toprakbilgi.com

Beğenileri gör

Verilen/alınan beğenileri gör


İletileriniz beğenildi

Sayfa: [1] 2 3 4 5 6 ... 13
İleti bilgisi Beğeni sayısı
Taşkent Yem Bezelyesi + Tritikale Tecrübem. 2015/2016    2015 yılında ilk defa denediğim yem bezelyesi yetiştirme deneyimlerimi paylaşmak istiyorum. En azından ilk defa yem bezelyesi ekecek olan arkadaşlar benim yaptığım hatalara düşmesin.

   Yem bezelyesi ekim işlemini Kasım ayı içinde yaptım. Ekim zamanı bölgeden bölgeye değişir ancak Balıkesir ve Kuzey Ege Bölgesi için uygun bir ekim zamanı.

   Ekmeden önce dekara 12 kg DAP attım. (Tarla bir önceki yıl boştu.) Tohum karışım miktarı ise Yem bezelyesi 10 kg + Tritikale 8 kg olarak uyguladım. Ancak tavsiyem tritikale miktarını azaltıp yem bezelyesi miktarını artırmak olacaktır. Çünkü Tritikale yem bezelyesinden aldığı azotla boya gidip yem bezelyesini bastırıyor. Özellikle bu tavsiyem küçükbaş hayvanlar için üretim yapan arkadaşlara. Çünkü tritikale yoğunlukta olduğunda küçükbaş hayvanlar tritikaleyi bıraktığından çok zaiyat oluyor. Ben önümüzdeki sezon için, 12 kg yem bezelyesi + 6 kg Tritikale karışımı uygulamayı düşünüyorum.

   Mart ayının 2. yarısında dekara 12 kg üre uyguladık sadece ara gübreleme olarak.

   Eğer kuru ota biçecekseniz. Biçim zamanını yem bezelyesinin çiçek evresinin yarısı geçtikten sonra yapmak avantajlı olacaktır. Ben biraz geçirdim o yüzden verimde biraz düşüklük olduğunu düşünüyorum. Ancak yine de dekardan 32 balya aldım.

  Elimde 1 tane fotoğraf kalmış onu yüklüyorum:


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

   Eken arkadaşlar da buraya tecrubelerini yazarsa yem bezelyesi kulübü olarak daha iyi yerlere gelebiliriz.

Yaşasın Yem Bezelyesi!

Ağustos 14, 2016, 22:57:06
1
Küçükbaş Hayvancılıkta Gebelik ve Doğum Sonrası Dönemde Besleme Öncelikle ilk yazım olan Küçükbaş Hayvanlarda Flushing ve Aşım Döneminde Beslemenin Önemi isimli konumu okumanızı öneririm.

Buyrun link:

http://forum.toprakbilgi.com/kucukbas-hayvancilik/kucukbas-hayvancilikta-flushing-ve-asim-zamani-yemlemenin-onemi/

Bu konuda ise ilk konunun devamı niteliğinde olan küçükbaş hayvanlarda gebelik ve doğum sonrası besleme ile ilgili bilgiler vereceğim.

Gebeliğin Son Döneminde Besleme

   Yaklaşık olarak fetüs gelişiminin 2/3'ü gebeliğin son 6 haftalık döneminde gerçekleşir. Bu dönemde rasyon protein düzeyi önemlidir. Gebeliğin son 6 haftasına giren koyun için besleme durumu çok kritiktir. Eğer gebeliğin ortasında koyun %5 canlı ağırlık kaybederse, sonraki besleme düzeyi, kondüsyon kazanımı, fetüsün gelişimi, yağ birikimi, meme bezlerinin gelişimi ve kolostrum üretimi açısından önem taşır.

   Gebeliğin sonunda iyi kaliteli yonca kuru otu ve baklagil karışımlarının kullanılması protein gereksiniminin karşılanması için yeterlidir.

Gebeliğin Son Döneminde Beslemenin Önemi:

1. Fetüs gelişimini destekler.
2. Meme bezi gelişimi sağlanır.
3. Gebelik toksemisi(ketozis) ve süt humması engellenir.
4. Sağlıklı ve doğum ağırlığı iyi yavrular elde edilir.
5. Bu dönemde keçilere ve koyunlara 500 gr/gün yemleme yapılması gerekir.

Doğum Sonrası Besleme


   Koyunların süt verimleri üzerinde etkili olan birkaç faktör vardır. Bunlardan en önemlisi emzirdikleri yavru sayısıdır. İkiz kuzu emziren koyunlar % 30 - 50 oranında daha fazla süt vermektedir.

   1 yaşında ilk kuzusunu veren koyunlar 2 yaşında ilk kuzusunu verenlerden daha az süt verirler. Fakat 1. laktasyondan sonra 1. yaşında kuzulayan koyun diğer koyunun verimine yakın veya daha fazla süt verirler.

Kuzu doğum ağırlığındaki 1 kg'lık düşüşün ölüm oranında yaklaşık %12 oranında bir artışa neden olduğu bildirilmektedir.

   Sağmal koyunların beslenmesinde en kritik besin maddeleri enerji ve proteindir. Koyun sütünün yağ içeriği %4 - 7 arasında değişir. Ayrıca sütün laktoz içeriği de yüksektir.  Bu nedenle enerji gereksinimi de yüksek olmaktadır. Hayvanlardaki kullanılabilir protein kaynakları çok sınırlıdır. Bu nedenle süt proteini için yemlerle alınan proteinler kullanılır. Enerji kısıtlayıcı bir faktör değil ise kan unu, balık unu gibi protein kaynaklarına cevap alınabilir ve süt verimi artırılabilir.

Doğum sonrası beslemenin önemi:

1. İkiz ve üçüz doğuran koyunlar için ayrıca ek yemleme yapılmalıdır.
2. Süt döneminde mineral ihtiyacı fazla olduğundan ek yemleme yapılması şarttır.
3. Süt verimi artar.
4. Laktasyon döneminde keçilerde 500 - 600 gr/gün, koyunlarda 700 gr/gün yemleme yapılması gerekir.
5. Çoklu doğumlarda yavru başına 400 gr/gün ek yemleme yapılmalıdır.

Eylül 03, 2016, 13:48:01
1
Başak 2060 D ile Çift Sürümü Haziran ayında son yağmurla beraber mısır ekmek için sürdüğüm tarlada çektiğim videoları paylaşmak istedim.

Kullandığım pullukla yaptığım ilk deneme. Pulluk 4 lü 10 numara geniş ara. Burhaniye yapımı marka Aysan Çelik.


Bu da 2. video:


Görüldüğü üzere toprak tam tav almamıştı. Ama yine de iyi sürebildik.

Bu arada video çekmek için 2 nin 2 si ile sürdüm. Yavaş gidiyorsun diyenler için belirtmek istedim.

Eylül 03, 2016, 16:43:10
1
Demir'in Objektifi
Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz



Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Devamı gelecek....

Eylül 11, 2016, 23:16:45
2
Ynt: Demir'in Objektifi
Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz



Eylül 11, 2016, 23:24:28
1
Ynt: Bir ciftcide olmasi gereken ozellikler nelerdir Bu iş için merak olacak içinde.
Öğrenme hevesi olacak.

Eylül 12, 2016, 00:51:13
1
Başakkart Kullananlar Buraya Bu sene Başak kartla tanıştık. Alışveriş yaptığımız yerler diğer bankalara kıyasla en avantajlısının başak kart olduğunu söyledi.
 Kullananların yorumları nelerdir?
 Ne kadar harcamaya ne kadar ödeme yaptınız?
 Şikayetleriniz neler?
 Bu soruları ve daha fazlasını bu başlık altında paylaşalım. Herkes bilgilensin.

Eylül 28, 2016, 23:00:12
1
Yeni Başak 2110s Yeni piyasaya sunulan Başak 2110s Bursa Tarım Fuarında tanıtıldı.

Şu an sadece görselleri paylaşabiliyorum. İlerleyen zamanda teknik özelliklerini de paylaşacağım.

Teknik özelliklerin bir kısmı geldi :)

Perkins 4 silindir 4400 cc turbo intercooler

24 ileri 24 geri mekanik shuttle şanzıman

4500 kg hidrolik kaldırma kapasitesi

8 hidrolik valf çıkışı

Geri görüş kamerası

150 lt yakıt deposu

Hareketli gösterge paneli ve direksiyon.

Arka sağ çamurlukta hidrolik kontrol düğmesi

Hostes koltuğu

Şimdilik bu özellikleri öğrendim. İlerleryen zamanlarda daha ayrıntılı bilgilerle geleceğim. :)


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Ekim 12, 2016, 22:28:20
2
Erkunt Kısmet 58e vs Başak 2060 Kompozit Merhaba Toprakbilgi ailesi.

Bu bölümün biraz canlanması ve aklımda olan karılaştırmadan dolayı bu konuyu açma kararı aldım. Kendim Başak 2060 kullandığımdan objektif olamayabilirim. Ancak objektif yorum yapmaya çalışacağım.

Motor kıyaslaması:

Traktörlerin ikisi de aynı motoru kullanmakta.

Sonalika 3100FLT

Motor 3 silindir 2700 cc. 58 hp

1300 devirde 230 nm tork üretiyor.

Turbo İntercooler

Bosch pompa

Şanzıman ve hız


Traktörlerin 2 si de Carraro şanzıman kullanıyor.

Ancak Başak'ta 12 ileri 12 geri standart iken bu özellik Erkunt'da opsiyonel.

Erkunt 8 ileri 8 geri standart vites seçeneği ile traktörü gönderiyor.

Traktörlerin ikisi de 30 km/h hız yapıyor.

Hidrolik sistem

Erkunt 2200 kg kaldırma kapasitesi      Başak 2600 kg kaldırma kapasitesi

Erkunt 2 hidrolik çıkış                          Başak 4 çıkış

Her iki traktörde de lift otomatiği var.

Kuyruk Mili

İki traktör de 540 / 540E ve Yol kuyruk mili özelliğine sahip.

Frenler

Yağ banyolu disk frene sahip her iki traktör de.

Diferansiyel

İkisi de mekanik diferansiyel kilidine sahip.

Aks özellikleri

Erkunt ön ve arkada kendi döküm akslarını kullanmakta.

Başak ön ve arka aksları Carraro marka.

Ölçüler

Erkunt dingil arası ölçü 2000 mm           Başak dingil arası 2035 mm

 Erkunt Toplam uzunluk 3964mm           Başak toplam uzunluk 3970 mm

Erkunt Yükseklik 2443 mm                    Başak Yükseklik 2790mm

Erkunt Toplam ağırlık 2780 kg                Başak toplam ağırlık 3110 kg

Diğer

4x4 mekanik kumandalı



Not: Karşılaştırmalar 4x4 ropslu traktörlere göre yapılmıştır.

Subjektif yorumlar:


Erkuntun alçak olması bahçe ve tarla işi yapanlar için uygun.

Erkuntta hırsızlıklara karşı güvenlik olarak marş düğmesi var.

Başak ağır olduğundan çekiş olarak daha performanslı olabilir.

Başak daha yüksek olduğundan devrilme riski daha fazla.

Başak ithal ürün daha fazla kullandığından daha pahalı.

Şikayet sitelerinde kısmet 58 ile ilgili daha fazla şikayet var.

Motor ile ilgili kullanıcı yorumlarım:

Motorun çekiş olarak memnunum. 180 saattir bir sorunla karşılaşmadım.
Pompada bulunan stop selenoid valfi motorun en zayıf ve bozulabilir noktası. Bu traktörü kullanan kişilerin sık sık traktörü yıkaması gerek. Yoksa aşırı toz durumunda geç stop edebiliyor. Temizlendiğinde düzeliyor. Motorun sesi normalden fazla. Ancak ses sorun değil.


Karşılaştırmada eksik bir şey görürseniz söyleyin.

Ekim 13, 2016, 23:28:09
1
Toprak Sıcaklığı Değerlerine Göre Kışlık Tahılların Uygun Ekim Tarihleri
Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

   Kışlık tahılların ekim zamanının belirlenmesinde en önemli kriterler, çimlenme dönemindeki tohum yatağındaki toprak sıcaklığı ve toprakta çimlenmenin başlamasına imkân sağlayacak suyun bulunmasıdır. Toprak sıcaklığının 8-10 °C olduğu zaman ekim yapılırsa kök gelişmesi hızlı ve kök tacı da derin olur. Bu uygun zamandaki ekim, soğuğa ve kurağa karşı dayanıklılığı artırır. Erken ekimde, geç ekimde kış dönemindeki şiddetli soğuklardan bitkinin zarar görmesine neden olacağı için sakıncalıdır (Süzer, S. 1994).

   Bu çalışmada Meteoroloji Genel Müdürlüğü’ne ait 170 adet gözlem istasyonunun 1975-2010 yıllarındaki günlük ortalama toprak sıcaklığı değerleri kullanılmıştır. Serin iklim tahıllarında ortalama ekim derinliği 5-6 cm olduğundan (Kün, E. 1988), 5 cm derinliğindeki toprak sıcaklığı değerlerinden faydalanılmıştır.


Kaynak: mgm.gov.tr

Ekim 21, 2016, 21:30:42
1
Gübrelelerin Uygulama Zamanı ve Uygulama Şekli Bu videoda neler bulacaksınız?

- Gübrelerin nasıl uygulanması gerektiği,
- Gübrelerin uygulama zamanı,
- Gübrelerin uygulama şartları,


Ekim 21, 2016, 22:08:18
1
Ynt: Kuraklıkla Mücadele Etmek! Adamlar aile işletmesi olmasına rağmen kurumsal bir işletme gibi planlamışlar her şeyi. Yönetim kurulu toplantısı falan çok organize çalıştıkları kesin.

Ben onların yerinde olsam su satın almak için gerekli olan parayı karşılayacak miktardaki araziyi güneş paneli için kiraya veririm. Örneğin 1000 dönüm. Geriye kalan 5000 dönümü ise organik tarım yapmak için ayırırım. Bu şekilde hem organik tarım yaparak karlılığı artırırım hem de su sorunumu bir süreliğine çözmüş olurum. (Anlık olarak aklıma gelen.)

Ekim 22, 2016, 21:11:04
1
Atatürk Dönemi'nde Tarım Politikaları PROF. DR. VECDET ERKUN


   Bir ülke düşünün ki nüfusun % 80’i okuma, yazma bilmiyor, % 9O’ı çiftçi, 780.000 km2 yerde 13.000.000 kişi barınıyor ve düşünün ki bu ülke halkı Balkan, Çanakkale, I. Dünya ve sonunda İstiklâl Savaşı’ndan çıkmış yorgun, bitkin bir toplum. Bu ülke halkı böyle bir durumda bir çok gereksinmeler içinde kıvranmakta… Ülkenin kalkınması, birçok engelleri aşması, yeter düzeyde üretim yaparak beslenmesi gelişmiş ülkelerce hiç beklenmiyor. Fakat bu toplum içinde Türk Milletinin özünde ilerleme aşkı olduğunu bilen ve Türk tarımının kalkınması için belli ilkeleri saptamış büyük insanlar da var. Bu insanlar, bir avuç aydın olsalar bile, milletiyle bütünleşme yollarını bilen insanlar; Bu aydınlar hudut boylarında ve yurt içindeki alevleri söndürmeye ahdetmiş kişilerdir. Bu aydın kişilerin içinde gençliğinden beri Türk halkının daha iyi bir yaşama kavuşması için zihninde çağdaş kurallara dayalı amaçları biriktirmiş biri var. O da son yüzyılların başka ulusların tarihinde yer almamış bir büyük kumandan, devlet adamı yüce Atatürk. Evet yüce Atatürk ve arkadaşları bu ümidini yitirmiş yorgun halk kitlesi önünde yurtseven insanlar olarak yaptıkları çalışmalarda bir takım ulusal ilkeler belirlemişlerdir. Bilinmektedir ki Atatürk İlkeleri açık bir dünya görüşüdür. İnkılaplarının güç kaynağı bilime ve gerçekçiliğe dayanır. Bu dünya görüşü batılaşmayı amaç olarak seçmiştir. İşte bu amaçlar çerçevesinde demokratik, laik temelli politikalar saptanmıştır. Tarım Politikası da akıldan ve ilimden kuvvet alan bir dinamizm içerisinde uygulamaya konulmuştur.

   Atatürk dönemindeki Tarım Politikası diğer uygulamalarda olduğu gibi Türk toplumuna ne yeryüzü cenneti düzenleri vaad etmiş, ve ne de komşu otoriter rejimlerde olduğu gibi, Türk köylüsünün ve halkının akıl ve vicdanını zincire vuran ideolojileri kendine örnek olarak seçmiştir. Yani Atatürk dönemindeki Tarım politikası kendi ekseni etrafında dönen kapalı bir (fanatik dini rejimler) gibi şartlanmış bir görüş tarzı değildir. Bu politika, kurucu, uygulayıcı, çağdaş bir Tarım kültürü sistemine oturtulmuştur. Aynı zamanda gelişme düzeylerine göre hareket eden özel teşebbüsün bilgi ve sermaye birikimi olmadığı için devlet önderliğinde özel teşebbüsün gelişmesini öngören temeller üzerine oturtulmuş bir plandır.

   Diğer taraftan Yüce Atatürk bu politikanın uygulanmasını kafasında önceden tasarladığı için Cumhuriyetimizin kuruluşundan itibaren bir çok yön verici deyişlerde de bulunmuştur.

   Bunlardan bazıları şunlardır;

   “Türkiye’nin sahibi hakikisi ve efendisi ve hakiki müstahsil köylüdür”

   Bu deyişle ilgili bir anıyı buraya aktarıyorum. (Özet)

   İşte bu basit gibi görünen olay tarım politikamızda daha esaslı adımlar atılmasına sebep olduğuna şüphe yoktur.

   Yıl 1936 Atatürk İstanbul’da Florya köşkündedir. Mevsimlerden Sonbahar. Atatürk’ün köşkte halkla temas edememekten ötürü canı sıkılmaktadır. Selanik günlerinden dostu Nuri Conker’e köşkten gizlice kaçmayı teklif eder. Nuri Conker özel bir araba bularak ve Atatürk’de kıyafetini değiştirerek köşkün kapısında bekleyen özel araba ile Çekmece’ye doğru ilerlemeye başlarlar. Atatürk neşelidir. Refakette kimse yoktur. Birden Atatürk’ün gözleri çift süren bir köylüye takılır. Arabayı durdurur. Köylünün yanına gider, çiftin bir yanında öküz, bir yanında merkep vardır. Ulu önder köylü ile konuşmaya başlar. Köylü onu tanımamıştır. Atatürk çifte öküz yerine neden merkep koştuğunu sordu Köylü vergi memurlarının sattığını bildirir. Atatürk muhtar ve kaymakama neden şikayet etmediğini sorar, öküzün satılmaması gerektiğini bildirir. Köylü “onlar bilmez olurlar mı burada kuş bile uçmaz, şimdi Atatürk’ümüz var başımızda” der. Atatürk, Valiye ve Başvekil İsmet Paşa’ya derdini anlatmasını söyler. Köylü onlara derdini işittiremiyeceğini bildirir. Nihayet Mustafa Kemal Paşa’ya derdini anlatmasını tavsiye eden Atatürk’e köylü “O işinden gücünden başını kaldırıp bizim öküzün arkasından mı seyütedecek, sen gönlünü rahat tut beyim, biz işimizi koca oğlanla görürüz tasa etme” der.

   Atatürk, Nuri beyle birlikte köşke döner, yaverine İstanbul’daki Bakan Milletvekili ve Başvekil İsmet Paşayı, İstanbul Valisi’ni çağırması emrini verir. Nuri beye de köylü Halil Ağayı köşke getirmesini bildirir. Nuri bey Halil Ağayı köşke bir çok uğraşıdan kendisi ile görüşen zatın zengin olduğunu öküz vereceği vaadini de yaparak, karısının ısrarı üzerine köşke getirir.

   Sofrada 25 kişi vardır. Atatürk bir ara hazır bulunanlara “Bu akşam soframıza efendimiz gelecek” der. Herkes şaşırmıştır, kimdir bu efendimiz? Atatürk Başyavere buyursun talimatını verir. Köylü Halil ağa girmemekte diretmektedir. Gevezeliğinin cezasını çektiğine inanır. Nuri bey köylünün koluna girerek salondan içeri sokar.

   Atatürk, Halil ağaya hoş geldin dedikten sonra “İşte beklediğimiz efendimiz” diye onu tanıtır. Atatürk orada bulunanlar huzurunda tarlada konuşulanlar ve Halil Ağa’nın herkes hakkında ne dediğini bir bir köylünün kendi ağzından tekrar ettirir. Halil ağa ikramdan sonra ayrılır. Atatürk hazır bulunanlara hitaben “Halil Ağa’nın öküzünü satıp üretimi aksatan kanunu, ya biz yaptık, ya da bizim yaptığımız kanun yanlış yorumlanarak uygulama yapılıyor. Böyle bir kanun yaptıksa memleket çıkarlarına aykırıdır. Nasıl yaparız, eğer yaptığımız kanun böyle yorumlanıyorsa hükümet nasıl bir yönetim içindedir? “Biçiminde konuşarak” Biz Cumhuriyeti süs olsun diye kurmadık. Halktan yana bir idare kurmak için yaptık. Hükümetin müfettişleri, valileri, kaymakamları var. Bunların Halil Ağa’nın öküzünü satmanın ne demek olduğunu bilmeleri gerekir. Bir parti örgütümüz var, halkın içinde dirsek dirseğe yaşamaları gerekli, onlarda böyle bir uygulamadan söz etmiyorlar, ne demektir bu? Bizim halkla beraber ve halk için değil, halka rağmen bir sistem kurduğumuz sanılmaktadır. Asıl üzüldüğüm husus burası. Biz Cumhuriyeti anlatamamışız beyler, bundan bu çıkıyor.

   ”Atatürk, başta Başbakan ismet Paşa olmak üzere hazır bulunanlara inkılapların yaşamasının bilinçli ve inkılapçı kuşağın yetiştirilmesine bağlı olduğunu, Halil ağaların başına gelenler Hükümet’e ve Büyük Millet Meclisi’ne ulaşmıyorsa tehlike olduğuna değinerek ilgililere gerekli talimatı verdi.

   Diğer önemli deyişler şunlardır:

   - “Ulusal ekonominin temeli ziraattır.” 1.11.1923

   - “Gerçek fütuhat, yalnız kılıçla yapılan değil, sapanla yapılandır.” 16.3.1923

   - “Kılıç ve sapan, bu iki fatihten birincisi ikincisine daima yenildi ve diğerleri…” 16.3.1923

   Böylece ortaya konulan politikada Teknik ve idari alanları içine alan bir paket proje çalışmasına başlanmıştır. Bu hususta o kadar yararlı adımlar atılmıştır ki bunların hepsine yer vermek “Atatürk döneminde Tarım Tarihi’nin yazılması konusu içerisine girer. Biz, konuşmamızda politikada başlıca köşe taşlarına yer vermeye çalışacağız.

   Örneğin, 2 Aralık 1925 tarihinde çıkanlar 682 sayılı yasa ile ziraatın gelişmesi için her çeşit fidan ve tohumların bedelsiz olarak dağıtımı ve devletin yönetiminde fidanlık kurulması, çiftçinin eğitimi ve verimin artırılması, yönünde tohumlukların bedelsiz olarak verilmesi” hakkındaki yasadır. Bu yasa çiftçi eğitimi metodlarından olan demonstrasyonların. yapılması için temel, teknik bir uygulamadır. Marshall yardımı başladığı zaman (1950 yıllarında) Amerika Birleşik Devletleri Tarım Uzmanları, böyle bir yasanın Türkiye’de çok önceleri varoluşuna karşı şaşırdıklarına tanık oldum. Çünkü, ABD’de tarım alnında bir yeniliği çiftçilere öğretmek için demonstrasyonlar (malzemeyi devlet verir, yeni bir tohum fidanın ekimini yeni bir tekniğin uzmanlar gözetiminde çiftçiye uygulattırarak öğretilmesi metodudur.) yapılması başta gelen çitçi eğitimi metodu olarak bilinmektedir.

   Elbette o dönemde köylerin idaresi, gelişmesi sorunlarının çözülmesi, elbirliği, güç birliği ile köyün kalkınması da dikkate alınmış ve 442 sayılı köy kanunu çıkarılmıştır. Ayrıca verimin artırılması için ekolojik koşullara uygun olarak yüksek verimli tohumlukların gümrük resminden muaf tutulması için bir yasa çıkarılmıştır. Diğer taraftan bu verim artırıcı önlemle beraber Yüce Atatürk meclis açış nutkunda da belirttiği gibi Tohum İslah İstasyonları kurulmuştur. Bu istasyonlar halen Zirai Araştırma Enstitüleri halinde görev sürdürmektedir. Bu alanda bir çok araştırmalar yapılmış, Türk Tarımına büyük katkılar elde edilmiştir.

   Tarım kuruluşlarının kurulması yanında Sabit ve Döner Sermaye yasaları ile bu kuruluşlara sermaye verilmesi de sağlanmıştır. (26 Ocak 1925) tarihinde çıkarılan bu yasa devlet yardımı ile çiftçilere teknik çalışma sonuçlarının gösterilmesi, sermaye yatırımı ve karlılık kavramlarının öğretilmesi yolunda ayrı bir temel düzenlemedir.

   Atatürk döneminde ayrıca tarımın makineleşmesi de öngörülmüştür. Atatürk kendi kurduğu Orman Çiftliği’nde modern ziraat alet ve makinelerinin kullandırılmasına önem verilmiştir.

   Böylece Tarım alanında atılmalar yapılırken elbette çağdaş ülkelerde olduğu gibi tarımın organize edilmesi gereği vardır. Bu alanda Ziraat Vekaleti Teşkiline dair 1910 sayılı kanun 29 Aralık 1931 yılında çıkmıştır. Daha sonrada ek yasalar yürürlüğe girmiştir. Yine kurumlaşma ile ilgili olarak Veteriner Teşki’atı, Orman Teşkilatı bu dönemde çağdaş bir düzene sokulmuştur. 4 Haziran 1935 yılında çıkan Ziraat Vekaleti Vazife ve Teşkilat kanununda veteriner ve 1937 yılında kabul edilen 3116 sayılı Orman Kanunu ve ilaveleriyle Orman Teşkilatı kurulmuştur. Veterinerlik alanında 3 Mayıs 1928 yılında çıkarılan Hayvan Sağlık ve Zabıtası kanunu henüz yürürlüktedir.

   O dönemde işletmelere Çağdaş Tarım’ın icabı olan döner sermaye verilmesi (1934). Tarım Satış ve Kredi Kooperatiflerinin kuruluşu (1935). Pamuk işleri, çeltik ekimi, T.C. Ziraat Bankası’nın kuruluşu, Devlet Meteoroloji İşleri Umum Müdürlüğü’nün kuruluşu, 1937 yılındadır. Ayrıca 1933 yılında Yüksek Ziraat Enstitüsü kurulmuş ve sonra bu Enstitüden Ankara Üniversitesi Ziraat ve Veteriner Fakülteleri doğmuştur. Yine bu dönemde önemli bir atılım olarak şeker pancarı ekimi ile Şeker Fabrikalarının kuruluşu Türkiye Cumhuriyeti Tarım Politikası’nın değişmez temel taşlarındandır. Şeker pancarı Ziraati için Fabrikaları, çiftlikleri Macaristan’daki örneklerine göre kurulmuştur. Diğer taraftan Aşar’da bu dönem de kaldırılmıştır. Bütün bu çalışmalar yapılırken özellikle Alman ve Macar Tarım Uzmanlarından yararlanmıştır. Örneğin Meteoroloji Teşkilatı’nı benim de hocam olan, Prof. Dr. Retly Antal kurmuştur. Çayır, mera, yem bitkileri alanında yine hocalarımdan Prof. Dr. Kolbai Karoly, Hayvancılık alanında Prof. Dr. Welmann Oszkar ve Zirai Jeoloji alanında Prof. Dr. Locy Lajos, Alman Prof. Dr Oristiansen ve diğerleri Türk Tarımının gelişmesine yüce Atatürk’ün önderliğinde yardımcı olmuşlardır.

   Bu dönemde Ziraat’ın değişik kollarında eğitim görmek üzere Almanya ve Macaristan’a öğrenciler gönderilmiştir. Ben de bu öğrenciler arasındaydım. 1936 yılında açılan sınavı kazanarak Budapeşte’ye gönderildim ve Teknik Üniversite’nin Ziraat Mühendisliği bölümünü ilk Yabancı ve Türk öğrenci olarak bitirip yurda döndüm. Almanya’da eğitim görüp yurda dönen birçok Türk Ziraat Mühendisi ve veteriner hekimler de gelecekte A.Ü. Ziraat ve Veteriner Fakülteleri’nin öğretim üyeleri olmuşlardır.

   Görülmektedir ki o dönemde Atatürk önderliğinde yürütülen, iç işleri, dış işleri, ekonomi, eğitim ve öğretim ve diğer sosyal politikalar yanında Tarım Politikası da genç Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni oluşturan Türk halkının çağdaşlaşma yolunda ilerlemesinde temel taşlarından biridir. Bu oluşum dinamik ve modern tarım kültürünün yurt çapında yerleşmesinde değişmez bir temel teşkil etmiştir. Eğer ilgililer Tarım Tarihimizi yazarlarsa bu oluşum daha net olarak ortaya çıkacaktır. Bu dönemde yapılan devrimler arasında tarım konusu değişiklikleri ciddiyetle ele alınması halinde dış ülkelerde olduğu gibi bir “Tarım Müzesi” kurulmasının zamanı geçmiştir diyebiliriz. Ziraat alet ve makinelerinin kullanılması (Atatürk’ün kullandığı traktör ve ziraat aletleri) tohumluklar, kağnı arabaları, köylünün çarığı, kara sapanı, at eğerleri, orakları ile, daha biçok maddi tarihi değerler ile, Hititlerden itibaren Anadolu’da Tarımın nereden nereye geldiğini gözler önüne sermek artık bizim nesillerimizin görevidir. A.Ü. Sayın Rektörü Prof. Dr. Günel AKBAY’ın bana Tarım müzesi kurulması için çalışma başlattığını söyledi ama çalışmanın daha gözle görünür biçimde mesafeler katetmesi en büyük arzumuzdur. Unutulmamalıdır ki tarihle ilgili konular yanında özellikle tarım gibi teknik alanlara yüce Atatürk özel bir önem vermekte idi. Eğer Atatürk sağ olsa idi elbette bir müze teşebbüsünü çok desteklerdi. Onun yolunda yürüyorsak, adımlarımızın gereklerinin yerine getirilmesine çalışalım.Görülmektedir ki kısıtlı olanaklar olan bir dönemde genç Türkiye Cumhuriyeti çiftçilerinin kısa zamanda arzulanan üretici bir toplum haline gelmesi için en ileri çağdaş yaptırımlara yer verilmiştir. Bütün bu paket tarım kalkınma atılımları Türk Tarım Politikası’nda değişmez köşe taşlarını oluşturmuştur. Rahatlıkla diyebiliriz ki Tarım Politikası Kültürü Cumhuriyet Türkiye’sinin yaşamına yerleştirilmiştir. Bu güçlü politikanın ne kadar doğru olduğunu yıllar sonra Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Teşkilatı’nda (FAO) çalışırken ve sonraları Dünya Bankası’nın Tarım Kredileri çalışmalarına katılan bir kişi olarak belirtmek isterim ki, Atatürk’ün uyguladığı tarım politikası gelişmekte olan bir ülkenin tarımsal kalkınması için bu uluslararası kuruluşların hazırladıkları rapor ve projelerde de yukarda belirtilen konulara yer verilmektedir.

  Sonuç olarak Atatürk dönemindeki tarım politikası:

1- Çiftçilerin eğitimi, yeni metodların ve malzemelerin kullanılması,

2- Tarımda mekanizasyon,

3- Kurumlaşma ve döner sermaye işletmelerinin kurulması,

4- Kredi kaynaklarının bulunması ve kredilendirme,

5- Değerlendirmede ileriye dönük atılımlar Atatürk dönemi tan m alanında önünde bulunan bütün engelleri bilen ve bu engelleri aşmanın yollarını ortaya koyan çok ilerilere dönük bir stratejiyi uygulayan bir tarım politikasıdır. Tıpkı yurdumuzu işgal eden düşmanları tanıyan, onları yenmek için kullanılan stratejiler gibi. Bu bakış açısından konuları ele alırsak işte o zaman Atatürk ilkelerine göre hareket etmiş olur ve çok başarılı oluruz.

   Yüce Atatürk’ü ve onun özverili arkadaşlarını bir kez daha rahmetle anıyoruz.


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

YARARLANILAN KAYNAKLAR

1- Atatürk, Söylev (Nutuk) Türk Dil Kurumu Yayınlan, 220, A.Ü. Basımevi 1963.

2- Bozdağ I, Atatürk’ün Sofrası, Kervan Yayınlan, Kervan Basım Sanayi ve T.A.Ş., İstanbul 1975.

3- Felek B. “istiklâl Mahkemeleri ve Türkiye’de ilk yıllardaki Adli olaylar”, Milliyet Gazetesi Aktüalite (ilave), Şubat 1981 tarihli nüsha.

4- Giritli I. “Kemalizm Bir Ulusal Modernleşme İdeolojisidir”, 25 Şubat 1981 tarihli Milliyet Gazetesi.

5- Kuneralp Z., “Sadece Diplomat”. 5 Mart 1981 Milliyet Gazetesi.

6- Ülkümen S., “Atatürk Çağdaş Uygarlık ve Hoşgörü”, 17 Şubat 1981 tarihli Milliyet Gazetesi.

7- Tanm Bakanlığı Neşriyat ve Tanıtma Müdürlüğü, Ziraat Kanunları, Güneş Matbaacılık T.A.Ş. Ankara 1967.

8- T.C. Genel Kurmay Askeri Tarih ve Strateji Etüd Başkanlığı Atatürk yayınları servisi No. 10, Özdeyişleriyle Atatürk, Genel Kurmay Basımevi, Ankara 1981.

9- Kişisel Anılar.

Ekim 23, 2016, 21:36:26
3
Başak 2060 D ile Hububat Ekim Hazırlığı 2016 Merhaba arkadaşlar,

Güz dönemi için toprak hazırlığına başladım. Tabi toprak hazırlığı yaparken fotoğraf ve videolar çektim.
Bunları sizlerle paylaşmak istiyorum.

İlk videoda silajlık mısır yerini sürüyorum. Traktör genelde seri 1 ile çift sürdüm. 15 da yeri 4 - 4.5 saatte bitirdim. Dekarda 4 km yol da dahil 1,6 lt yaktı.


İkinci videoda ise eskiden kiraz bahçesi olan küçük parça bir yeri sürdüm. En son ne zaman sürüldüğünü bilmiyorum ama ara ara eski kökler çıktı. Bu tarla da ise genelde II'nin 2'si ile çift sürdüm.




Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz



Ekim 24, 2016, 20:48:54
1
Yeni Havza Bazlı Destekleme Modeli: Bir politika iflasının itirafı 14 Ekim Cuma 2016 tarihinde Başbakan Binali Yıldırım’ın Ödemiş Belediyesi Konferans Merkezi'nde Milli Tarım Projesi Lansmanıyla öğrendik yeni destekleme sistemini: Havza Bazlı Destekleme. Aslında, havza modeli yeni bir çalışma değil. Mehdi Eker’in Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı döneminde 2006’da başlayan ve 2009’da tamamlanan bir çalışmaydı. Model Türkiye’yi 30 havzaya bölmüş, hangi ürün hangi havzada daha verimli üretilecekse orada desteklenmesini öngörüyordu. O zaman bu model 2009’da açıklandı ancak uygulanmadı. Şimdi tekrardan gündemde, 1 Ocak 2017 itibariyle havza modelinin uygulanması öngörülüyor.

Sistemin özü şöyle: Türkiye illerin ilçeleri baz alınarak 941 havzaya bölünmüş ve her ilçede-havzada desteklenecek ürünler belirlenmiş, böylece destekler buna göre dağıtılacak. Buna bağlı olarak herkes “kafasına” göre değil, o bölgede hangi ürün yetişmeye uygunsa, bir nevi “planlamaya” göre üretecek. Kulağa hoş geliyor. Yalnız buradaki planlama bizim bildiğimiz “merkezi” bir planlama değil, piyasa mekanizmasının hakim olduğu bir düzenleme.

Bir şeyi dürüstçe söylemek gerekiyor: Başbakan Binali YILDIRIM’ın Ödemiş Belediyesi Konferans Merkezi'nde Milli Tarım Projesi Lansmanı'nda birçok şeyi doğru söylüyor. Çünkü bunlar sahada çiftçilerin birebir yaşadığı sorunlar. Aşağıya bununla ilgili başbakanın konuşmasında alıntılar ve altlarına da bunlarla ilgili açıklamalar yazacağım.

* "Piyasadaki fiyat dalgalanmaları en aza düşürülecek ve maksimum kazançlar esas alınacak."

Ama piyasadaki fiyat dalgalanmalarının ana nedeni, tarım politikalarındaki liberalleşmedir. Çiftçi ürün fiyatlarında büyük şirketlere ve onların emrindeki tüccarlara terkedildi yıllardır. Bakın bir, iki örnekle somutlayalım. 2002 yılında 1 kg mısır ile 0,20 lt mazot alabilen çiftçi 2015 yılında 0,17 lt mazot alabildi. 2002 yılında 1 kg pamuk ile 0,73 lt mazot alabilen çiftçi 2015 yılında 0,33 lt mazot alabildi. Benzer durum birçok ürün geçerli. Yani şu an sorunun yaratıcıları yarattıkları bu sorundan şikayetçi oluyorlar.

* "Destekleme başvuruları basitleştiriliyor. Çiftçiler, bir yıl içerisinde bir kez başvuru yapacak. Çiftçiye ve hayvancılığa 13 milyar liradan fazla destek veriyor. Destek yok deniyor. Destekler 12 aya ayrılmış, hiçbir işe yaramıyor. Öyle olunca artık bu destekleri yılda iki defa vereceğiz. İlk destek ekim zamanı Nisan - Mayıs gibi, ikinci destek Eylül-Ekim'de hasat zamanı olacak."

Gerçekçi olalım, Türkiye’de verilen destekler cari olarak baktığımızda hiç de azımsanmayacak durumda ama bununla birlikte reel olarak azalıyor ve verilen destekler çoğunlukla, Türkiye tarımın asıl yapısını oluşturan küçük üreticilere değil de büyük çiftçilere gidiyor. Çünkü bürokrasi ve bürokrasideki harcanan para, kesintiler alınacak desteği anlamsızlaştırıyor küçük çiftçi için. Başbakan diyor ki “Destekler 12 aya ayrılmış, hiçbir işe yaramıyor.”   İyi de bunu 12 aya İsmet İNÖNÜ ayırmadı ki, 15 yıldır iktidarda siz varsınız sizin tarım bakanlarınızın eseri. Ekim ve hasat zamanı desteklerin verilmesi yerinde olur çünkü çiftçi en çok bu zamanlarda desteğe ihtiyaç duyuyor. Çünkü şimdiki sistemde, çiftçi desteği ancak 1 sene sonra alabiliyor. İşte yine görüldüğü gibi, şu an sorunun yaratıcıları yarattıkları bu sorundan şikayetçi oluyorlar.

* "Söz verdiğimiz gibi gübrede KDV’yi kaldırdık. Bu yüzde 18 ucuzlayacağı anlamına geldi. Tarım Bakanlığı bir çalışma daha yaptı. Şu anda gübre yüzde 23 ucuzladı. Böylece gübrede yüzde 25 indirim sağladık."

Doğru gübrede kısa vadede bir ucuzlama var ancak gübre piyasasını tekeller kontrol ettiği için gübre fiyatları yine uzun vadede hızlı bir oransal artış gösterecek.

* "Tarım yapılacak yere bina yapmak ihanettir. Böyle bir şey olur mu? En verimli topraklar binalarla dolup taşıyor. Tarla olmayan daha sağlam mevkilerde gelişmek yerine ovalarda büyümeye başlıyorlar."

İşte buna gülünür. Türkiye’nin tarım alanları 2 milyon 630 bin hektar, yani % 10 oranında, yani neredeyse bir Trakya Bölgesi kadar kimin zamanında daraldı? Kimin zamanında tarım arazilerinin vasfını değiştirmek için yasal düzenlemeler yapıldı? Toprak koruma kurulundan tarım arazilerinin tarım dışına çıkartılmasıyla ilgili kararlar nasıl geçti? Ve kimin zamanında zeytin arazileri maden çalışmaları için ortadan kaldırılmak isteniyor? Kimin zamanında inşaat sektörü aldı başını yürüdü? Kimin zamanında AVM’ler gözbebeği haline getirilip tarım arazilerin üzerine dikildi? İhanet mi dediniz? Güldürmeyin….. İşte yine görüldüğü gibi, şu an sorunun yaratıcıları yarattıkları bu sorundan şikayetçi oluyorlar.

* "4 ayını doldurmuş tüm bakımları yapılmış olan danalar için 25 ilde 750 lira verilecek. Bu bölgelerde ağır yaparsanız da yarı parasını devlet verecek. Düve alımında yüzde 30'un devlet verecek. 22 ilde en az 500 baş kapasiteli damızlık teke koç üretimi için merkezler kurulacak. 8 vilayetimizde 250 kapasiteli damızlık manda üretim merkezleri kurulacak. Bu merkezlerin kurulacağı illerin tamamında ağır yapımına alınacak aletlerin maliyetinin yarısı devlet tarafından hibe edilecek. Büyükşehir sınırları içindeki hayvan barınaklarının ruhsat harcı alma işine son veriyoruz. Böylece yerli hayvancılıkta istediğimiz noktaya geleceğiz. Sadece üretmek yeterli değil, kaliteli olması gerekiyor."

Hayvancılık kimin zamanında bitirildi bu ülkede? İşte yine görüldüğü gibi, şu an sorunun yaratıcıları yarattıkları bu sorundan şikayetçi oluyorlar.

* "Süt fiyatları Ulusal Süt Konseyi'nin önerdiği fiyatın altına inmesi durumunda müdahale edilecek. Anlık süt kayıt sistemi kuruluyor. Piyasadaki fazla süt Konsey tarafından alınacak ve süt tozu yapımında kullanılacak."

Ulusal Süt Konseyi zaten her sene fiyat öneriyor. Ama süt tekellerinin önerilen fiyatları umursadığı yok. Ama tekellerin varlığı devam ediyor. Tekellerin de istediği oluyor. Tekellere de laf ettiğiniz yok. Varlık sebebiniz. İşte yine görüldüğü gibi, şu an sorunun yaratıcıları yarattıkları bu sorundan şikayetçi oluyorlar.

*** 

Dikkatinizi çekmiştir. Yapılan onca açıklamaya dair kooperatifleşmeye dair tek bir şey söylenmiyor. Tarım ihracatını şöyle böyle artırdık diye övünüyorsunuz da tarım ithalatını da bizim kadar arttıran olmadı diye neden övünmüyorsunuz? Bir de “Çiftçinin kullandığı mazotunun yarısı kendinden yarısı bizden” demişsiniz. Hani kaynak yoktu. Madem kaynak var, neden yüksek mazot fiyatıyla yıllarca çiftçinin boğazını sıktınız?

Aslında, Başbakan Binali Yıldırım’ın 14 Ekimde başlayan ve sonrasında devam eden açıklamalarının iki yönü var. Birincisi kendilerinin 15 yıldır uyguladığı tarım politikalarının iflas ettiğinin ve tarımın iflasın eşiğine getirildiğinin bizzat kendilerince itirafı ve kabulüdür. Buradaki iflasın temelinde piyasalaşma vardır. Piyasalaşmanın yarattığı sorunlar yine piyasa sistemi ile çözülmek isteniyor. Ancak yanlış yanlışla doğrulanmaz. Türkiye tarımındaki çöküş piyasa sistemi var oldukça devam edecek.

Peki, tarım neden birden gündeme geldi? Çünkü tarımda tasfiyenin sınırlarına dayanıldı. (Tasfiye o kadar hunharca yapıldı ki, kırın sosyolojik yapısı değişti hızla.)Tarımdan kopanları emecek sanayide bir atılım yok. Tüketime dayalı hizmet sektörü sıcak paranın güle oynaya geldiği dönemi mumla arayacak, o dönem çoktan kapandı. Sahi bu dolar, Euro, tek başına iktidara rağmen, neden hala 3 TL bandında dolanıp duruyor? Tarım ekonominin kötü gittiği dönemlerde bir sığınma limanı olur. Ancak bağımlılık ilişkileriyle de o liman da darmadağın edileli çok oldu.

Açıklamalarda, şöyle böyle olacak diyorlar. Orhan Veli’den alıntıyla bitirelim o zaman:

“Geç bunları anam babam geç!”


Burhan Özalp

24,10,2016

SoL Gazetesi

Ekim 24, 2016, 20:52:06
1
Ynt: İrtem UD 2,5 m Mekanik İz Bırakma Tertibatı Ne işe yaradığından da bahseder misiniz? Benim gibi hububat mibzeri kullanmayanlar ve merak edenler için daha iyi olur. :)
Ekim 24, 2016, 21:19:53
1
Ynt: Türkiye Bor Haritası Bizim bölgede yeterli miktarda diyor. Keşke yetersiz olsaydı. Neden derseniz, maden firmalarından ve maden tehdidinden bıktığımız için.

Sürekli bir maden açılma korkusu içindeyiz. Madenler bölgede istihdan sağlasa da, tarım ve hayvancılığa büyük darbe vuruyor. Yer altı suları daha derine iniyor. Böylece hayvanlar susuz kalıyor, sulama suyu kalmıyor. Malesef günümüzde çevre koruma adına hiçbir  şey yapılmıyor.

Ekim 24, 2016, 21:23:22
1
Ynt: Iğdır'da 28 yıl sonra bir ilk! Önceden bizim Kozak Bölgesi, elmalarıyla ve kozak üzümü ile meşhurmuş. Elma zamanı kamyon kamyon elma pazarlara taşınırmış. Hatta, bu yakın çevrede elma piyasasının kontrolünü elde tutuyorlarmış. (Çiftçinin ürününde söz hakkı olduğu zamanlar) Üzümcüler desen fıçı fıçı şarap satıyorlarmış.

Ta ki, biri gelip çam fıstığı yetiştirin çok para kazanacaksınız diyene kadar... Ondan sonra bizim halkımız fıstık yetiştirmeye başlamış. Bu arada fıstık yetiştirirken aynı zamanda bağcılık ve elmacılık da devam ediyormuş. Ama elmacı ve bağcılar bakmışlar ki, Fıstık yetiştirmek çok kolay, tarlaya yılda bir defa giriyorsun o da hasat etmek için. Oysa kendileri yılın neresinden baksan 7 - 8 ayı bahçenin içinde alın teri döküyorlar. "Bu iş böyle olmaz." diyerek elma ağaçlarını ve bağları köklüyorlar. Fıstık işinde para olduğu için de doğal olarak fıstık işine giriyorlar.

  Fıstık işine girince bizim köylü çalışmayı unutuyor. Yılda bir defa fıstık hasat edip yıllık ihtiyaçlarından fazla kazancı ceplerine koyuyorlar. Modern evler, lüks arabaların sahibi oluyorlar. Şehirden ev almaklar falan moda oluyor.

   Gel zaman git zaman işler tersine dönmeye başlıyor. Fıstıkların verimi düşüyor. Hatta, toplamak için işçi parasını bile karşılamaya bile yetmiyor. Köylü mahvoluyor. Ellerindeki tarım arazileri 30 ile 50 yaşları arasında değişen çam ağaçlarıyla kaplı. İşleyecek arazi yok, hayvan yok. O zaman kıymetini anlıyorlar ellerindeki bağların ve elma bahçelerinin. Çok ah çekiyorlar biz ne yaptık diye. Elinde biraz birikimi olan hayvan alıyor ve çamların altında yaymaya başlıyorlar. En son çareyi ise o koca çam ağaçlarını kesip arazilerini tarım arazisi halie getiriyorlar. Kahvenin önünde saatlerce oturan amcalar zorla da olsa artık tarlaya gidiyorlar. Ne de olsa yılların getirdiği tembellik kanlarına işlemiş. Ama zaman ve doğa öğretiyor onlara tekrar çalışmayı.

   Tekrar elma bahçesi ya da bağ dikmek isteyenlere ise bizim burada olmaz onlar boşuna uğraşma diyorlar. Bilmiyorlar ki eskiden geçim kaynakları bağlar ve elma bahçeleriydi...


Not: Gerçektir ve alıntı değildir. :)

Ekim 25, 2016, 22:12:46
2
Ynt: Başak 2060 D ile Hububat Ekim Hazırlığı 2016
Silajı hangi makinayla yaptınız? Tarlanın yüzeyinde sap, yaprak kalmamış hiç.
Bu tarlayı bu dönem ben ilk defa aldım. Mısırı benden önceki kiracı biçti. Ama kullandıkları makina çelmak tek sıralıydı.

Ekim 26, 2016, 09:18:27
1
Pulluk Ayarı Basit olarak pulluk ayarını gösteren video:



Ekim 30, 2016, 23:31:17
1