiminin kendi içindeki dağılımına baktığımızda, alt ve orta gelir grubunun payı atarken, üst yüzde 40'lık kesimin payı azalmış. İktisadi faaliyet kollarına (tarım, sanayi, inşaat ve hizmetler) göre geliri düşen sadece tarım kesimi” diyor.

Prof. Dr. Ulusoy, ortalama ve medyan gelirlerdeki en büyük sapmanın alt yüzde 20'lik gelir grubunda yaşandığına dikkat çekerek, “Bu ise yoksulluk oranının yüksek olmasına bağlanabilir” yorumunda bulunuyor.

Tarımın gelecekteki yol haritasına ışık tutması açısından verileri analiz edip, uyarıları paylaşmak istedik.

İrfan Donat

Bloomberg HT Tarım Editörü

Kaynak: https://www.bloomberght.com/yorum/irfan-donat/2158534-tarimda-kuculme-yuzde-2-5i-bulabilir

7
Ulusal Süt Konseyi bugün Ankara'da toplandı. Çiğ süt fiyatı 27 kuruş zamlandı. Tüm Süt Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği Başkanı Sencer Solakoğlu sozcu.com.tr'ye yaptığı açıklamada çiğ süt litre fiyatının 1.53 TL'den 1,80 TL'ye çıktığını söyledi.

Çiğ sütün litre fiyatı şu an 1 lira 53 kuruş. Üreticiler çiğ sütün litre fiyatına 3 yıldır zam gelmediğini zor durumda olduklarını belirtiyorlardı. Tüm Süt Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği Başkanı Sencer Solakoğlu sozcu.com.tr’ye yaptığı açıklamada  1 Ocak itibarıyla geçerli olan 1.44TL/lt +0,09TL/lt=1,53TL/lt olan fiyat,1 Ağustos'tan geçerli olmak üzere 1,70TLlt+0,10TL/lt=1,80 TL/lt oldu.” dedi.

3 YILDIR ZAM GELMİYOR
Konsey toplantısı öncesi sozcu.com.tr’ye açıklama yapan Tüm Süt Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği Başkanı Sencer Solakoğlu “Marketlerdeki süte üç senedir zam geliyor fakat üreticinin sattığı süte zam gelmiyor. Masraflarımız çok arttı. Enflasyon yüksek dayanmakta zorlanıyoruz.” diye konuştu. Solakoğlu ayrıca toplantı öncesi 2 liranın altındaki fiyatın üreticiyi kurtaramayacağını da belirtmişti.

27 KURUŞ ÜRETİCİYİ KURTARMAZ

Kırklareli’de 10 yıldır çiğ süt üreten Mesut Aydın yapılan zammın üreticiyi memnun etmediğini söylüyor. Aydın konuşmasında, “27 kuruşluk zam üreticiyi kurtarmıyor. En az 2 lira olması gerekiyor. Ayrıca dişi hayvanlar kesiliyor. Eskiden 50 liradan aldığımız yemi şuan 65 liradan alıyoruz. Daha iyi yem almak istesek fiyatı 72 lira… Süt üreticiliğinde birçok girdi maliyeti var ancak yapılan zam 27 kuruş. Çok az.” ifadelerini kullandı.

Kaynak: https://www.sozcu.com.tr/2018/ekonomi/sut-fiyatina-27-kurus-zam-geldi-2544444/

8
Yem Bitkileri / 2018 silajlık mısır fiyatları
« : Temmuz 20, 2018, 08:33:52 »
Herkese iyi günler arkadaşlar, silaj zamanı yaklaştı, muhtemelen bölgenizde silaj fiyatları yavaş yavaş oturmuştur. Bölgenizde silaj fiyatları nasıl? Biçim nakliye kime ait bu şekilde de yazarsanız sevinirim :)

9
Paylaşımlarımız / 3 Tekerlekli Traktör ile Drift
« : Mayıs 08, 2018, 13:55:40 »
Adam az daha hiç uğruna gidiyormuş :D




10
Paylaşımlarımız / ABD'de Silaj Yapımı
« : Nisan 24, 2018, 12:54:48 »
Adamlar yapıyor arkadaş, sondaki tır geçince büyüklüğü ve heybeti anlaşılıyor silaj dağının :D O nedir öyle ya :D


11
Köy Kahvesi / Koyunlarla Kısa Bir Film :)
« : Nisan 23, 2018, 21:01:30 »

12
Yem Bitkileri / Silajlık Ayçiçeği.
« : Nisan 23, 2018, 14:48:04 »
Arkadaşlar, özellikle Trakya bölgesinde buğday arkasına ayçiçeği sıklıkla ekiliyor.

Özellikle hayvancılık için, susuz tarlalar özelinde konuşacak olursak önce buğday silajı ardından silajlık ayçiçeği ekilebilir mi? Mısır silajının yerini tutmaz sanırım ancak ne gibi artıları ne gibi eksileri olur?

Bir de diyelim ki bu şekilde bir ekim yaptık, münavebe için şu yol izlenebilir mi?

1. Yıl Buğday arkasına ayçiçeği
2. Yıl Ayçiçeği arkasına silaj ya da kuru ot olacak şekilde buğday-yem bezelyesi arkasına ayçiçeği
3. Yıl Buğday arkasına ayçiçeği
4. Yine 2. yıl gibi

Bu şekilde bir ekim yapılabilir mi? Mecvut tarlalar ikiye bölünerek bir tarafta bezelye arkası ayçiçeği diğer tarafta buğday arkası ayçiçeği yapılabilir diye düşünüyorum. Sizlerin fikri bu konuda nedir?

http://dergipark.gov.tr/download/article-file/264723

Bir de şöyle bir yayın buldum ;)

13
Biçim-Hasat Ekipmanları / Silaj Biçim Hataları
« : Mart 31, 2018, 11:36:32 »
Youtube'da gezerken denk geldim, böylesi bize denk gelse herhalde çıldırırız :)


14
http://dergipark.gov.tr/download/article-file/386512

Böyle bir kaynak buldum, okumanızı tavsiye ederim.

15
Traktör Haberleri ve Yenilikler / Hisarlardan Dev İnavasyon
« : Mart 20, 2018, 15:03:07 »
Hintli Mahindra Türk çiftçilere konuşan tarım makinesi yapacak


Hisarlar’ın yüzde 77’sini satın alan Hintli dev Mahindra Türkiye’yi bölgesel üs olarak belirledi. Hisarlar CEO’su Jagan Kurian, bundan sonraki süreçte daha inovatif ürünlerle ürün gamını genişletmeyi planladıklarını anlattı.

Hisarlar CEO’su Jagan Kurian tarımda dijitalleşmenin hızla hayata geçtiğini, birbiriyle konuşan tarım makineleri geliştirme yolunda çalıştıklarını açıkladı. Şirket bu amaçla yeni araştırma geliştirme yatırımları planlıyor. Kurian, Türkiye’yi bölgede merkez haline getirerek global pazarlar için Türkiye’den yeni ürünler geliştireceklerini söyledi. Dünyanın en büyük traktör üreticilerinden Hindistan merkezli Mahindra & Mahindra, geçtiğimiz yıl tarım makineleri üreticisi Hisarlar’ın yüzde 77.2’sini satın almıştı. Dev firma daha sonra Türkiye’nin en büyük traktör firmalarından Erkunt Traktör’ü de bünyesine kattı. Satınalma sonrası ilk kez DÜNYA’ya konuşan Hisarlar CEO’su Jagan Kurian, Türkiye’yi çok stratejik bir pazar olarak gördüklerini söyledi. “Hem yerel pazar için hem de ihracat imkanları açısından Türkiye bizim için çok önemli” diyen Kurian, Hisarlar’ın Türkiye tarım sektöründe çok bilinen bir marka olduğunu, bundan sonraki süreçte daha inovatif ürünlerle ürün gamını genişletmeyi planladıklarını anlattı.

Türkiye’de var olan Ar-Ge merkezlerinde 18 mühendisin çalıştığını söyleyen Kurian, “Teknoloji hızla değişiyor. Birbirine bağlı cihazların önemi giderek artıyor. Artık makinelerin birbiriyle konuştuğu yeni bir aşamaya geçtik. Hisarlar olarak işte bu ürünleri üretmeyi hedefliyoruz” dedi.

Küçük tarlalarda nasıl dijitalleşeceğiz?

Türkiye pazarının çok güçlü bir pazar olduğunu, global çapta en büyük 4’üncü tarım ürünleri üreticisi olduğunu vurgulayarak çiftçilerin de artık hassas tarım olarak adlandırılan daha spesifik üretim stiline yöneldiğini anlattı. Bir tarlanın tamamı için aynı gübreyi kullanmamak, spesifik sorunlar için spesifik çözümlere yönelmek gibi... Kurian’a göre Türkiye’deki tarım sektörünün ulaşması gereken yer de bu hassas tarım tarım teknikleri.

Peki bir dezavantaj olarak dev topraklardansa bölünmüş tarlaların ağırlıkta olduğu sektörde Mahindra’nın nasıl çözüm önerileri var? Kurian, Hindistan’ın da en büyük sorunun bu olduğunu belirterek, “Dijitalleşmenin küçük tarlalarda nasıl mümkün olacağına odaklanmış durumdayız. Kendi evimizde de sorun bu olduğu için odaklandığımız alan da bu” dedi. Çiftçilerin dijitalleşmeye hazır olup olmadıklarına dair sorumuza ise Kurian, belirli bir kesimin bu bilinçte olduğunu, eğitimlerle bu bilinci geliştirmeye çalıştıkları yanıtını verdi.

İhracatta hedef İran ve ABD

Hisarlar CEO’su Jagan Kurian şirketi ihracatta da güçlü bir konuma getirmeyi planlıyor. Bu yıl ilk ihracat çalışmaları başlamış. Kurian ilk aşamada hedefl edikleri pazarların İran, ABD ve Kuzey Afrika ülkeleri olduğunu açıkladı. Yeni ürünlerin ürün gamına eklenmesi ile Hisarlar’ın gücünün artacağını vurulayan Kurian bir yönetici olarak Türkiye’deki en önemli avantajının ‘işe odaklı’ bir ekibe sahip olması olduğunu da ekledi.

Kaynak: https://www.dunya.com/sirketler/hintli-mahindra-turk-ciftcilere-konusan-tarim-makinesi-yapacak-haberi-407973

16
Balyalama-Paketleme Ekipmanları / Silaj Kesiciler
« : Mart 11, 2018, 23:00:44 »
Silajın düzgün ve iyi bir şekilde kesilmesi işletmeler için önemli. Tabi çok büyük işletmelerde olacak böyle bir makine var :) Küçükler ligine fazla sanırım :)






17
Tarım Politikaları / Köy Arazileri Satılıyor (mu)?
« : Mart 10, 2018, 13:54:42 »

Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

Kınık Belediyesi Büyükşehir yasası sonrası kendisine geçen köy mallarını satışa çıkardı! Yazık diyorum gerçekten yazık!

18
Tarım Haberleri / Tarımsal Destekler Belirlendi // 2018
« : Şubat 26, 2018, 23:01:15 »
Çiftçi Kayıt Sistemi'ne (ÇKS) dahil olan çiftçilere bu yıl için ödenecek tarımsal destekler belli oldu.

Bakanlar Kurulunun, "2018 Yılında Yapılacak Tarımsal Desteklemelere İlişkin Karar"ı Resmi Gazete'de yayımlandı.

Buna göre, ÇKS'ye dahil olan çiftçilere bu yıl için ödenecek tarımsal destekler belirlendi.

Türkiye Tarım Havzaları Üretim ve Destekleme Modeli kapsamında buğday, arpa, çavdar, yulaf ve tritikale için dekar başına 15 lirası mazot, 4 lirası gübre olmak üzere toplam 19 lira, çeltik, pamuk için dekar başına 40 lirası mazot, 4 lirası gübre olmak üzere 44 lira, nohut, mercimek, kuru fasulye için dekar başına 14 lirası mazot, 4 lirası gübre olmak üzere toplam 18 lira, aspir için dekar başına 12 lirası mazot, 4 lirası gübre üzere 16 lira, yağlık ayçiçeği, soya fasulyesi, dane mısır, patates için dekar başına 19 lirası mazot, 4 lirası gübre olmak üzere 23 lira, kanola (Kolza), soğan, yaş çay, fındık, yem bitkileri ve diğer ürünler için dekar başına 10 lirası mazot, 4 lirası gübre olmak üzere 14 lira, nadas için de 6 liralık mazot desteği verilecek.

Mazot fiyatlarında artış olması durumunda belirlenen mazot destekleme birim fiyatları, bu yıl içerisinde günlük mazot fiyat artış oranları ortalaması kadar oranda Maliye Bakanlığının uygun görüşüyle artırılarak uygulanacak.

Toprak analizi desteği olarak asgari 50 dekar ve üzeri tarım arazilerinde, her 50 dekar araziye kadar analiz başına yetkili toprak analiz laboratuvarlarına 40 lira destek sunulacak.

Organik tarım için kategorilerine göre dekara 10 ila 100 lira destek sağlanacak.

İyi tarım uygulamaları desteklemesi kapsamında meyve, sebze, süs bitkileri, tıbbi aromatik bitkiler, örtü altı ve çeltik için dekar başına 10 ila 150 lira arasında destek verilecek. Ayrıca alabalık, çipura, levrek için kilogram başı 25 kuruş desteklenecek.

Bitkisel üretim yapan küçük aile işletmelerinin desteklenmesi uygulamalarında dekara 100 lira ödenecek.

Fındık üreticilerine alan bazlı gelir desteği, Türkiye Tarım Havzaları Üretim ve Destekleme Modeli kapsamında belirlenen yerlerde yapılan üretimde dekara 170 lira olarak ödenecek.

Fark ödemeleri kapsamında belirlenen havzalarda yetiştirilecek ürünler için verilecek destekler de tespit edildi. Bu kapsamda kilogram başına yağlık ayçiçeğine 40 kuruş, kütlü pamuğa 80 kuruş, soya fasulyesine 60 kuruş, kanolaya 50 kuruş, aspire 55 kuruş, dane mısıra 3 kuruş, buğday, arpa, yulaf, çavdar, tritikaleye 5 kuruş, çeltiğe 10 kuruş, kuru fasulyeye, nohuda, mercimeğe 50 kuruş, zeytinyağına 80 kuruş ve yaş çaya 13 kuruş destek verilecek.

Su kısıtı olan bölgelerde nohut, mercimek ekenlere verilen fark ödemesine ilave yüzde 50 destek ödenecek. Damlama sulama ile sulanan alanlar hariç dane mısıra destekleme ödemesi yapılmayacak.

Türkiye Tarım Havzaları Üretim ve Destekleme Modeli kapsamında desteklenen ürünlerin havza dışında yetiştirilmesi durumunda belirlenen ürünlere mazot, gübre ve fark ödemesi desteği verilmeyecek.

Desteklemelerden, ÇKS'de özlük, ürün, arazi bilgileri kayıtlı olan ve belirlenen havzalarda yer alan, arazilerde desteklemeye esas ürünleri ürettiği Bakanlık il ve ilçe müdürlüklerince tespit edilen ve belirlenecek yasal süre içerisinde destekleme başvurularını yapan kamu kurum ve kuruluşları hariç gerçek ve tüzel kişiler yararlanacak.

Yaş çay üreticilerine yapılacak fark ödemesi desteği, belirlenen havzalarda Bakanlar Kurulunun "Çay Tarım Alanlarının Belirlenmesi ve Bu Alanlarda Çay Tarımı Yapan Üreticilere Ruhsatname Verilmesine Dair Karar" ile belirlenen ve üretime izin verilen çay alanlarında Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü (ÇAYKUR) tarafından düzenlenip kontrolleri yapılan çay ruhsatları üzerinden yapılacak.

Hasat makineleriyle hasadı yapılan ürün ve üretim alanları için hasat zamanında uygun hasat makinelerinde uzaktan izleme ve verim tespiti yapan sistemlerin kullanılmasına yönelik çalışmalar yapılacak.

İlgili yönetmelikte belirtilen yüksek kayıplı elektrik dağıtım şirketleri kapsamına giren ve 2018'de Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin, Batman, Siirt, Şırnak'ta tarımsal amaçlı sulamada kullanılan elektrik borcu için, bu yıl ekilişi fark ödemesine konu ürünlerde çiftçinin alacağı fark ödemesine destek ödeme zamanında bloke konulacak ve çiftçinin muvaffakatiyle dağıtım şirketine aktarılacak, kalan kısım çiftçiye ödenecek.

Tarım Havzaları Üretim ve Destekleme Modeline göre yem bitkileri desteğinde ÇKS'ye kayıtlı arazileri üzerinde kaba yem üretmek amacıyla çok yıllık ve tek yıllık yem bitkileri ekilişi yapan üreticilere ürünü hasat etmeleri kaydıyla dekar başına verilen destekler 2019 bütçesinden ödenecek.

Yem bitkileri üretim desteği, çok yıllıklar için dekar başına yıllık 90 lira, tek yıllıklar için dekar başına 60 lira, silajlık mısır için dekar başına 100 lira, kuru şartlarda ekilişi yapılan yem bitkileri için dekar başına yıllık 40 lira, Bakanlıkça belirlenen Hayvancılık Yetiştirici Bölgesi'nde yer alan illerde yem bitkisi ekilişine, aldığı desteğe ilave yüzde 25 destek sağlanacak.

Yer altı sularının yetersiz seviyede ve su kısıtı olduğunun Bakanlıkça tespit edildiği havzalarda 2018'de ekilen fiğ, macar fiği, burçak ve mürdümük için yem bitkisi desteğine ilave yüzde 50 destek verilecek.

Doğal polinasyonu sağlamak amacıyla Bakanlık Örtüaltı Kayıt Sistemine kayıtlı örtü altı ünitelerinde, bombus arısı kullanan yetiştiricilere koloni başına 60 lira ödenecek.

BUZAĞI İÇİN 350 TL

Çiftçi Kayıt Sistemi'ne (ÇKS) kayıtlı üreticilere bu yıl için ödenecek tarımsal destekler belli oldu. Yetiştiricilere, 4 ay ve üzeri buzağı için 350 lira, malak için 150 lira, soy kütüğüne kayıtlı buzağı için 500 lira, malak için 400 lira destek verilecek.

Bakanlar Kurulu'nun "2018 Yılında Yapılacak Tarımsal Desteklemelere İlişkin Karar"ı Resmi Gazete'de yayımlandı.

Buna göre, hayvancılık alanında, programlı aşıları tamamlanmak kaydıyla 4 ay ve üzeri buzağı için 350 lira, malak için 150 lira, soy kütüğüne kayıtlı buzağı için 500 lira, malak için 400 lira, yurt içinde üretilen ve döl kontrolü kapsamında testlerini tamamlamış boğaların buzağılarına 50 lira, anaç mandalara 250 lira, soy kütüğüne kayıtlı anaç mandalara 400 lira destek ödenecek. Bakanlıkça Yetiştirici Bölgesi olarak belirlenen illerde buzağı ve malaklara 200 lira ilave destek verilecek.

Ürettiği çiğ sütü kayıtlı süt işleme tesislerine satan ve bir hayvancılık örgütüne üye olan yetiştiricilere, manda, koyun ve keçi sütü ile inek sütü, soğutulmuş inek sütü ve üretici örgütleri kanalıyla pazarlanan soğutulmuş inek sütüne farklı olmak üzere, Bakanlığın belirleyeceği dönemler ve birim fiyatlar üzerinden destekleme ödemesi yapılacak. Ürettiği çiğ sütü üretici örgütleri aracılığı ile süt tozu olarak Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğüne (ESK) satan üreticilerin çiğ süt desteklemeleri devam edecek.

Çoban istihdamı desteği, 200 ve üzeri küçükbaş anaç hayvan varlığına sahip işletmelere 5 bin lira olarak ödenecek. Damızlık koyun-keçi yetiştiriciliğinde anaç hayvan başına 25 lira, Mardin, Siirt ve Şırnak’ta anaç tiftik keçilerine ilave 20 lira ödeme yapılacak.

ARI YETİŞTİRİCİLERİNE KOVAN BAŞINA 10 TL

Arı yetiştiricilerine de arılı kovan başına 10 lira, ana arı için 15 lira, damızlık ana arı için ise 40 lira destek sunulacak.

Öte yandan ipek böceği yetiştiriciliği de desteklenecek.

Bakanlıkça belirlenecek illerde 100 başa kadar düve alımına, düve bedelinin yüzde 30’u kadar destek ödemesi yapılacak. Uygulama 2018'den başlamak üzere 2 yıl devam edecek.

Hastalıklardan ari işletme desteği hayvan başına 450 lira, hastalıklardan ari ve onaylı süt çiftliği sertifikasına sahip olanlara ilave destek de 80 lira olarak belirlendi.

Hayvan hastalıklarıyla mücadele çerçevesinde uygulayıcılara ödenen aşı ve küpe desteği hayvan başına 1 ila 1,5 lira arasında tespit edildi.

Hayvan genetik kaynaklarını koruma destekleri kapsamında sığır pedigrili korumaya 800 lira, büyükbaş korumaya 600 lira, küçükbaş korumaya 90 lira, arı korumaya (kovan) 40 lira destekleme yapılacak.

Ayrıca, halk elinde anaç manda ıslahı desteği olarak 850 lira, damızlığa ayrılan manda desteği ve damızlık erkek materyal desteği 200 lira, ıslah programındaki koyun/ keçiler ile yavrularına halk elinde ıslah desteği taban sürüde hayvan başına 40 lira, elit sürü için 70 lira ödenecek.

Yurt içinde doğmuş ve besi süresini tamamlamış erkek sığırlarını (manda dahil) mevzuatına uygun kesimhanelerde kestiren yetiştiricilere, 1-200 baş için (200 dahil), hayvan başına 250 liraya kadar Bakanlıkça belirlenen fiyat üzerinden destekleme ödemesi yapılacak.

BALIKÇILIK DESTEKLERİ

Su ürünleri desteği çerçevesinde alabalığa kilogram başına miktarlarına bağlı olarak 0,75-0,375 lira arasında, yeni türlere miktarına bağlı olarak 0,5-1 lira arasında ve midyeye 0,05-0,025 lira destek sağlanacak.

Geleneksel kıyı balıkçılığının desteklenmesi için 10 metreden küçük balıkçı gemilerine 500 -1000 lira destek verilecek.

SERTİFKALI PATATES TOHUMU KULLANANA 80 TL DESTEK

Yurt içi sertifikalı tohum kullanım desteği çerçevesinde dekara aspir, kanola, susama 4 lira, çavdar, tritikale, yulafa 6 lira, çeltik için 8 lira, arpa, buğday için 8,5 lira, fiğ, korunga, yem bezelyesine 20 lira, yer fıstığına 15 lira, yoncaya 30 lira, kuru fasulye, mercimek, nohut, soya için 20 lira, patates için 80 lira ödeme yapılacak.

Sertifikalı fide/fidan kullanım desteği bodur-yarı bodur meyve türleri ile bahçe tesisi, çilek fidesi için dekar başına 400 lira, diğer meyve fidanları ile bahçe tesisi (bağ ve nar hariç) dekar başına 280 lira olacak.

Yurt içi sertifikalı tohumluk ve fidan üretimlerinin desteklenmesi uygulamasına 2018 yılında da devam edilecek, orijinal-temel ve üstü tohumluk üretimlerine ilave destek verilecek.

ZEYTİN BAHÇELERİNE REHABİLİSTASYON DESTEĞİ

Geleneksel zeytin bahçelerinin rehabilitasyonu desteği kapsamında dekar başına 100 lira ödeme yapılacak.

Ziraat Odası ve Üretici Örgütlerine, en fazla 5 olmak üzere istihdam edilen her bir tarım danışmanı için 38 bin lira tarımsal yayım ve danışmanlık desteği, on iki aylık hizmet sunumuna bağlı olarak eşit iki dilim halinde ödenecek.

Çiftlik Muhasebe Veri Ağı Sisteminin 81 ilde uygulanmasına devam edilecek ve kayıt altına alınan 6 bin işletmede işletme başına 600 lira ödenecek.

Öte yandan, karar kapsamında Tarım Havzaları Üretim ve Destekleme Modeli çerçevesinde desteklenecek ürün listeleri de yer aldı.

Söz konusu karar 1 Ocak 2018 tarihinden geçerli olmak üzere bugün itibarıyla yürürlüğe girdi.

http://www.bloomberght.com/tarim/haber/2098614-tarimsal-destekler-belirlendi

19
Yıllardır ha yaptım ha yapacağım dediğim büyükbaş besi hayvancılığına bu hafta itibarıyla girmiş bulunuyoruz.

İlk etapta 22 baş aldık toplu olarak, 6-7,5 ay arasında değişiyor hayvanların yaşı, saf simental, holstein-simental melezi, montofon, angus melezi ve şarole melezinden oluşuyor hayvanlarımız.

Kısa dönem besi yapmayı düşünüyoruz, belli bir rasyonumuz yok çünkü en çok 40 baş yapacağız ve bu kadar sayı için rasyon hazırlamak pahalı geliyordu. Kaba yem ağırlıklı besleyeceğiz, bulunduğumuz bölge ve dönem itibarıyla kaliteli mısır silajı temini zor olduğundan pancar küspesine yöneldik.

Yatırım maliyetini düşürmek adına ve de arazi kiralık olduğu için çadır ahırda karar kıldık. Daha büyük bir yere geçecek olursak, çadırı sök-taşı-yeniden kur rahatlığını yaşamak istiyoruz :D


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

Çadırımız bu şekilde.

20
Ölen bir kişinin kimliği ile Kars kent merkezi ve bazı ilçelerindeki besicileri 43 milyon lira dolandığı iddia edilen Ali Karadaş kayıplara karıştı. Besiciler, Karadaş hakkında Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulundu.

Besiciler, geçen yıl Kars ve ilçelerine Tarım Bakanlığı'nın 'Genç Çiftçi Projesi' için geldiğini söyleyen ve gerçek adının 'Ali Karadaş' olduğunu öğrendikleri kişinin 500 TIR dolusu 17 bin büyükbaş hayvanı Diyarbakır ve Şanlıurfa'ya  götürdüğünü öne sürdü.

Dolandırıcıdan büyük bir darbe yediklerini belirten Susuz ilçesi Kalecik Köyü Muhtarı Karabey Mintemur, "Bu adam Şanlıurfa'dan geldi. Öncülük yapan biri vardı. Biz de güvendik ve senet karşılığı malımızı verdik. Bizlere biraz da para verdi. Malımız iyi satılıyor diye çok sevinmiştik. Dolandırıcı olduğunu anlamadık. Hakkında her hangi bir araştırma da yapmadık. 2017 yılının Ağustos ayından bu yana mal veriyorduk. Bu süre içinde Kars'ta yaklaşık 43 milyon TL'lik 17 bin adet büyükbaş hayvan satın aldı. Bugüne kadar yaklaşık 500 TIR'la bu hayvanları Diyarbakır ve Urfa'ya götürdü. Kendisi bize Tarım Bakanlığı'ndan Genç Çiftçileri Desteklemek için geldiklerini ve hayvanları çiftliklerde yetiştireceklerini söylediler. Tarım bakanımızın adını da kullanınca biz de güvendik. Paramız zayi olmaz sandık. Herhangi bir sorgusunu da yapmadık ilçe tarıma gidip sormadık. Sonradan öğrendik ki adam buradan her hangi bir sevk çıkışı almadan hayvanları götürüyormuş. Dolandırıldıktan sonra kimliğinin bile sahte olduğunu öğrendik. Bize verdiği isim 10 yıl önce ölmüş. Senet yaptığımız kimlik ölünün adınaymış" dedi.

Mağdurlardan Haydar Mintemur ise senetleri ödenmeyince bu kişiyi aradıklarını ancak telefonla da ulaşamadıklarını anlatırken, şöyle konuştu: "Biz devlete sığınıyoruz. Devletten başka kimsemiz yok. Şikayetçi olduk. Ama hala yakalanmadı. 50 akrabam bana yardımcı oldu. 50 akrabamın 30'u mağdur. Yetkililer bu hayvanları getiremiyorsa biz nasıl getireceğiz? Benim de 50 büyükbaş hayvanım gitti. Adam öyle bir şey yaptı ki burada kimsenin itibarı kalmadı. Vatandaş çok büyük bir mağduriyetin içinde, kendini ifade bile edemiyor. Halk çok sıkıntılı. Mağdur olan insan sadece hayvanlarını değil işyerini bile kaybediyor. Burası küçük bir ilçe. Böyle giderse herkes birbiriyle kavga eder ve cinayet çıkar. O şahsın, ölünün kimliğini kullandığını da biz karakola başvurduktan sonra öğrendik."

Kaynak: DHA


Kilit cümle şu: "Malımız iyi satılıyor diye çok sevinmiştik. Dolandırıcı olduğunu anlamadık."

Güzel kardeşim, ticaret yapan adam 3 lira eden mala 5 lira vermez. Veriyorsa bir hinlik arayacaksın, hemen atlamayacaksın ;) Müstehak diyorum, üzülmüyorum da...

21
MUĞLA'nın yaklaşık 10 milyon zeytin ağacıyla, Türkiye'deki zeytin varlığının yüzde 10'una sahip ilçesi Milas'ta bu yıl 4'üncüsü düzenlenen Zeytin Hasat Şenliği'ne katılan İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, 7'den 77'ye herkese bol bol zeytinyağı içmeleri tavsiyesinde bulundu.

Milas 4'üncü Zeytin Hasat Şenliği aralarında Muğla Valisi Esengül Civelek, MHP Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan, Milas Kaymakamı Eren Arslan, CHP'li Milas Belediye Başkanı Muhammet Tokat, İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay ile sivil toplum kuruluşu, siyasi partilerin temsilcileri, çiftçiler ve üreticilerin de katıldığı yürüyüş ile dün (Cumartesi) başladı. Milas girişindeki Hayıtlı Mahallesi'nde toplanan kalabalık, Atapark'a kadar davul ve zurna eşliğinde yürüdü. Şenlik, halk oyunları gösterisi ve resmi törenle devam etti.
TÜRKİYE ZEYTİNİN YÜZDE 10'U MİLAS'TAN
 
Milas Kaymakamı Eren Arslan, şenliğin açılışında Milas'ta zeytincilikte coğrafi işaret ve tescil işlemleriyle fark yaratıldığını söyledi. Kaymakam Arslan, şöyle dedi:
 
"Bu bereketli topraklarımızda yetişen ürünlerin içerisinde zeytinin önemli bir yeri vardır. Zeytin en kutsal uygarlıklarda, efsanelerde, dinlerde, refah, bilgelik, barış, bolluk, saflık gibi değerlerin sembolüdür. Bütün ağaçların ilki denilen zeytin, ilçemizdeki tarımsal alanlar içerisinde yüzde 66'lık payıyla büyük önem teşkil etmektedir. Ülkemizde bulunan yaklaşık 110 milyon zeytin ağacının, yüzde 10'luk varlığı ilçemiz sınırları içerisindedir. Geçtiğimiz yıl aldığımız coğrafi işaret belgesiyle de zeytinimizin kalite üstünlüğünü ispatlamış olduk. Memecik zeytinimizden elde ettiğimiz ürünümüz erken hasat, soğuk sıkım ile şifa kaynağı haline dönüşmektedir."
 
'COĞRAFİ İŞARETLEME MİLAS ZEYTİNİN KALİTESİNİ KANITLADI'
 
Muğla Valisi Esengül Civelek, şenliğin organizasyonunda emeği geçenlere teşekkür etti 4. Milas Zeytin Hasat Şenliği'nin hayırlı ve bereketli olmasını dileyen Vali Civelek, "Meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşları Milas'ta beş marka Milas zeytinyağı coğrafi işaretlemesini aldı. Süreçte gayret, çaba, emek sarf eden tüm taraflara şahsım, Muğla ve ülkem adına şükranlarımı sunuyorum. Coğrafi işaretleme, Milas zeytinyağının Milas'a özgün bir ürün olduğunu ve kalitesini garantilemiştir. Bundan sonra da Milas zeytinyağımız piyasada hak ettiği, layık olduğu yere gelecektir. Biz de bunun haklı gururunu yaşayacağız. Milas Zeytin Hasat Şenliğimiz, zeytinciliğimizin geliştirilmesine, zeytin ve zeytinyağımızın tanıtılmasına, markalaşmasına katkı sağlayacağına olan inancım tamdır" dedi.
 
'SU GİBİ ZEYTİN YAĞI İÇİN'
 
Zeytin ve zeytinyağı ürünlerinin tanıtımların ve bilgilendirilmelerin yapıldığı şenlikte İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay da doğal, soğuk sıkım sızma zeytinyağının faydalarını konusunda bir konferans verdi. Prof. Dr. Karatay, sağlıklı yaşam için 7'den 77'ye herkese  bol bol zeytinyağı içmeleri tavsiyesinde bulundu. Dünyanın sağlıklı meyvesinin zeytin, en sağlıklı meyve suyunun ise zeytinyağı olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Karatay, "Zeytinyağını mutlaka tüketmeniz gerekiyor. Çünkü zeytinyağı demek sağlık demektir. Sağlıklı beslenin ki sağlıklı ve uzun bir ömür yaşayasınız. Günde en az 30 zeytin tanesi tüketmeniz gerek. Başta meme kanseri olmak üzere tüm kanser çeşitlerini önleyen bir doğal antibiyotikten söz ediyoruz. Kolesterol korkunuz olmasın. Vücuttaki şeker oranını düzenler, günboyu dinç olmanızı sağlar" dedi.
 
TEMSİLİ HASAT YAPILDI
 
Zeytin Hasat Şenliği, konferansı ardından Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Milas Meslek Yüksekokulu akademisyenleri ve öğrencilerinin hazırladığı zeytin temalı sanatsal eserleri, Milas Halk Eğitimi Merkezi'nde üretilen ürünler ile zeytin ve zeytinyağı firmalarının açtığıı standların gezilip, alışveriş yapılmasıyla devam etti. Zeytindostu Derneği tarafından, zeytinyağı tadımı da yaptırılan şenlikte daha sonra Menteş Mahallesi'ndeki bir zeytin bahçesinde temsili hasat yapıldı. Zeytin silkme makinesiyle modern yöntemler kullanılarak hasat edilen zeytinler, plastik kasalarla fabrikaya götürüldü ve soğuk sıkım yapılarak taze zeytinyağının tadına bakıldı.

Kaynak: http://www.gazetevatan.com/canan-karatay-dan-zeytinyagi-icin-tavsiyesi-1121742-saglik/

22
Ekonomik Yatırım Programı kapsamında Tarımsal Ürünlerin işlenmesi, paketlenmesi ve depolanması, Hayvansal ve bitkisel orijinli gübre işlenmesi, paketlenmesi ve depolanması, Kırsal turizm yatırımları, Çiftlik faaliyetlerinin geliştirilmesine yönelik altyapı sistemleri, El sanatları ve katma değerli ürünler, Bilişim sistemleri ve eğitimi gibi çok çeşitli konularda proje başvuruları halen devam etmektedir. Bu kapsamda 500.000 TL ile 2.000.000 TL arasında hazırlanacak proje konularına Bakanlığımız tarafından % 50 hibe desteği sağlanmaktadır. Yine Ekonomik Yatırım projeleri kapsamında yukarıda bahsedilen proje konularının yanında Yem Karma, Balya ve Silaj Makinesi alımlarına da % 50 hibe desteği sağlanmaktadır.

Makine kullanımının artması tarım ekonomisinde önemli yere sahip olan hayvancılığın gelişmesi için oldukça önem arz etmektedir. Çiftçilerin karlılığının artması, iş gücünün azalması, zamandan tasarruf edilmesi makine kullanımının artmasıyla doğru orantılıdır. Hayvancılıkla uğraşan çiftçilere büyük oranda rahatlatacak olan yem karma, balya ve silaj makinelerine sağlanan bu destekten çiftçilerinin yüksek oranda faydalanması oldukça önemlidir. Başvuru işlemleri ile ilgili olarak Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü Kırsal Kalkınma Şube Müdürlüğünde gerekli bilgilendirmeler yapılmakta olup, son başvuru tarihi olan 11.12.2017 ye kadar yatırımcıların İl Müdürlüğünden gerekli bilgileri alarak sistem üzerinden müracaat etmeleri gerekmektedir.

Kaynak: http://www.tarimpusulasi.com/desteklemeler/yem-karma-balya-ve-silaj-makinelerine-50-hibe-destegi/21262

23
Dünyada Tarım / Tarım İşçiliği Sona mı Eriyor?
« : Kasım 25, 2017, 22:47:40 »

Bu videoda gördüğünüz gibi tarımda işçiliğe ihtiyaç kalmadan, yapay zeka ile donatılmış otomasyonlu makineler ile meyveler toplanıyor, bitkilerin bakımları yapılıyor, bitkiler ekiliyor, toplanıyor ilaçlanıyor.

Birçok çiftçinin sorunu olan "İşçilik" belki de ileride tarihe karışacak. İyi mi olacak yoksa kötü mü olacak? Belki de ileride ters gelen buzağı ya da kuzuyu bunlar kurtaracak, belki de eksik gelen elementleri, gübreleri bitkilerdeki belirtilerden, toprak analizlerinden hemen bulacak.

Ancak belki de bu küçük toprak sahiplerinin de yok olmasına neden olacak? Siz ne dersiniz?

24
Bakanlar Kurulu Kararı’yla yaban sığırı olarak bilinen Bibos ve Peophagus alt cinsi sığırların gümrük vergisi yüzde 135’ten yüzde 26’ya düşürüldü.

Dünya'dan Ali Ekber Yıldırım'ın haberine göre hükümet, kırmızı et fiyatını düşürmek için son çare olarak Güneydoğu Asya'da özellikle Hindistan ve Tibet'te yaşayan yaban sığırlarının ithalatına yöneliyor. Avrupa'da ve Latin Amerika'da yeterli sayıda hayvan bulunamaması nedeniyle Asya'dan hayvan ithalatı yapılması için bu bölgede yaşayan Bibos ve Poephagus alt cinsi sığırların gümrük vergisi yüzde 135'ten yüzde 26'ya düşürüldü.

Bakanlar Kurulu'nun Resmi Gazete'nin 27 Haziran 2017 tarihli sayısında yayınlanan Kararı ile canlı hayvan, karkas et, buğday, arpa ve mısırın ithalatında uygulanan yüksek gümrük vergileri düşürüldü.

Bakanlar Kurulu Kararı'nda gümrük vergisi düşürülen iki cins hayvan ise dikkat çekti. Yaban sığırı olarak bilinen ve Güneydoğu Asya'da yaşayan Bibos ve Poephagus alt cinsi sığırların gümrük vergisi yüzde 135'ten yüzde 26'ya düşürüldü. Bu karar, hükümetin Avrupa ve Latin Amerika'da yeterli sayıda hayvan bulunmaması nedeniyle Asya'nın da devreye alınması olarak yorumlandı.

AĞIRLIĞI 1 TONA KADAR ÇIKIYOR

Hint dilinde gur, Bibos gaurus-Bos gaurus. Seladang, Gayal, Mithun, Hint bizonu, yaban sığırı, cangıl sığırı, olarak bilinen Bibos ırkı sığırlar ağırlıklı olarak Hindistan'da yaşıyor. Gaur, yabanıl boynuzlugillerin en irisi olarak biliniyor. Alnı geniş, boynu kısa ve kalın iri bir hayvan olan bu sığır ırkının yüksekliği 2 metre, boyu 2.5 ile 3.5 metre, ağırlığı ise 1 tona kadar ulaşabiliyor.

İTHALATI DEVLET YAPACAK

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, kesimlik hayvan ve karkas et ithalatında gümrük vergilerinin düşürülmesi konusunda yetiştiricilerin endişe etmesine gerek olmadığını belirterek şu açıklamayı yaptı: "Yurt dışından kesimlik hayvan ve karkas et ithalatında gümrük vergilerinin düşürülmesine ilişkin Bakanlar Kurulu kararı önceki gün yürürlüğe girdi. Bu karar sonrasında, üreticilerimizi, yetiştiricilerimizi endişeye sevk edici bazı spekülatif değerlendirmelerin yapıldığı görülmektedir. Hiçbir üreticimizin, yetiştiricimizin endişe etmesine gerek yoktur. Zira kesimlik hayvan ve karkas et ithalatı, son Bakanlar Kurulu kararı öncesinde olduğu gibi bakanlığımızın yetkisi ve kontrolü çerçevesinde yürütülecektir. Yerli üretimin daralmasına sebep olacak ithalat uygulamalarına kesinlikle izin verilmeyecektir."

ÜRETİCİ MAĞDUR EDİLMEYECEK

İthalat kaynaklı fiyat oluşumlarında, yurtiçi üretim maliyetleri dikkate alınacağını ve üreticinin mağdur olmasına izin verilmeyeceğini belirten Çelik yazılı açıklamasında: "Üreticilerimiz, yetiştiricilerimiz rahat olsunlar; üretmeye, ağıllarını, ahırlarını doldurmaya devam etsinler. Üreticilerimizi korumaya da, spekülatörlerle mücadele etmeye de aralıksız devam edeceğiz. Nihai hedefimiz, ülkemizin, coğrafyamızın hayvan varlığını artırarak, kendi kendine yeten bir ülke haline gelmesidir" dedi.

Kaynak: https://tr.sputniknews.com/ekonomi/201706301029088189-ithal-sigirlar-bu-kez-tibet-ve-hindistandan-gelecek/

Sadece bunlarda verginin düşürülmesi düşündürücü tabi :)

25
Hayvancılık Haberleri / Et Fiyatları Bu Yüzden Artıyor
« : Haziran 20, 2017, 13:21:24 »
Kırmızı et sektörü temsilcileri ve uzmanlar, Türkiye'de kırmızı et fiyatlarının yüksekliğinde temel nedenlerin yem, nakliye, enerji ve toprak maliyetlerindeki artışlarla verimlilik olduğunu belirtti.



Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/et-fiyatlari-bu-yuzden-artiyor-40495694


Sayfa: [1] 2