toprakbilgi.com

Beğenileri gör

Verilen/alınan beğenileri gör


Beğendiğiniz iletiler

Sayfa: [1] 2 3 4 5 6
İleti bilgisi Beğeni sayısı
Ynt: Yarprak Gübreleri ve Genel Tarifler Konuya ufak ama önemli bir ekleme yapalım.

Ilk verilen tarif tamamen tek uygulama üzerine. Yani birden çok kez uygulama yapma şansımız yoksa, olabilecek en kapsamlı gübreleme.

Peki tarlaya iki kez girme şansımız varsa?

Bu durumda maddeleri uygun şekilde iki gruba ayırarak gübrelemeyi daha faydalı hale getirebiliriz.

Peki nasıl?

Daha önce bahsetmiştik. Bu maddelerin bazıları arasında 'antagonistik' ve 'sinerjik' etki dediğimiz bir ilişki vardır. Bu etki özetle şu:

Antagonistitik maddeler: birbirlerinden hazetmezler. Her daim bir çekişme vardır aralarında ve birleştikleri zaman birbirlerine saldırırlar. Fenerbahçe - Galatasaray gibi düşünün. Ezelden gelen bi sıkıntı var.

Bu nedenle bunları yan yana getirmemek, getirmekten daha hayırlıdır. Örneğin Fosfor ile demir bu şekildedir. Bir araya geldiklerinde birleşip demir fosfata dönüşürler ve bitkiler tarafından alımları zorlaşır.

Ama bu durumun da hafif, orta ve şiddetli türleri vardır. Mesela fosfor ile kalsiyum mümkün mertebe bir araya getirilmemeli ama azot ile potlasyum ' da bu kadar şiddetli bir çarpışma olmaz. Sadece uyumlu bir şekilde birbirlerini dengelerler.

Sinerjik maddeler: bunlar ise birbirlerinin etkisini artıran maddeleridir. Yukarıdakinin tam zıttı olarak bu maddeler bir araya geldiklerinde birbirlerini kudurturlar. Tek başlarına iken kendi halinde olup bir araya geldiklerinde ortalığı yıkan çocuklar gibi düşünün.

Sinerjiklik konusunda da örnek olarak azot ile kalsiyumu (kireci) verebiliriz. Bir araya geldiklerinde olumlu etki yaparlar ve bitkinin azot alımında artış olur.

Bunların dışında bir de 'nötr' maddeler vardır. Bunlar ne etliye ne sütlüye karışır. Kendi hallerinde kimseye dokunmadan işlerine bakarlar. Diğer maddeleri ne azdırır, ne söndürürler.

Kabaca sinerjik-antagonistik etki budur lakin durum göründüğü kadar basit değildir. Bir maddeye sinerjik olan madde, başka birine anagonist, hatta nötr olabiliyor. Hatta aynı maddler o anki şartlara göre dahi etki değiştirebiliyorlar.

Yeni bu etkilerden tamamen sıyrılma şansımız yok. Siz ne yaparsanız yapın, 2 ' den fazla madde içeren bi karışım işi söz konusu olduğu anda bu etkilere maruz kalırsınız.

En basitinden üç 15 ' de denen '15-15-15' gübresinin içerisindeki azot ile potasyum dahi birbirlerine antagonistiktir. Özetle geçimsizlik şiddetli olmadığı sürece çok önemsememek daha hayırlı.

Çünkü konu ilerledikçe o denli komplike bir hale geliyor ki, işin içerisinden çıkılmaz bir hal alıyor.

***

Olayın kötü yanlarından biri de, bu geçimsizlikler ile ilgili yeterli türkçe kaynak bulunmaması. Olanlarda da tam bir mutabakat sağlanmış değil. Hatta size tavsiyem, internet üzerinde bulduğunuz Türkçe antagonizm tablolarına itibar etmemeniz. Çünkü çoğu yalnış.

Mesela konu ile ilgili bir arama yaptığınıza, karışınıza çok çıkan tablolardan biri:



Yukarıdaki tablo 'A ' dan Z ' ye yanlıştır'.

Incelerken bildiğim tüm ilişkiler ile çeliştiğini farkettim. Sonra biraz daha dikkatli bakınca, ilk satırdaki elementlerin yerlerinin sola kaydığını farkettim. En son sütünün başındaki element demir olması gerekirken sola kaymış. Ilk sıradaki azot ise boş olması gereken hücrede.

Tablo tamamen yanlış. Kaç yıldır internette bu tablo bilmiyorum ama, aynı tablodan kopyalanmış başka hatalı versiyonları da bulunmakta. Kimse de farketmemiş :)

Durum bu kadar içler acısı anlayacağınız.

Konuyu çok uzattık. Bizim gübreyi en sağlıklı şekilde nasıl ikiye böleriz?

1. Grup:
- üre
- çinko sülfat
- demir
- mangan

2. Grup:
- potasyum nitrat
- magnezyum sülfat
- fosfor kaynağı

Maddelerin dozajlarını değiştirmeden, aynı oranlarda kullanabilirsiniz. 1. Grup büyüme ve gelişmeyi teşvik eder, 2. Grup dayanıklılık, kalite ve stresten kurtulmayı.

Eylül 01, 2016, 01:50:10
1
Ynt: Yaprak Gübreleri ve Genel Tarifler Bu arada, dekara verdiğimiz 100-200 "gram" gibi küçük miktarlı maddelerin faydası olur mu diye aklınıza bir soru gelmiş olabilir.

Öncelikle bir bitki için gram rakamı, çok ama çok büyük bir rakamdır.

Neden?

Herhangi bir bitkinin bünyesine, %0,02gr Glyphosate (yeşil öldüren) verdiğimizde, istisnası yoktur: bitki 'ölür'.

Üstelik bu dozu sadece 'yapraktan' veriyoruz.

Bu kadar küçük bir doz öldürmeye yetiyorsa, oldurmaya yetme ihtimali yok mudur?

İş, Nasrettin Hocanın hikayesindekinin tersi, 'öldüğüne inanıyorsan, doğurduğuna da inanacaksın'

Bu kadar basit.

Yaprak gübreleri yaklaşık 25 yıldır uygulanan bir yöntem. Hatta 'milyon dolar' büyüklünde bir 'yaprak gübreleri sektörü' mevcut dünyada.

Not: daha önce onlarca kez kez yazdık. Bitkinin 'Makro element' ihtiyaçlarını, yani 'azot, fosfor, potasyum, külürt vs' yapraktan karşılayamazsınız.

18kg/da saf azotu yapraktan verebilme gibi bir şansınız yoktur. Bitki beslemesi 'topraktan' yapılır. Yaprak beslemesi, ekstrem durumlar, ani noksanlıklar ve bitki için çok az ama hayati (bkz: çinko) mikro elementlerin verilmesinde kullanılır. Özetle tamamlayıcıdır ve faydası tartışılamaz.


***

Bonus bilgi:

Besin elementlerinin bitki bünyesindeki miktarları:

Azot: % 1 - 4
Potasyum: % 0,3 - 10
Kükürt: %0.1 - 0.8
Kalsiyum: %0,2 - 1.5
Magnezyum: %0,05 - 1.5
Sodyum: % 0,01 - 10
Demir: MİLYONDA 20 - 1500
Mangan: MİLYONDA 20 - 10.000
Bakır: MILYONDA 1 - 25
Çinko: MİLYONDA 2 - 200
Bor: MILYONDA 3 - 350

Özetle bir bitkinin bünyesine 1 gram çinko o kadar fazla gelir ki, 'yakar'.


Eylül 01, 2016, 02:11:02
1
Toprak Analizi Yorumlama ve Bakım / Besleme Önerileri

Bu konu, toprak analizlerimizin paylaşılacağı, analiz sonuçları ile ilgili yorum, değerlendirme ve gübreleme / bakım önerilerinin yapılacağı konumuzdur.

Yapmanız gereken tek şey, toprak analiziniz ve analizin yapıldığı araziye ekmeyi düşündüğünüz ürünün adını yazmak.

Yapılan yorumlar, konu üzerine deneyim sahibi çiftçilerin şahsi görüşleri olup öneri niteliğindedir. Uygulayıp uygulamama sorumluluğu arazi sahibinde olup, meydana gelecek sonuçlar yorum yapan üye açısından herhangi bir bağlayıcılık içermez.

Karışıklık olmaması ve değerlendirmenin hakkı ile yapılabilmesi için, lütfen tek seferde sadece 1 analiz paylaşınız.

Ülke kapsamında ilk imece usulü analiz yorumlama konumuz hayırlı olsun :)

Eylül 03, 2016, 00:32:55
1
Atatürk Dönemi'nde Tarım Politikaları PROF. DR. VECDET ERKUN


   Bir ülke düşünün ki nüfusun % 80’i okuma, yazma bilmiyor, % 9O’ı çiftçi, 780.000 km2 yerde 13.000.000 kişi barınıyor ve düşünün ki bu ülke halkı Balkan, Çanakkale, I. Dünya ve sonunda İstiklâl Savaşı’ndan çıkmış yorgun, bitkin bir toplum. Bu ülke halkı böyle bir durumda bir çok gereksinmeler içinde kıvranmakta… Ülkenin kalkınması, birçok engelleri aşması, yeter düzeyde üretim yaparak beslenmesi gelişmiş ülkelerce hiç beklenmiyor. Fakat bu toplum içinde Türk Milletinin özünde ilerleme aşkı olduğunu bilen ve Türk tarımının kalkınması için belli ilkeleri saptamış büyük insanlar da var. Bu insanlar, bir avuç aydın olsalar bile, milletiyle bütünleşme yollarını bilen insanlar; Bu aydınlar hudut boylarında ve yurt içindeki alevleri söndürmeye ahdetmiş kişilerdir. Bu aydın kişilerin içinde gençliğinden beri Türk halkının daha iyi bir yaşama kavuşması için zihninde çağdaş kurallara dayalı amaçları biriktirmiş biri var. O da son yüzyılların başka ulusların tarihinde yer almamış bir büyük kumandan, devlet adamı yüce Atatürk. Evet yüce Atatürk ve arkadaşları bu ümidini yitirmiş yorgun halk kitlesi önünde yurtseven insanlar olarak yaptıkları çalışmalarda bir takım ulusal ilkeler belirlemişlerdir. Bilinmektedir ki Atatürk İlkeleri açık bir dünya görüşüdür. İnkılaplarının güç kaynağı bilime ve gerçekçiliğe dayanır. Bu dünya görüşü batılaşmayı amaç olarak seçmiştir. İşte bu amaçlar çerçevesinde demokratik, laik temelli politikalar saptanmıştır. Tarım Politikası da akıldan ve ilimden kuvvet alan bir dinamizm içerisinde uygulamaya konulmuştur.

   Atatürk dönemindeki Tarım Politikası diğer uygulamalarda olduğu gibi Türk toplumuna ne yeryüzü cenneti düzenleri vaad etmiş, ve ne de komşu otoriter rejimlerde olduğu gibi, Türk köylüsünün ve halkının akıl ve vicdanını zincire vuran ideolojileri kendine örnek olarak seçmiştir. Yani Atatürk dönemindeki Tarım politikası kendi ekseni etrafında dönen kapalı bir (fanatik dini rejimler) gibi şartlanmış bir görüş tarzı değildir. Bu politika, kurucu, uygulayıcı, çağdaş bir Tarım kültürü sistemine oturtulmuştur. Aynı zamanda gelişme düzeylerine göre hareket eden özel teşebbüsün bilgi ve sermaye birikimi olmadığı için devlet önderliğinde özel teşebbüsün gelişmesini öngören temeller üzerine oturtulmuş bir plandır.

   Diğer taraftan Yüce Atatürk bu politikanın uygulanmasını kafasında önceden tasarladığı için Cumhuriyetimizin kuruluşundan itibaren bir çok yön verici deyişlerde de bulunmuştur.

   Bunlardan bazıları şunlardır;

   “Türkiye’nin sahibi hakikisi ve efendisi ve hakiki müstahsil köylüdür”

   Bu deyişle ilgili bir anıyı buraya aktarıyorum. (Özet)

   İşte bu basit gibi görünen olay tarım politikamızda daha esaslı adımlar atılmasına sebep olduğuna şüphe yoktur.

   Yıl 1936 Atatürk İstanbul’da Florya köşkündedir. Mevsimlerden Sonbahar. Atatürk’ün köşkte halkla temas edememekten ötürü canı sıkılmaktadır. Selanik günlerinden dostu Nuri Conker’e köşkten gizlice kaçmayı teklif eder. Nuri Conker özel bir araba bularak ve Atatürk’de kıyafetini değiştirerek köşkün kapısında bekleyen özel araba ile Çekmece’ye doğru ilerlemeye başlarlar. Atatürk neşelidir. Refakette kimse yoktur. Birden Atatürk’ün gözleri çift süren bir köylüye takılır. Arabayı durdurur. Köylünün yanına gider, çiftin bir yanında öküz, bir yanında merkep vardır. Ulu önder köylü ile konuşmaya başlar. Köylü onu tanımamıştır. Atatürk çifte öküz yerine neden merkep koştuğunu sordu Köylü vergi memurlarının sattığını bildirir. Atatürk muhtar ve kaymakama neden şikayet etmediğini sorar, öküzün satılmaması gerektiğini bildirir. Köylü “onlar bilmez olurlar mı burada kuş bile uçmaz, şimdi Atatürk’ümüz var başımızda” der. Atatürk, Valiye ve Başvekil İsmet Paşa’ya derdini anlatmasını söyler. Köylü onlara derdini işittiremiyeceğini bildirir. Nihayet Mustafa Kemal Paşa’ya derdini anlatmasını tavsiye eden Atatürk’e köylü “O işinden gücünden başını kaldırıp bizim öküzün arkasından mı seyütedecek, sen gönlünü rahat tut beyim, biz işimizi koca oğlanla görürüz tasa etme” der.

   Atatürk, Nuri beyle birlikte köşke döner, yaverine İstanbul’daki Bakan Milletvekili ve Başvekil İsmet Paşayı, İstanbul Valisi’ni çağırması emrini verir. Nuri beye de köylü Halil Ağayı köşke getirmesini bildirir. Nuri bey Halil Ağayı köşke bir çok uğraşıdan kendisi ile görüşen zatın zengin olduğunu öküz vereceği vaadini de yaparak, karısının ısrarı üzerine köşke getirir.

   Sofrada 25 kişi vardır. Atatürk bir ara hazır bulunanlara “Bu akşam soframıza efendimiz gelecek” der. Herkes şaşırmıştır, kimdir bu efendimiz? Atatürk Başyavere buyursun talimatını verir. Köylü Halil ağa girmemekte diretmektedir. Gevezeliğinin cezasını çektiğine inanır. Nuri bey köylünün koluna girerek salondan içeri sokar.

   Atatürk, Halil ağaya hoş geldin dedikten sonra “İşte beklediğimiz efendimiz” diye onu tanıtır. Atatürk orada bulunanlar huzurunda tarlada konuşulanlar ve Halil Ağa’nın herkes hakkında ne dediğini bir bir köylünün kendi ağzından tekrar ettirir. Halil ağa ikramdan sonra ayrılır. Atatürk hazır bulunanlara hitaben “Halil Ağa’nın öküzünü satıp üretimi aksatan kanunu, ya biz yaptık, ya da bizim yaptığımız kanun yanlış yorumlanarak uygulama yapılıyor. Böyle bir kanun yaptıksa memleket çıkarlarına aykırıdır. Nasıl yaparız, eğer yaptığımız kanun böyle yorumlanıyorsa hükümet nasıl bir yönetim içindedir? “Biçiminde konuşarak” Biz Cumhuriyeti süs olsun diye kurmadık. Halktan yana bir idare kurmak için yaptık. Hükümetin müfettişleri, valileri, kaymakamları var. Bunların Halil Ağa’nın öküzünü satmanın ne demek olduğunu bilmeleri gerekir. Bir parti örgütümüz var, halkın içinde dirsek dirseğe yaşamaları gerekli, onlarda böyle bir uygulamadan söz etmiyorlar, ne demektir bu? Bizim halkla beraber ve halk için değil, halka rağmen bir sistem kurduğumuz sanılmaktadır. Asıl üzüldüğüm husus burası. Biz Cumhuriyeti anlatamamışız beyler, bundan bu çıkıyor.

   ”Atatürk, başta Başbakan ismet Paşa olmak üzere hazır bulunanlara inkılapların yaşamasının bilinçli ve inkılapçı kuşağın yetiştirilmesine bağlı olduğunu, Halil ağaların başına gelenler Hükümet’e ve Büyük Millet Meclisi’ne ulaşmıyorsa tehlike olduğuna değinerek ilgililere gerekli talimatı verdi.

   Diğer önemli deyişler şunlardır:

   - “Ulusal ekonominin temeli ziraattır.” 1.11.1923

   - “Gerçek fütuhat, yalnız kılıçla yapılan değil, sapanla yapılandır.” 16.3.1923

   - “Kılıç ve sapan, bu iki fatihten birincisi ikincisine daima yenildi ve diğerleri…” 16.3.1923

   Böylece ortaya konulan politikada Teknik ve idari alanları içine alan bir paket proje çalışmasına başlanmıştır. Bu hususta o kadar yararlı adımlar atılmıştır ki bunların hepsine yer vermek “Atatürk döneminde Tarım Tarihi’nin yazılması konusu içerisine girer. Biz, konuşmamızda politikada başlıca köşe taşlarına yer vermeye çalışacağız.

   Örneğin, 2 Aralık 1925 tarihinde çıkanlar 682 sayılı yasa ile ziraatın gelişmesi için her çeşit fidan ve tohumların bedelsiz olarak dağıtımı ve devletin yönetiminde fidanlık kurulması, çiftçinin eğitimi ve verimin artırılması, yönünde tohumlukların bedelsiz olarak verilmesi” hakkındaki yasadır. Bu yasa çiftçi eğitimi metodlarından olan demonstrasyonların. yapılması için temel, teknik bir uygulamadır. Marshall yardımı başladığı zaman (1950 yıllarında) Amerika Birleşik Devletleri Tarım Uzmanları, böyle bir yasanın Türkiye’de çok önceleri varoluşuna karşı şaşırdıklarına tanık oldum. Çünkü, ABD’de tarım alnında bir yeniliği çiftçilere öğretmek için demonstrasyonlar (malzemeyi devlet verir, yeni bir tohum fidanın ekimini yeni bir tekniğin uzmanlar gözetiminde çiftçiye uygulattırarak öğretilmesi metodudur.) yapılması başta gelen çitçi eğitimi metodu olarak bilinmektedir.

   Elbette o dönemde köylerin idaresi, gelişmesi sorunlarının çözülmesi, elbirliği, güç birliği ile köyün kalkınması da dikkate alınmış ve 442 sayılı köy kanunu çıkarılmıştır. Ayrıca verimin artırılması için ekolojik koşullara uygun olarak yüksek verimli tohumlukların gümrük resminden muaf tutulması için bir yasa çıkarılmıştır. Diğer taraftan bu verim artırıcı önlemle beraber Yüce Atatürk meclis açış nutkunda da belirttiği gibi Tohum İslah İstasyonları kurulmuştur. Bu istasyonlar halen Zirai Araştırma Enstitüleri halinde görev sürdürmektedir. Bu alanda bir çok araştırmalar yapılmış, Türk Tarımına büyük katkılar elde edilmiştir.

   Tarım kuruluşlarının kurulması yanında Sabit ve Döner Sermaye yasaları ile bu kuruluşlara sermaye verilmesi de sağlanmıştır. (26 Ocak 1925) tarihinde çıkarılan bu yasa devlet yardımı ile çiftçilere teknik çalışma sonuçlarının gösterilmesi, sermaye yatırımı ve karlılık kavramlarının öğretilmesi yolunda ayrı bir temel düzenlemedir.

   Atatürk döneminde ayrıca tarımın makineleşmesi de öngörülmüştür. Atatürk kendi kurduğu Orman Çiftliği’nde modern ziraat alet ve makinelerinin kullandırılmasına önem verilmiştir.

   Böylece Tarım alanında atılmalar yapılırken elbette çağdaş ülkelerde olduğu gibi tarımın organize edilmesi gereği vardır. Bu alanda Ziraat Vekaleti Teşkiline dair 1910 sayılı kanun 29 Aralık 1931 yılında çıkmıştır. Daha sonrada ek yasalar yürürlüğe girmiştir. Yine kurumlaşma ile ilgili olarak Veteriner Teşki’atı, Orman Teşkilatı bu dönemde çağdaş bir düzene sokulmuştur. 4 Haziran 1935 yılında çıkan Ziraat Vekaleti Vazife ve Teşkilat kanununda veteriner ve 1937 yılında kabul edilen 3116 sayılı Orman Kanunu ve ilaveleriyle Orman Teşkilatı kurulmuştur. Veterinerlik alanında 3 Mayıs 1928 yılında çıkarılan Hayvan Sağlık ve Zabıtası kanunu henüz yürürlüktedir.

   O dönemde işletmelere Çağdaş Tarım’ın icabı olan döner sermaye verilmesi (1934). Tarım Satış ve Kredi Kooperatiflerinin kuruluşu (1935). Pamuk işleri, çeltik ekimi, T.C. Ziraat Bankası’nın kuruluşu, Devlet Meteoroloji İşleri Umum Müdürlüğü’nün kuruluşu, 1937 yılındadır. Ayrıca 1933 yılında Yüksek Ziraat Enstitüsü kurulmuş ve sonra bu Enstitüden Ankara Üniversitesi Ziraat ve Veteriner Fakülteleri doğmuştur. Yine bu dönemde önemli bir atılım olarak şeker pancarı ekimi ile Şeker Fabrikalarının kuruluşu Türkiye Cumhuriyeti Tarım Politikası’nın değişmez temel taşlarındandır. Şeker pancarı Ziraati için Fabrikaları, çiftlikleri Macaristan’daki örneklerine göre kurulmuştur. Diğer taraftan Aşar’da bu dönem de kaldırılmıştır. Bütün bu çalışmalar yapılırken özellikle Alman ve Macar Tarım Uzmanlarından yararlanmıştır. Örneğin Meteoroloji Teşkilatı’nı benim de hocam olan, Prof. Dr. Retly Antal kurmuştur. Çayır, mera, yem bitkileri alanında yine hocalarımdan Prof. Dr. Kolbai Karoly, Hayvancılık alanında Prof. Dr. Welmann Oszkar ve Zirai Jeoloji alanında Prof. Dr. Locy Lajos, Alman Prof. Dr Oristiansen ve diğerleri Türk Tarımının gelişmesine yüce Atatürk’ün önderliğinde yardımcı olmuşlardır.

   Bu dönemde Ziraat’ın değişik kollarında eğitim görmek üzere Almanya ve Macaristan’a öğrenciler gönderilmiştir. Ben de bu öğrenciler arasındaydım. 1936 yılında açılan sınavı kazanarak Budapeşte’ye gönderildim ve Teknik Üniversite’nin Ziraat Mühendisliği bölümünü ilk Yabancı ve Türk öğrenci olarak bitirip yurda döndüm. Almanya’da eğitim görüp yurda dönen birçok Türk Ziraat Mühendisi ve veteriner hekimler de gelecekte A.Ü. Ziraat ve Veteriner Fakülteleri’nin öğretim üyeleri olmuşlardır.

   Görülmektedir ki o dönemde Atatürk önderliğinde yürütülen, iç işleri, dış işleri, ekonomi, eğitim ve öğretim ve diğer sosyal politikalar yanında Tarım Politikası da genç Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni oluşturan Türk halkının çağdaşlaşma yolunda ilerlemesinde temel taşlarından biridir. Bu oluşum dinamik ve modern tarım kültürünün yurt çapında yerleşmesinde değişmez bir temel teşkil etmiştir. Eğer ilgililer Tarım Tarihimizi yazarlarsa bu oluşum daha net olarak ortaya çıkacaktır. Bu dönemde yapılan devrimler arasında tarım konusu değişiklikleri ciddiyetle ele alınması halinde dış ülkelerde olduğu gibi bir “Tarım Müzesi” kurulmasının zamanı geçmiştir diyebiliriz. Ziraat alet ve makinelerinin kullanılması (Atatürk’ün kullandığı traktör ve ziraat aletleri) tohumluklar, kağnı arabaları, köylünün çarığı, kara sapanı, at eğerleri, orakları ile, daha biçok maddi tarihi değerler ile, Hititlerden itibaren Anadolu’da Tarımın nereden nereye geldiğini gözler önüne sermek artık bizim nesillerimizin görevidir. A.Ü. Sayın Rektörü Prof. Dr. Günel AKBAY’ın bana Tarım müzesi kurulması için çalışma başlattığını söyledi ama çalışmanın daha gözle görünür biçimde mesafeler katetmesi en büyük arzumuzdur. Unutulmamalıdır ki tarihle ilgili konular yanında özellikle tarım gibi teknik alanlara yüce Atatürk özel bir önem vermekte idi. Eğer Atatürk sağ olsa idi elbette bir müze teşebbüsünü çok desteklerdi. Onun yolunda yürüyorsak, adımlarımızın gereklerinin yerine getirilmesine çalışalım.Görülmektedir ki kısıtlı olanaklar olan bir dönemde genç Türkiye Cumhuriyeti çiftçilerinin kısa zamanda arzulanan üretici bir toplum haline gelmesi için en ileri çağdaş yaptırımlara yer verilmiştir. Bütün bu paket tarım kalkınma atılımları Türk Tarım Politikası’nda değişmez köşe taşlarını oluşturmuştur. Rahatlıkla diyebiliriz ki Tarım Politikası Kültürü Cumhuriyet Türkiye’sinin yaşamına yerleştirilmiştir. Bu güçlü politikanın ne kadar doğru olduğunu yıllar sonra Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Teşkilatı’nda (FAO) çalışırken ve sonraları Dünya Bankası’nın Tarım Kredileri çalışmalarına katılan bir kişi olarak belirtmek isterim ki, Atatürk’ün uyguladığı tarım politikası gelişmekte olan bir ülkenin tarımsal kalkınması için bu uluslararası kuruluşların hazırladıkları rapor ve projelerde de yukarda belirtilen konulara yer verilmektedir.

  Sonuç olarak Atatürk dönemindeki tarım politikası:

1- Çiftçilerin eğitimi, yeni metodların ve malzemelerin kullanılması,

2- Tarımda mekanizasyon,

3- Kurumlaşma ve döner sermaye işletmelerinin kurulması,

4- Kredi kaynaklarının bulunması ve kredilendirme,

5- Değerlendirmede ileriye dönük atılımlar Atatürk dönemi tan m alanında önünde bulunan bütün engelleri bilen ve bu engelleri aşmanın yollarını ortaya koyan çok ilerilere dönük bir stratejiyi uygulayan bir tarım politikasıdır. Tıpkı yurdumuzu işgal eden düşmanları tanıyan, onları yenmek için kullanılan stratejiler gibi. Bu bakış açısından konuları ele alırsak işte o zaman Atatürk ilkelerine göre hareket etmiş olur ve çok başarılı oluruz.

   Yüce Atatürk’ü ve onun özverili arkadaşlarını bir kez daha rahmetle anıyoruz.


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

YARARLANILAN KAYNAKLAR

1- Atatürk, Söylev (Nutuk) Türk Dil Kurumu Yayınlan, 220, A.Ü. Basımevi 1963.

2- Bozdağ I, Atatürk’ün Sofrası, Kervan Yayınlan, Kervan Basım Sanayi ve T.A.Ş., İstanbul 1975.

3- Felek B. “istiklâl Mahkemeleri ve Türkiye’de ilk yıllardaki Adli olaylar”, Milliyet Gazetesi Aktüalite (ilave), Şubat 1981 tarihli nüsha.

4- Giritli I. “Kemalizm Bir Ulusal Modernleşme İdeolojisidir”, 25 Şubat 1981 tarihli Milliyet Gazetesi.

5- Kuneralp Z., “Sadece Diplomat”. 5 Mart 1981 Milliyet Gazetesi.

6- Ülkümen S., “Atatürk Çağdaş Uygarlık ve Hoşgörü”, 17 Şubat 1981 tarihli Milliyet Gazetesi.

7- Tanm Bakanlığı Neşriyat ve Tanıtma Müdürlüğü, Ziraat Kanunları, Güneş Matbaacılık T.A.Ş. Ankara 1967.

8- T.C. Genel Kurmay Askeri Tarih ve Strateji Etüd Başkanlığı Atatürk yayınları servisi No. 10, Özdeyişleriyle Atatürk, Genel Kurmay Basımevi, Ankara 1981.

9- Kişisel Anılar.

Ekim 23, 2016, 21:36:26
1
Sıvı Humik Asit Yapımı. Bir aydan fazla süredir fırsat buldukça üzerinde çalıştığımız " Sıvı humik asit yapımı " konusu forumda paylaşılacak kıvama geldi.

Bu sezon için malesef kısmen geç kaldık. Amacım konuyu en azından yazlık ekimlerden önce ete kemiğe bürünür hale getirmekti ama olmadı bir şekilde.

Forumda ve farklı kaynaklarda da bulunduğu gibi leonardit içindeki humik asitten faydalanmak için yapılan çözünme sonucu çıkan ürünün tarifini anlatmaya çalışacağım. Sıvı humik asit elde etmek için kendi çapımda araştırma yaptım. Çeşitli forumlar ve akademik makaleler okudum. Fakat benim hedefime tam manasıyla ışık tutacak bir tarif, veri bulamadım. Bende bütün verileri @Demir ile fikir alışverişinde bulunarak minik bir üretim yaptım. Leonarditi potasyum hidroksit ( KOH ) ile şu içerisinde tepkimeye sokarak humik asit elde ettim.

İşin mantığından başlayalım. Leonardit içerisindeki humik-fulvik asit alkali bir ortamda açığa çıkıyor. Bizde bunu hedefleyerek en mantıklı alkali ortamı oluşturmak istiyoruz fakat bu ortamda bitki, çevre ve insan için zararlı bir şey bulunmamalı. Bu konuda kuvvetli baz olan KOH bizim için biçilmiş kaftan çünkü aynı zamanda bitki besin elementi.

Yukarıda da yazdığım gibi hedefime götürecek tam bir metne malesef ulaşamadım. Ama siz ulaşacaksınız. :)

Leonardit içindeki humik asiti
verimli alabilmek için suyun ph seviyesini 13 üzerinde tutmak gerekiyor.  Ph metre bizim için faydalı olacaktır.

Bir tez çalışmasında en verimli su/KOH oranının 1mol/lt olduğu sonucuna varılmıştır. Yani her litre su için 55gr KOH kullanıyoruz. Buradaki önemli olan su/KOH oranı. Leonardit miktarı için akademik bir veriye ulaşamadım. Yazılı ve görsel tariflere göre bir oran belirledim.

Formül şu,  20kg leonardit, 50lt su ve 2,5kg KOH. Siz yazmadan ben yazayım. Bu su miktarı için gerekli KOH 2,75kg olmalı. Evet ama ben cilde zararlı olduğu için aldığım yerde 2,5kg paketler hazırlatıp direk kovanın içine döküyorum.

Sıralamanın bir önemi yok. Ben suyun içerisine ilk önce Koh ekliyorum, çünkü leonardit eklendiğimde Koh her yerde olmuş oluyor. Leonardit önce koyulursa sonradan eklenecek olan Koh her yere nüfuz etmesi daha güç ve zaman alacak. Fakat Koh cilde zararlı olduğu için temastan kaçınmak ve koruyucu kıyafet giymek önemli.

Bu karışımı kürek vb bir aletle el değmeden karıştırıyoruz. Ben 3-4 kez karıştırdım ve ertesi gün tortu dibe çöktüğünde sıvı kısmı ilaçlama makinesinde kullanmak üzere aldım. Kalan kısmı biraz geniş bir elekte süzdüm, elbette daha koyu kıvamlı bir ürün oluyor bu da. Bu koyu sıvıyı yağmurlama ile atmak üzere ayrı bir kapta biriktirdim. Belkide iyice süzersem yine ilaçlama makinesinde kullana bilirim. Geriye kalan katı kısım çöp değil, onuda toprağa direk atabiliriz. Faydası var zararı yok.

En önemli yere geldik. Elde edilen verim ve çıkan ürünün içeriği nedir?

Şimdi önce şunu yazayım. Sıvıdaki humik asit oranı ile kullandığımız leonardit içeriği arasında bir oran kurmalıyız. " Leonarditten humik asit üretim tesisi için en karlı yöntem nedir?" üzerine yapılan akademik bir çalışmada su çeşitli sıcaklıklara kadar ısıtılmış, çeşitli oralarda Koh eklenmiş ve çeşitli devirlerde karıştırılmış. Bu yöntemlerin verime olumlu etki sırası, Koh miktarı, ısı ve karıştırma devri.  Fakat karıştırmanın kayda değer bir katkısı olmamış. Bunu es geçebiliriz. Isının olmuş ama çok yüksek oranlarda değil. En ideal Koh oranı ise 1mol/lt olarak belirtilmiş. Bu tezde en yüksek verim %65, yani leonardit içindeki humik asitin %65'ini çözebilmişler.

Çok uzattım, ama az daha sabır.

Arkadaşlar çıkan ürünü Laben labaratuvarına, analize gönderdim. Gelen sonuçta humik asit oranı %8,6 çıktı. Kullandığım leonardit düşük kalitede olduğu için buna orantılı içerikte  bu seviyede çıktı.

Peki bu bir başarı mı? Leonardit içeriği ile elde ettiğim humik asit oranına baktığımızda aldığım verim %54, tezde ise %65'di.

Eğer kaliteli bir leonardit bulursam bu sayede humik asit yüzdesi artacak ve en önemli maliyet olan KOH miktarı değişmeyeceğinden daha karlı bir iş yapmış olabileceğim / olabileceğiz.

Buraya kadar okuduysanız sabrınızı takdir etmek gerekir. :)


Mayıs 04, 2018, 22:08:42
1
Ynt: Sıvı Humik Asit Yapımı. Merhaba,
Uzun zaman önce üye olduğum sitenize ilk gönderim. Merak edilen konuların araştırılması ve sadece sözle değil kaynaklarla konuşulması doğruya giden yolu kolaylaştıracaktır.
Öncelikle şu yanılgıdan bir kurtulmak gerek , şunu attım verim 2 kat oldu, bunu atın 3 kat artacak verim , sacınıza sürün saç çıkartacak denecek kadar bilimsel veriye dayanmayan doğruluğu ispatlanmamış bir çok konuda kesin konuşmalar size ve ürününüze zarar vermektedir.

Aşağıda verdiğim link türkçe bir kaynak ve bilimsel bir dergide yayınlanmış bir derlemedir. Daha kolay anlaşılır ve özet bilgi halinde verilmiş yüzlerce yerli ve yabancı calısmadan sadece bir tanesi bu.
değerlendirmeyi size bırakıyorum. makalenin sonuç ve değerlendirme kısmını aynen aktarıyorum

Sonuçlar ve değerlendirme
Hümik asitlerin kullanılmasıyla, bakla ve literatürde geçen diğer bitkilerde fide gelişimi ve
mineral alımı ile çeşitli stres faktörleri karşısındaki etki ve yararlarını şöyle sıralayabiliriz:
1- Hümik asit özellikle kök gelişimini sağlayarak bitki büyüme ve gelişimini olumlu olarak
desteklemektedir. Hümik asidin yaratmış olduğu bu olumlu etki köklerde daha fazla
ortaya çıktığından iyi bir köklendirici olarak işlev yapabilir.
2- Hümik asit kök oluşumunu desteklediği gibi, kök hücrelerinin H-ATPaz enzim aktivitesini
de uyararak bitkilerin besin ve su alımını arttırmaktadır. Hümik asit kullanımına paralel
olarak ürün miktarı ve kalitesinde yükselme söz konusudur.
3- Hümik asidin yapısında bulunan fonksiyonel grupların metallerle bağ yapabilme
özelliğinden dolayı, bu molekül, kumlu topraklar gibi katyon değişim kapasitesi düşük
olan topraklarda kullanılarak besin maddelerinin topraktan akıp gitmesi engellenebilir.
Ayrıca besin maddelerini şelatlayarak kök çevresinde tutup bitki kullanımına her zaman
hazır halde bulundurabilir.
4- Üreticiler ürün kalitesini ve miktarını yükseltmek için aşırı miktarlarda kimyasal gübre
kullanmaktadırlar. Toprağa uygulanan fazla gübre hem toprakların yapısını bozmakta hem
de ekonomik açıdan büyük bir külfet getirmektedir. Hümik asidin şelatlama kabiliyetinden
dolayı topraklarda meydana gelen besin elementlerinin kayıplarının önüne geçilerek bu
sayede, uygulanan gübre miktarında bir azalma olacağı şüphesizdir. Böylece hümik asit
kullanımı ülke ekonomisine büyük bir katkıda bulunulabilir.
5- Hümik asitler leonardit, taş kömürü, hayvan gübresi, kompost, toprak ve arıtma çamuru
gibi doğal kaynaklardan elde edilebildiğinden ve ayrıca kimyasal maddeler
içermediğinden organik tarımda kullanılmasında hiçbir sakınca yoktur. Böylece hümik
asit kullanımıyla bitki gelişimini desteklerken insan sağlığı da korunmuş olacaktır.
Fen Bilimleri Dergisi, 23(1) (2011) 46‐56.
54
6- Endüstriyel kirliliğe bağlı asit yağmurlarının olması ve çiftçilerin topraklarda ürün
yetiştirmeleri sonucunda asitleşen topraklarda, alüminyum toksisitesi bitki gelişimini
engelleyen en önemli faktörlerden birisi olmuştur. Bu toprakların tekrar tarıma
kazandırılması için kireçleme veya fosfat ilavesi yapılmaktadır. Fakat bu uygulamalar
oldukça pahalı olup ekonomik açıdan büyük bir yük oluşturmaktadır. Hümik asit toksik
Al+3 iyonlarıyla kuvvetlice bağlanarak Al toksisitesinin bitki gelişimine olan olumsuz
etkilerini ortadan kaldırabilir.
Sonuç olarak, son yıllarda yapılan birçok çalışma, hümik asidin çeşitli kültür formları ile
doğal bitkilerin büyüme ve gelişmeleri yanında susuzluk, tuzluluk gibi stres faktörleri, toksik
miktarlardaki elementlerin olumsuz etkilerinin giderilmesi üzerine yoğunlaşmıştır. Bu
araştırmalar, uygun konsantrasyonlardaki hümik asitin, özellikle bahçecilik, ziraat ve tarımda
kullanıldığında susuzluk ve tuzluluk gibi ürün verimliliğini azaltıcı stres faktörleriyle
mücadele etmede ve belirli ölçülerde kirletilmiş topraklarda yetişen bazı bitkilerin toksik
etkilerini indirgemede önemli bir destekleyici olabileceğini ortaya koymaktadır.
makalenin linki
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/165554
Bir makale daha
http://www.selcuk.edu.tr/dosyalar/files/068/Org_%20Tar_%20Top_%20Veriml_%20Kor_ve%20G%C3%BCbreler%20Do%C3%A7_%20Dr_Serap%20S(2).pdf
bu makaleden alıntı
5.2.Humik asitlerin yararları:
Humik asitlerin toprakların fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerine etkisi aşağıda
özetlenmiştir.
Fiziksel yararlar:
Toprağın yapısını iyileştirirler
Küçük toprak parçalarını birleştirerek toprağın çatlamasını, suyun yüzeyden akıp
gitmesini engeller
Toprağın gevşekliğini artırarak havalanmasını ve işlenebilirliğini artırırlar.
Su tutma kapasitesini artırdığından kuraklığa mukavemet sağlarlar
Toprak rengini iyileştirirler ve daha çok güneş enerjisi emilimini sağlarlar
Kimyasal Yararlar:
Toprak pH’sını düzenlerler.
Besinlerin ve suyun kökler tarafından alınmasını teşvik ederler.
Alkalin koşullarda metal iyonlar için doğal şelat oluşturarak bitki köklerinden
 emilimin daha kolay olmasını sağlarlar
Bitkiler için çok önemli olan organik maddeleri ve mineralleri sağlarlar.
Katyon değiştirme kapasitesine sahiptirler.
Demir, çinko gibi iz elementlerin bitkiler tarafından kullanılabilecek forma
 dönmelerini sağlarlar.
Topraktaki azotun bitkiler tarafından alınabilmesini en yüksek düzeye çıkarırlar.
Bitkilerdeki klorozun giderilmesine yardım ederler.
Biyolojik Yararlar:
Bitki enzimlerini uyarırlar.
Biyolojik süreçte katalizör görevi yaparlar.
Bitki köklerinin büyümesini desteklerler.
Kök hücre zarlarının geçirgenliğini artırarak, bitkilerin topraktan daha fazla besin
 maddesi almalarını sağlarlar.
Bitkilerde klorofil, şeker ve amino asitlerin oluşmasını teşvik ederler, vitamin ve
 minerallerin miktarının artmasını sağlarlar ve fotosentezi artırırlar.
Genel olarak ürün kalitesini artırırlar.

Mart 03, 2020, 19:57:52
1
Ynt: Sıvı Humik Asit Yapımı. Agrohum %65 Ha yazsada daha yüksektir diye düşünüyorum. Biz hesap yaparken %80 kabul edelim yinede. Tahminim %7-8 civarında humik asit içeriği olmalı.
Laben yanlış hatırlamıyorsam 180tl+kdv'ye sadece humik asit analizi yapıyor. Şayet
%8 yakalandiysa bu rakamlarla ekonomik değerlendirilebilir.

Not: Tabi iyi cozunmeyen organik maddelerden ayrıştırmak lazım. Damlama ve ilaç makinesinin tikanmasina sebep olmaması için.

Yaparken ısı etkili ama risk. Kaş yapayım derken göz çıkabilir. Isıtma süresi, seviyesi önemli. Bence ısıtma işine girmeyin. Bir miktar verim düşer ama garanti olur. Bu arada analizde ürünün yüksek sıcaklıktan etkilendiğini anlayamazsınız.
Potasyum humat zaten mantıklı değil.

Mart 08, 2020, 18:18:58
1
Ynt: Sıvı Humik Asit Yapımı. Merhaba,
Öncelikle araştırma yaptığınız için çok sevindiğimi belirtmek isterim. Emin olun araştırarak çok şey kazanacaksınız.

Bulmuş olduğunuz tezdeki yöntem ile sizin kullanmış olduğunuz yöntem aynı değil.
Tezde kullanılan kömür/leonardit önce nitrik asit ve hidrojenperoksitle muamele ediliyor. Bu işlem kullanılan leonarditin içeriğini değiştirmektedir.
Bu işlemden sonra alkali yani koh ile sizin işleme tabi tutulmaktadır.

Bu noktayı atlamamanızı öneririm.

Öncelikle bir maddenin çözünmesi için karıştırmak, madde boyutu, sıcaklık ve kullanılan çözücü ana etmenler olduğuna göre , humik asit yaparken doğal olarak bunlar da etkili olacaktır. Tezde arastırılan ve sonuc olarak verilen konu modellenen o yapıya işleme has özelliklerdir.

Sıcaklık deyince kaynatalım mı ? Tabiki hayır her maddenin davranışı farklıdır. Humik asit (leonarditten üretilen)
İçin leonun yapısı etkili olacaktır. Tezde de gordugunuz gibi farklı bolgelerdeki leolar farklı davranış sergilemiş. Bu durum sizin kullandıgınız yöntemde de görülen bir durum bununla ilgili bir cok calısma var. Demek istedigim kullandıgınız leo, sececeginiz sıcaklık, karıştırma süresi tabiki cıkaracagınız humik asit yuzdesini etkileyecektir. Ancak ticari olarak üretmeyip sadece kendi ürünlerinizde kullanacaksanjz bunlarada cok takılmamanızı öneririm.Leo satan firmalar optimum sıcaklık ve karıştırma değerlerini verebilirler. Agrohum herhalde kullanmışsınız onlara danışabilirsiniz leonarditlerinin davranışları hakkında

Tavsiyem araştırmaya devam, denemeye devam.

Mart 10, 2020, 19:54:53
1
Ynt: Sıvı Humik Asit Yapımı. Merhaba,
pH asitlik ve bazlığın bir ölçüsü olup homojen yani her yerinde aynı özelliği gösteren sıvılarda neresinden ölçerseniz ölçün aynı çıkar. Heterojen yani leo menşeli humik asit gibi sıvılarda yapıda bulunan fulvik asit ,organik madde gibi maddeler yoğunluk farkından dolayı farklı konumlarda yer alabilirler. özellikle organik madde ve sizin dipte çöktü dedğiniz HUMİN denen maddeler gibi. Bu nedenle bekleyen organik maddelerde homojen karışma olmadığından bu pH farklılıkları görülebilir. Bakanlığın pH aralığı yazdırması da bu nedenledir. Sıvı gübrelere bakarsanız pH 10-12 ,4-6 gibi aralıklar görürsünüz. Yani bu normal bir durumdur.
Seyreltmeye gelince başlangıç sıvınız pH ınız 7 olsun eklediğiniz sıvı 11 pH da . yeni pH eklediğiniz sıvının miktarına göre 7-11 arasında bir konuma gececektir. Hesapları var burada bahsetmeyeceğim.
Burada önemli olan nokta Humik asitin çökmemesidir. Leo menşeli Humik asit asidik yani pH ı 5 in altında olan sıvılarda çöker. Bu humik asidin doğası gereğidir.
Bu noktada şu soru akla gelebilir.
Bitkisel menşeli Humik asit var onun pH 4-6 o nasıl çökmüyor?
her iki ürünün garanti edilen içeriklerini incelersek şunu görürüz
TOPLAM (HUMİK+ FULVİK ASİT) = xxx
yani Humik asit 11+ fulvik asit 1 ise = 12
     veya fulvik asit 12+ humik asit 0 ise = 12
Sorun buradan kaynaklanmaktadır. Bakanlık toplam değer istediği için ürünlerde toplam değer yazmaktadır.
ANCAK HUMİK ASİT VE FULVİK ASİT FARKLI MADDELERDİR.
Fulvik asit her pH da suda çözünür durumda iken HUMİK ASİT asidik pH larda çöker.
kendileri farklı olduğu gibi işlevleri de farklıdır.
HUMİK ASİT toprağı düzenler ve toprakta bağlı olan işlevsiz olan besin elementlerini bitkinin alabileceği hale getirip o'na sunar. yukarıda bahsetmiştik.
FULVİK ASİT besin elementi taşıyıcısıdır aynı EDTA gibi.
Ancak Toprağınızda besininiz bağlıysa neyi taşıyacak? Leo menşeli HUMİK asidiin içinde bir miktar FULVİK asit mevcuttur. örnegin %12 ise 11 ha+1 fa gibi olabilir. veya 10-2 de olabilir. HUMİK asit topragı duzenleyip elementi açığa çıkarır kök onu zaten alır. Az miktardaki Fulvik zaten yeterlidir içindeki.

yani bitkisel menşeli yi ben topraga atayım duzenlesin demek yanlıştır. çünkü içinde ph 4-6 olduğu için humik asit çoooook azdır yüzde 1 bile olacagını düşünmüyorum bile belki de yoktur. daha çok FULVİK Asit vardır içinde .Bu noktaya dikkat etmek lazım.

Sizde Çöken maddeler ise HUMİN denen maddeler olup bunlar pH ne olursa olsun çözünmezler. Bunları suzerek ayırmak veya minimize etmek gerekir.
Bazı firmalar bu ayrımı yapmadıkları için tıkanma sorunları yaşanması normaldir.

Bir bardaga su ekleyin, içine yaptıgınız humik asitten cok küçük bir damla ekleyin ve gözleyin. kolayca dagılıp dipte çökelti bırakmıyorsa iyidir. bırakıyorsa tekrar suzmeyi deneyip minimum düzeyde çökelme bırakmaya çalışın.

Bir noktada şu. Piyasada yer alan leo menşeli humik asitler beklediginde normal olarak dipte çökelme yapar. bu çökeltinin HUMİN mi olup olmadığını kolayca anlarsınız. üstten döktünüz sıvıyı altta bir parmak kaldı. bunu 1-2 yıkamada dipten alabiliyorsanız damlamda sorun yasama olasıgınız çok düşük. ancak yıkayıp yıkayıp cıkmıyorsa veya bidonun 3 te 1 çöktüyse ve 10 yıkada bile cıkmıyorsa soruna hazır olun. Bazı firmalar bu şekilde kar etmek için sattıklarından çiftçi sorun yaşadı ve maalesef uzaklaştı. İyiyi kötüyü ayırtmek lazım.
sizde kendi ürününüzü dediğim gibi test edin.

Tıkanma sorunu için bir deneme : yaptıgınız bir bardak humik asit içine fosforik asit damlatın veya çinkosülfat veya potasyum sülfat gibi asidik maddeler ekleyin. bakın nasıl çökecek .
damla sisteminizde eğer asidik gübre kaldıysa temizlemeden le menşeli atarsanız bu durumu yasayacaksınız demektir. onun için temizlik önemli. öncesinde ve sonrasında

Mart 15, 2020, 09:43:08
1
Ynt: Sıvı Humik Asit Yapımı. Merhaba,
Fotoları paylaşırsınız:)

Sulama suyuna eklemek cok faydalı olacaktır. Etkiyi pozitif olarak kesinlikle göreceksiniz.

Her seferinde analize ihtiyacınız amacınız ile ilgilidir. Endüstriyel amaclı düşünüyorsanız tabiki her seferinde analiz şart. Ancak aynı miktar maddelerle aşağı yukarı aynı sonucu alırsınız. Bir analiz yeterli fikir edinmek için bence.
Ürünlerinizdeki etki analizden daha etkilidir😀kendiniz yaptıgınız için atacagınız dozu ayarlarsınız ve maliyetinizde düşük olacagı için sorun yaşamazsınız.

Kolay gelsin.

Mart 15, 2020, 21:28:34
2
Ynt: Sıvı Humik Asit Yapımı.
@Dr.Kimyager ,
Hocam başka bir forumda sodyum hidroksit kullanarak yapılabileceğini söyleyenler gördüm. Fakat bildiğim soydum toprağı öldürür , doğru mu biliyorum?

@of@s , hocam sizin çalışmaları da merak ediyorum , imkan olursa foto veya video paylaşabilirseniz sevinirim :)
Ben bu çalışmada malesef hiç fotoğraf çekmedim diye hatırlıyorum. Çektiysemde eski telefonumla gitmiştir.
NaOH sorusunda doğru biliyorsunuz. Ama konunun ehli aynı zamanda ortağım @Dr.Kimyager  daha net cevabı verebilir. :)


Mart 18, 2020, 10:15:01
1
Ynt: Sıvı Humik Asit Yapımı. Merhaba,
Güzel olmuş humik asit. Dipte kalan çökeltide iyi. Zaten olacak olan bir şey bu.

NaOH humik asiti daha fazla cıkartır ancak Na yemek tuzunun yani NaCl nin bir bileşeni. İnsanda nasıl ki tuz zarar veriyorsa bitkiye ve toprağa da zararlı.
Tansiyon hastalarına düşük sodyumlu yani potasyumu yüksek tuz verirler. KCl yani. Bitkiler içinde aynı şey gecerli.
Bu nedenle humik asiti artırıp kar edeyim derken üründe zarar edersiniz😀.
Hic gerek yok. Aynen devam.



Mart 18, 2020, 11:07:19
1
PLUSFER GÜBRE DOĞDU!!! Merhaba Değerli Forum Üyeleri,

Eskişehir ilinde @of@s ile kurmuş olduğumuz tesisimizde ürettiğimiz ve ciftcimize yeni bir nefes aldıracak SIVI GÜBRE  ürünleriyle PLUSFER GÜBRE hizmetinizdedir.
Uygulama zorluklarını göz önüne alarak , yarayışlı ürünler yapma hedefiyle yola çıktık. Tüm üretim izinlerimizi ve ürün tescillerimizi tamamladık.

Neler ürettik
1-HUMICROOT- leonardit menşeli sıvı humik asit %15 ha
2- QUATRO- türkiyede ve dünyada ilk yüksek oranlı leo menşeli sıvı humik asit içeren Sıvı NPK gübresi. %12N(azot) -%10 P (fosfor)-%13 K(potasyum) -9 leo menşeli humik asit+yuzde 7 organik madde
3- BIOZINC- Aminoasit katkılı sıvı Çinko -%12 çinko +%15organik madde +%3 aminoasit
4-SEAFARM-sınıfında en fazla Alginik asit içeren Sıvı deniz yosunu % 3 Alginik asit yuzde 10 organik madde
5- POWER-WET- alkol ve çözücü içermeyen organik silikon yayıcı yapıştırıcı

Mart 22, 2020, 13:16:57
1
Ynt: PLUSFER DOĞDU!!! Teşekkür ederiz.

QUATRO daki fosfor katı ürünlerdeki gibi olmayıp yavaş salınımlı bir formdadır. İçerisindeki leo menşeli humik asitle uyumlu olup, humik asit toprağı duzenlerken açığa fosfor cıkartır ve yavaş salınımlı olan fosforumuzla beraber ihtiyaç olan fosforun giderilmesine yardımcı olur. Quatro içindeki fosfor humik asit içerisinde olduğu için yarayışsız forma geçip toprakta kolayca birikmez. Ayrıca içeriğinde yer alan üre formundaki %12 azot ve %13 potasyum ile birlikte öncelikle humik asitin toprak düzenleyici özelliği devreye girerek etkinlikleri artar.
QUATRO ve HUMICROOT birlikte kullanılabilir.
QUATRO özel formulü ile damlama sisteminde tıkama yapmaz. ( Asidik karakterli gübre ve maddelerle karıştırmamak gereklidir)

Humik asit le birlikte toz NPK Karıştırırsanız humik asit çökecektir. Ve damlamadan verilemeyecektir.

Quatro ile , humik asit ve npk yı aynı anda verebilmekteyiz.
Bu şekilde hem işçilik hem de yakıt avantajı sağlanacaktır.



Mart 22, 2020, 14:08:56
1
Ynt: gübretaş k humat K-humatın nasıl yapıldığı önemli. Bir çok metot içinde en problemli olanın sıcaklıkla suyun ucurulması yöntemi olduğunu düşünüyorum.Sıcaklığın humik asitin yapısını bozduğuna dair bir çok makale mevcut. Sıcaklık derken 50-60 derecenin üstünden bahsediyorum.
Ancak katı toz k-humat ve leo menşeli sıvı humik asidin kimyasal karşılaştırması ile ilgili bir makale araştırma göremedim.
Toz k-humat ve leo menşeli sıvı humik asitle karşılaştırmalı bir deneme yapmak gerek.
Çözünme problemleri için ayrıca bir formül düşünmek gerek😀

Mart 22, 2020, 14:47:03
1
Ynt: PLUSFER DOĞDU!!! Merhaba,@newharun
Etiketi paylaşmaya çalıştım ancak fazla büyük olduğu için paylaşamadım.
Web sayfamıza koyduk oradan inceleyebilirsiniz
Ekim öncesi ve/veya sonrası 2-5 L öneriyoruz.

Fosfor içerikli gübreleri ekim öncesi , ekim esnasında veya ekim sonrası veya bitkinin erken dönemlerinde kullanmak daha uygun. Bitki o zamanlarda ihtiyaç duymakta. Quatro içinde azot ve potasyum da ihtiva ettiğinden bu besin elementlerine ihtiyaç duyulan tüm zamanlarda ihtiyaç miktarına göre kullanım söz konusudur. Ayrıca yapısında leo menşeli humik asit olduğu için ekim öncesi kullanımda toprak onarımı , köke hazırlık, besin elementlerinin serbest hale gelmesi gibi işlevleri yerine getirir.
Özellikle Humik asit ile karıştırarak kullanılabiliyor olması çiftçi içinde kolaylıktır. Herhangi bir leo menşeli humik asit le kullanabilirsiniz. Marka vermeyeyim😀 Ama Humicroot diye bir marka var o süper😀  :) ;)
İşin şakası bir yana toprak düzenleyici kullanılması hangi marka olursa olsun önemli. Dikkat etmeniz gereken leonardit menşeli ile bitkisel menşelinin farklı ürünler olduğunun unutulmaması. Bununla ilgili sıvı humik asit başlığı altında açıklamalar yapmıştık. Onlara bakabilirsiniz.
Yapraktan kullanım için fosforun yapraktan alımı ile ilgili ciddi bir veri yok.
Bu yüzden fosfor için değil ancak azot ve potasyum için yapraktan kullanımı önerebiliriz.
İyi toprak iyi ürün demektir.

Mart 22, 2020, 17:36:21
1
Ynt: Enzim , Gübre çayı yapımı Gerçekten güzel bir konu açmışsınız.

Enzimler bildiğiniz gibi reaksiyonları hızlandırmak için kullanılır.

1. Bitkilerde tam olarak nasıl yarar sağlar?

2. Kullanımı nasıl olmalı? 

3. Yaparken nelere dikkat edilmeli?


Mart 22, 2020, 21:41:15
1
Ynt: Enzim , Gübre çayı yapımı Merhaba,
İlk başta yaptığınız 1:3:10 luk formul için hava gecirmez bir kabın içine koymak önemli.

Enzimler sıcaklıga ve pH a duyarlıdır.Toprak pH ınız çok asidikse işlevleri minimuma iner veya sıfırlanır. Nötral veya cok az asidik topraklar için daha uygun sistemler olarak literatürde yazmakta.

Enzimler yaptığınız sistemde de olduğu gibi mikroorganizmaların bolca olduğu sistemlerde ortaya çıkmakta. Yani toprağınızı öyle bir hale getirmelisiniz ki mikroorganizmalar çoğalmalı ve enzim aktivitesi doğal olarak artmalı.

Atılan her fazla kimyasal gübre bu mikroorganizmalara zarar vermekte.
Bunun için öncelikle organik sonra organomineral gübreler ve en son tercih kimyasal gübreler olmalı diye düşünüyorum.
Enzimlerle uğraşmanız çok iyi. Atacağınız bu enzimler ve yaptığınız humik asit uyum içinde çalışacaktır. Etkisini çok net görecek ve kimyasal gübreye ihtiyacınız zamanla azalacaktır.
Kolay gelsin.
İyi toprak iyi ürün demektir.
 

Mart 22, 2020, 21:46:29
1
Ynt: Enzim , Gübre çayı yapımı Bir ara cok heveslenmeme rağmen yapmadım. Okudugum yazilarin hemen hemen hepsi agaclar.net forumundaydı.
Elinize saglik. Konuyu takip edecegim.
Tesekkurler.

Mart 22, 2020, 22:01:08
1