toprakbilgi.com

Beğenileri gör

Verilen/alınan beğenileri gör


İletileriniz beğenildi

Sayfa: [1] 2 3
İleti bilgisi Beğeni sayısı
Tarım ovaları koruma altına alınıyor Tarım ovaları koruma altına alınıyor
Tarım Bakanı Çelik, tarıma elverişli 184 büyük ovanın koruma altına alınacağını açıkladı.


Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, Türkiye’de tarıma elverişli durumdaki 184 adet ovanın koruma altına alınacağını açıkladı.

Bakan Çelik, konuya ilişkin şu açıklamayı yaptı:
“Önemi her geçen gün artan tarım ve gıdanın en önemli kaynağı olan toprak olmadan hayatımızı idame ettirmemiz mümkün değil. Tükettiğimiz gıdaların yüzde 95'ini topraktan elde ediyoruz. Gıdaya erişim noktasında yeterli olabilmek ve tarımsal üretimimizi sürdürebilir kılmak bakımından toprağımızı korumak durumundayız. Bu bakımdan toprağımızı geleceğimiz olarak görüyoruz.

Maalesef dünyada olduğu gibi ülkemizde de topraklarımızı kaybediyor ve kullanamıyoruz. Verimli tarım arazilerimiz, tarım dışı amaçlarla kullanılmasından dolayı geri dönüşü olmayacak bir şekilde elimizden çıkıyor. Ülkemizde her yıl 50 bin ile 100 bin hektar arasında toprak kaybediyoruz. 24 milyon hektarlık tarıma elverişli arazimizin ise 19 milyonunu kullanabiliyoruz.

Bu olumsuz gidişe dur demek ve tarım arazilerimizi korumak amacıyla Hükümetimiz döneminde ciddi çalışmalar yapıldı. Bu kapsamda 2005 yılında yürürlüğe giren 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu ile  tarım arazilerinin farklı amaçlarla kullanımına sınırlamalar getirildi. Ayrıca tarım arazilerinin miras ve satış yoluyla bölünmesinin önüne geçildi. Parçalı arazileri birleştirmek amacıyla arazi toplulaştırma çalışmalarına hız verildi.

12 yılda 5 milyon hektar alan toplulaştırıldı. 2 milyon hektar alanın toplulaştırma çalışmaları da devam ediyor. 2023 yılına kadar da 14 milyon hektar alanda toplulaştırmayı tamamlamayı hedefliyoruz. Görüldüğü üzere Bakanlık olarak toprağımızın korunması ve bölünmemesiyle ilgili çok önemli çalışmalar yatık.

Şimdi de yeni bir uygulamayı daha hayata geçiriyoruz. Ülke genelindeki 6,5 milyon hektar büyüklüğe sahip 184 adet büyük ovamızın sit alanı ilan edilmesi için çalışmamızı tamamlamış bulunuyoruz. Sayın Başbakanımız da bugünkü (dün) grup toplantısında bu konuya değindi.

Bu ovaların en büyüğü 729 bin hektarla Konya Merkez Ovası. En küçüğü ise 521 hektarla Burdur Yeşil Ovası. Konya’da toplam 1 milyon hektarlık alana sahip 13 farklı ova var. Ankara’da ise 66 bin hektarlık alana sahip 8 farklı ova var. Şanlıurfa’da 295 bin hektarlık Ceylanpınar Ovası ve 201 bin hektarlık Harran Ovası var. Samsun’da ise 136 bin hektar alana sahip 3 farklı ova var.

5403 sayılı Kanun gereğince belirlenen ve İl Toprak Korumu Kurulları’nda görüşülerek uygun görüş alındıktan sonra 60 ilimizdeki bu 184 ovanın korunmasına ilişkin kanuni düzenlememizi önümüzdeki günlerde Bakanlar Kurulu’na sunacağız.

Bu düzenlememizle 184 ovamızı sit alanı ilan edilip koruma altına alınacak. Artık bu ovalarımıza sadece tohumlar atılacak.

Ayrıca tarımsal üretimimizi artırmak amacıyla ekilmedik yer bırakmayacağız. Göç, hisselilik, parçalılık vb. nedenlerle ekilemeyen tarım arazilerimizi atıl durumdan çıkartacağız.

Şahsa veya kamu kurum ve kuruluşlarına ait olup da ekilmeyen tarım arazilerini, sahipleri namına kiraya vereceğiz. Böylelikle ekilmeyen 2 milyon hektar tarım arazisini milletimizin hizmetine sunarak yıllık 17 milyar TL’lik hâsıla elde etmeyi hedefliyoruz. Bunun için de yasal düzenleme çalışmalarımız devam ediyor.

Bu çalışmalarımız neticesinde ekilmedik bir karış toprak bırakmayacağız. Gelecek nesillerden emanet aldığımız toprağı yine onlara sağlıklı bir şekilde taşıma noktasında üzerimize düşeni yapacağız. Çünkü bu topraklar birer milli servet.”

Ağustos 26, 2016, 10:31:14
1
Salma ( Gezen ) Tavukçuluk Hakkında Herşey
Salma Tavukçuluk Hakkında Herşey

Salma Tavukçuluk nasıl yapılır?

Bu sektöre ilgi duyup ilk defa girmek isteyenlerin öğrenmek istedikleri, ‘A’dan Z’ye doğal yumurta (köy yumurtası) üretimi üzerine en önemli bilgileri burada bulabilirsiniz.  Bu yazı dizisindeki tek gayemiz size yardımcı olabilmektir.

4 BAHÇE KIŞ 01

Biz kesinlikle tavuk, yarka ya da damızlık yumurta satıcısı değiliz. Bütün bilgiler kendi tecrübelerimizden ve profesyonellerden öğrendiklerimiz dahilinde olup, eğer daha çok bilgi alınmak istenirse bize email veya telefonla ulaşılabilir ve herhangi bir talep arz edilmez.

Bu sektörde bilgisizlik ve ihmalcilik girişimcilerin kabusları olabileceği gibi bilinçlilik ve tedbir de huzur, başarı ve iyi kazanç sağlayacaktır.

Salma Tavukçulukta Kümes Kuralları :

Salma Tavukçuluk çiftliğimizin en çok önem vermemiz gereken yeri kümestir.

Kümes hangi materialden yapılırsa yapılsın sağlıklı ve verimli bir ”gezen tavuk, doğal yumurta çiftliği” sektörün gerektirdiği bazı kriterler vardır.

1 metre kare alana 6 tavuk koyulur.
100 tavuk için 16 M2.
500 tavuk için 83 M2.

1000 tavuk için 166 M2. (10 metre genişliğe 16 metre uzunluk)

Bu ölçüler tavukların rahatça gezinmeleri için ve kışın birbirlerini sıcak tutmaları için ideal.

Kümesin uzun tarafı güney yönüne bakmalı ve bu yönde bırakabildiğiniz kadar pencere olmalıdır.

KÜMES Collage

Kümesin etrafında, tavuklara rahatsızlık verebilecek abartılı ses, ışık-ısı veya duman gibi zararlı durumların çaresine bakılmalıdır.

Salma Tavukçulukta Işıklandırma Tertibatı:

Yarkalar geldiğinde kümeste 10 gün boyunca 24 saat ışık olması gerekir.

Yolculukta aldıkları yorgunluk, korku ve stresten dolayı birbiri üzerine binmek isteyeceklerdir.

Gece karanlıkta bırakılırsa daha da korkabilirler. Böyle olursa ölümler artacaktır.

İlk 10 günden sonra yarkalar dışarıya salınmaya başlanır ve kümeste normal ışıklandırılmaya geçilir. Bu tavukların günde 17 saat aydınlıkta olması şarttır. Siz, yaz mevsiminde ve kış aylarında bunu kendiniz ayarlamalısınız.

Tavuklar alacakaranlığı sevmez, o yüzden sabah gün doğmadan ve akşam karanlık çökmeden ışıkların açılması gerekir. Bulunduğunuz bölgeye göre, ışıkları kapatma vaktini tavukların 17 saat aydınlıkta kalabilecekleri şekilde ayarlayınız.

Sağlıklı Tavuklar için Kümes ISI Derecesi:

Kümes içinde kış aylarında en düşük 5°C ve sıcak yaz aylarında 25°C’ler en uygun ısı sınırlarıdır. Eğer sıcaklık  0-5°C ‘lerde ise bazı önlemlerin alınması gerektiği, verim kaybının (yumurtaların abatı ve gramajı dahil) beklendiği kritik sıcaklık dereceleridir. Bu durumlarda tavuklar folluklarda birbiri üstüne tüneyip ısınmaya çalışırlar. Önlem alınması tavsiye edilir.

Kümesinizin ısısının kesinlikle 0°C’den aşağı düşmesine izin vermeyiniz. sonbahardan sonra gelen ilk soğuklar çok önemli. Yaz sıcaklıklarında  30°C’den yukarısı da sakıncalıolup vücut sıcaklığında öldürücü üst sınır 47°C’ dir.

Salma Tavukçuluk Kümesinde Kullanılan Materialler :

Çadır, betonarme veya prefabrik…

Havadar olması şart. Yeteri kadar penceresi yoksa havalandırma fanı takılabilir.

Sıcak ve soğuk mevsimlerde tavukları korumak için kümes izolasyonlu olmalı.

Eğer betonarme ise duvarlar sıvalı olmalı.

Çatısı metal ise tavanı yalıtımlı olmalı.

Çatıda ışık geçiren plastik paneller kullanılıp içeriye ışık girmesi sağlanabilir.

Bu hem tavuklar için hem de elektrikten tasarruf etmeniz için iyidir.

Tabanı beton olmalı.

Tabanı talaş veya çeltik (pirinç kabuğu) ile yaz aylarında sadece betonu kaplayacak şekilde ve kış aylarında 5 cm kalınlığında kaplanmalıdır.

Temizlik için, ilaçlama için traktör girebilecek kapı bırakılmalıdır.

Tavukların rahatça girip çıkabilecekleri kapılar bırakılmalıdır.

Gelincik ve sansar gibi hayvanların  girebileceği delikler olmamalı.

Salma Tavukçulukta Tünekler :

Tünekliklerin önemini ne desemde vurgulasam bilmiyorum. Her tavuk için 18 cm uzunluğunda tavsiye edilir ama tavukların mutluluğu için, tüneklerin boy boy olması lazım.

Bazı tavuklar çok yüksekte uyumayı yeğlerken bazı tavuklar alçak tüneklere ihtiyaç duyar.

Eğer alçak tünek yoksa yerlerde, folluklarda birbirlerinin üstlerine tünerler. Pislerler.

Yerlerde tüneyince haşerata daha çok maruz kalacaklardır.

TÜNEK
Salma Tavukçulukta Folluklar :

Her 6 tavuk için 1 folluk.

Follukların yerlerde değil, yerden 1 metre yüksekte olması iyi olur.

Böylece tavukların yere yumurtlayıp hem yumurtaları kirletmelerini hem de yerden haşerat kapmalarını bir nevi önlemiş oluruz.

Folluk genişliği eğer ahşaptan yapılıyorsa, 30X40 cm ebadında olabilir.

Folluklar tavuklar için kümesin en güvenilir ve loş ışıklı bölümünde olmalıdır.

Keleter veya meyve sebze kasalarından da folluklar yapılabilir.

FOLLUK Collage
Salma Tavukçulukta Yemlikler :

Eğer Çiftliğinizi 3 bin tavuk civarında planlıyorsanız otomatik yemlikleri değerlendirmenizi tavsiye ederim. Hem işçilik hem de yem kaybını en aza indirme bakımından akıllıca olabilir.

Asma yemliklerinizi kümese öyle bir yerleştirin ki, kümesinize traktör girebilsin.

Küçük yemlikler büyük hacimli yemliklere nazaran daha sık doldurulmak gerekecektir.

12 kg lık asma yemlikler uygundur.

Arazinizin yeşillik durumuna göre kümes dışına da bir kaç yemlik konulabilir.

En önemli husus; ister küçük ister büyük yemlik seçin, 1000 tavuk için 30 asma yemlik kullanın. Özellikle yarkaların yeni geldiği günlerde fazla yığılma olmayacak ve ölümler minimuma inecektir.

Salma Tavukçulukta Suluklar :

Daha yeni bir teknoloji çıkana kadar, şu an ”nipel suluk” denilen ve metreyle satılan suluklar fevkalade uygun.
Yarkalar zaten nipel suluk tertibatına alışık. Fiatları gayet makul.

Fazlasıyla alın ve su tertibatınızı kurun.

Yaz aylarında ne kadar su zebil olur, dökülür, sızma taşma yapsada farketmez. Havalar sıcak olduğundan hemen kuruyacaktır. Ancak kış aylarında sulukların altı devamlı yaş kalır ve çamurlaşır. Tavuklar bu çamurları folluklara taşırlar ve yumurtalarınız kirlenir. Onun için, suluklarınızı orta yere değil de duvar kenarına veya siz ce daha da uygun olabilecek bölüme konumlandırabilirsiniz. Traktörle kümesi temizlemesi de kolay olsun.

Büyük su tankınızın yanı sıra, kümesin içine de 100 litrelik bir su tankı koyun, aşı ve vitamin uygulamasında fayda sağlayacaktır.

Yazın sıcak günlerde tavuklar arazide dolaşırken çok su ihtiyacı oluyor ve kana kana su içmek istiyorlar. Aynen yemliklerde olduğu gibi, araziye de suluk koyunuz.

Bu suluklar nipel değil de şamandıralı olsun ki tavuklar bol bol su içebilsinler.

Salma Tavukçuluk Kümesi İçin Talaş :

Yaz aylarında çok fazla talaş yaymaya gerek yok, beton zemini kaplasın yeterli.

Az geldiyse, tavuklar deşinince zeminde çıplak beton belirmişse biraz daha ilave edebilirsiniz, kolay.

Son baharda eğer talaşınız çok kirlendiyse, çamurlaştıysa, temizlemek gerekir. Ve yeni talaşınızı 5 cm kalınlıkta olacak şekilde yayınız.

Toz talaş kesinlikle kullanılmaz.

Çeltik (pirinç kabuğu) bulabilirseniz onu tavsiye ederim.

Salma Tavukçulukta Arazi Nasıl Olmalı ?

Salma tavukçulukta arazi çok önemli.

Doğal yumurta üretme işi çocuk oyuncağı değildir, eğer herşeyi bilinçli ve planlı yaparsanız başarı gelecektir.
Tavsiye edilen, olmazsa olmaz arazi alanı 1000 tavukta 4000 M2 dir (4 dönümdür).

Fakat, ne kadar geniş araziniz olursa o kadar avantajlısınız.

ARAZİ Collage

Tavukları zararlı mahluklardan korumak için arazinizin etrafını bahçe teliyle güvene alınız. Ayrıca, arazinizi ucuz kümes telleriyle bölümlere ayırıp; içine hasıl ot ve yonca benzeri yeşillikler ekebilirseniz tavukları dönüşümlü olarak bu alanlara yayabilirsiniz.

2şer dönümlük bölümler olabilir, ne kadar çok bölüm yaparsanız o kadar iyi.

Kümesin kapılarının araziye açılan bölümü yazın güneşten kışın yağmurdan korunabilirse çok iyi olacaktır. Naylon kanaviçe olabilir. Eğer kapı önü çamur olursa tavuklar bunu kümese taşırlar. Hem yerler çamurlaşır hem yumurtalar kirlenir.

Kapı önü kepçeyle düzeltilip yağmur sularının birikilmesi önlenebilir.

Araziye bir miktar kum, bir miktar ince taş/humus/mıcır ve taş/mermer tozu dökülebilir.

Bunlar tavuk için faydalı şeylerdir.

Arazi arada bir sürülebilir, tavuklar eşinmeyi çok sever.

Arazide yemlik ve suluk bulundurulması tavukları mutlu edecektir.

Bu işte yumurta verimi kesinlikle tavukların mutluluklarıyla alakalıdır.

Yaz kış her gün %90 verim almak gayet olağandır.

Salma Tavukçulukta Uygun Yem Kullanımı :

Tavuklar hergün 100-120 gr. yem yerler.
1000 tavuk günde 120 kg. eder.

Projenizin her aşamasını 4 dörtlük uyguladınız, geldik asıl meseleye:

Yem masrafı ve yumurtaların satışı! İşte salma tavukçuluğun püf noktası burası.

Çiftliğinize geldiği andan itibaren, o tavuk o yemi yiyecektir.

”Ben buğday vereceğim, darı/mısır verceğim” yok. ”Arazim geniş salacağım” olmaz.

O yem masrafı kaçınılmaz bir faktör.

Ancak, arazi bölümünde bahsettiğimiz gibi tavukları yayarak yem masrafını biraz olsun düşürebilirsiniz.
Fenni yemlerinkatılımları başlıca mısır, soya, çiğdem ve yoncadan oluşur. Firmasına göre buna ilave elementler kullanılabilir. (Burada şunu da belirtmekte fayda var, Organik yumurtada kullanılan % 100 doğal yem GDO suz olduğu varsayılır ve fiatı yüksektir.)

Bunların protein içeriği sizin vermek istediğiniz sadece mısır ve buğdaydan çok daha fazladır ve onun için tavuklar %90 ‘lık yüksek verime ulaşırlar.

Yarkalar geldiğinde, bunlar yumurta tavuğu diye hemen yumurta yemi vermeyiniz.
Onların düzgün gelişmesi için ”piliç geliştirici” yemi verin, ta ki yarkaların kılavuz yumurtaya başlayıp %5 randımana ulaşmalarına kadar.

Bu aşamadan sonra yarkalarımıza ”peak yemi” denen yeme devam ediyoruz ki; yumurtanızın boyu büyüsün. Bu yarkaların 28 ila 40ıncı haftaları arası olabilir. Peak yemi protein değeri 17 nin üstünde olan ve bazı yem firmalarının ”birinci dönem” dediği yemdir ve normal yumurta yeminden 5 ila 10 TL civarı fazla olabilir.

Doğal, gezen tavuk yumurtasının ağırlığı 55-65 gr. arası olmalıdır.

Daha sonra yumurta yemine geçebilirsiniz. Lütfen kullandığınız yemin protein miktarının düşük olmamasına dikkat edin. Firmanızdan tavsiye alabilirsiniz.

Tavuklarınız yemliklere geldiğinde boş bulmasınlar, zaten onlar ihtiyaçları olduğu kadar yerler.
Salma Tavukçulukta Hangi Aşılar Yapılmalı ?

Yarkalar zaten bütün aşıları yapılmış olarak geleceklerdir.
İş yaptığınız firma çok güvenilir olmalı.

Firmayla devamlı irtibat halinde olun, onlar sizi yönlendirecektir, sadece yarkaları almadan önce değil, aldıktan sonra da size destek vereceklerdir.

Yarkalar geldikten sonra, firma tavsiyesiyle vitamin verilebilir.

Yılda 4 defa VEBA aşısı yapılması gerekir, suya karışarak verilen kolay bir aşıdır.

Sizin dikkat etmeniz gereken, tavukları devamlı inceleyip herhangi bir anormal hareketlerini firmayla paylaşmaktır. Anormal belirtilerin başlıcaları; tüyleri veya göğsü kabarmış, burunları akan, gözleri kapanmış, içeride bir hapşırık tıksırık sesi, yem yemeyenler, yavaş ve ağır hareket eden veya hiç hareket etmeyen tavuklar olarak sıralayabiliriz. Bunun yanında topallayan tavuklar, ayağı siğilli tavuklar olabilir.

HASTALIKLAR Collage

Erken teşhis büyük ihtimalle iyi sonuçlar verecektir.

Ama en iyi sonuçlara, hastalıkları kümesimizden uzak tutarak varmalıyız.  Temiz, tedbirli ve bilinçli olursanız korkulu rüyalardan uzak olursunuz.

Burada; kümesteki hava durumunun önemini tekrar belirtmekte fayda var. Kümesteki hava temiz olmalı. Aşırı sıcak veya soğuk olmamalı.

Tozlu olmamalı. Aşırı azotlu, kokulu olmamalı.

Tavuk hastalıkları üzerine geniş bilgilere bu sayfadan ulaşabilirsiniz

Salma Tavukçulukta ırk Seçimi :

Kümes, arazi,tünekler ve yemin çok önemli olduğunu öğrendik. Tabiiki yumurtayı doğuracak, kuracağınız sistemin kraliçeleri olacak olan öge tavuklardır. Tavuk seçiminizi ve alacağınız firmayı doğru seçiniz. Yumurtaya başladı diye yaşlı tavuk satan, haftasını doldurmamış yarka satan, hem bakımsız hem hasta yarka satan şirketler var.  Size normalinden daha çok verim alacağınızı söz verecek olan şirketler var.  ”Yarkaların arasına horoz veriyoruz, bundan gayri tavuk almanıza gerek yok, kendiniz çoğaltıyorsunuz” diyen şirketler olacaktır.  Yok öyle birşey.   Bize ulaşın, bilen insanlara sorun ama sakın hataya düşmeyin, zira tavuk şirketleri sizin duymak isteyeceğiniz herşeyi söyler ve kanınıza girerler. Mal gönderdikleri çiftlik sahipleriyle görüşün, doğru insanlara ulaşın.

tavuk IRK

Almak istediğiniz yumurtanın rengi, seçeceğiniz yarka cinsinin en büyük sebebi olacaktır.     Bazı insanlar şu renk yumurtanın doğal yumurta, şu renk yumurtanın satışı daha kolay ve kazançlı iddialarında bulunabilir. Bu, bulunduğunuz coğrafyadaki insanların yumurta tüketimindeki seçimlerine göre doğru da olabilir. Dikkat edilmesi gereken husus, bazı tavuk cinsleri diğerlerine nazaran daha az yem tüketip daha çok yumurta verimi sağlamasıdır. Yumurta ırkı olarak genellikle ”Lohman Brown” tavsiye edilir. Bunu; Ligorin denilen ”Dekalb Leghorn”, Ankara tavuğu denilen Ataks ve Pleymouth cinsleri takip eder.

Yarkalar genellikle 20 inci haftalarında, ilk ”kılavuz” yumurtalarına başlamak üzereyken müşterilere ulaştırılır.

Geldiklerinde gagaları kesik olabilir, bu birbirlerine verebilecekleri zarardan dolayıdır.

İlk 10 gün çok önemlidir. Sisteminiz iyi kurulmuşsa, %5 olan ölüm zaiatı minimuma indirilebilir. Yarkaların çabuk adapte olması sağlanabilir.

İnternet forumlarında ve şahsi kişilerden duyulabileceği üzere; ”200 tavukla başlamak, 500 tavukla denemek istiyorum” deniliyor.  Eğer zeytinliğiniz veya meyve bahçeniz var ise, hobi olarak oraya tavuk koymak istiyorsanız bu gayet güzel fikir olabilir. Fakat kazanç sağlamak istiyorsanız 2000 üstü tavuklu sistem kurmanız tavsiye edilir.

Hatırlamanız gereken temel şudur: Tavuklarınız kümesi ne kadar çok sever de mutlu olurlarsa, o kadar az sıkıntı yaşanacak ve o kadar da çok verim vereceklerdir.

Yumurtayı Satma ve Pazarlama :

Bu kesinlikle sizin durumunuzla, joğrafyanızla ve kendi kaabiliyetinizle ilgili bir husustur.  Proje aşamasındaki planlar çiftlik kurulduktan sonra gerçekleşmeyebilir. ”Pazar yeri savaş yeri” demiş Atalarımız, Gerçekten pazarınız ne kadar güçlüyse malınız o kadar kalitelidir. BAĞLANTI AĞINIZIN ne kadar önemli olduğunun ne kadar üzerinde dursak azdır burada. Bu konudaki negatif ve pozitif tecrübelerimizi lütfen ”biz nasıl yaptık” sayfamızda okuyunuz.
Son Söz :

Salma tavukçuluk sektörü tahmin edildiği kadar kolay değildir. Çocukluğunuzda tavuklarınız vardı, birşeyler biliyorsunuz sanırsınız ama alakası yoktur. Maalasef, veterinerler bile gezen tavuklar, salma tavukçuluk ve doğal tavuk yumurtası üzerine çok bilinçli değil. Hiç birisinin dediği diğerini tutmaz. En ufak sıkıntınız olduğunda ilk yardım alacağınız yer yarkalarınızı güvenle alacağınız firmadır.

Gerçek şu ki; bilerek ve öğrenmek isteyerek kurallarına uygun yaparsanız bu işi, hem çok rahat edeceksiniz hem de çok para kazanacaksınız. Sabahtan yem verir yumurta toplarsınız. Öğle vakti işiniz biter; Ailenizle ve çocuklarınızla beraber olun, bahçenizle uğraşın veya diğer hobilerinize vakit ayırın.

Özgürsünüz.

Salma tavuk doğal yumurta çiftliğiniz şimdiden hayırlı olsun.

 

Ağustos 26, 2016, 10:53:43
1
Kırmızı mercimek demonstrasyonu hasadı Kırmızı mercimek demonstrasyonu hasadı
11 Ağustos 2016 Perşembe - 17:00
Kategori: Haber


Ankara Tarla Bitkileri Merkez Araştırma Enstitüsünün koordinatörlüğünde yürütülen 2016 üretim sezonu için Yozga'ta bağlı Merkez Tayip Köyü'nde kırmızı ve yeşil mercimek demonstrasyonunun hasadı yapıldı

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Eğitim Yayım ve Yayınlar Dairesi Başkanlığının koordinasyon ve desteğiyle Ankara Tarla Bitkileri Merkez Araştırma Enstitüsünün koordinatörlüğünde yürütülen 2016 üretim sezonunda Tayip Köyü'ndeki çiftçi, 10 dekarlık arazisinde 1 çeşit kışlık yeşil mercimek, 3 çeşit kırmızı mercimek ve 2 parsele yazlık yeşil mercimek ekti. Bu ekimler tarla ikiye ayrılarak geleneksel toprak işlemeli ve toprak işlemesiz doğrudan ekim metotları ile ekildi. Ekim metotları tarla günü yapılarak kamuoyuna tanıtıldı ve Tarla Bitkileri Merkez Araştırma Enstitüsü uzmanları tarafından ekim yapılan parsellerden verim, dane ve sap analizleri yapılmak üzere 25 metrekarelik alanlarda şahit hasatları yapılmıştı. Daha sonra ise biçerdöverle demonstrasyon parsellerin hasatları gerçekleştirildi. Hasat sonucunda Ceren çeşidi kışlık yeşil mercimek çeşidinden 229 kilogram, Çiftçi çeşidi kışlık kırmızı mercimek çeşidinden 238 kilogram, Kafkas çeşidi kışlık kırmızı mercimek çeşidinden 187 kilogram, Özbek çeşidi kışlık kırmızı mercimek çeşidinden 155 kilogram, Meyveci 2001 çeşidi yazlık yeşil mercimek çeşidinden ise 121 kilogram verim alındı.

Ağustos 26, 2016, 11:14:16
1
Süt sağım makinesi ile üretimi artırmak mümkün! Süt sağım makinesi ile üretimi artırmak mümkün!
12 Ağustos 2016 Cuma - 14:00
Kategori: Haber

Çanakkale İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nün hazırladığı, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Ziraat Fakültesi ve Çanakkale Damızlık Koyun, Keçi Yetiştiriciler Birliği’nin katkı sağladığı ’Kaliteli Süt Çanakkale’den Geçer Projesi’ kapsamında Sağım Hijyeni ve Sağım Teknikleri konulu yerinde uygulamalı gösterim çalışması düzenlendi

Biga’nın Kapanbelen Köyü'nde hobi olarak bu hayvancılık işine başlayan Ramazan Şahin’in keçi ağılında yapılan çalışmasya Biga İlçe Tarım Müdürü Vasfi Karaca, Biga Ziraat Odası Yönetim Kurulu Başkanı Beytullah Elmacı ve Yönetim Kurulu Üyeleri ile İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü Hayvan Sağlığı Şubesinden Veteriner Hekim Halil Rıfat Anıl, Zootekni Bölümünden Ziraat Mühendisi Zübeyde Yurt, İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü İl Koordinasyon Şube Müdürü Hüseyin Özen, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Zootekni Bölümünden Prof. Dr. Aynur Kayalı, Çanakkale Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Doç. Dr. FehanSavran ile üreticiler katıldı.

Makinenin sağım başlığı dezenfekte edilmeli

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Prof. Doktor Aynur Kayalı, projenin amacının kaliteli süt üretimini arttırmak ve halk elinde ıslah projesi kapsamında hayvan seçimi yapmak olduğunu belirtti. Doğru sağım tekniklerini aktaran Kayalı, " Eller yıkanır, hayvanın memeleri yıkanıp dezenfekte edilir ve kurulanır, ön sağım yapılır, makinenin sağım başlığı dezenfekte edilir, sağım yapılır, memeler tekrar dezenfekte edilir ve film bariyer ile kaplanır" dedi.

Sağım hijyeninin ürünün kalitesini önemli derecede etkilediğini ifade eden Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yonca Yücer ise "Sağım hijyeninin ürünün kalitesini önemli derecede etkiler. Makineli sağım sonrasında makinenin düzenli olarak temizlenmesi gerekir, sütün işletmeye getirilmeden önce hızlı bir şekilde soğutulması ve bunun mikro organizma sayısının artmasını engelleyecektir" diye konuştu.

43 binden fazla hayvanla projeyi desteklediklerini belirten Damızlık Koyun, Keçi Yetiştiriciler Birliği Başkanı Doç. Doktor Fehan Savran, " İşletmelerde gerekli teknolojinin kullanılması gerekli ve hayvanların bakımının düzenli olarak yapılmalıdır. Proje kapsamında üreticilere eğitim çalışmaları yapılıyor ve her projeden 3’er kişiyi İspanya’da enstitülere ve mandıralara gezi düzenlenecek" şeklinde konuştu.

Ağustos 26, 2016, 11:14:59
1
Yeni Nesil Türk Tarımı & Çiftçisi Yeni nesil Türk Çiftçisi ve Tarımı derya deniz bilgi ortamın da yıldız gibi parlayan toprakbilgi.com sitesinde şekillenecektir.

Ey Türk çiftçisi, değişmez isen yok olacaksın. Yok olmak istemiyorsanız bize katılın...

Değişmeyen tek şey değişimdir. Geri kalan her şey değişir.

ToprakBilgi.com

Ağustos 26, 2016, 12:17:06
3
Belediyelerin tarım yatırımları ve destekleri Belediyelerin tarım yatırımları ve destekleri
Yazar Ali Ekber Yıldırım   20/07/2016

Tarımda ve kırsal yaşamda önemli bir değişim yaşanıyor. Uygulanan tarım politikaları nedeniyle küçük çiftçilik, aile çiftçiliği tasfiye oluyor. Kırsaldaki nüfus yaşlanıyor. Kırsalda yaşayan herkes eskiden olduğu gibi tarımsal üretim yapmıyor.

Yaşanan değişimde bazı önemli yasal düzenlemelerin rolü büyük. Özellikle de 6 Aralık 2012’de Resmi Gazete’de yayınlanan ve Mart 2014 yerel seçiminden sonra yürürlüğe giren Büyükşehir Yasası. Bu yasa ile kamu yönetiminde büyük değişiklik yapıldı. Büyükşehir Belediyesi statüsündeki 30 ilde İl özel idaresi,il genel meclisi ve köy tüzel kişiliği kaldırıldı.Nüfus yapısı büyük oranda değişti.

Yasa kabul edilmeden önce 2012’de Türkiye’nin kırsal nüfusu yüzde 22.7 iken, kent nüfusu yüzde 77.3’tü. Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra 2014 itibariyle; kır nüfusu yüzde 8.7, kent nüfusu yüzde 91.3 oldu.

Bu yasanın önemi ve uygulamaları yeterince bilinmiyor. Oysa, tarım ve kırsalın geleceği açısından çok önemli bir yasa.Bu yasa çıkıncaya kadar bilinen tanımıyla kentte hizmet üretimi esastı,kırda ise tarımsal üretim yapılırdı. Büyükşehir Yasası ile bu tanım büyük ölçüde değişti. Büyükşehir statüsündeki 30 büyük ilde 16 bin 545 köy, tüzel kişiliğini yitirdi ve kentin mahallesi oldu. Bu nedenle kent ve kırsal tanımının bu yeni duruma uygun olarak yeniden yapılması gerekir.

Yasa, belediyelere önemli görev ve işlevler yüklüyor. Bazı belediyeler ve ilgili bakanlıklar henüz bunun çok farkında değiller. Örneğin,Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın çalışma alanı ile belediyelerin çalışma alanları nasıl belirlenecek,sınırlar nasıl çizilecek çok bilinmiyor.Yasa’nın 7.maddesi;“Büyükşehir ve ilçe belediyeleri tarım ve hayvancılığı desteklemek amacıyla her türlü faaliyet ve hizmette bulunabilirler” diyor. Bu hüküm, Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın tarımsal destekleme yetkilerinin bir bölümünün belediyeler tarafından kullanılabileceğini gösteriyor.

İzmir Büyükşehir belediyesi başta olmak üzere bazı belediyeler daha yasa çıkmadan tarımsal faaliyetlere destek vermeye başlamıştı. Fakat, yasa çıktıktan sonra deyim yerindeyse belediyeler tarımı keşfetti. Bu keşif, biraz zorunluluktan, biraz tüketici baskısı ve piyasadaki gelişmelerden ve daha da önemlisi Büyükşehir Yasası’nda yapılan değişiklik sonucu oldu. Bugün bir çok belediyenin tarım birimi var. Üreticilere belli oranlarda destekler sağlıyorlar. Bir çok belediye fidan,tohum dağıtarak, üreticiden ürün alarak destek sağlamayı tercih ediyor.

Kırsaldaki değişimin tarıma yansıması

Kırsalda yaşayanlar yasanın getirdiği değişiklikleri henüz tam olarak algılamış değil. Ancak, yaşam koşullarının daha pahallı olacağı yönünde endişeleri var. Şehirdeki gibi su parası, harç,vergi ve benzeri ödemelerin kendilerini zorlayacağını düşünüyorlar. Daha pahallı bir yaşamla karşı karşıya kalabileceklerini düşünüyorlar. Köy tüzel kişiliğine ait mera, yaylak, otlak ve diğer taşınmazların ellerinden alınarak kiralanması veya satılması hayvancılık yapanları olumsuz etkileyeceği için endişeliler.

 Bu nedenle yüksek girdi maliyetleri nedeniyle para kazanamayan çiftçiler bu yasal değişikliği fırsat olarak değerlendirip toprağını cazip fiyata satarak üretimden çekilebilir.

Bu düzenlemeyle tarımsal arazilerin konut,ticaret, turizm, sanayi ve kamu yatırımları için imara açılma olasılığı yüksek.Hayvancılık yatırımları için proje ve imar izni,ruhsat talep edilmesi nedeniyle çiftçilere ilave ödeme yükü getirecek. Özellikle hayvancılık yapanlar büyük baskı altında. Bugüne kadar köydeki insanlar hayvanları ile aynı ortamda yaşıyor. Ağılları evlerinin yanında. Hayvancılık yapanlar ahır ve kümeslerinin şehir dışına yani artık şehrin bir mahallesine dönüşen köyün dışına çıkarmaya zorlandıklarında ciddi sorunlar yaşanacak.

Mevcut köyün dışında bir yere ahır yapsa bile yakınına birileri gelip ev yaparsa ve sonra da burası mahalle burada hayvancılık olmaz diye şikayet ederse hayvancılık yapılacak yer kalmaz. Kaldı ki bunun bir çok örneği yaşanıyor. Sadece köyden kente değil,kentten köye de göç yaşanıyor. Şehirden köye yerleşenler “burası mahalle oldu, hayvancılık yapamazsınız” diyerek köylüyü şikayet ediyor. Bu tür durumlarda üreticinin ödeyemeyeceği cezai yaptırımlar uygulanıyor. Bu nedenle kim nerede ne iş yapacağı belirlenmeli.

Belediyelerden beklentiler de arttı.Üretim yapan herkes “belediye bize destek olsun” “belediye ürünümüzü alsın” demeye başladı.Daha önce devlet bize destek versin deniliyordu şimdi belediye bize destek versin deniliyor. İzmir,Aydın,Bursa,Eskişehir,Mersin, Adana, Antalya,Kahramanmaraş, Samsun, Muğla Burdur, ve daha bir çok belediye tarıma destekler veriyor.

Özetle, tarım ve kırsalın gelişmesinde belediyelerin rolü artıyor.Sağlıklı ve güvenilir gıda temini için iyi bir planlama ile,kent-kır bütünleşmesi sağlanarak tarımsal potansiyel değerlendirilmeli.

Belediyelerin tarım yatırımlarını ve desteklerini kapsamlı bir dosya olarak DÜNYA’nın yayın organı 4 Mevsim Tarım Dergisi’nin son sayısında ayrıntılı olarak ele aldık. Okumanızı öneririz.

Ağustos 26, 2016, 13:52:58
1
Çiftçiye destekleme uyarısı Çiftçiye destekleme uyarısı
Sertifikalı tohum, fidan, çilek fidesi ve standart fidan kullanım desteği ile ilave sözleşmeli üretim desteği başvuruları 2 Eylül'de sona eriyor

Ana Sayfa» Mevzuat» Mevzuat - Diğer25.08.2016 11:30

İlgili Haberler
17 bin besilik sığır Türkiye'de
Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, sertifikalı tohum, fidan, çilek fidesi ve standart fidan kullanım desteği ile ilave sözleşmeli üretim desteğinden yararlanmak isteyen çiftçilerin 2 Eylül Cuma günü mesai saati bitimine kadar Gıda, Tarım ve Hayvancılık il veya ilçe müdürlüklerine şahsen veya yasal temsilcisi aracılığıyla başvurmaları gerektiğini bildirdi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, 1 Ocak'ta başlayan başvurular için son tarihin 2 Eylül olduğunu anımsatarak, üreticilerin yoğunluk ihtimalini de düşünerek son günü beklemeden başvurmalarında yarar olduğunu belirtti.

Yurt içi sertifikalı tohumluk kullanan üreticilere dekar başına 4 lira ile 80 lira arasında tohum kullanım desteği verileceğini, orijinal ve üstü tohumluk kullananlar için bu desteğin yüzde 50 fazlasıyla ödeneceğine dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:

"Yurt içi sertifikalı tohum kullanım desteği, dekar başına, susam, kanola ve aspirde 4, tritikale, yulaf ve çavdarda 6, çeltikte 8, buğday ve arpada 8,5, korunga, fiğ, yem bezelyesinde 10, yer fıstığı ve yoncada 15, soya, nohut, kuru fasulye ve mercimekte 20, patateste 80 lira olacak. Orijinal ve üstü tohumluk kullanımında ilave destek yüzde 50 fazla olacak. İlave sözleşmeli üretim desteği, kilogram başına soyada 3, kanolada 4, yağlık ayçiçeğinde 6 kuruş, aspirde 9 kuruş olacak.

Dekar başına tesis fidan desteği standart ve sertifikalı olarak bodur meyvede 150-400, yarı bodurda 150-350, bağ, zeytin ve diğer meyve fidanları ile Antep fıstığı anacı ile bahçe tesisinde 100-280, sertifikalı çilek fidesinde 350 lira ödenecek. Aşılama ile çeşit değiştirme sertifikalı fidan desteği 250 lira, virüsten ari fidanlara ilave olarak standartta 50, sertifikalıda 100 lira olacak."

Patates siğili görülen alanlarda ve güvenlik kuşağında fidan kullanımı ile sanayiye yönelik çeşitlerde ilave fidan desteğinin yüzde 50 fazlasıyla ödeneceğini ifade eden Bayraktar, desteklenecek kapama bağ/bahçelerin bu yıl tesis edilmiş olması, Bakanlıkça belirlenen normlara uygun olması ve kapama bağ/bahçenin tek türde ve bir parselin asgari 5 dekar olması gerektiğini vurguladı.

Ağustos 27, 2016, 09:52:17
1
İneği Serin Tut İneği Serin Tut

Yine yaz geldi ve biz ince, kısa kollu kıyafetlerimizi giydik.  İnekler ise bunu yapamadı.  Eski alışkanlıklarımızla ineklerimizi kapalı, havalandırmasız ahırlarda tutmaya devam ediyoruz.  İnekler sıcaklık stresi ile karşı karşıya kalıyorlar.  Her yıl aynı zamanlarda bu oluyor, süt miktarı düşüyor.  Bu düşüşe katlansak bile, daha sonra başımıza gelebilecekleri tahmin bile edemiyoruz.

İneklerin kendilerini rahat hissettikleri sıcaklık derecesi konusunda bazı uzmanların farklı görüşleri olsa da, genel kanı -3 ile + 21°C ler arasındaki sıcaklıktan hoşlandıkları yönündedir.  Daha akılda kalıcı olması için "inekler buzdolabı sıcaklığından hoşlanırlar" dersek yanlış olmaz. Yine; uzmanlara göre biraz değişiklik gösterse de +22 veya +24°C nin üzerine çıkan ortam sıcaklığı stresin başlamasına sebep olur ve artan her derece stresi de arttırır.  Çevredeki nemin de etkisiyle, artan sıcaklıklar stresin de artması anlamına gelir.

Bazı sığır ırkları sıcağa, diğerlerine oranla daha dayanıklıdırlar.  Örneğin; Brahman ve benzeri ırklar bunlar arasında sayılır.  Avrupa ırklarından Holstein ırkı sıcaklığa karşı en duyarlı ırktır.  Jersey ve Brown Swiss sığır ırkları ise Holstein ırkına göre daha dayanıklıdırlar.  Yine; melez ırkların safkanlara oranla daha dayanıklı olduğu bilinir.  Holstein ırkında da siyah kısmı çok olanlar diğerlerine göre daha duyarlı olurlar.  Kalabalık barınaklarda bulunan inekler de daha fazla tehlike altındadır.

Uzaktan bakıldığında sarsılarak soluma, sık sık soluma görülen ineklerin sıcaklık stresine girdiği anlaşılabilir.  Ağzını açan ve dilini çıkaran inekler ise sıcaklık stresinden en tehlikeli biçimde etkilenen hayvanlardır.

Sıcaklık stresinin süt miktarında azalmaya sebep olduğunu bu işle uğraşanlar bilirler.  Ek olarak süt yağı oranında düşme, topallık, döl tutmama gibi problemler de ortaya çıkar.  Döl tutmama ve topallık problemleri derhal ortaya çıkmaz. Bu sorunlar bir süre sonra ortaya çıktığından, sıcaklık stresiyle ilgili oldukları akla gelmez.  Sıcak geçen ayları takip eden 2-3 ay içerisinde topallayan ineklerin sıcaklık stresine bağlı olarak topalladıkları düşünülmez, çünkü o günler çoktan unutulmuştur.

Stresin sebep olduğu sorunlar süt yağında ve miktarında azalma, topallık ve döl tutmama ile sınırlı kalmaz.  Stres hormonu sebebiyle baskı altına alınmış olan bağışıklık sistemi ve vücudun savunma mekanizmasının çalışmaması sebebiyle meme yangısı ve rahim yangısı gibi problemler de artar.  Aslında inekler her türlü enfeksiyona hassas hale gelirler.  Enerji dengesinin bozulması sebebiyle ketosis, sonun atılamaması gibi sorunların görülme sıklığı çoğalır.

Sıcaklık stresine giren ineklerin kalp atımları ve solunum sayıları artar.  Vücut daha çok çalışır, daha çok enerjiye ihtiyaç duyar, ancak; iştahı azalan inek, daha çok ihtiyacı olduğu halde, daha az yem yer.  Büyük bir enerji açığı ortaya çıkar.  Aşırı soluma, yem seçme, tükürük salgısının ağızda kuruması gibi sebeplerle asit artışı, alkali azalması söz konusu olur.  Asidoz olayı bir süre sonra ayaklarda sorunların ve topallığın nedeni haline gelir.  Yumurtalıkta ve rahimde hormonal mekanizma bozulur.  Kızgınlık göstermeme, gösterişsiz kızgınlık, kızgınlık süresinin kısalması, kalitesiz yumurta, döllenmiş yumurtanın rahime yuvalanamaması veya erken embriyonik ölümler dolayısıyla döl kayıpları ortaya çıkar.

Sıcakla mücadele etmenin çeşitli yolları vardır.  İneklerin her zaman taze, temiz ve bol suya ulaşabilmeleri sağlanmış olmalıdır.  Otomatik, şamandıralı suluklar ile bu konu son yıllarda halledilmiş gibi görünmektedir.  Barınaklar mutlaka doğal havalandırma olanaklarını değerlendirecek şekilde yapılmalıdır.  Duvarsız, çatıda açıklık olacak şekilde, yüksek tavanlı ahırlar tercih edilmelidir.  Yemlikteki yemlerin uzun süre kalması, kızışması, fermente olması önlenmeli, yem dağıtım saatleri geceye kaydırılmalıdır.

Sıcaklık stresiyle ineklerin daha kolay başa çıkabilmeleri için yem katkı maddeleri kullanılması yerinde olur.  Yemlere selenyum, E vitamini, çinko, potasyum, sodyum, kalsiyum, bikarbonat, A vitamini katılması yarar sağlar. Ayrıca Sodyum bikarbonatın yani yemek sodasının yemlik köşelerine, ineklerin serbestçe ulaşabilecekleri şekilde konulması çok yararlı bir uygulamadır.  Yeme katılsa bile bu uygulama yapılmalıdır.

Yine; yemlere mantar kültürleri, maya kültürleri, niacin ve bazen bypass yağ katılmasının yararlı olacağı uzmanlar tarafından bildirilmektedir.

Bazı ülkelerde sıcaklık stresi sebebiyle ineklerin döl tutmayacağı bilinerek tohumlama zamanları bilinçli olarak sonbahara kaydırılır.  Dişi üzerindeki sıcaklık birikimi döl yoluna verilen spermaları da kötü yönde etkilemektedir.  Stres sebebiyle vücut ısısı 40 °C ye çıkmış bir inek o günlerde kesinlikle döl tutmayacaktır.  Böyle sezonlarda tohumlama yapmamak en akılcı yöntemdir.

Doğal havalandırmaya uygun ahırlar yapılsa, yemlere bazı katkı maddeleri ilave edilse bile, ineklerin serinletmek için çaba harcanması şarttır.  Bunu duş ve fan kombinasyonuyla, evaporatif  soğutma metoduyla yapabiliriz.

Barınak içerisine çapının 10 katı mesafeyle, 2-3 metre yükseklikte, yemlik hizasına dizilmiş fanlar konulur.  Yemlik hizasına fanların dizilmiş olması, ineklerin yemlik önünde daha çok zaman geçirmesini sağlar ve yem tüketiminin artması sonucunu doğurur.  Böylece sıcaktan iştahı azalan inek, yemlik önünde kendisine sunulan konfor dolayısıyla iştahlı hale gelir.  Fanlar ineklerin üzerine doğru bir açıyla yerleştirilir ve 15 dakikada sadece 1 dakika çalışan duşlar da ineklerin sırtını ıslatır.  Böylece "evaporatif soğutma" gerçekleşir.

22°C nin üzerindeki sıcaklıklarda fanlar sürekli çalışır ve zaman ayarlayıcılarla, 15 dakikada, bir dakika süreyle duşların su püskürtmesi sağlanır.

Duş ve fan düzeneğinin sağıma giden yolda, sağım bekleme yerinde ve sağım odasında da kullanılması ile ineğin sıcaklık stresiyle başedebilmesine yardım edilir.  İnekleri serinletmeyi başaramazsak, diğer önlemlerin yararları çok kısıtlı kalır.

Döl tutmama, topallık, süt miktarının azalması, süt yağı oranında düşme, ketosis, metritis, mastitis olaylarında artış gibi problemlerin yaşanmaması için, verilecek tavsiye bellidir.  "İneği Serin Tut"

Ağustos 27, 2016, 15:10:30
1
Süt ve Yemin Fiyat Dengesi Süt ve Yemin Fiyat Dengesi

Yıllardan beri konuşulan bu konu halen konuşulmaktaysa, henüz uygun bir çözüm bulunamamış demektir.  Zaten basit bir çözümü olsaydı bugüne dek olumlu sonuçlar alınması sağlanabilirdi.

Süt ve yem piyasası hakkında görüş bildirildiğinde veya şikayetler dinlendiğinde,  çoğunlukla dile getirilen fiyat kesif yem fiyatı, başka bir deyişle fabrika yemi fiyatıdır.   Aslında inekler ot yiyen ve ot yemek için yaratılmış hayvanlardır.  Tek mideli hayvanlardan farklı olarak selüloz tüketimi yapmaya elverişli sindirim sistemleri vardır ve geviş getirirler. Buradan yola çıkarak ineklerin sindirilebilir selüloz kaynaklarına, otlardan alınabilecek proteinlere, özetle kaliteli kaba yeme ihtiyaçları olduğu bilinmektedir.

Yıllardan beri bilinmekte olan bu gerçek ortada dururken süt-yem fiyatları söz konusu olduğunda, genel olarak, fabrika yeminin ön planda söylenmesi bir eksik bakış açısıdır.  Üstelik sahada gördüğümüz gibi, kaliteli kaba yemin açığı da kesif yemle kapatılmaya çalışılmakta, ancak böyle bir şey mümkün olmamaktadır.  Kaba yemin açığının kesif yemle kapatılabilmesi hem mümkün değildir, hem de bu türlü girişimler hastalıkları beraberinde getirir.

Bütün bunları gözönüne alırsak ve sahada yaşananları da irdelersek kaba yemin, özellikle kaliteli kaba yemin temininde ciddi adımlar atmak gerektiği ortaya çıkacaktır.  Samana aşırı düşkünlük ve samanı kaba yemlerden biri saymak problemin başlangıç noktasıdır. Samanın inek beslemedeki yeri bir miktar tükürük salgısı arttırmak ve biraz da dolgu maddesi görevi görmektir ki, miktar olarak kullanımı çok az olması gereken bir kaba yemdir.

Asıl kaba yem veya kaliteli kaba yem olarak yonca, kuru çayır otu, tırfıl (üçgül), korunga, karamba, hasıllar, fiğ, mısır silajı ve diğer silajlar, gazal boynuzu, sudan otu ve benzeri diğer otları sayabiliriz.

Zamanında biçilmiş yonca, uygun zamanda biçilerek silaj yapılan mısır kaliteli kaba yemler arasında sayılırlar, ancak; uygun zaman ve uygun şekilde, olmaları şartıyla.  Geç biçilmiş yonca ile iyi yapılamamış, kalitesiz veya küflü silaj kaba yem bakımından aldatıcı olabileceği gibi, hastalıklara da sebep olabilir.  Bütün bunların ışığında kaliteli kaba yeme yönelik desteklemelerin ön plana alınması, ayrıca bu konulardaki yanlış bilgilerin düzeltilmesi yerinde uygulamalar olacaktır.

Devletin Süt ve Yem Dengesinde Bir Rolü Olabilir mi?
Ülkemizde herşey serbest piyasa rejimi içerisinde yürümektedir.  Arz-talep dengesi ile fiyatlar "piyasada" oluşmaktadır.  Ancak; tarımsal konular bazen devlet desteğine ihtiyaç gösterirler.  Çünkü tarım doğa içindedir ve doğanın her türlü değişikliğine açıktır.  Yağmur, sel, kuraklık ve benzeri olaylar öncelikle tarımı vurur.  Böyle durumlarda zararların karşılanması için devletin destek vermesi gerekebilir.  Böyle durumlarda zarara yol açabilecek iki durum söz konusudur.  Süt fiyatlarının aşırı düşmesi veya yem fiyatlarının aşırı yükselmesi.

Herhangi bir sebeple süt fiyatları aşırı düşerse, yem fiyatları aşırı artarsa devlet " süt gelir kaybını" durum düzelene kadar dengeleyecek şekilde yardım etmelidir.  Böylece işletmelerin batması önlenebilir, üretimde kalmaları sağlanabilir.  Buna benzer uygulama ABD'de MILC programı ile yapılmaktadır.

Yonca, %16 proteinli süt yemi, bu karışıma giren oranda mısır ve soya küspesi fiyatlarıyla, süt fiyatlarının sınırları belirlenir.  Süt bu sınır fiyatın altında bir fiyata düşerse, yem ise bu sınır fiyatın üstüne çıkarsa, biri veya diğeri hangisi olursa, devlet derhal sütteki gelir kaybını öder.  Yasal düzenleme yapılır.  Örneğin; 60 gün içinde kayıp miktar üreticiye ödenir.  Belli miktarların üzerindeyse belki üst ödeme sınırı getirilebilir.  Üreticilerin mağduriyeti gecikme olmaksızın giderilmiş olur.  Kooperatif üyesi olan üreticilerin, eğer varsa, kooperatife borçları bu kaynaktan ödenebilir.  Böyle bir çalışma ve bunun alt yapısı ABD'de vardır.  Dolayısıyla uyarlama yoluyla bir adaptasyon sağlamak mümkün olabilir.  En azından üzerinde çalışılabilecek bir temel oluşturulur.

Süt sığırcılığının çeşitli sorunları vardır. Kaba yemin, kaliteli kaba yem temininin sorunların biri olduğunu biliyoruz.  Buna ek olarak bulaşıcı ve yaygın hayvan hastalıklarını özellikle de şap ve bruselloz hastalıklarını sayabiliriz.  Diğer yandan pazarlama sorunları her zaman gündemdedir.  Devlet her cephede bu sorunlarla savaş vermeye çalışmaktadır. Belki, güçler belli dönemlerde belli sorunlar üzerinde yoğunlaştırılsa ve sıraya konulsa daha başarılı olunabilir.

Ağustos 27, 2016, 15:11:13
1
Manda ve Manda Sütü Manda ve Manda Sütü

Manda deyince ülkemizde kaymak, İtalya'da ise mozzarella akla geliyor.  İtalya'da mozzarella ve dolayısıyla manda sütü o kadar değerli ki, mandaya "Siyah Altın" adını vermişler.

İncelendikçe çok değerli olduğu daha iyi anlaşılan mandaların ülkemizdeki sayısı ne yazık ki çok azalmış.  1970 yılında 1.178.000 baş manda varken bu sayı 1997 yılında 194.000 başa düşmüş.  Son yıllarda 80.000 başa kadar gerileyen sayı alınan önlemler, verilen desteklerle ve manda birliklerinin kurulmasıyla tekrar yükseliyor.

Dünya'da manda sayısının %97'si Asya kıtasında bulunuyor.  Onun dışında Afrika'da ve Avrupa'da manda besleniyor.  Avrupa'da İtalya, Romanya, Makedonya, Arnavutluk, Bulgaristan ve Yunanistan'da manda popülasyonu var.

Asya kıtasında mandanın sütünden, etinden ve gücünden yararlanılmakta, sosyal yönü ağır basan bir hayvan olarak bilinmektedir.  Kötü kaliteli kaba yemleri süte ve ete çevirebilmesi, koyun gibi kısa otları tüketebilmesi  ve güçlü hayvan olması sebebiyle Çin, Hindistan, Vietnam gibi ülkelerde özellikle manda beslenmektedir.  Bizde manda azgın hayvan olarak bilinse de Asya ülkelerinde tam aksine sakin mizaçlı hayvanlar olarak bilinirler.

Dünya'da çok sayıda manda ırkı vardır.  Ama; öncelikle iki bölümde incelenirler.  Birinci grup Bataklık Mandalarıdır ve 48 Kromozoma sahiptirler.  İkinci grup Nehir Mandaları'dırlar ve 50 Kromozoma sahiptirler.  Çiftleşmeleri ve melezlenmeleri sonucu ortaya çıkan melezler doğum yapabilirler.  Melezlerin verimleri de daha yüksek olur.

Manda sütü %8 yağlı ve %4,5 proteinlidir.  İlginç bir şekilde; sütte kolesterol oranı inek sütünün yarısı kadardır.  Yıllık ortalama süt verimi 1.850-2.000 litredir.  Manda eti sığır etine göre daha az yağlı olup, sığır etiyle karşılaştırıldığında daha az kolesterol ve daha çok mineral içerir.  Örneğin; manda eti kalsiyum, demir ve fosfor yönünden sığır etine göre daha zengindir.  Manda sütünde doğal antioksidan olarak bilinen tokoferol ( E vitamini) bulunur.  Manda sütünde, Karoten  A vitaminin içinde metabolize olmuş halde bulunduğundan manda sütü ve ürünlerinin rengi tipik olarak beyazdır.

Manda'nın ülkemize Hindistan'dan geldiği tahmin edilmektedir.  Bizden Avrupa'ya ise haçlı seferleri zamanında götürüldüğü sanılıyor.  Yakın çevremizde; Mısır'da 3.717.000 baş manda, İran'da 400.000 baş, Azerbaycan'da 290.000 baş, İtalya'da 265.000 baş manda olduğu biliniyor.

Ortalama sürü büyüklükleri İran'da 34 sağmal, Türkiye'de 8 sağmal, İtalya'da ise 90 sağmal olarak bildiriliyor.  Mısır'da çok sayıda olan mandalar, yine çok sayıda küçük işletmeler halinde besleniyorlar.  Mısır mandalarının rengi ise siyah değil, gri.  Ayrıca, siyah olarak bildiğimiz mandaların Afrika'da Kırmızı olanlarına da rastlanıyor.

Dünya'da 185 milyon 300 bin civarında manda olduğu, en çok manda bulunduran ülkenin Hindistan olduğu ve Hindistan'daki  manda popülasyonunun 105 milyon olduğu FAO verilerinde belirtiliyor.  Ülkemizde manda bulunan iller içerisinde Sinop, Samsun, Çorum, Amasya, Afyon, Balıkesir, Sivas, Muş, Diyarbakır ve İstanbul sayılabilir.

Mandalara bu yörelere göre değişen isimler verilmiştir.  Dombay, Kömüş, Camış, Camız denildiği gibi, eskiden "su sığırı" adının kullanıldığı da biliniyor.

Ülkemizde bulunan Anadolu Mandaları, Nehir Mandaları ırkından gelmektedir.  Nehir Mandalarının alt grubu, Akdeniz Mandası,  Akdeniz Mandasının bir alt soyu ise Anadolu Mandasıdır.  Nehir Mandaları ise çok geniş bir ırk olup, Murrah, Pandharpuri,Kundi gibi alt soyları sayılabilir.  Bu alt soyların 18 adet olduğu biliniyor, bataklık mandalarıyla, dış bakıda boynuz yapıları ile kolayca ayırt edilebiliyorlar.

Mandalar sığırlara göre daha dayanıklı hayvanlardır.  Normal vücut sıcaklığı 38.20C, nabız dakikada 40-60, solunum dakikada 8-20'dir. Kolay uyum sağlayan hayvanlardır.  Ancak; aşırı soğuk, aşırı sıcak ve doğrudan güneş ışığı konusunda hassastırlar.

Tüylerinin az ve seyrek olması mandaları doğrudan güneş ışığına karşı duyarlı hale getirir.  Bu durumda herkesin bildiği gibi, suya ve çamura yatmayı severler.  Manda ırkında, malaklar hastalıklara karşı duyarlı, ergin mandalar ise dirençli olurlar.  Dünya'da mandalarda  deli inek (BSE) hastalığı görülmemiştir.

Malakların solunum yolu enfeksiyonlarından ve ishalden korunmaları dışında büyük bir problemleri olmaz.  Ancak; soğuk rüzgarlar gerek malaklarda, gerekse mandalarda zatürre'ye sebep olabilir.  Mandaların pasteurella enfeksiyonlarına karşı duyarlı oldukları bilinir.  Şap hastalığına ve mastitise karşı ise sığırlara göre daha dayanıklı olurlar.

Çamurda yatan mandalar dış parazitlere karşı bir çeşit koruma sağlasalar da, çamurdan ve sudan geçebilecek hastalıklara da zemin hazırlanmış olur.  Mandaların su ve çamurdan hoşlandıkları bilinir,  ancak manda yetiştiriciliği için su ve çamur şart değildir. Endüstriyel manda yetiştiriciliği inek çiftlikleri gibi işletmelerde yapılır.

Malak eti daha yağsız bir ettir.  Erkek malaklar besicilikte kullanılırlar.   Genellikle kesim 24-30 aylıkken 450-520 kg canlı ağırlığa geldiklerinde planlanır.  Randıman sığıra göre düşüktür.  Çünkü mandaların başı büyük ve derisi kalındır.

Mandaların gebelik süresi 10.5 aydır.  Doğum sonrası boynuz köreltme kesinlikle yapılmaz.  Boynuzla vücut ısısının dengelenmesi için kullanılan bir mekanizmanın parçasıdır.  Dişi mandalarında doğum sonrası prolapsus uteri ( rahimin fırlaması) problemi sığırlardan daha fazla görülür.

Mandalarda, suni tohumlama yapmak ve östrusları sinkronize etmek yani, hormon vererek kızgınlıkları toplulaştırmak mümkündür.

Avrupa'da manda yetiştiriciliğinin en çok yapıldığı ülkenin İtalya olduğunu, İtalya'daki Akdeniz mandasının, ülkemizdeki Anadolu Mandasına en yakın ırk olduğunu belirtmiştik.

İtalyanlar mandaları süt verimi yönünden olduğu gibi uysallık, kolay yönetilebilirlik yönünden de yıllar içerisinde ıslah etmişler.  Mandaların sığırlara göre olgunluk yaşları daha geç.  Gebelik süreleri de daha geç.  İlk doğumu yapmaları da daha geç.  Dolayısıyla ıslah çalışmaları da daha yavaş gerçekleşiyor.  Çalışmalarla İtalya'da ilk doğum yapma yaşı 28-32 aya çekilmişken, ülkemizde bu yaş 36 ay civarındadır.  Anadolu mandalarında ortalama süt verimi 1.000 kg kadarken, İtalya mandalarında 2009 yılı verilerine göre 2.182 kg ortalama süt verimi vardır.  Anadolu Mandalarında laktasyon süresi 230 gün, İtalya'daki Akdeniz Mandalarında 270 gündür.  İtalya'da mandaların süt yağı ortalaması %8, sütte protein ortalaması %4,65 iken, ülkemizde bu oranlar %6,6-8,1 ve %4,2-4,6 arasında değişmektedir.  Mandalarda kızgınlık döngüsü (östrus siklusu) 21 gündür. Ortalama doğum aralığı 425 gün olarak bildirilmektedir.

Zengin içerikli, az kolesterollü sütü, az yağlı, diyete uygun eti, çiftçiler arasında, düşük kaliteli yemlerden daha çok yararlanması ile, sosyo-ekonomik yapısı, gübresinin toprağı zenginleştirmesi, özelikle Asya ülkelerinde çeki hayvanı olarak kullanılması ile dünyada mandalar önemli bir hayvan türü olarak yer almaktadır.

Manda sayısı dünya üzerinde artmaktadır.  Ülkemizde de çok yönlü yararları ile, manda sayısının arttırılması, endüstriyel sürüler haline getirilmesi, verimlerinin yükseltilmesi yönünde yapılan çalışmaların kesintisiz olarak sürdürülmesine ihtiyacımız vardır.

Ağustos 27, 2016, 15:13:59
1
Sağımcı Sağımcı

Atalarımız "Ayak yoksa, at yok" derlermiş.  Özellikle Kadim Türk Kültüründe bu söz çok önemliymiş.  Giderek bu söze bir ilave geldi.  Meme yoksa, inek yok.

İnekler işkembeleri, ayakları ve memeleri sağlam olduğu sürece verimli bir şekilde ömürlerini devam ettirebilirler.  Tabii, her organ önemlidir, ama ineklerin memesi en önemli organlarıdır.  Biz ise bu en önemli organı sağımcıya teslim ederiz.

Sağımcı önemli bir kimsedir.  Memedeki sütü almanın yanısıra, ineğe yakın olmasının verdiği avantajla başka konuları da gözlemleyebilir.  Örneğin; ineğin arkasından gelen bir akıntıyı, ishali, dışkının rengini ve kıvamını, ayaklarda oluşan bir problemi kolayca gözlemleyebilir.  Sütün azalmasını, geç indirilmesini, memenin iltihabını, sütün rengini, pıhtılı olup olmadığını ilk önce sağımcı görür.  Sağımcı neredeyse, bir alarm mekanizması gibidir.

Sağımcı yaptığı işin önemini kavramalıdır.  İşletme sahibi de  sağımcının önemli bir iş yaptığını bilmelidir.

Sağımcı ineklere nazik davranmalı, temizliğe, özellikle de "Kuru ve Temiz" ilkesine özellikle uymalıdır.  Memeler tekniğine uygun hazırlanırsa işletmede meme iltihabına çok az rastlanır.  Çiftlikte kullanılan altlık materyali ile mastitis ( meme iltihabı) arasında bir ilişki olduğu söylense de, sağımcı bilinçliyse kötü altlık materyalinin vereceği zararı bile önleyebilir.  Bu yüzden sağımcının mutlaka "mikrop" bilinci olmalıdır.  Gözle görülmeyen mikropların  kolayca bulaşabileceğini öğrenmelidir. Sağım öncesi memenin hazırlanmasının mikropların bulaşmasıyla yakından ilgili olduğunu bilen bir sağımcı memenin sağıma hazırlanmasında daha dikkatli olur.

Ayrıca; makineli sağımlarda sağım makinesinin kullanımı konusunda, vakum konusunda doğru olanı bilmek ve uygulamak zorundadır.

İneğin en önemli organını teslim ettiğimiz sağımcı, eğitime tabi tutulmalıdır. Meme iltihabı olaylarında başlıca sorumluluğun kendisinde olduğunu bilmelidir.  Eğitim esnasında özellikle meme başının hazırlanması, kuru tutulması, ön daldırma, son daldırma işlemleri ve işlemlerin önemi öğretilmelidir.  Ön daldırma, son daldırma, ilk süt damlacığının bir kaba sağılıp bakılması, kurulama gibi işlemlerin neden yapıldığı anlatılmalıdır.  Sağımcı bu işlerin neden yapılması gerektiğini bilirse daha fazla dikkat sarf edecektir.

Ayrıca; iyi bir sağımcı kendi kendini de kontrol edebilir.  Her sağım sonunda süt filtresini kontrol ederek meme başı hazırlama tekniğinde ne kadar başarılı olup, olmadığını görebilir.  Süt filtrelerinin kirli olması durumunda, bir sonraki seferde daha özenli davranması gerektiğini anlar.

Meme sağlığının göstergesi somatik hücre sayısı, çiftlik temizliğinin göstergesi ise toplam bakteri sayısıdır.  Bunların yüksek olması sağım hijyeninin iyi olmadığı anlamını taşır.  Yine sorumlusu sağımcıdır.  Hatta ABD'de sağımcılara düşük somatik hücre ve düşük toplam bakteri sayısından dolayı prim veren çok sayıda işletme vardır.

Bütün bunları gözönüne alırsak, işletmenin kazancı ve süt hijyeni açısından sağımcıların ve sağımcı adaylarının eğitilmesi, hatta sertifikalı eğitim programlarına alınarak eğitilmeleri şarttır.  Bu yönde bir eğitim sürü yönetiminin başlıca koşuludur.  İleride eğitim almamış ve sertifikası olmayan sağımcılara memelerin emanet edilmemesi için şimdiden harekete geçilmeli, sağımcı kursları açılmalıdır. 

Ağustos 27, 2016, 15:15:54
1
Süt Sığırcılığına Yatırım Yapılır mı? Süt Sığırcılığına Yatırım Yapılır mı?

Süt ve süt ürünleri ile et en önemli gıdalardır.  Bu hayvansal protein kaynaklarının yerini alabilecek başka gıdalar yoktur.  İnsanların hayvansal protein almaları gerekir.  Çocukların, kadınların ve hamilelerin hayvansal proteinlere daha çok ihtiyaçları vardır.  Bedensel ve zihinsel gelişim tam olarak hayvansal proteinlerle sağlanabilir.

Dünya'daki ve ülkemizdeki nüfus artışına bakarak hayvansal proteine olan ihtiyacın artacağını rahatlıkla söyleyebiliriz.  Dünyanın en kalabalık nüfusuna sahip ülkelere, giderek yenileri eklenmektedir.  Çin, Hindistan, ABD, Endonezya gibi ülkelere ek olarak Pakistan, Bangladeş, Etiyopya, Nijerya, Brezilya ve İran geliyor.  Dünyada yıllık nüfus artışı 80 milyon kişi olup, 2050 yılına gelindiğinde nüfusun 9,5 milyar olacağı öngörülüyor. Dünya nüfusuna ise her gün 1 Yalova ili,  her ay ise yaklaşık 2 İzmir ili eklenmektedir. 

Ülkemizin nüfus artış oranı  %1,3 tür.  Bugünlerde 75 milyon olan nüfusumuzun, 2050 yılında 94-95 milyon olacağı tahmin edilmektedir.  İş gücü nüfusumuz (15-64 yaş arası) genelin %67'sini oluşturmaktadır. 0-24 yaş arası nüfusumuz toplam nüfusumuzun %42'si, 15-24 yaş arası genç nüfusumuz ise toplamın %16,8'idir. Önümüzdeki 10 yıl içinde ise genç nüfusun daha da artması beklenmektedir. 

Gelelim süt sığırcılığına;

Bazı örnek rakamlarla başlayalım.  ABD'de 1944 yılında 25,6 milyon baş süt ineği varken, üretilen süt 53 milyar kg'idi.  Buna göre ülke ortalaması 2070 kg/inek başına süt verimi olarak hesaplanıyordu. 2007 yılında inek sayısı 9,2 milyon'a düşerken, süt miktarı 84,5 milyar kg'a yükseldi, ülke ortalaması 9152 süt/inek oldu.  Ortalama rakam giderek artıyor.  2011 yılında inek sayısı aynı kalırken,toplam süt 89 milyar kg'a çıkmış, ortalama inek başına yıllık süt verimi ise 9681 kg'a yükselmiştir.

Ülkemizde 1990 yılında 6,1 milyon baş inek varken, 8,7 milyar kg sütümüz vardı.  Ülke ortalamamız 1409 kg olarak hesap ediliyordu.  2011 yılında 4,7 milyon baş inek sayısıyla, 13,8 milyar kg süt elde ettik ve ülke ortalamamız inek başına 2936 kg /süt oldu.

Biz de inek başına bir ilerleme katettik, ABD de ilerleme katetti. Ancak; görüyoruz ki daha yapılacak çok iş vardır. 

Yılar içerisinde teknoloji de üretime büyük katkılar sağladı.  Suni tohumlama hizmetlerinin dondurulmuş sperma ile yaygınlaşmasını takiben, inek konforu ve beslemesiyle ilgili bilgiler devreye girdi.  Ardından Toplam Karma Rasyonlar ile sağım sayısının ikiden üçe çıkarılması yoluna gidildi.  Döl verimi hormonları kullanılmaya başlandı.  Artık genetik değerlendirmeler ulusal boyutta inceleniyor ve kayıt altına alınıyor. Çiftliklerde bilgisayar kullanılması yaygınlaştı.  Sıcaklık stresinin zararlarının farkına varıldı ve serinletme sistemleri araştırıldı.  Döl verimi ile senkronizasyon programları geliştirildi.  Gübrelerdeki metan gazından biyogaz olarak yararlanma yoluna gidildi.  Teknolojik gelişmeler hızla gelişerek cinsiyeti belirlenmiş spermaya, genom teknolojisine kadar geldi.  Bütün bu gelişmelerin verimlilik yönünde olumlu etkileri oldu.

Eğer süt sığırcılığı işletmeleri başarıyla çalışabilirlerse, her zaman kazanç sağlamayı bileceklerdir. 

Ancak; başarının koşulları vardır.

Başarı koşullarını sayarsak;
Sürü yönetimi uygulamalarının ihmal edilmemesi
Koruyucu hekimlik uygulamaları
İnek konforuna özen gösterilmesi
Duvarsız, havalandırmalı, serinletme sistemli barınaklar
Kaliteli kaba yem ve hatasız yemleme
Sürüdeki stresin azaltılması, verimin arttırılması yönünde tüm önlemlerin alınması
Kızlarının yüksek verimleri ispatlanmış, üstün yetenekleri kanıtlanmış olan boğa spermalarının kullanılmasıyla genetik ilerlemenin arzu edilen yönde sürdürülmesi.
Toplam Karma Yemin ineklerin tüm gereksinimlerini karşılayacak şekilde formüle edilmesi.
Uygun ırkların seçilmesi
gibi konular akla gelecektir.

Son yılların teknolojileri ile bilgilerini biraraya getirerek, bunları doğru uygulamalarla kullanıma sokarak sektörde başarı elde edilebilir. Bütün bunların yapılması halinde de sektöre yatırım yapmak doğru olur.

Önümüzdeki 10 yıl içinde tüketicinin istediği kalite ve kompozisyonda süt üretimine odaklanan işletmeler gelişecektir.  Süt en kolay erişilebilecek dengeli bir protein kaynağıdır.

Süt sığırcılığı işletmeleri toplumun hayvansal protein ihtiyacını karşılayan, aynı zamanda istihdam yaratan kuruluşlardır.  Sürü yönetimi uygulamalarına uygun şekilde, düzgün yemleme ve bakım ile, doğru işletilen süt sığırcılığı yatırımları kazançlı ve sürdürülebilir olacaktır.

Süt sığırcılığında kazanç küçük ayrıntılardadır.  Kâr eden ve zarar eden işletmeler arasındaki fark ise sadece bu küçük ayrıntıları önemsemek veya önemsememek arasındaki ince çizgidedir.

Özet olarak;  artan bir talep ve gelişen bir teknoloji söz konusudur. Ayrıntıları gözden kaçırmayan işletmeler, koşulları ve kuralları içinde iş yapıyorlarsa, yatırımlarını geri döndürüp, işlerini kârlı hale getirebilirler.

Ağustos 27, 2016, 15:25:29
1
İneklere Bilgisayarlı Çöpçatan Hizmeti İneklere Bilgisayarlı Çöpçatan Hizmeti

(EŞLEŞTİRME PROGRAMI)

İneklerin verimliliğini arttırmanın ve sağlıklı nesiller elde etmenin yolu Suni Tohumlama'dır. Bu yöntem uzun yıllardan beri uygulanmaktadır.  Bilgisayar yardımıyla en uygun boğa tohumunun seçilmesi yöntemi, suni tohumlama uygulamalarına  son yıllarda yeni bir boyut kazandırmıştır. Bu yeni teknolojinin adı "Eşleştirme Programı"dır. Bilgisayarlı Eşleştirme programı ABD'de  40 yılı aşkın bir süredir, Avrupa'da son 20 yıldan beri kullanılmaktadır. Dünya'da toplam  42 ülke bu programdan yararlanmaktadır.

Bilgisayarlı çöpçatan hizmeti iki yönlü yarar sağlar.

1.İneklerde eksikliği tespit edilen fiziksel karakterleri düzeltir.
2.Akraba evliliğini önleyerek genetik kusurların yavrulara geçmesini önler.

Program bu suretle ineklerin daha verimli ve daha uzun ömürlü olmalarını sağlar. Fiziksel özellikler verimlilik ve sağlıklı yaşam yönünden inekleri çok etkiler.

Örneğin; meme başı yerleşimi meme iltihapları yönünden ve makinalı sağım bakımından çok önemlidir. Ayakların basış açısı ayakların iltihabı yönünden, kalça genişliği güç doğum yönünden çok önem taşır.

Sarkık memeli ineklerin memeleri daha çok hasar görürken, toplu memeli inekler bu tip problemlerle karşılaşmazlar. İşte bunlar gibi 17 ayrı yönde incelenen ineklerin eksik, yanlış yönleri saptanır. Bilgisayara girilir. Bilgisayara daha önce girilmiş üç bin den fazla boğa'dan hangisinin bu özellikleri doğru yönde geliştireceğine bilgisayar karar vererek uygun boğaları sıralar. Programdaki boğalar sürekli yenilenir.

Bilgisayarlı çöpçatanlıkta ikinci yarar ineğin aile bilgileriyle ilgilidir. Aile bilgileri yani annesi, babası, anneannesi, babaannesi ve onlarında ebeveynleri biliniyorsa, bilgisayar eşleştirmeyi akraba evliliği olmayacak şekilde yapar ve ona göre boğa önerir. Böylece yeni nesil inekler kalıtım yoluyla geçebilecek hastalıklara karşı korunmuş oldukları gibi, verimlerinde bir düşüş yaşanmaz. Diğer yandan istenirse yeni neslin daha cüsseli olması, süt veriminin, süt yağının, süt proteinin daha yüksek olması gibi konular da bilgisayarlı çöpçatanlıkla düzeltilir.

Kullanılan spermaların aranan özelliklerde ve uygun fiyat aralığında olması da yine programdan istenebilir.

Verimli, sağlıklı ve üstün ırkın elde edilmesi için geliştirilen bu bilgisayar programı ülkemizde de kullanılmaktadır.

Ağustos 27, 2016, 15:32:28
1
Verim Buzağıyken Başlar Verim Buzağıyken Başlar

Sütçü ineklerde verim "süt verimi ve döl verimi" demektir.   Buzağı düve olacak, döl tutacak, doğuracak ve verime geçecektir.  Düve olana kadar yetiştiriciye bir gelir sağlamayacak, hatta, ilk laktasyonda ancak masrafları amorti edecektir.  O yüzden 14 aylık olduğunda tohumlayabileceğimiz gelişmeyi sağlayan düveler elde etmeliyiz.  Bunun dört anahtar noktası vardır.

En kritik nokta; ağız sütünün kalitesi ve zamanında tam olarak verilmesidir.  Ağız sütünün buzağıya içirilmesi zamanla yarıştır.  Doğumu takiben en kısa sürede içirilen ağız sütü içerik açısından ve koruyucu maddeler bakımından en zengin ağız sütüdür.  Ağız sütünün içindeki koruyucu maddelerin yararı bilinmektedir.  Ayrıca; ağız sütü büyüme faktörleri içerir.  Döl verimine, meme bezinin gelişimine, canlı ağırlık artışına yüksek oranda etkisi vardır.  Ağız sütünün zamanında, bolca verilmesi buzağının ileride, düve olduğunda genetik özelliklerini ortaya çıkarmasını sağlayacaktır.  Yeterli ağız sütü almayan buzağılar yemden yararlanamaz, istediğimiz gibi büyüyemez, ilk suni tohumlama yaşı ve sonraki yıllarda vereceği süt miktarı olumsuz yönde etkilenir.

İkinci kritik nokta; sütten kesme metodudur.  Sütten kesme buzağının yaşadığı en stresli dönemdir.  Bu stresin etkisiyle buzağı öksürükleri de bu dönemde çok görülür.  Sütten kesme zamanı buzağı başlangıç yeminin tüketimiyle saptanır.  Birbirini takip eden 3 gün boyunca 1 kg'dan fazla buzağı starteri (başlangıç yemi) tüketen buzağılar sütten kesilebilirler.  Buzağıların sütten kesilmesi döneminde stresi en aza indirebilirsek büyüme oranı ve sağlığı kötü yönde etkilenmez.  Tersi söz konusu olursa; buzağılar ideal canlı ağırlıklarının altında kalırlar ve küçük yapılı olurlar.  Daha geç tohumlanır, daha geç sürüye katılır, daha geç yavru verir, daha geç süt vermeye başlarlar.  Görüldüğü gibi buzağı bakımı her şeyin başlangıcıdır.  Sütten kesilen buzağılar 6-8 buzağılık küçük gruplar halinde barındırılırlar.  Sütten kesme döneminde anti-stres yardımlar her zaman yararlı olur.

Üçüncü kritik nokta; sütten kesilen buzağıların doğru beslenmesidir.  Bu dönemde, büyümeyi hızlandıran proteindir.  İskelet yapısının küçük kalması, yeterince büyümeden buzağının şişmanlaması istenmez.  O sebepten protein ve enerji oranı akılda tutulmalıdır.  Doğru işler yapıp yapmadığımızı anlamak için günlük canlı ağırlık artışını kontrol etmek yerinde olur.  İshal ve zatürre olaylarını da kayıt altına alarak, buzağının 70-150 günler arasındaki yaşamını iyi gözlemek şarttır.  Yetiştirilen her düve adayı geleceğin verimli inekleri olmayabilir.  İyi gelişmemiş ve gelecek vaat etmeyen düveler belirlenmeli, yaklaşık 185 kg civarında canlı ağırlıktayken yetiştirme programından, dolayısıyla sürüden çıkarılmalıdır.

Dördüncü kritik nokta ise; düvelerin zamanında tohumlanmasıdır.  Dikkat edilecek konular; vücut ölçüleri, düvenin yaşı ve canlı ağırlığıdır.  Kalça yüksekliği 130-132 cm ve 14 aylık olan düveler tohumlama için uygundur.  Daha fazla beklenmemelidir.  Geçecek her gün kayıptır.  ABD'de hedeflenen yaştan itibaren gecikilen her günün 2-3 ABD doları zarara sebep olduğu belirtilmektedir.

Ağustos 27, 2016, 15:51:58
1
İnek Test Eder İnek Test Eder

Süt sığırcılığı işletmelerinde çokça gördüğümüz hatalardan biri de yem karma vagonlarının yanlış kullanımıdır.   Mikser vagon veya TMR makinası adı da verilen, yemi karıştırıp dağıtan aletler yararlı oldukları kadar, kötü kullanılırlarsa zararlı olabilirler.

Bu aletler ya yanlış dizayn edilmeleri, ya da aşırı kullanılmaları sonucunda yemi, özellikle yemin işe yarar selüloz kısmını lüzumsuz derecede parçalayıp, selüloz kalitesini bozabilirler. 

İnekler,  temel olarak, selüloz sindiren hayvanlardır.  İşkembede bulunan ve sindirimi sağlayan mikrofloranın korunması için ineğin kaliteli selüloz tüketmesi şarttır.  Selüloz kalitesi, özellikle selülozun partikül büyüklüğü,  ineğin sağlığı yönünden büyük önem taşır.
 
Selüloz ve rasyondaki tüm partiküllerin büyüklüğünü,  Pensilvanya eleği veya partikül separatörü  adı verilen katlı eleklerle test edebiliriz.  Partikül separatörü üç katlı, değişik çaplarda delikleri olan eleklerden meydana gelir.  En üst katta büyük çaplı, orta katta daha küçük çaplı elek bulunur.  Buraya konulan belli bir miktar yem karışımı dört yönde, toplam kırk kez sallandıktan sonra, üstte kalan, orta kısma geçen veya en alt bölüme geçen partikül miktarına bakılır.  En üstte kalan sap, iri kıyılmış saman, ot gibi kısımlar ineğin reddedeceği kısımlar olup, toplamın yüzde 5-8 inden daha fazla olmamalıdır.  En alta geçen kısım küçük partiküllerden oluşan kısım olup, burada toplam yüzde 15-20 si kadar yem olmalıdır.  Kalan ve en çok işe yarayan kısım ise orta katta bulunan kısımdır. 

Burada toplam yemin yüzde 60-70 i kalmalıdır.  Böylece toplam,  karma yemin doğru hazırlanıp hazırlanmadığı, aynı zamanda ineğin yem seçip seçmediği de kontrol edilmiş olacaktır.  En alt kısma geçen miktar yüzde 20'den daha fazla ise, vücuttan hızla atılan yem bölümü olduğu gibi, ineği asidoza sürükleme tehlikesini de ortaya koyar.  Böylece düşük yararlanma oranı ile ekonomik zarar söz konusu olur ve asidoz tehlikesi baş gösterir.

Yemin,  mikser vagonun yanlış dizaynı veya yanlış kullanımı sonucu hatalı hazırlanmış olmasını inek de test edebilir.  Böyle bir durum ineğin eksik beslenmesi, iştahsızlık, süt verimi düşüşü, sütte yağ oranı düşüklüğü, topallık, döl tutmama gibi sonuçlar doğurur.  Demek ki, karıştırılmış yemin inek tarafından test edilmesi işletmeye büyük zararlar verdikten sonra ortaya çıkacak olan bir sonuçtur.  Yanlış bir karışım, özellikle selüloz kalitesinin bozulduğu bir hazırlama şekli kağıt üzerinde doğru olan bir rasyonun da, ineğe verilirken bozulduğu anlamına gelir.  Böyle bir durumda ise, kağıt üzerinde rasyonun doğru yapılmış olması da pratikte bir anlam ifade etmez.

Bunları göz önüne alarak; doğru dizayn edilmiş, doğru kullanılmış mikser vagonlar ile yem yapılmalıdır.  Dizayn konusunda bu aletler gözden geçirilmeli, kontrol ve kalibre edilmeli, kullanıcılar ise eğitilmelidir.  Kontrol ve kalibrasyon işlemleri belli periyodlarla tekrarlanmalıdır.  Yem; özellikle ineklerin önüne konulan yem, periyodik olarak partikül separatörüyle test edilmeli, ineklerin test etmesi sonucu oluşacak hastalık veya bozuklukların ortaya çıkması en başından engellenmelidir.
 

Ağustos 27, 2016, 16:01:12
1
Sığırcılıkta İhtisas Çiftlikleri Sığırcılıkta İhtisas Çiftlikleri

ABD'de her konuda olduğu gibi uzmanlaşma, branşlaşma hayvancılık işletmelerinde de gayet yaygındır. Sığırcılık işletmeleri branşlarına ve uzmanlık alanlarına göre 7 ana kategoride çalışmalarını sürdürmektedir. 

*Buzağı büyüten çiftlikler
*Düve yetiştiren çiftlikler
*Süt üreten çiftlikler ( Ticari İşletmeler)
*Damızlık çiftlikleri
*Etçi ırk damızlık çiftlikleri
*İnek-buzağı işletmeleri ( Besi materyali olacak dana sağlayan işletmeler)
*Organik hayvancılık çiftlikleri

Buzağı büyüten çiftlikler:
Bir süt sığırcılığı işletmesi birçok işinin arasında buzağılara zaman ayırmak istemiyorsa, buzağılarını bu yönde deneyim sahibi olmuş, barınaklarıyla, bilgi ve becerileriyle buzağı büyütmeye odaklanmış işletmelere verir.  İşletme sütten kesme döneminin ardından,  sütten kesme stresini de minimuma indirmek suretiyle dönem sonunda buzağıları sahibine geri gönderir.

Pozitif basınçlı havalandırma olan barınakları olan, temiz ve kuru sisteminin uygulandığı, biberonların, kovaların her türlü hijyene uygun olduğu, uzman ekibiyle buzağılara bakan, besleyen, büyüten ve hasarsız bir şekilde sütten kesen "buzağı bakım çiftlikleri" giderek ABD'de önemli görevler üstlenmektedirler.

Düve yetiştiren çiftlikler:
Düve yetiştirmek ve gebe bırakmak da bir uzmanlık işidir.  Düveler her zaman para harcanan, ancak;  ilk doğumlarından sonraki laktasyonda harcanan parayı amorti edebilen, sürünün geleceği olan hayvanlardır.  İlk tohumlamalarının 14 aylıkken, 127 cm yükseklik ve 375 kg canlı ağırlıkta yapılması istenir.  Birçok çiftlik bu ağırlık ve boyu mümkün olan en erken yaşta elde etmeye çalışır.  Sütçü işletmeler süt veren ve kurudaki inekleriyle daha iyi ilgilenebilmek için düvelerini ihtisas çiftliklerine gönderirler.  Gebe düve olarak geri alırlar.    Böylece hem düveleri uzman kişiler tarafından, en uygun şekilde yetiştirilir, hem de süt işletmesi odağını kaybetmeden asıl işiyle uğraşır.

Süt üreten çiftlikler:
ABD'de süt üreten çiftliklere "ticari işletme" adı verilir.  Bu işletmelerin odağı daha çok, kaliteli süt üretmek, miktar ve kalite yönünden daha çok gelir elde etmeye çalışmaktır. Miktar kadar süt yağı, süt proteini ve somatik hücrenin düşük olması gibi kalite primleri de önemlidir. 

Tüm kalite primlerini kesintisiz olarak almak için ellerinden geleni yaparlar.  Böyle ticari işletmelerin inekleri tek tek Irk Birliklerine kayıtlı değillerdir.  Sürü kaydı olması sürü ortalamasının bilinmesi yeterlidir. 

Irk Birliklerine ineklerini kayıt ettirmek zorunda tutulmazlar. 

Damızlık sütçü işletmeler:
Böyle işletmelerin inekleri tek tek Irk Birliğine kayıtlıdırlar.  Her ineğin tek tek sertifikası vardır.  Verimleri Irk Birliğince takip edilir.  Bu tip çiftlikler sertifikalı düve satarlar.  Embriyo elde ederler.  Embriyo satışı yaparlar.  Boğa istasyonlarına boğa adayları olarak erkek danalarını verirler.  Her türlü işlemleri Irk Birliğinin kontrolü altındadır.  Irk Birliklerine inek başına aidat öderler.  Tabii süt satışı da yaparlar.  Ama; odaklandıkları konu damızlıkçılıktır. 

Damızlıkçı işletmeler uzun yıllardan beri Irk Birliklerine kayıtlı, geçmişi çok iyi bilinen inekleri ellerinde bulundururlar.  Çok iyi rakamlara boğa adayları, embriyo donorü adayları satabilecekleri gibi, elde edilen spermadan veya embriyolardan pay sahibi de olabilirler.  Kayıtları mükemmel olmak zorundadır.  Sürekli Irk Birlikleriyle işbirliği yapmak zorunda olan işletmelerdir. 

Etçi ırk damızlık çiftlikleri:
Yine sütçü ırklarda olduğu gibi damızlıkçı olmanın her türlü avantajını ve yükümlülüğünü taşırlar.  Sütçü ırklarda söz konusu olan konular bu sefer etçi ırklar için geçerli olur.  Boğa temini, embriyo temini, kaliteli düve gibi konular bu işletmeler için önemlidir.  Etçi ırk damızlıkçıları sadece  Boğa İstasyonlarına boğa adayı vermezler, tabii aşım için de çiftliklere sağlıklı boğalar verirler. Tüberküloz ve Bruselloz problemi olmadığı için suni tohumlama hizmetinin ulaşamayacağı çok uzak mesafelerdeki etçi tip sürülerde tabii aşım için boğa kullanılması olağandır. 

İnek -buzağı işletmeleri ( Cow-Calf çiftlikleri):
Besi yerlerine ( Feed-lot) besiye alınacak dana sağlayan, ineklerle buzağıları birlikte yetiştiren çiftliklerdir.  Arazinin, otlağın veya meranın verimliliğine, sulanmasına bağlı olarak değişen ölçekte yetiştirme yaparlar.  Sütten kesilen, genellikle 7 aylık erkek buzağılarını besi yeri sahiplerine satarlar.   Bu işletmeler safkan olarak inek-buzağı işletmesi olarak çalışabildikleri gibi, melezleme yapan işletmeler de olabilirler.  Melezleme yapanlar da, safkan üzerine çalışanlar da damızlık işletme değil, ticari işletme olarak besicilik zincirinde yer alırlar.  Genellikle besi yeri sahipleri kimden dana alacağını, inek-buzağı işletmesi sahibi de kime dana satacağını bilir.  Fakat; model "sözleşmeli" tarzında değildir.  Serbest ekonomi tarzında alışveriş yapılır.  En uygun ücreti veren feed-lot ( besi yeri) sahibi danaları alır.  ABD'de çok büyük çaplı besi yerleri bu şekildeki çiftlikler sayesinde besiye uygun dana bulmakta zorlanmazlar. 

Organik hayvancılık çiftlikleri:
Organik hayvancılık yapanlar gerek sağlık, gerek hayvan refahı açısından tüketimlerine dikkat eden tüketicilere ürün sağlayan kuruluşlardır.

Ürünleri özel fiyatla alınıp satılan bu işletmeler, tüketicinin kontrolü ve baskısı altında üretim yaparlar.  Sadece yemleri, kullandıkları ilaçları değil, çevre, hayvanlara davranış, nakliye gibi konular da gözlem altındadır.  Yine ülkemizde olduğu gibi yetkili kuruluşlar tarafından sertifikalandırılan ve uymak zorunda oldukları sıkı kuralları olan "organik" çiftliklerin ürünleri de diğerlerinden daha yüksek fiyata alıcı bulurlar.   

Görüldüğü gibi;  branşlaşma ve ihtisaslaşma giderek yayılmakta, herkes en iyi bildiği işi, en verimli şekilde yapmak üzere odaklanmaktadır.

ABD'de herkes her şeyi yapmamakta, ama yaptığı işi de en düzgün şekilde yapmak için uğraşmaktadır.

Ağustos 27, 2016, 16:08:22
1
Ynt: Süt Sığırcılığına Yatırım Yapılır mı? Besicilik ve Süt Sığırcılığı

Bazen yatırım yapmak isteyenler sorarlar, hangisini tercih edeyim, besicilik mi, süt sığırcılığı mı?

Kanaatimce; birbirine alternatif olamayacak kadar iki farklı iş koludur besicilik ve süt sığırcılığı.  İkisi de sığırcılık diye düşünülse bile, ortak tarafları çok azdır.  Farklılıkları ise yapılmadan anlaşılmaz.

 

Hangisini tercih edeceğimize karar verirken tamamen işletme konusundaki yönetim becerileri öne çıkarılmalıdır.  Süt sığırcılığı işletmeleri sürü yönetimi bakımından daha fazla bilgi, daha çok marifet ister.  Besicilikte, eğer hayvan kaybı olmazsa, adet olarak işletmeye koyduğunuz kadar hayvan çıkarırsınız.  Sadece ağırlıkları artar.  Süt sığırcılığı ise adet olarak katlanarak gider. Uzun vadeli bir iştir. Sürdürülürse, nesilden nesile geçebilecek harika bir yatırım ortaya konulmuş olur. 

Zorluklar nelerdir? Süt sığırcılığı işletmeleri dişi hayvan ile uğraştıkları için meme ve rahim sağlığı ile ilgilenmek zorundadırlar.  Ayrıca; süt sığırcılığı işletmeleri buzağı doğumu, bakımı, güç doğum, loğusa inek, doğum sonrası hastalıklar ile uğraşmak zorunda kalacaklardır.  İşin içinde ?dişi? hayvan vardır.  Bu durum üreme, çoğalma, bereket, büyüme demektir.  Ama; aynı zamanda daha çok dikkat etmek, daha fazla özen göstermek anlamına gelir.  Sürü yönetimi becerilerini geliştirmeyen işletmeler kesinlikle başarılı olamazlar.  Süt sığırcılığı bebek büyütmek, genç kız yetiştirmektir. Buzağılar hassastır.  Düve yetiştirmek ise bilgi ve beceri ister. Her şey doğru şekilde kayıt altına alınmalıdır.

Süt sığırcılığı yatırımları daha pahalıdır.  Ancak; iyi yönetilen işletmeler mutlaka yüz güldürür.  İyi yönetilememiş işletmeler ise sürü yönetimini antibiyotiklerle yapmaya kalkarlar. Antibiyotik kullanımı ise sürü yönetimindeki zayıflıkları gösteren en önemli göstergedir.  Antibiyotiğe sarılan işletmeler mutlaka dönüp sürü yönetimi eksikliklerini gözden geçirmelidirler.

Besicilik mi, süt sığırcılığı mı?  Eğer sürüyü doğru idare edebileceksek, tabii ki süt sığırcılığındaki bereket, çoğalma faktörlerinden yararlanmalıyız.  Aylık düzenli gelir getirmesi de finansal yönden avantaj sağlayacaktır. 

Buzağı, döl, süt ve zaman kaybetmeyen sütçü işletmeler sahipleri için kazanç kapısı olabilecekleri gibi, tersi olursa zarar kapısı da olabilirler.  Tüm çırpınma ve gayretlere rağmen problemleri eksik olmayan işletmeler yönetim zayıflıklarını gözden geçirirlerse başarılı olacaklardır. 

Ağustos 27, 2016, 16:13:29
1
SÜT SIĞIRCILIĞI ÇİFTLİKLERİNDE MALİYET KONTROLÜ SÜT SIĞIRCILIĞI ÇİFTLİKLERİNDE MALİYET KONTROLÜ

 

Genel olarak çiftliklerde "maliyet kontrolü"  yapalım dendiğinde akla hep "en ucuz girdileri alalım, maliyetleri azaltalım" fikri gelir.  Gerçekten öyle midir ? Belki en ucuza girdileri almak maliyetleri arttıran bir unsur bile olabilir.  Örneğin; yonca veya kuru ot temini yerine saman almak gibi.

Aslında süt sığırcılığı işletmelerinde maliyeti arttıran sebepler tamamen başkadır.  Bunları bazı örneklerle gözden geçirelim.

Buzağı ve döl kayıpları başlı başına büyük bir maliyet oluşturur.  Düvelerin en geç 14 üncü ayda gebe bırakılacak boy ve canlı ağırlığa gelmemiş olmaları, çiftlikte 4 gizli derdin sıklıkla görülmesi, maliyetleri kontrol etme konusunda en önemli problemlerimizdir. Çiftliğimizde gizli mastitis, gizli asidoz, gizli ketosis ve gizli hipokalsemi gibi problemler varsa, maliyetleri düşürmemiz mümkün değildir.  Yüksek somatik hücre ve klinik mastitis vakaları süt kaybına sebep olacak, süt kovalarımızdaki delikler sürekli süt kaçıracaktır.

Döl tutma problemleri maliyet kalemlerinin başında gelmektedir.  Doğumu takip eden boş günlerin sayısı 120 günü aşarsa, buzağı aralığı 405 günü aşarsa maliyetlerimiz kontrol dışına çıkmış demektir.

Kaba yemimizin kalitesi kötüyse, silajlık mısırımızı, yoncamızı olması gereken zamanda değil de yanlış zamanda biçtiysek, ne yaparsak yapalım maliyetler aşağı çekilmez.  Kuru madde hesabı yapmamanın, küflü silajın, kartlaşmış yoncanın hep çiftlikteki maliyet artışında rolü vardır.

Maliyet kontrolü yapamayan çiftlikler en büyük problemi süt fiyatlarının düşük olduğu dönemlerde yaşarlar.  Ayakta kalma ve yüksek maliyetlerle baş edebilme yetenekleri azalır.

Çiftlikte çalışanların sıklıkla değişmesi çiftliğe maliyet getirir. Yeni eleman bulmak, yeni elemanın alışma süreci, bu arada hayvanların üzerindeki stres, geçiş dönemindeki hatalar maliyeti yükseltir.

Bunlara bakarak çiftlikteki maliyetleri nasıl azaltacağımızı söylemek gayet basittir.

Kaba yem kalitesini ve döl verimi etkinliğini sağlamak, buzağı kaybetmemek, mastitisin her çeşidiyle mücadele etmek, çalışanları doğru yönde kullanmak ve çalışanların sıklıkla değişimini önleyecek şekilde hareket etmek maliyet düşürücü unsurlardır.  Başka hiçbir şekilde maliyetler düşürülmez.   Bunlar dışında maliyet düşürücü sandığımız önlemler çiftliğin yararına değil, zararına olacaktır.

 

İyi ineklere,  iyi insanlar,  iyi yönetim tekniklerini kullanarak bakarlarsa sonuç iyi olacaktır.  Başarının sadece yukarıda saydıklarımızın doğru yapılması ile elde edilebileceğini unutmayalım.

Ağustos 29, 2016, 15:47:15
1
İneklerin Kullanım Kılavuzu İneklerin Kullanım Kılavuzu

İnekler bir dayanıklı tüketim eşyası olsaydı, yanında bir kullanım kılavuzu verilirdi.  Biz de bolca süt ve yavru beklediğimiz ineklerin yanında bir kullanma kılavuzu versek yerinde olmaz mı?

Bilindiği gibi, ineklerin elden çıkmasına sebep olan en önemli problemler aslında "kullanıcı hataları" dolayısıyla meydana geliyor.  Dayanıklı tüketim eşyası satanlar kullanım kılavuzu veriyorlar ve kullanıcı hatalarından dolayı olan problemleri garanti kapsamına almıyorlar.  İnekler ise sürekli "kullanıcı hataları" sebebiyle kesime gidiyorlar.

Bir kullanım kılavuzu olsa, ineklerin yanında bunu da versek, üzerine "kullanmadan önce dikkatle okuyunuz" yazsak hiç de fena olmayacak.

Kullanma kılavuzuna çok şey yazılabilir.  Ben bir örnek kılavuz yazayım;

1-      Bu inek kaliteli kaba yemle çalışır.

2-      İneğinizi şimdi barınağa götürdüğünüzde strese girecektir.  Nakliye ve her türlü değişiklik stres sebebidir.  Strese karşı önlem alınız.

3-      Bu inek temiz hava ister

4-      İneğiniz sıcak havalarda strese girer, serinletmek şarttır.

5-      İnek her zaman su ve yeme ulaşmalıdır.

6-      İneği yaşatan ve verimini garanti eden işkembesindeki yararlı bakterilerdir.  Beslemeyi ona göre yapmalısınız.

7-      İneklerin arasına dışarıdan başka inek getirip koymayınız.  Önce tahlil yaptırıp, karantinada bekletiniz.

8-      Bunların bir "Kuru Dönemi" vardır.  Özellikle kuru dönemde şişmanlatmayınız.

9-      Bu ineği kuru, temiz ve konforlu bir ortamda bulundurunuz. Unutmayın; inekler konfor ister.

10-  İnek buzağısına ağız sütüyle koruyucu maddeler aktarır.  Doğumdan hemen sonra 4 litre ağız sütünü içiriniz.

11-  Kaba ve kesif yemleri, inceltmeyiniz.

12-  İneğiniz doğum yaptığı zaman destekten mahrum bırakmayınız.

13-  İnek için kalsiyum en önemli mineraldir.  Eksikliğine meydan vermeyiniz.

14-  Meme olmadan inek olmaz.  Memelerin yangılanmasını önleyiniz.

15-   Lohusalık döneminde ineklerinize özen gösteriniz.

16-  İneklerin buzağılarını kaybetmemek için gerekli önlemleri alınız.

17-  Bu inek kızgınlık gösterdiğinde döl tutar.  Kızgınlığı kaçırmayınız. İyi gözleyiniz.

18-  İneğinizin genetik yeteneklerini ileriye götürecek boğa tohumu kullanınız.

19-  İneğinizle ilgili her şeyi kaydediniz.

20-  İneğinizin bakım, besleme, barınma koşullarını ve strese karşı alınacak önlemleri  "teknik servis"inizden öğrenebilirsiniz.

Ağustos 29, 2016, 16:16:01
2
Sürü Korelasyonu? Sürü Korelasyonu:

 Sütçü sığır işletmelerinde ideal sürü korelasyonu şöyledir;

Toplam yüz adet ineği olan bir çiftlikte 83 adet sağılan, 17 adette kuruda inek olur.  Sağılmakta olan 83 adet ineğin sağım periyodları ve verdikleri süt miktarı değişiktir.  Çiftlikte 2 adet hasta veya tedavide inek olabilir.  Ayrıca çeşitli yaş aralıklarında erkek ve dişi danalar olur.  0-15 aylık arasındaki erkek ve dişi danaların toplamı 62 adet, 16-24 ay arasındaki erkek ve dişi danaların  (düvelerin) sayısı ise, 38 adet olabilir.  Böyle bir çiftlikte her zaman 1 adet doğumu bekleyen inek veya düve vardır.  Başka bir deyişle; 100 baş toplam ineği olan bir sürünün, genel sayısı 200 baş toplam hayvandır.  (83+17 =100 baş anaç, 62+38=100 baş genç grup= 200 baş)

Ancak; bu doğal korelasyon hiçbir zaman böyle olmaz.  Çeşitli sebeplerden kayıplar, döl tutmadaki gecikmeler yukarıdaki sayılarda sapmalara yol açacaktır.  Örneğin, buzağı sayısı azalmış, kurudaki veya boş ineklerin sayısı artmış olabilir.  Bu tip sapmalar %10 oranında olursa sürüde işler yolunda demektir.  Sapmalar %10-25 arasında ise incelenmesi gereken problemlerin varlığını, %25'in üzerindeki sapmalar ise durumun iç açıcı olmadığını gösterir.

Bu durumda korelasyonu bozan sebepleri araştırmak gerekir.  Döl tutma problemleri, buzağı kayıpları veya sürünün maruz kaldığı salgın hastalıklar bu korelasyonu bozan sebeplerdir.  Salgın hastalıklar deyince, şap hastalığını örnek verebiliriz.  Çünkü şap ve şap hastalığını takip eden ikincil problemler mecburi sürüden çıkarma oranını yükseltir.

Buzağıların olması gerekenden az olduğu sürülerde döl tutma problemleri, buzağıların yavru atma yüzünden, doğum esnasında, doğumu takip eden günlerde veya sütten kesme dönemlerindeki kayıpları tek tek ele alınmalıdır.

Bunların arkasında ise sürü yönetimi hataları, eksik yapılanlar, ihmal edilenler vardır.

Döl tutma güçlüklerinin arkasındaki sebepler araştırıldığında ise, doğumu takip eden günlerdeki gizli veya görünen hipokalsemi ya da ketosis, kısa dönemdeki besleme hataları, doğuma erken müdahale,  kızgınlık takibindeki aksaklıklar olduğu ortaya konulabilir.

Sürü kolerasyonunu yılda bir kez önümüze koyar ve sapmaları incelersek hatalı noktaları bulabilir ve çareler araştırmaya başlayabiliriz.  Bu konunun incelenmesi bize hata yapılan noktaları işaret edecektir.

 

Ağustos 29, 2016, 16:18:51
1