toprakbilgi.com

Beğenileri gör

Verilen/alınan beğenileri gör


İletileriniz beğenildi

Sayfa: 1 [2] 3 4 5 6 7 ... 13
İleti bilgisi Beğeni sayısı
Ynt: Hars 399 S 4×4 Mercan Güzel paylaşım. Ancak traktör eski rengiyle daha çekiciydi sanki :) Bunu farklı renklerde sunmak yerine yeni kaporta tasarımı üzerinde çalışsalar daha iyi iş çıkarabilirler.
Kasım 03, 2016, 00:13:48
1
Ynt: Edirne 2'nci mahsül silajlık mısır Bereketli olsun. 2. Ürün mısırla ilgili tecrubelerimi paylaşmak istiyorum. Öncelikle ekimde tohumun çok sık olmaması gerek. (Bu 1. Ürünler için de geçerlidir sanırım.) Çok sık olduğunda koçanlar gelişemiyor ve mısır da ince kalıyor. Dolayısıyla yüksek verim elde etmek mümkün olmuyor.

Taban gübresi kullanmamışsınız. Biz de genelde kullanmayız. Bu yıl ben değil ama bir arkadaşım hiç gübre kullanmadan dekarda 1.4 römork silaj aldı. Tek yaptığı her fırsatta çapaladı.

Sulama ise 2 sene farklı şekiller denedim. İlk yıl damlama yaptık. Damlama masrafı artırsa da verimi inanılmaz artırıyor. Damlama yaptığım yıl üre kullanmadan sadece yaprak gübresi vererek danelik mısırdan 1.5 römork silaj aldım dekardan. Bu yıl yine gübre kullanmadan sadece salma su ve çapa yaparak dekardan 0.7 römork silaj aldım.

Silajdan verim alabilmek en önemli önerim imkan varsa damlama sulama yapmaktır. Hortumları her sırada değil 2 sırada bir çekiyoruz.

Kasım 03, 2016, 22:18:49
1
Ynt: Edirne 2'nci mahsül silajlık mısır Damlama çektiğimiz yerlerde karık yapmıyoruz. Gerek kalmıyor.
Kasım 04, 2016, 09:00:24
1
Ynt: 1 Kazayağı + 2 tane diskaro çeken traktör Videodaki traktör kaçlıksa sonalika motor kullanmışlar. Motor bloğundan bildim. :D Yalnız bu kadar dar aralıkla döndüğün bir tarlada uzun ekipman kullanmak zor olur.
Kasım 07, 2016, 22:33:51
1
Ynt: 60 metre yukarı sıvı hayvan gübresi basma Ben asıl 60 mt aşağıdaki pompayı merak ettim.
Kasım 07, 2016, 22:56:38
1
Azotlu Gübrelerin Ryegrass Üzerindeki Etkileri   Araştırma Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesinde 2 yıl süre ile yapılmıştır.

  Kullanılan çeşitler:

  Gemini, tetraflorum ve Lolita çeşitleri.

   Azotlu gübre olarak amonyum nitratın (%33 N) 0 (kontrol), 4, 8, 12, 16, 20 ve 24 kg/da saf
azot dozları uygulanmıştır.

  Özet olarak şunları çıkarabiliriz:

   En uzun bitki boyu dekara 16 kg azot uygulamasından elde edilmiştir.
Çeşitlerin iki yıllık ortalama sap kalınlıklarına bakıldığında Tetraflorum çeşidinde 3.30 mm ile en ince, Gemini çeşidinde 3.35 mm ile en kalın, sap kalınlığı değeri tespit edilmiştir. Lolita çeşidinde ise 3.33 mm ile bu iki çeşit arasında sap kalınlığı değeri belirlenmiştir.

   En fazla sap kalınlığı dekara 12 kg azot uygulamasında, en ince sap kalınlığı ise dekara 24 kg azot uygulamasından elde edilmiştir.

   iki yıllık birleştirilmiş sonuçlara göre yeşil ot verimi Gemini çeşidinde 1551.8 kg/da, Tetraflorum çeşidinde 1557.8 kg/da ve Lolita çeşidinde ise 1625.4 kg/da elde edilmiştir. Azot dozlarının çeşitlerin dekara yeşil ot verimleri istatistiksel olarak önemli bulunmamıştır. Çeşitler değişen azot dozlarından benzer şekilde etkilenmişlerdir.

  Değişik azot dozu uygulamalarında çeşitlerin yeşil ot verimleri 845.4 kg/da ile 1931 kg/da arasında değişmiştir. En fazla yeşil ot verimi 4, 8 ve 12 kg/da azot dozu uygulamalarından sırasıyla 1927.4, 1931.7 ve 1931.7 kg/da olarak elde edilmiştir. En az yeşil ot verimi ise 24 kg/da azot dozu uygulamasından alınmıştır (Çizelge 5). Kontrole göre 4, 8 ve 12 kg/da azot uygulamaları benzer etki göstermiş, yeşil ot verimini ortalama %39.48 oranında artırmıştır. En yüksek azot uygulamasında (24 kg/da) kontrole göre %38.63 oranında azalış gözlenmiştir.

   Denemede ele alınan özelliklerden kuru ot verimine ilişkin iki yıllık ortalama değerler incelendiğinde, kuru ot veriminin çeşitlere göre 366.6-385.1 kg/da arasında değiştiği görülmektedir. En yüksek kuru ot verimi (385.1 kg/da) Lolita çeşidinden elde edilirken, en düşük kuru ot verimi (366.6 kg/da) Tetraflorum çeşidinden alınmıştır. Gemini çeşidinin kuru ot verimi (370.3 kg/da) ise bu iki çeşidin kuru ot verimi arasında gerçekleşmiştir. Kuru ot veriminde kontrole göre 4, 8 ve 12 kg/da azot dozu uygulamalarında benzer etkiler görülmüş, sırasıyla %40.51, %41.10 ve %38.59 oranında artış sağlanmıştır. 16 kg/da azot dozundan itibaren artışta azalma görülmeye başlamış, 20 kg/da azot uygulamasından kontrol ile aynı verim elde edilmiştir. En yüksek azot dozu uygulamasında ise kontrolden %30.55 oranında daha düşük kuru ot verimi alınmıştır.

   İtalyan çimi çeşitlerine uygulanan değişik azot dozlarının iki yıllık ortalama kuru ot verimlerine bakıldığında istatistiksel olarak önemli olmadığı görülmektedir. Kuru ot verimi değerleri 224.4-
455.9 kg/da arasında değişim göstermiştir. En fazla kuru ot verimi 4, 8 ve 12 kg/da azot dozu uygulamalarından sırasıyla 454.0, 455.9 ve 447.8 kg/da elde edilirken, en az kuru ot verimi (224.4 kg/da) 24 kg/da azot dozu uygulamasından alınmıştır. Azot dozu uygulanmayan kontrolden elde edilen 323.1 kg/da kuru ot veriminin 24 kg/da azot dozu uygulamasından alınan 224.4 kg/dan fazla
olduğu görülmektedir.

   Sonuç:

   Bu çalışma, Orta Anadolu bölgesinde kuru (sulama yapılmaksızın) şartlarda İtalyan çimi yetiştiriciliğinde daha yüksek verim ve kaliteli ürün elde etmek için kullanılması gereken azotlu gübre miktarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. İki farklı yılda yapılan bu çalışmanın sonuçlarına göre benzer şartlarda yapılacak yetiştiricilikle ilgili aşağıdaki önerilere ulaşılmıştır. Yağışın daha az olduğu ekolojilerde veya dönemlerde, 4 veya 8 kg/da azotlu gübre kullanmak, verimi önemli derecede attırmaktadır. Azotlu gübrelerin daha fazla verilmesi, verim ve kaliteye etki eden özelliklerde anlamlı bir yükselme sağlamadığı gibi, genel olarak yüksek azotlu gübre dozları İtalyan çiminde yem verimini azaltıcı etki göstermektedir. Yağışın nispeten iyi olduğu ekolojilerde veya dönemlerde 8 kg/da azotlu gübre kullanmak birim alandan en yüksek kuru ot verimi alınmasını sağlamıştır. Yüksek dozlarda (20 ve 24 kg/da) verilen azotlu gübreler, İtalyan çiminin ot verimini olumsuz yönde azaltıcı bir etkiye sahip olmuştur.


Tablolar şöyle:


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Okumaktan sıkılmayanlar için pdf linki aşağıdadır.

https://drive.google.com/file/d/0B5Jexu4m3r2KMXFXd3ZCWGNwLVU/view?usp=sharing

Kasım 08, 2016, 21:38:56
1
Macar Fiğ Yetiştiriciliği    MACAR FİĞİ YETİŞTİRİCİLİĞİ
  (Vicia pannonica )

   Macar Fiği tek yıllık baklagil yem bitkisidir. Macar fiği yeşil ot, kuru ot, silaj ve dane olarak değerlendirilebilen iyi bir yem bitkisidir. Soğuğa ve kurağa dayanıklıdır. Fakat kuraklık arttıkça verimde kayıplarda artmaktadır. Macar fiği çiçekleri beyaz adi fiğin çiçekleri ise mor renklidir. Ayrıca toprağı azotça zenginleştirdiği için, kendisinden sonra ekilen ürünün verimini artırmaktadır. İyi bir münavebe bitkisi olması yanında erozyon kontrolünde oldukça önemlidir. Hasadından sonra toprağa bıraktığı azot ve köklerin toprakta organik madde olarak kalması kendisinden sonra ekilecek ürünler için oldukça önem arz etmektedir. Yurdumuzda yetişen soğuğa ve kurağa dayanıklı fiğ türlerinden birisidir. Özellikle Geçit Bölgeleri ve İç Anadolu’nun kıraç koşullarında sonbaharda ekilen Macar fiği kıştan zarar görmemektedir. Macar fiği yarı dik veya dik olarak yetişir. Bu özelliğinden dolayı yardımcı bitkiye ihtiyaç duymamaktadır. Bitki 60–70 cm boylanır. Macar fiği tüylü olduğu için gri görünür. Toprak bakımından pek seçici olmaması ve kurağa dayanıklı olması, en kötü şartlarda bile iyi ot vermesi bitkinin önemini arttırmaktadır.

   Macar Fiği Tarımında Toprak Hazırlığı:

   Tahıl üretimi yapılan alanlarda Macar fiği iyi yetişir. Buğdaydan sonra ekimi yapılacaksa buğday hasadından sonra tarlamız gölge tavında iken sürülerek bitki sap ve artıkları toprağa karıştırılmalıdır. Ekimden önce kazayağı-tırmık kombinasyonu ile ekim yatağı hazırlanmalı ve toprağın fazla un ufak olmamasına dikkat edilmelidir.

   Macar Fiği Tarımında Ekim zamanı ve şekli:

   İklim koşulları etkili olmakla birlikte Ekim ayı başından Kasım sonuna kadar ekim işlemi yapılabilir. Tohumların 4-6 cm. derinliğe düşmesi yeterlidir. Ekimde Buğday, Arpa ve Yulaf gibi tahıllarla karıştırılarak ekilmesine dikkat edilmelidir. Karışım yapılmadığı durumlarda yatay gelişme özelliği gösteren fiğ bitkisinde alttaki nem miktarı arttığı durumlarda alt dal ve yapraklarda sararıp dökülme  ve çürüme meydana gelebilir. Tahıllarla yapılan karışım oranında 1/3 veya ¼ oranlarında tahıl ile homojen bir karışım sağlanmalıdır. Mibzerle ekimde dekara 10-12 kg. Macar Fiği Tohumu ve 4-5 kg. tahıl (Yulaf-Buğday veya Arpa) kullanılması yeterlidir. Ekim işlemi hububat ekimi yapılan mibzerlerle rahatlıkla yapılabilir.  Tahıl ile karışık ekilen Macar fiği daha dik büyür ve ot kalitesi ve verimi de fazla olur. Ekimde sertifikalı tohumluğun tercih edilmesi durumunda karışık tohum olasılığının önüne geçilerek çimlenme gücü yüksek bir tohumla ekim işlemimizi yapmış oluruz.

   Macar Fiği Tarımında Gübreleme:

   Macar fiği havadaki serbest azotu köklerinde azot yumrucukları halinde biriktirdiği için azotlu gübreye fazla ihtiyaç duymazlar. Ekimle birlikte 2 kg/da saf azot ( N ) ve 6 kg/da saf fosfor (P2O5) verilmesi yeterli olur. Fakat gübrelemede esas olarak uyulması gereken iyi bir toprak tahlili sonucu tespit edilen değerlere göre oluşan gübreleme değerleridir.

   Macar Fiği Tarımında Hasat Zamanı ve Verim:

   Fiğlerde ot için hasat çiçeklenme başlangıç döneminde özellikle çiçeklerin %20 – %25 açtıkları zaman ve karıştırılarak ekilen tahıllarında süt olum döneminde olmasına özen gösterilmelidir. Biçim zamanını geciktirdiğimizde kuru ot miktarı artmasına rağmen kalite düşmektedir. Kurak bölgelerde sulamanın yapılması verimi önemli ölçüde artırmaktadır. Orta Anadolu şartlarında Macar fiğinin hasadından sonra ikinci ürün olarak Kuru Fasulye ve Silajlık Mısır da yetiştirilebileceği göz ardı edilmemelidir. Macar Fiği + Silajlık Mısır yetiştirilerek bir üretim döneminde iki farklı yem bitkisi üretilerek hayvancılık işletmelerinin yem ihtiyaçlarının önemli ölçüde karşılanabileceği unutulmamalıdır. Dekardan ortalama olarak 2000-3000 kg/da yeşil ot ve 750-1000 kg. kuru ot alınabilir. Biçim yapıldıktan sonra tırmık ile karıştırılarak havalanması sağlanmalı yanma ve çürüme olasılığına karşı dikkatli olunmalıdır.

Kasım 08, 2016, 21:45:09
2
Ynt: Bölgemizde hava durumu Facebook bile yağmurda dikkatli ol diyor. İnşallah yağar. :)
Kasım 09, 2016, 08:45:54
1
Bazı Borçlar Vardır, Ödeyemezsin. Koç holdingin 10 Kasım Atatürk'ün önlüm yıl dönümü için hazırladığı kısa film. Ata'mızı saygı ve özlemle anıyoruz.


Kasım 09, 2016, 23:47:44
1
Tarımsal İşletmelerde Kriz Yönetimi    Tarımsal işletmelerde kriz yönetimi
 
   Ekonominin 2015'teki belirsizliğini 2016'ya taşıması birçok sektörde olduğu gibi tarım ve gıda sektörü açısından da ciddi riskler ve bilinmezlikler yaratıyor.

   Geleceğe yönelik kendi içinde fırsatlar barındıran sektörde bu aralar daha çok tehditler ön plana çıkıyor.

   Mevcut konjonktürde üretimden başlayarak tüketim ve ihracata kadar olan zincirin her halkasında atılacak adımların çok iyi hesaplanması gerekiyor.

   Peki Türkiye'de çiftçiler tarımın finansman tarafına ne kadar hakim? Ya da soruyu şöyle soralım: Türkiye'de tarımsal okuryazarlık ne durumda?

   Bu soruların cevabını Bloomberg HT'de yayınlanan Tarım-Analiz programına konuk olan Finansbank Tarım Bankacılığı Bölüm Müdürü Hakan Çağlar verdi.

   Tarımsal işletmelerde üretimin verimliliği ve sürdürülebilir olmasında finansman koşullarının rolü ve yönetimi oldukça önemli.

   Türkiye'de tarım sektörünün temelinde 4 yapısal sorun bulunduğuna dikkat çeken Çağlar, bunları, ölçek ekonomisi, verimsiz işgücü kullanımı, pazar entegrasyonu ve uygun zaman ve şartlarda sermayeye ulaşım sıkıntısı olarak sıralıyor.

   Çağlar'a göre bununla beraber sermayeye ulaşsanız dahi üretimi gerçekleştirdikten sonra verimliliği ve kârlılığı devam ettirmenin yolu işletmenizin hesabını doğru tutmaktan ve yürütmekten geçiyor.

   Verimliliğin sadece finansmana ulaşmakla alakalı bir şey olmadığına dikkat çeken Hakan Çağlar, işletmenin sürdürülebilir olması için işletmeye giren para kadar işletmede tutulan paranın da önemine vurgu yapıyor.

   “ÇİFTÇİ NASIL BORÇLANACAĞINI BİLMİYOR”

   Tarımsal işletme sahiplerinin temel ihtiyacının bir banka ile ilişkiye girerken nelere dikkat edeceğini bilmesinden geçtiğini kaydeden Çağlar, kredi ilişkisinden tutun da tasarrufa hatta katma değerin artırılması noktasına kadar tarımın finansmanının doğru yönetilmesinin kritik önemine değiniyor.

   Tarımsal üretimde risklerin her geçen gün çeşitlendiğine hepimiz canlı şahit oluyoruz. Sonuçta tarım sektörü üstü açık bir fabrika olarak niteleniyor. Yaşanan toprak kaybı ve doğal kaynakların tahribatı, iklim değişikliği, belirsiz politikalar ve yanlış uygulamaların yanına bir de finansal riskleri ekleyin.

   Bu noktada tarımsal okuryazarlık konusunda çiftçilere seminerler verdiklerini anlatan Çağlar, çiftçilerin bankalara geldiklerinde karşılaştıkları en önemli sorunların başında nasıl borçlanacaklarını bilememelerini gösteriyor.

   Çağlar, “Çiftçiler için önemli olan o an ihtiyaçlarını giderebilmek. Dolayısıyla finansmanın maliyeti konusunda çok sorgulayıcı olmayabiliyorlar. İşletme defteri çok önemli problemler de yaratabilir. Giren para ile çıkan para arasında dengesizlik varsa bu bir kâr sorunu demektir. Kâr sorunu varsa işletmenin devamlılığı ile ilgili problemler artık açığa çıkıyor olabilir” uyarılarında bulunuyor.

   Hakan Çağlar, bu noktada çiftçilerin bankalardan danışmanlık konusunda da taleplerinin biraz daha yüksek olması gerektiğini belirterek şu örneği veriyor: “Üreticilere yapmak istedikleri yatırımın doğruluğu ya da eksikliği noktasında da danışmanlık hizmeti vermeye çalışıyoruz. Narenciye üretimi yapan bir çiftçi işletmesini büyütmek için yanındaki bahçeyi de satın almak için finansmana ihtiyaç duyabilir ve bankaya başvurabilir. Biz önce şunu sorguluyoruz: Gerçek anlamda ihtiyacın o bahçeyi almak mı yoksa mevcut üretimini daha nitelikle hale getirebilmek için başka bir yatırım mı? Bu bir soğuk hava deposu yatırımı olabilir. Çiftçinin mevcut üretimini soğuk hava deposunda belirli bir süre tuttuktan sonra piyasaya veriyor olması eldeki ürünün zamanlama açısından parasal değerini de artıracak. Biz bunu da önererek bir nevi danışmanlık hizmeti de veriyoruz. Üretici sadece finansman açısından değil yaptığı işin, yatırımın doğruluğu noktasında da bankalardan talepkar olmalı.”

   'TARIMDA PAZAR ENTEGRASYONU SORUNLU'

   Türkiye'de tarım sektörünün yapısal sorunlarından birisi de pazar entegrasyonu yani üretilen malın doğru zamanda doğru fiyata satılamaması.

   Üreticilerin pazar entegrasyonu sorununu ancak kooperatifleşme ile çözebileceğini kaydeden Hakan Çağlar, tarım sektörünün dış ticarette yaşanılan sorunları iç piyasada yönetebilecek bir takım argumanları önceden oluşturma kabiliyetine kavuşması gerektiğini söylüyor.

   Çağlar'ın burada dikkat çektiği bir diğer konu ise katma değerli üretim modelini de göz önüne alarak dünya standartlarında üretim yapabilen işletme sayısının çoğaltılması.

   Bir finansçı gözüyle Hakan Çağlar'ın tarım sektörüne yönelik tespitlerini sizinle paylaşmak istedik.

   TARIMSAL OKURYAZARLIK

   Finansbank'ın Güneydoğu Avrupa için Avrupa Fonu (EFSE) ve Frankfurt Okulu ile çiftçilere yönelik tarım sektörüne yönelik finansal okuryazarlık programı da dikkat çekici.

   Bugüne kadar farklı illerde çiftçilere 'tarımsal işletme dersleri' verilen eğitim projesinde, çiftçilerle finansal bilgilerin yanı sıra sulama teknolojileri, kuraklık riski, hayvancılık gibi tarım başlıklarında güncel bilgiler de paylaşılıyor.

   Eğitimde uzmanlar çiftçiler için şu sorulara cevap arıyor:

   * Tarımsal gelir ve giderler nasıl kontrol altına alınır?

   * Gelir gider hesabı yapmanın faydaları neler?

   * Günümüzde çiftçiler nasıl finansal kontrol yapıyorlar? Yaptıkları hatalar neler? Nasıl düzeltebilirler?

   * Yıllık bütçe nasıl yapılır? Bütçeye esas gelir ve giderler neler?

   * Girdi temin ederken nelere dikkat edilmeli? Girdi maliyetlerini düşürmek için alınabilecek önlemler neler?

   * Finansal ihtiyaçlar nasıl belirlenir? Hangi kaynaklardan sağlanabilir?

   * Faiz hesabı nasıl yapılır? Kredi alınırken dikkat edilmesi gereken hususlar neler
 
   * Tarımsal nakit yönetimi nedir?

   * Tarımsal işletmelerde kriz yönetimi nasıl olmalı?

    Finansbank'ın bu projesini önemsiyoruz.

   Üreticiyi bilgilendirecek ve yol gösterecek buna benzer projelerin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ve üniversite işbirliği ile de yapılması verimlilik ve kârlılık anlamında üreticilere ciddi katkı sağlayacaktır.

   Bilginin en büyük güç olduğu günümüzde bunu tarım sektörüne de sağlamamız gerekmez mi?

İrfan Donat

Kasım 10, 2016, 23:58:31
3
Ynt: Solis Nova Nx Güzel görünüyor. Özellik olarak da gideri var. Piyasa da emsallerinden ucuz olacağını düşünüyorum. Bu nedenle düşük fiyata iyi teknolojiyi isteyenlerin tercihi olabilir.
Kasım 11, 2016, 20:37:45
1
Ön Yükleyici Ataşmanıyla Sobalık Odun Kesmek

Kasım 12, 2016, 00:16:00
1
Ynt: Case Ih Farmall B Serisi Ls ye benziyor.
Kasım 16, 2016, 18:40:56
1
Ynt: Kış geldi aküyü değiştirdik Varta iyidir. Bizde arabaya aldık. Dün arabanın radyo açık kalmış, bugün öğle vakti bindim. Ah dedim marş basmayacak. İlk bi tekledi ardından canlandı tekrar. :)
Kasım 17, 2016, 19:08:02
1
Seracılarda Rusya umudu Yeni sezon ürünlerini piyasaya sunmaya hazırlanan seracılar, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Putin arasındaki görüşme sayesinde oluşan olumlu havayla olumlu bir yıl geçireceklerine inanıyor.

Rusya ile geçen yıl yaşanan uçak krizi nedeniyle sıkıntılar yaşayan ve yeni sezon ürünlerini piyasaya sunmaya hazırlanan Türkiye'deki sera üreticileri, son dönemde iki ülke arasındaki olumlu hava sayesinde sezonu umutlu açtı.

Özellikle topraksız tarım kültürüyle çiftçilik yapan ve yeni sezon ürünlerini piyasaya sunmaya hazırlanan seracılar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasındaki görüşme sayesinde oluşan olumlu havayla olumlu bir yıl geçireceklerine inanıyor.

Türkiye Sera Yatırımcıları ve Üreticileri Birliği (Sera-Bir) Başkanı Müslüm Yanmaz, Erdoğan-Putin görüşmesinin ardından iki ülke arasında ticaretin yeniden gelişmeye başladığını söyledi.

Görüşmelerde, narenciye ve turunçgillerin bir kısmında 1 Ocak itibarıyla ambargonun kalktığına dair anlaşmanın kabul edildiğini anımsatan Yanmaz, sera ürünlerine yönelik ambargonun ise devam ettiğini belirtti.

Yanmaz, bu konuyla ilgili kısa süre önce Mersin'de ilgili sektör temsilcileri ve yetkililerle toplantı gerçekleştirildiğini dile getirerek, bu anlamda özellikle Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakan Faruk Çelik'in büyük çabaları olduğunu kaydetti.

Çalışmalar sonucunda en geç 1 Ocak 2017'de bu sorunun ortadan kalkacağına inandıklarını anlatan Yanmaz, "Hem sektördeki oyuncular hem de Bakanlık nezdinde çalışmalar devam ediyor. 15 Aralık gibi son görüşmeler yapılacak, zaten bizim özellikle topraksız tarım kültürüyle yetiştirilen ürünlerimiz bugünlerde çıkmaya başladı. Öyle tahmin ediyorum ki 15 Aralık gibi ya da en geç 1 Ocak gibi Rus kapısının açılacağına ve yaş meyve-sebzeyle ilgili ambargonun kalkacağına dair kanaatlerimiz oluştu." dedi.

Müslüm Yanmaz, söz konusu ambargonun hem Türkiye'ye hem de Rusya'ya büyük zararları olduğunu ifade ederek, üreticilerin de bu sorunun çözülmesini beklediğini dile getirdi.

Kasım 17, 2016, 22:29:22
1
Koyun ve Keçilerde Yıllık Aşılama Programı Koyun ve keçi yetiştiriciliği ile ilgili çok aranan bir bilgi. Yıllık aşılama takvimi. Bu aşılama takvimini uygulayarak koyun ve keçilerinizin hastalıklara karşı daha dirençli olmasını sağlayabilirsiniz.


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz



Kasım 21, 2016, 23:36:42
2
Ynt: İkinci ürün mısır hasadı
Ekilen Alan: 720 da
Ekim tarihi:15-25 haziran( bugday hasadı sonrası)
Hasat tarihi:10-16 kasım
Sıra arası: 70cm
Sıra üzeri: 15,5 cm
Tohumlar: pioneer 32T83, pioneerP0729, dkc 6101, dkc 5741
Verimler:T83 1400 kg/da18 rutubet
P0729: 1350 kg/da 15,5 rutubet
Dkc6101:1300 kg/da 17 rutubet
Dkc5741: 1200 kg/da 16 rutubet
Merhaba, verimler bence iyi her ne kadar danelik mısırdan anlamasam da...

Kasım 23, 2016, 18:36:57
1
Ynt: Tarımsal İşçi Ücretleri
traktör şöförü : ortalama 100 tl (cebindeki cugara durumu ve gittiği kahveye taktığı borca göre değişkenlik gösterir)

Görkem benim gibi sigara ve kahve alışkanlığı olmayan bir şöfor lazım size. :)

Kasım 23, 2016, 22:04:10
1
Rasyonda Kullanılan Bazı Yem Ham Maddeleri ve Özellikleri     Rasyonda Kullanılan Bazı Yem Hammaddeleri ve Özellikleri


   Mısır

   İrilik, biçim, renk vb bakımından çok sayıda çeşit ve formu olmakla birlikte hayvan beslemede daha çok sarı mısır kullanılmaktadır. Enerji düzeyine bağlı olmakla birlikte kesif yem karmalarının yaklaşık yarısı sarı mısırdan oluşmaktadır, hayvanlar üzerinde zararlı etki yapmaz.
Selüloz oranı çok düşük olduğundan sindirilme derecesi yüksektir. Organik maddeleri kümes kanatlıları tarafından %80, diğer hayvanlar tarafından %90 dolayında sindirilir.%7-8 dolayında ham yağ içermektedir. Mısır proteini önemli aminoasitlerden triptofan ve lizin bakımından yetersiz olduğu için biyolojik değeri düşüktür. Kalsiyum, P, Fe, ve Cu içeriği diğer tahıllara göre yetersizdir. Fosfor büyük ölçüde embriyoda birikmiş olup, fitin tuzu formundadır.
Mısır tüm hayvanlara verilebildiği halde doymamış yağ asitleri bakımında zengin olduğu için tereyağını yumuşatıcı etkisi vardır. Bu nedenle arpa gibi yağı sertleştiren yemlerle birlikte verilmesinde fayda vardır.
   Mısır özellikle kanatlı beslemede çok aranan bir yem kaynağıdır. Bunun başlıca nedeni enerji değerinin yüksek oluşu, iyi bir deri ve yumurta sarısı pigmentasyonu sağlamasıdır. Kanatlı rasyonlarına %50 düzeyine kadar katılabilir. Ancak mısır kullanılan kanatlı rasyonlarında lizin yetersizliği gelişme üzerine olumsuz etki yapabilir. Bu nedenle fazla miktarda kullanılan kanatlı rasyonlarının lizin düzeyi yüksek kaliteli protein kaynakları ile desteklenmesine özen göstermek gerekir. Ayrıca yüksek oranda mısır içeren karmalarla beslenen etlik ğiliçlerin yağlarında yumuşama görülebilir.


   ARPA

   Bira sanayinin dışında tümü hayvan yemi olarak değerlendirilmektedir. Arpanın yazlık-kışlık çeşitleri ile cılız-dolgun daneleri arasında yapı ve besleme değeri açısından çok büyük bir fark bulunmaz.
Arpanın protein içeriği ve protein kalitesi çok yüksek değildir. Arpa proteini lizin, triptofan ve sistin gibi aminoasitler bakımından mısırdan daha zengindir. Ancak ham selüloz içeriğinin yüksek, yağ içeriğinin daha az olması enerji değerini düşürmektedir. Arpanın vitamin A ve riboflavin içeriği yeterli olmadığı halde pantotenik asit düzeyi çok yüksektir. Bu nedenle büyük ölçüde mısıra adayalı beslemede görülen kemik hastalıkları, katılık ve tutukluklara arpa ile daha az rastlanır.
Arpa bütün hayvanlara verilebildiği gibi özellikle geviş getiren hayvanlar için daha uygundur. Ancak koyun ve keçilere verilenin dışındakiler kabaca kırılarak ya da ezilerek hayvanlara verilmelidir. Ancak koyun ve keçilere verilenin dışındakiler kabaca kırılarak ya da ezilerek hayvanlara verilmelidir. Aksi takdirde at, katır, sığır ve manda gibi hayvanlara verilen arpa danelerinin önemli bir kısmı sindirilmeden dışkı ile atılabilir. Buna karşın çok ince öğütülecek olursa ağızda hamurlaşma nedeniyle tüketimi azalmaktadır.
   Arpa süt sığırları içinde en uygun yoğun yemlerden birisidir. Selüloz içeriğinin yüksekliği nedeniyle rumende topaklaşmalara engel olduğundan sindirimi kolaylaştırır. Süt ineklerine verilen yoğun yem karmalarının selüloz düzeyini artırmak, süt yağı ve süt şekeri oranının artmasına da olumlu etkide bulunmaktadır. Bunun yanı sıra tereyağının aşırı yumuşamasını engelleyerek kalitesini iyileştirmektedir. Bu nedenle süt ineklerinin rasyonlarına bir miktar arpa sokulmasına özen gösterilmelidir.
Arpa, enerji düzeyinin düşük olması, yapısındaki ß-Glukanlar ve pentozanlara bağlı sindirim güçlüğü nedeniyle etlik civciv ve piliç rasyonlarında çok fazla kullanılmaz. Aksi takdirde sindirim bozukluklarına, büyümede yavaşlamaya, yapışkan dışkı (kloak etrafında dışkı birikimi) ve ıstlak altlık oluşumuna neden olur. Bunun yanı sıra civcivlerin ince öğütülmüş rasyonlarına fazla miktarda öğütülmş arpa katılması halinde barsak tıkanmaları sonucu ölümlerde görülebilmektedir. Arpa genellikle enerji gereksinmeleri daha az olan yumurta piliç ve tavuk rasyonları ile damızlık tavuk ve hindilerin rasyonlarına katılmaktadır. Ancak uygun enzim takviyesi ile etlik piliç rasyonlarında da belirli düzeylerde kullanılabilir.

   BUĞDAY

   Buğdayın kimyasal yapısı diğer tahıl tanelerine göre daha geniş değişim gösterir. Buğdayın protein içeriği iklim, çeşit, toprak ve gübreleme gibi etkenlere bağlı olarak %8 ile %20 arasında değişebilmektedir. Sert buğdaylar yumuşak buğdaylardan daha fazla protein içeriğine sahiptirler. Buğday proteini lizin ve triptofan içeriğinin yüksek olması nedeniyle mısır proteininden daha kalitelidir. İnce öğütülmüş buğdayın kümes kanatlılarına verilmesi halinde kursakta hamur kitlesi birikebilir.
Vitamin A ve D düzeyi çok yetersizdir. Diğer tahıl taneleri gibi riboflavin miktarı yetersiz olmakla birlikte nikotinik asit ve pantotenik asit düzeyleri mısırdan yüksektir. Ayrıca Vitamin E bakımından çok yüksektir.
   Buğday geviş getiren hayvanlara alıştırılmadan fazla yedirildiğinde sindirim zorluğu, şişme ve bazende ishale neden olabilir. At gibi geviş getiren hayvanlarda kaşıntı ve koliklere neden olabilir. At ve katır gibi iş hayvanlarına kabaca kırılarak verilmeli ve kolikleri önlemek için kaba yemlerle karıştırılarak verilmelidir.
   Süt ineklerinde yoğun yem karmasının 1/3 nü buğday oluşturacak şekilde verildiğinde en iyi sonuç alınmaktadır.
   Kümes kanatlıları pentozan (ksilan) içeriği nedeniyle buğdayı diğer çiftlik hayvanlarına oranla daha az sindirebilmektedirler. Ancak organik maddelerin sindirilme derecesi yine de %80 in üzerindedir. Kümes kanatlılarına aşırı miktarda buğday verilmesi halinde sindirim bozukluğu, yapışkan dışkı ve ıstlak altlık gibi sorunlarla karşılaşılabilir. Buğday kanatlılara genellikle kırılarak veya öğütülerek verildiği gibi tercihli yemleme uygulamalarında bütün dane olarak da verilebilmektedir. Buğday danesinin kanatlılara öğütülmeden bütün olarak verilmesi taşlığı harekete geçirdiğinden sindirilebilirliğini olumsuz yönde etkiler.

   ÇAVDAR

   Besin maddeleri içeriği bakımından buğdaya benzemekle beraber dolgun daneliçavdarın nişasta içeriği buğdaydan yüksektir.Amino asitlerden lizin, methionin, lösin ve izolösin yetersiz düzeydedir.Mineral madde bileşimi buğdayda olduğu gibi iyi değildir.Mg ve P bakımından oldukça zengin olmasına karşın Ca ve iz elementler bakımından yetersiz düzeydedir.
Düşük selüloz içeriği ve sindirilme derecesinin yüksek olması nedeniyle enerji değeri iyi olduğu halde, çavdarın besi hayvanlarına fazla yedirilmesi halinde sindirim bozuklukları ve ishal görülür. Bu durumda çavdarda yüksek düzeyde bulunan pentozanlar, ß-Glukanlar ve pektinlerin sindirimindeki güçlüğün ve barsak florasını değiştirmelerinin yol açtığı bildirilmektedir. Çavdarın besi rasyonlarında %20 yi aşmayacak şekilde kullanılmasına özen gösterilmelidir. Ayrıca çavdarmahmuzu-ergot-(Claviceps purpuera) ile bulaşık olması halinde lezzeti azaldığı gibi hayvanlar için tehlikeli de olabilir. Adı geçen mantarın içerdiği alkoloidler sinirler üzerine etkide bulunarak, hayvanın dengesini yitirmesine, felç ve krampların ortaya çıkmasına neden olurlar. Bunun yanı sıra uterusu etkileyerek gebe hayvanların yavru atması sonucunu da doğururlar. Çavdar mahmuzu yanında çavdarda tripsin ve kimotripsin engelleyicisi ve amilaz engelleyicileri de bulunmaktadır. Çavdarda ayrıca egzamalara yol açan alerjik bir etmeninde bulunduğu bildirilmektedir. Yukarıda bildirilen sakıncaları nedeniyle çavdarın hayvanlara tek başına değil, mısır, yulaf veya arpa ile karışık halde verilmes gerekir.
Çavdarın süt ineklerine de tek başına yedirilmesi halinde yukarıda belirtilen sakıncalar ortaya çıkmaktadır.
   Kümes kanatlıları tarafından pek sevilmediği gibi protein kalitesi açısından da yeterli değildir. Rasyonun %52inden fazla olması halinde sindirim bozukluğu görülmekte, verim düşmekte ve yapışkan dışkı oluşmaktadır.

   TRİTİKALE

   Buğday ve çavdarın melezlenmesi ile oluşturulan tritikale, kıraç ve eğimli arazilerde buğdaya oranla daha yüksek verimli, besin madde içeriği açısından ise çavdara oranla daha zengin bir yem kaynağıdır. Yetiştirme koşullarına ve yetiştiği toprağın yapısına bağlı olarak %11-20 arasında ham protein içerir.Enerji içeriği ve amino asit kalitesi buğdaya benzer olmakla birlikte çavdarınkinden daha yüksektir.Buğdayda olduğu gibi fitaz içeriği yüksek olduğundan mısır ve sorguma oranla yararlanılabilir fosfor içeriği yüksektir.Diğer besin madde içeriği açısından daha çok buğdaya benzer.Fiyatının uygun olduğu koşullarda buğday yerine rahatlıkla kullanılabilir.Çiftlik hayvanlarının beslenmesinde kullanım düzeyi konusunda buğday ile aynı özellikleri göstermektedir.



   YULAF

   Yulaf genellikle kavuzlu tüketilen bir dane yemdir. Kavuz tüm danenin yaklaşık %20-30 unu oluşturur. Kavuzsuz yulaf besleme değeri açısından buğdaya eşdeğerdir. Yulafın besleme değerini etkileyen unsur danenin kavuz oranıdır. Kavuz oranının %24 dn aşağı olması halinde düşük kavuzlu, %28'den yüksek olması halinde yüksek kavuzlu olarak kabul edilir.
   Yulaf protein içeriği %16 ya kadar çıkabildiği halde proteinin biyolojik değeri bakımından diğer tahıl daneleri ile uyum gösterir. Özellikle lizin, treonin,metionin ve triptofan aminoasitleri sınırlayıcı faktör olarak ortaya çıkmaktadır.Tahıl daneleri arasında ham yağ oranı en yüksek olanlardan biridir.
Yulaf süt inekleri için uygun bir yem olmakla beraber tek başına yeterli değildir.Besin madde eks**liklerinin karşılanması gereklidir.Süt verimi ve yağ oranının artışına olumlu etkide bulunmaktadır.Yulafın fazla miktarda verilmesi süt yağının yumuşamasına neden olmaktadır.Süt ineklerine yulaf orta incelikte öğütülerek ya da kabaca kırılarak verilmelidir.
   Yulaf kümes hayvanları için fazla uygun yem değildir. Yumurta tavuğu rasyonlarında %20 den yukarıya çıkarılmaması gerekmektedir. Civciv rasyonlarında ise %10-15 den fazla bulunması halinde yapısında ki B-Glukanlar pentozanlar nedeniyle sindirim bozukluklarına ve canlı ağırlık artışında azalmalara neden olur.



   SOYA

   Soya %32-33 düzeyinde protein içermektedir. Hayvanlara yedirilen bitkisel yemler içerisinde proteinin biyolojik değeri en yüksek olandır.%6-6,5 ile en yüksek düzeyde lizini soya proteini içerir. Ham selüloz içeriği düşük olduğundan organik maddelerin yaklaşık %90 ı sindirilir. Mineral bileşimi diğer baklagil tohumlarından daha iyidir. Kalsiyum fosfor oranı 1,2;1:2,5 arasında değişir.
Soya danesinde besin maddelerinin yanı sıra soya proteininden yararlanmayı azaltan, enerji ve yağ rezorpsiyonunu düşürerek gelişmeyi engelleyen enzimler, tripsin engelleyicileri ve saponin gibi bileşikler vardır. Bu nedenle özellikle domuz ve kümes kanatlılarının beslenmesinde çiğ soya kullanımı sakıncalıdır. Soyada bulunan 20 dolayında ki enzimden lipoksijenaz, üreaz ve tripsin engelleyicisi hayvan besleme açısından önemlidir. Lipoksijenaz yağları okside eder. Bir proteaz olan üreaz ise üreyi karbondioksit ve amonyağa hidrolize eder. Bu nedenle çiğ soyanın bulunduğu rasyona üre katılması halinde hayvanlarda amonyak zehirlenmesi görülür. Soyada bulunan tripsin engelleyicisi pankreastan salgılanan tripsin etkinliğini engelleyerek organizmadaki kükürtlü aminoasitlerin yoğun bir şekilde dışarıya atılmasına neden olur.
   Soyanın bu tip beslenmeyi engelleyici bileşikler nedeniyle özellikle kümes kanatlıları ve tek mideli hayvanlara soya danesinin ısı işleminden geçirildikten sonra verilmesi gerekir.Özellikle soyanın ekstrüzyon işlemine maruz bırakılarak elde edilen formu olan tam yağlı soya veya yarı yağı alınmış yarım yağlı soya günümüz yem sanayisinin önemli bir ham maddesi durumundadır.
Süt verimini artırdığından süt inekleri için uygun bir yem olduğu halde fazla miktarda yedirilirse süte soya kokusu siner. Bu nedenle hayvan başına 1 Kg dan fazla verilmemeli.
Kümes kanatlıları için pişirilmiş soya(tam yağlı veya yarım yağlı soya) hayvansal proteinlerin yerine geçebilecek en uygun yemdir. Civciv rasyonlarında çiğ soya kullanılması halinde gelişme geriliği, pankreas büyümesi ve besin maddelerinin sindirilme derecesinin düşmesi gibi olumsuzluklarla karşılaşılır. Kümes kanatlılarının rasyonlarında hayvansal proteinin yarısının soya (soya fasulyesi küspesi+tam veya yarım yağlı soya ) proteininden karşılanması halinde en iyi sonuç alınmaktadır.

   SOYA FASULYESİ KÜSPESİ

   Özellikle kümes kanatlıların beslenmesinde son derece önemli bir yem olan SFK nın kabuklusu %44, kabuksuz %48-50 ham protein içerir ve proteinin biyolojik değeri diğer bitkisel yemlere göre çok yüksektir. Bunun nedeni %2,9-3 lizin içermesidir. Metionin soya küspesinde oldukça yüksek bulunduğu halde ısıtmanın az olduğu ekstraksiyon küspelerde bulunan tripsin engelleyicisi metionin ve sistinden yararlanmayı düşürür.
   SFK daha çok kümes kanatlıların ve genç hayvanların yoğun yem karmalarına katılması önerilir. Süt ineklerine günde 2 ; 2,5 kg verilmesi uygundur. Küme hayvanlarında metionin bir hayvansal protein kaynağı ile desteklenmiş soya küspesi iyi sonuç vermektedir.


   PAMUK TOHUMU KÜSPESİ

   Elde ediliş yöntemine göre %35-45 arasında protein içerir. Lizin, Metionin ve sistin başta olmak üzere esansiyel amino asitler içeriği yetersiz olduğundan proteinin biyolojik değeri çok yüksek değildir.
PTK çoğunlukla toksik düzeyde gossipol içerir. Gossipol tek mideli hayvanlar için zehirli etkiye sahiptir. Ekspeller küspesi 200 500 mg/Kg, ön presten geçirilmiş ekstraksiyon küspesi 200;700 mg/Kg ve ekstraksiyon küspesi ise 1000 5000 mg/Kg serbest gossipol içerir. Genellikle tek mideli hayvanların rasyonunda 100mg/Kg dan fazla gossipolün bulunmaması gerekir. Gossipol civcivlerde iştahı azaltır, büyüme ve yemden yararlanmayı gerileterek ölümlere neden olabilir. Tavuklarda yumurta verimi ve ağırlığını düşürür. Geviş getiren hayvanlarda gossipolun toks** etkisinin olmadığı kabul edilmekle birlikte, son yıllarda fazla miktarda gossipol tüketimin bu hayvanlarda da çeşitli sorunlara neden olduğu bildirilmektedir. PTK yumurta akında pembe lekeler oluşturan bazı s**lopropen gurubu bileşikler içermekte olup, bunların en önemlisi sterkulik asittir. Bu bileşikler yumurta sarısının pH#8217;sını yükseltir, su oranını artırır ve beyaz renkli proteinlerinmiktarını fazlalaştırır. Ayrıca haşlanmış yumurtalarda sarının elastikiyet (lastiğimsi bir yapı) kazanmasına neden olur.
   Süt ineklerine pres küspesi en fazla 1 Kg verilmelidir. Gebeliği ilerlemiş hayvanlara fazla verilmesi halinde yavru atmalara neden olabilir. Besi sığırlarına diğer küspe ve dane yemlerle birlikte günde en çok 4#8211;5 Kg PTK önerilir. En uygun miktar 1-2 Kg olup fazlası iç yağını sertleştirebilir. Öte yandan besiye alınan erkek materyallerin rasyonlarında PTK kullanımına ayrı olarak dikkat edilmelidir. PTK daki yüksek silisyum içeriği nedeniyle bu hayvanlarda idrar taşı oluşumuna bağlı ani ölümler görülebilir.
Kümes kanatlıları rasyonuna ekstraksiyon küspesi %10#8211;15 düzeyinde katılabilir. Ancak yumurta tavuklarında yumurta kalitesi üzerine olumsuz etkileri nedeniyle rasyonda PTK kullanımı son derece sınırlı olmalı veya rasyonda PTK lara yer verilmemelidir.


   AYÇİÇEĞİ TOHUMU KÜSPESİ

   Ayçiçeği küspesinin besleme değeri kabuklu ve kabuksuz oluşuna göre büyük ölçüde değişmektedir.Kabuğu hiç ayrılmamışsa Ekspeller ATK nın protein oranı %15 e kadar düşmekte, selüloz oranı ise %38 e kadar çıkabilmektedir.Buna karşılık kabuğu alınmış ekstraksiyon ATK nın ham selüloz oranı %15, ham protein oranı ise %40 ın üzerinde olabilmektedir.Türkiye de ATK nın %70 i Ekspeller yöntemi ile üretilmektedir.ATK lizin olmak üzere esansiyel amino asitler yönünden yetersiz olup proteinin biyolojik değeri orta düzeydedir.Metionin düzeyide yetersiz olmakla birlikte diğer küspelere oranla daha yüksektir.
   İyi kalitede ATK özellikle geviş getiren hayvanlar için değerli yem olup lezzetli olması nedeniyle tüm hayvanlar tarafından sevilerek tüketilir. Süt ineklerine günde 2#8211;2,5 Kg, besi sığırlarına 6 Kg. kadar verilebilir. Yumurta tavuklarında yumurta verimi üzerine olumlu etkisi olduğu bildirilmektedir. Broylerin etini yumuşattığı için bunlar için pek uygun değildir. Broyler karmalarının ham proteinin %15-20 si, yumurtacı tavukların ise %30-35 i rahatlıkla ATK dan sağlanabilir.

   BUĞDAY KEPEĞİ

   Buğday kepeğinin içerdiği besin maddeleri nedeniyle iki temel diyetetik özelliği vardır. Birincisi ağır ve yoğun yem karmalarını hafifleterek daha lezzetli olmalarını ve sindirimlerini kolaylaştırır. İkincisi laksatatif(yumuşatıcı) etkiye sahip oluşudur. Bu amaçla bütün hayvanların yemlenmesinde kullanılabilir.
   Süt ineklerinin yoğun yem karmalarının %25-30 nu oluşturacak düzyde kullanılabilir. Kümes hayvanlarında ise en fazla %15-20 düzeyinde kullanılabilir.

   ET UNU

   Kesimhanelerde veya et işleme tesislerinde elde edilen et kalıntıları, insan yiyeceği olarak kullanılmaya uygun olmayan etler, çeşitli yöntemlerle rendering tesislerinde işlenip kurutulduktan sonra öğütülerek et unu elde edilir. Et unlarında yağ oranı %18 e kadar çıkar.
Yağ oranı düşük olanlar tercih edilir. Ayrıca et ununun normal olarak %50 den fazla protein içermesi gerekmektedir. Aksi halde kemik karışmış demektir ve et-kemik unu sayılırlar. İyi bir lizin kaynağıdır (%2,6). Kümes kanatlıları ve buzağı gibi gelişmekte olan hayvanların rasyonlarına %3-5 oranında katılabilir. Yem karmasının özellikle lizin yetersizliğini gidermede kullanılır. Yaklaşık %3-4 P ve %7-8 Ca içerdiğinden iyi ve dengeli bir Ca ve P kaynağıdır.


   ET KEMİK UNU

   Et ,kemik ununun en az %40 ham protein en fazla %10 yağ içermesi gerekir. %10 Ca ve %5-6 P içeriği ile oldukça dengeli bir Ca-P kaynağıdır. Kolay acılaşacağından yağ oranı yüksek istenmez. Gerek çok fazla Ca ve P içermesi gerekse protein kalitesinin düşük olması nedeniyle rasyonlara fazla katılmaz, tek protein kaynağı olarak katılmaz. En çok kümes kanatlıları ve domuz rasyonlarında kullanılır. Karmanın diğer ham maddelerine bağlı olarak %3-5 düzeyinde katılması önerilir.

Kasım 24, 2016, 22:44:53
1
Yem Şalgamı Yetiştiriciliği    YEM ŞALGAMI LENOX YETİŞTİRİCİLİĞİ (Brassica rapa rapa):

Hayvan Yem Şalgamı (Polybra) yaprakları ve kökü koyun, keçi, düve, sığır, süt inekleri tarafından büyük bir iştahla yenir.

İkinci ürün olarak değerlendirilebilir.

Çok iyi sindirilebilir.

Yüksek verimlidir. Dekardan 8-10 ton verim alırsınız.

Kış soğuklarına dayanıklıdır.

2.5-3 ay sonra hasat edilebilir.

% 45'i kök, % 55'i yapraklardan oluşan iyi bir yem bitkisidir.

    EKİM

    İyi sürülmüş, iyice parçalanmış, ufalanmış, sıkıştırılmış ve tesviye edilmiş olmalıdır. Mibzerle veya serpme şeklinde yapılır. Ortalama sıra arası 20-35, sıra üzeri 15-25 cm. olmalıdır. Metrekarede 25-40 adet bitki (tohum)olacak şekilde yapılmalıdır. Tohumlar küçük olduğundan ekim derinliği 1.5 -2 cm olmalıdır. Ekimden sonra tapan (sürgü) çekilmesi nemin kaybolmaması için gereklidir.

   Dekara 1 kg tohum yeterlidir.

    GÜBRELEME

   Kompoze gübrelerden (15-15-15) gübresinden dekara 40-50 kg yeterli olacaktır. Hiçbir zaman bitkiye üst gübreleme yapılması tavsiye edilmez. Ekimle birlikte yapılan gübreleme yeterlidir.

   BAKIM

    Bitki boyu 3-7 cm iken yabancı otlara karşı çapalama yapmak gerekir. Serpme ekim yapıldıysa uygun şekilde metrekarede 25-40 adet bitki kalacak şekilde seyreltme yapılmalıdır.

    HASAT

   Ekimden itibaren 2.5- 3 ay sonra hasada başlanabilir. Geciken hasatlarda -6 ila -10 dereceye kadar olan gece donları ürüne zarar vermemektedir. Hasat günlük olarak kök ve yapraklarıyla birlikte hayvanlara yedirilebildiği gibi yaprakları kesilip, silolama (depolama) da yapılabilir.
Yem şalgamı, hayvan beslemesinde en iyi yemlerden biridir. Sonbahar ve kış dönemlerinde bile taze olarak hayvanlara yedirilmektedir. Çiftçimiz günlük olarak ihtiyacı oranında hasat yapmalıdır. Yumrular toprakla bulaşıksa yıkanıp parçalanarak yada büyükbaş hayvanın canlı ağırlığına göre direkt olarak verilebilir. Süt sığırlarında sağımdan sonra yedirilen şalgam miktarı hayvanın canlı ağırlığına göre verilmelidir. En fazla verilebilecek miktar, günlük olarak 40 Kg'ı geçmemelidir.

Not: Dekarda kullanılan tohum miktarı az olduğu için tohum fiyatı fazladır. İnternet üzerinden satış yapan yerlerde kg fiyatı 25 TL civarındadır.

Hayvanlarında daha önce kullanan arkadaşlar yorum yaparsa sevinirim.

Kasım 27, 2016, 12:15:24
1