toprakbilgi.com

Beğenileri gör

Verilen/alınan beğenileri gör


Beğendiğiniz iletiler

Sayfa: [1] 2 3 4 5 6 ... 8
İleti bilgisi Beğeni sayısı
Sera Kurulumu Fotoğraf Albümü... 2013 Yılında Kurduğumuz Yazlık Üretim Seramızın Kurulum Fotoğrafları

Sera İle İlgili Açıklamalar;
Toplam Arazi Alanı:8.5 Dekar
Toplam Sera Alanı:4 Dekar
Toplam Maliyet(sulama sistemi,plastik örtü dahil):100 Bin TL

Sera İle İlgili Teknik Bilgiler
Sera Tipi:Dairesel Tip
Kolon Açıklığı:5.30 Metre
Toplam Yükseklik:3 Metre
Oluk Altı Yüksekliği:2.50 Metre
Tel Yüksekliği:2 Metre
Havalandırma Tipi:Oluk Üstünden Ve Yanlardan Havalandırmalı


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

Sera Yapılacak Arazi

Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

İlk İş Sera Yapımında Kullanılacak Demirlerin İşlenmesi ve Boyanması
Kullanılan Boya Mutlaka  Özellikte Olmalı
İşlenmiş Ve Boyanmış Demirlerin Genel Görünümü

Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

Sera Çemberleri 6 Metre 30mm T Demirinden Kıvrıldı

Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

Sera Ana Direkleri "T Direk" Olarakta Anılır Seranın Kolonları Niteliğindedir
50mm Köşebent Demirinden Yapılmıştır
40mm Köşebent Kullanıladabilir

Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

Sera Galvaniz Olukları
50 Cm Galvaniz Sacdan Kıvrılır 7 Metre Uzunluktadır

Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

Bunların Dışında Elimde Fotoğrafları Olmayan Fakat Kullanılacak Malzeme İsimleri Şöyledir;

Çember Örgüleri 1.5-2 Metre Arasında Ustanın Tercihine Göre Değişen Uzunlukları Vardır
Çember Üst Omurgaları 6 Metre Uzunlukta 30mm'lik Standart Köşebent Demirdir,Çemberlerin Tepe Noktasına Çemberleri Birbirine Bağlamak İçin Takılır.
U Klips Profili Gereken Yerlerde Plastik Örtü Klipsi Takılması İçin Kullanılır
L Klips Köşebenti Gereken Yerlerde Plastik Örtü Klipsi Takılması İçin Kullanılır
Boru Profil Havalandırma Pencerelerini Açıp Kapatan Mekanizmada Kullanılır
Pencere Krikoları

Demir İşleme İşlemleri Bitti Şimdi Montaja Geçelim:

İlk İşimiz Direk Çukurlarının Kazılması Bunun İçin Araziyi İple Ölçüyor Ve Direk Yerlerini Belli Ediyoruz
Bu Sayede Varsa Arazideki Peşlemeler Kendini Belli Ediyor

Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

Direk Çukurları Kazılıyor

Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Kenar Direkleri Montaj Bekliyor
T Direklerden Tek Farkı Üzerine Oluk Oturmayacak Olması

Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

T Direkleri Montajından

Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

Montajlanmış Betonlanmayı Bekleyen T Direkleri

Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

Burada Küçük Bir Problem Var Sanırım Köy Arığını Bozmak Gerekecek

Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

Kepçe Çağırdım

Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

Biraz Traşlarsak Daha İyi Olacak

Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

Gelmişken Küçük Olan Sulama Havuzunu Biraz Daha Derinleştirelim

Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

O Gün Akşama Demre'ye Dönmem Gerekti
14 Gün Sonra Tekrar Gittiğimde Sera Artık Çok Açık Belliydi
Ayrıca Kenar Tel Örgü Çevrilmesinde de Hayli Yol Katetmişlerdi

Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

Yan Havalandırma Penceresi

Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

Çember Tepe Omurgaları Bu Resimde Açıkça Görülüyor

Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

Üst Havalandırma Pencereleri Yapımından Bir Kare

Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

-SON-

Ağustos 24, 2016, 14:05:33
1
Üst (Azotlu) Gübre Kullanımı ve Püf Noktaları Bitkiler, türe göre değişmekle birlikte ihtiyaçları olan azotu temel olarak 3 şekilde alır.

Toplam ihtiyacın:

% 5 ve daha azını amin (nh2) formunda
% 20'sini amonyum (nh4) formunda
% 75'ini ise nitrat (NO3) formunda alırlar.

(Rakamlar bitkiye göre değişiklik gösterebilir)

Bu azot formlarından nitrat, herhangi bir işleme gerek kalmadan, bitki tarafından doğrudan alınabilir formdur diyebiliriz. Bu bakımdan nitrat azotu, lokantadan söylenmiş (köfte ya da lahmacun benzeri) hazır bir yemeğe benzetilebilir. Hemen yenebilir ama uzun süre beklemez. Bozulma riski vardır. (yıkanma kaybına uğrayabilir)

Amonyum azotu da bitki tarafından doğrudan alınabilir ama az. İhtiyaç olan azotun %20-30 kadarı bu formda alınır. Kalan kısmının nitrifikasyon bakterileri tarafından işleme tabi tutularak (doğrudan alınan) nitrat formuna dönüştürülmesi gerekir.

Bu bakımdan amonyum azotunu, kasaptan aldığımız ete benzetebiliriz. Uygun şartlarda bozulmadan bekleyebilirler ama doğrudan yenmezler. Yenebilmeleri için pişirilmeleri (yani nitrat formuma dönüştürülmeleri) gerekir. (Çok zorda kalınırsa, patatesin çiğ yenmesi gibi çiğ olarak da alınabilir ama gerçekten işe yaraması İçin pişirilerek yemek yapılmaları gerekir)

Amid formu ise üre gübresinin içinde bulunan azot formudur ve bu form diğerlerinden biraz farklı. İnsan gıdası olarak düşünürsek ahırdaki dana ya da yaş sebze gibidir diyebiliriz. Önce amonyuma (Ete), ardından da nitrata (köfteye) dönüştürülmelidir. Böylece bitki tarafından doğrudan alınabilecek hale gelirler. Ancak amid formlu azotun amonyuma dönüşmesi (dananın kesime gitmesi) gerekir. Bu da ancak yağmur İle olur.

Amonyumun nitrattan en önemli farkı, topraktaki kil minerallerine tutunabilmesi (buzlukta saklanabilmesi) ve işlem görme (pişirilme) ihtiyacıdır diyebiliriz.

Bu nedenle özellikle kil bakımından fakir, kumsal arazilerde, amonyum'un tutunabileceği kil mineralleri azdır. Bu tip topraklarda azot amonyum formunda dahi olsa çok uzun süre bekleyemez. İşte bu nedenle bu tip arazilerde üst gübreleme tek değil 2-3, hatta 4 seferde yapılmalıdır. Aksi halde hem yıkanma ve buharlaşmaya bağlı azot kayıpları, hem de bitkilerde yanma görülebilir.

Bunun tersi olarak killi, kepir, taban arazilerde gübreleme sayısı azaltılalabilir ancak kumsal arazilerde gübreleme mümkün mertebe az miktarlarda ve çok sayıda yapılmalıdır.

Örneğin: şubatta 20 kg üre + Nisan'da 20 kg nitrat yerine 1'er ay ara ile (ocak) 10 üre +  (şubat) 10 kg üre + (mart) 10 kg Amonyum nitrat + (Nisan) 10 kg Amonyum Nitrat şeklindeki gübreleme, çok ama çok daha iyi sonuç verir kumsal arazilerde.

***

Bu şekilde, yani çok seferde gübreleme yapmanın bir diğer avantajı da risk dağılıma neden olmasıdır. Şöyle düşünün:

- tüm üst gübreyi tek seferde atıyorsunuz. Farz edelim 30 kg. Oldu ki gübre saçma kovasının ayarı kaçtı, sola fazla, sağa az attı.

Olay orada bitti. Bir daha tarlaya girmeyeceğiniz için alaca bulaca bir tarlanız oldu. Hayırlı olsun.

Yada gübreyi attınız. Meteoroloji yağmur diyordu ama hava sıyırdı. Yağmadı. Gitti canım gübre.

Ancak çok seferde gübreleme yaptığınızda bu riskleri de bertaraf edersiniz. Misal ikinci gübrede kovanın sol tarafını biraz açar, gübreyi her yana dengelersiniz. Yada ilkinde yağmuru kaçırsanız bile ikinci bir şansınız olur.


***


Bunları neden anlattık?

'Azotlu' gübrelerdeki kayıp durumuna giriş yapmak için:

üreyi ele alalım.

Ürenin içerisindeki azotun tamamının 'amid' formunda olduğundan,

ihtiyacın en fazla %5'lik kısımının bu formda alındığından,
kalanını almanilmesi için amonyuma dönüşmesi gerektiğinden bahsettik.

İşte bu yüzden tarlaya üre attığınıza, atar atmaz küçük bi değişim olur. Enzimatik bir değişim olan ve 36-48 saat çivarında süren bu değişim amid azotunun alınmasıdır. Doyum tamamlandığında bu değişim devam etmez ve durur.

Asıl gelişme 13-15 gün sonra kendini gösterir. 13-15 gün sonra dönüşen amonyum azotu alınmaya başlar ve gelişim bu noktadan sonra sürekli devam eder.

Peki bu amid azotu, amonyuma ne zaman döner.

Cevap: yağmur yağdığı zaman.

Yağmur yağana kadar yine dönüşür ama amonyuma değil, "amonyumun kötü kardeşi" olan "özgür kız amonyak"a dönüşür. Amonyak, azotun bitki açısından işe yaramaz bir formudur ve bu forma dönüşen azot, havaya karışarak atmosferde kaybolur. Bitkiler ardından öylece bakar.

Buharlaşma ile azot kaybı denilen olay işte tam olarak budur.

Bu yetmezmiş gibi azot, amonyum formunda iken de toprak yüzeyinde kayba uğramaya devam eder. Ta ki nitrata dönüşene kadar. Keza nitratta uçma/buharlaşma çok azdır. Nitrat kolay yıkanır ancak buharlaşmaz.

Bu azot ilişkilerini bilimsel kaynaklardan okuduğunuzda nitrifikasyon, denitrifikasyon gibi kavramlar kullanılır. Kafa karışıklığı olmaması için terminolojiye girmemeye çalıştım. Çok kabaca da olsa olayın özü budur. Ama daha çok ayrıntısı var.

Azot döngüsü şeması:


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

***

Peki üre gübresini tarlaya attık. Ne kadar azot kaybımız olur?

Üre atıldı. 12 saat içinde yağmur yağdı. Kayıp: %4-7

Üre atıldı. 24 saat sıcak ve yağmursuz bi hava geçti. Kayıp: %12-25

Üre atıldı. 3 gün kurak ve yağışsız bir hava geçti. Kayıp: %40-45

Üre atıldı. 15 gün kurak ve yağışsız bir hava geçti. Kayıp: %74-92

Yani tarlaya 20kg üreyi attınız. Düşük bir ihtimal ama 15 gün yağmur yağmadı, üstüne adam gibi bir çiğ de düşmedi. Attığınız ürenin 17 kg'ı kaybedilmiştir diyebiliriz. O noktadan sonra attığınız üre 20 değil, sadece 3 kg ' dır. Geçmiş olsun.

(Yazın üre gübresi kullanımından kaçınılması ya da ara Çapa İle toprak altına verilmesinin en önemli nedeni kayıptır. Yazın kurak şartlarında kayıp oranı çok büyük boyutlara çıkabilir. Özetle hava sıcaklığı da buharlaşma kaybı üzerinde etkilidir. Hava ısındıkça gübrenin çözülme ve bitkiler tarafından alımız hızlanır. Ancak aynı şekilde buharlaşma kaybı da hızlanır. "20-22 santigrat derecenin üzerinde sıcaklıklarda üre kayıpları afaki boyutlara ulaşır" Sır bu nedenle üreyi bu sıcaklıkların üzerinde asla "saçma" olarak kullanmayın, yazın yapacağınız uygulamalarda "toprak altına verin" der bazı otoriteler)

Not: Özellikle yazlık bitkilerde, ara çapa ya da karık ile toprak altına vereceğiniz azotlu gübrelerde (en başta ürede) öyle "3-5 cm derine atayım, üstü örtülsün yeter" mantığı işlemez. İdeal gömme derinliği 10 cm ve üzeridir. Çünkü bu derinliğe ulaşamadığınız sürece buharlaşma kaybı devam ediyor. Bu nedenle ara çapada verilecek gübre için "ne ka derin, o ka iyi" desek yanlış olmaz.


Kayıplar toprak yapısına, gece düşen çiğe göre değişiklik gösterir ama genel kayıp oranları bu civardadır.

Buradan ne kadar kaybın olduğunu kaba taslak hesaplayabilirsiniz.


ÖNEMLİ:
Bu nedenle üre gübresi için (sular seller götürmeyecek şekilde) ne kadar çok yağış alırsak o kadar iyidir. Ürede istenmeyen asıl şey, üre atıldıktan 25-30 gün sonra, yani gübrenin pik döneminde iken arka arkaya gelen kuvvetli yağışlardır. Bu güçlü yağışlar, nitrata dönüşmüş olan, hazır ve işe yarar azotu yıkayacağı için istenmez.


***


Diğer üst gübrelerde de kayıplar mevcuttur. Ama durumları biraz daha farklıdır. Mesela 21 ' lik amonyum sülfatta yıkanma kaybı çok ama çok az olur, buharlaşma ise fazla. Kalsiyum nitratta ise buharlaşma kaybı olmaz, lakin yıkanma kaybı çok fazla.

Burda ana unsur, su miktarıdır. Çünkü gübreler üretilirken su dengesine göre üretilirler. Ve genel denge şu şekildedir:

Buharlaşma kaybı çok olan azotlu gübrede yıkanma kaybı az olur.
Yıkanma kaybı çok olan azotlu gübrede de buharlaşma kaybı az olur.

Ama genel olarak bakımınızda, toprağa azot vermenin en iyi yolu 'amonyum nitrat' gübresidir.

Neden?

AN gübrelerinin içerisindeki azotun yarısı nitrat, kalan yarısı amonyum formundadır. Bunun anlamı şudur:

'Hangi koşul olursa olsun, atılan gübrenin en az yarısı bitkiye kazandırılır.'

Çünkü:
1-) yağmur yağmaz, hava çok kurak ise nitrat azotu (uçmadığı için) kayıpsız, yada çok az kayıp ile bitkiye kazandırılır.
2-) çok yağmur yağar ise nitrat yıkanır, lakin bu durumda da amonyum azotu bitkiye kazandırılır.

Her şartta bitki azotun yarısını alır. Amonyum nitrat gübresinin tek kötü yanı, amonyum ' un kullanılması esnasında duyulan yüksek enerji ihtiyacıdır. Aslında bu, sadece nitrat içerenler hariç tüm azotlu gübrelerin en büyük sorunudur. Bitkinin bu enerjiyi karşılayabilmesi için ciddi miktarda su ve karbonhidrata ihtiyaç duyar ve bunları karşılayamadığı durumlarda doğrudan strese girer.
( Kurak şartlarda verilen yüksek azot sonucu karşılaştığımız ve halk arasında "gübre yakması" denilen şey tam olarak budur )


Peki amonyum nitrat gübresi için en ideal yağış şekli nedir?

Amonyum Nitrat en kolay eriyen gübre olduğu için çok bir yağışa ihtiyacı yoktur. Erimesini sağlayacak ama nitratı yıkamayacak kadar, (takriben toprağa 3-4 parmak işleyecek kadar) bir yağış yeterldir.

Tabi ki bu yağışın miktarını bizim ayarlayabilme imkanımız yok. Lakin sulama yapcak olan arkadaşların işine yarayabilir bu bilgiler.

Ayrıca gübreyi atma zamanını ayarlarken meteorolojinin yağış tahminlerini de göz önüne alma açısından yönlendirici olur bu bilgiler.

Örneğin 3 gün sürecek çok kuvvetli bir yağış söz konusu. 'Aman yağmuru kaçırmayalım' deyip nitratı atmak, aşırı bir yıkanmaya maruz kalacağından düşündüğünüz sonucu vermeyebilir. Onun yerine bir süre daha bekleyip daha hafif bir yağış öncesi atmak, alacağınız faydayı artırır.

***

Gübre, su, bitki ilişkisi:

Hangi üst gübre olursa olsun, gübrenin işe yaraması, faydalı olabilmesi için 'su şarttır'. Ister yaptak gübrelemesi olsun, ister üst gübreleme. Durum değişmez.

Çünkü bitkiler bu gübreyi sadece su vasıtası ile alabiliyorlar. Mantık en basit hali ile şu:

Gübre atılır. Yağış yada sulama ise su verilir. Gübre bu suda erir. Bitkinin kök bölgesine inen, içerisinde erimiş gübre bulunan bu su, kökler tarafından alınır. Önemli ayrıntı: gübre kökler topraktan sadece su ile alınır. Eğer su yoksa, toprağa istediğiniz kadar gübreli atın, nafile. Su yoksa, alınamaz.

Not: Bu tüm gübreler için geçerlidir. Hani fosfor için sık sık kullanılan "yarayışsız forma dönüşme" hikayesi de aynı terane. Burada asıl gerçekleşen şey aslında forforun "suda eriyemez bir forma" dönüşmesidir. Suda eriyemiyorsa bitki alamıyor. Bu kadar da basit.

Yapraklarda bulunan stomalar da (gözenekler de) aynı şekilde çalışırlar. Verilen gübre su vasıtası ile buralardan alınır.

***

Son konu: sıcaklık

Üre İle Verilen amid formundaki azotun, bitki tarafından alabileceği formlara, yani 'amonyum ve nitrat'a dönüşmesi gerekli dedik.

Peki bu nasıl olur?

Toprakta bu işi yapan küçük bir ordumuz bulunur. Bunlara genel olarak 'nitrifikasyon bakterileri' denir. Bunlar hem biz, hem de bitki için için çok kıymetli dostlardır.

Yalnız bu küçük işçi dostlarımız biraz keyiflerine düşkündürler. Soğukta ve aşırı nemli ortamlarda çalışmayı sevmezler. Sendikaları da iyi çalışır. Bu nedenle olmazsa olmaz, tüm doğaya kabul ettirdikleri 4 şartları vardır:

1-) 10 derece ve üstü yoprak sıcaklığı (bu konuda biraz esnek olabiliyorlar. bazı şartlarda 5-6 dereceye kadar eyvallah dedikleri görülmüştür)

2-) İçerisinde %25 hava ve %25 su olan bulgur gibi tavlı bir toprak

3-) Organik madde ('siz gübre vermediğimizde biz açlıktan ölecek miyiz kardeşim! Toprakta organik madde olsun ki, suni gübre olmadığında da çarkı döndürebilelim' derler. Haklılar da)

4-) Uygun (ideali 7 ama 6-8 arası gideri olan bir) ph

Yani bu 4 şart oluştuğunuzda bunlar çalışmaya başlar ve bitkinin ihtiyacı olan nitrat azotunu tıkır tıkır üretirler. Eğer bu şartlar tam olarak sağlanmamışsa, adam gibi çalışmazlar ve siz isterseniz 100 kg üre atın, nafile. Bitki sadece bunların ürettiği kadarını alabilir. Geri kalan azot buharlaşma ve yıkanmaya zayi olur gider.

Bu nitrifikasyon bakteriler hemen her toprakta bulunur. Sayıları doğrudan bitkinin gelişimi ve verim için hayati öneme sahiptir. Aka yapılan araştırmalarda ortaya çıkan net bir sonuç var:

'Toprakta organik madde ne kadar çoksa, o kadar çok nitrifikasyon bakterisi bulunur'

Çünkü siz hiç gübre vermeseniz bile, mevcut organik madde sayesinde yaşamaya, üremeye ve çalışmaya devam ederler. Size muhtariyetleri kalmaz. Organik madde azaldığında da tam tersi şekilde sayıları düşer. Olay tek kelime ile bolluk ve yokluk olayıdır.

Ve işin ilginç yanı, bu olay organik maddenin faydalarından sadece biri. Bundan çok daha çeşitli ve önemli faydaları vardır organik maddenin.

İşte bu yüzden kaliteli bir toprakta aranan 'ilk' öncelik organik maddedir. Siz istediğiniz kadar besleme yapın, istediğiniz kadar gübre kullanın, nafile. Hiç birisi organik maddenin eksikliğini kapatamaz. Ancak taşıma su ile değirmen döndürmüş olursunuz.


Özetle:

Azot gübre "sağlıklı şekilde verildikten sonra" olması beklenen en ideal şartlar:

- havanın düzenli +10c olduğu (ideali +15-25)
- topraktaki havanın muhafaza edildiği
- takriben 5-7 günde bir orta hafif bir yağışın alındığı

'Bir yağışlı, bir güneşli ama düzenli olarak sıcak' olduğu iklim koşullarıdır.

Eylül 01, 2016, 01:59:49
1
Bunu Garajında Kaç Türk Çiftçi Başarabilir ? Arkadaşlar internette gezinirken rastladım ve çok imrendim açıkçası bizde bu teknik bilgi ve imkanlar niye yok neden ustalara gebeyiz kendimiz yapmıyoruz diye sormadan edemiyor insan. En büyük hayallerimden biri herhangi bir makinayı revize etmek inşallah birgün kısmet olur :)


Eylül 25, 2016, 11:38:17
1
Tohum 2016-DF Agrofarm 420+ İrtem SDÇ 3000 - Fiat 7056 (Sezon Finali) Selam Toprakbilgi ailesi :)

Bu videoda sezonun son videosu olan buğday arpa ekimini anlatmaya çalıştım ekim hala devam etmekte :D
Bu video sezon finalidir gelecek aylarda bonus video gelebilir :)
Görüşleriniz benim için değerlidir, birdahaki sezon için şöyle yap böyle yap dediğiniz önerileriniz varsa yorumlarınızı esirgemeyin :)

Beni şuana kadar destekleyen herkese çok teşekkür ederim...

Video 1080p 50fps

Daha fazlası için kanalıma abone olabilirsiniz
https://www.youtube.com/channel/UCDBE...

Fotoğraflar için ;https://www.flickr.com/photos/1443790...

https://www.flickr.com/photos/144379...8/29634108433/
https://www.flickr.com/photos/144379...8/30148605732/
https://www.flickr.com/photos/144379...8/30148691222/
https://www.flickr.com/photos/144379...8/29967010990/

-deutz fahr agrofarm 420
-irtem sdç 3000 Diskli mibzer
-fiat 7056

Filmed by: GÖRKEM ÇETİN PRODUCTION
Görkem Çetin
-sony a6000
-sony sel 18-105p f/4 oss g + CPL filter
-gopro hero 4 black
-sony vegas pro 13
-abode photoshop cs6

-Music
-Tobu - Hope [NCS Release]
-link;...
-NoCopyrightSounds https://www.youtube.com/user/NoCopyri...

GÖRKEM ÇETİN PRODUCTION
Reklam çalışmaları için;
cetin_gorkem2@hotmail.com


Umarım paylaşım hoşunuza gitmiştir :)
İYİ SEYİRLER...

Düzeltme:Konu başlığı...

Ekim 12, 2016, 20:19:04
1
Ynt: Üretici mısırı bırakıp pamuk ekecek Malic fiyati 4.90 hadi 5 tl diyelim. Bunu en iyi randiman olan %43 ile carpalim 2.15 tl primle beraber 2.90 tl. 550 kg verim alsak ki bu da iyi bir verimdir. 1595 tl. Bu rakam orta bir rakam. Yagmur yagar fiyat duser 1.8 tl ye. Hastalik gelir verim duser 450 kg a. Birde devlet 450 kg uzerine prim odemiyorum derse sen gelde pamuk ek goreyim halini.
Ekim 16, 2016, 12:07:34
1
Mikro granul gübreler Başımıza bela olan kapital sistemin çiftçinin cebindeki parayı almak İçin kullandığı yeni tuzaklarından biri daha.

Bu kadar net.

Adım adım gidelim:

Mikro granul gübrelerde

5 gr dap(18-46-0) gubresi
200 partikülden olusurken
5 gr mikro granul gübre(11-48-0) de 25.000 partikulden olusuyor.


Suda eriyen gübrelerde partikül boyutu çok büyük önem arz etmez. Islandıklarında kısa süre içerisinde ikisi de erir.

Partikül boyutu, kolay erimeyen (mesela saf kükürt gibi) besin elementleri için önemlidir. Eriyerek dağılma geç olacağından en küçük partikül boyutunda ve olabildiğince dağıtarak atmak gerekli.

Bu iddiaları referans alırsak kristalize map en makbul taban gübresi olur ve mimar granül gerek kalmaz.


Klasik taban gubrelerindeki fosforun ancak %30 u bitki tarafindan alinabildigini iddia eden gubre firmaları mikro granul gübrelerde bu oranin %97 olduğu soyleniyor.


Bu cümlede "ilk yıl" diye önemli bir ibare eksik. "İlk yıl, verilen fosforun %30'u alınır"

Kalan fosfor doğrudan fosfor pentaoksit ya da dönüştüğü çeşitli formlarda sonraki yıllar kullanılmak üzere toprakta bekler.

Tarlanızda ilk yıl fosforlu taban gübresi kullanmayın, hiç ama hiç bir değişim görmezsiniz.

3 yıl fosforlu taban gübresi kullanmayın, tarlayı elinize alırsınız.

***

Özetle vermiş olduğumuz fosfor tarlalarımız çöle döndürmemek için yapılan bir eylem. Bu işi düzenli yaptığımız İçin "hayati elementlerden olan" fosforu tamamen bitirmiyoruz. Taban gübresini kireçsiz arazilerde saçarak, kireçli arazilerde banda verme sebebimiz de bundan. Kireçli arazilerde az yarayışlı forma dönüşme daha kolay olduğundan gübreyi doğrudan köke veriyoruz.

Özetle 2.5 kg 11-48 mikro granül yerine banda verilmiş 3.5 kilo 18-46'yı yeğlerim.

Bu arada verilen mikrogranül gübrenin %97'sinin alınması gibi bir olay da yok. 11-48'de de fosfor pentaoksit, 18-46'da da fosfor pentaoksit. Biri şekerli, diğeri tuzlu değil. Aynı element.


Mikro granul gübrelerden
2,5 kg/da uygulandiginda
20 kg/da DAP a eşdeğer bir besleme yapmis oluyoruz.

Bunun fosfor hesabini yaptigimizda
DAP 20 kg/da 9.2 kg/da fosfor
Mikro granul 2.5 kg/da 1.2 kg/da fosfor oluyor

DAP in
%30 u bitki tarafindan alinirsa 2.76 kg
%15 i bitki tarafindan alinirsa 1.38 kg

Mikro granul gübrenin
%97 si bitki tarafindan alinirsa 1.16 kg

Burda kritik noktayi dap in kacta kaci yarayisli formda bitkiye iletilebildigi yüzdesi  degistiriyor.

Maliyet hesabi
20 kg DAP 26 TL
2.5 kg mikro granul 25 TL


En başta referanslar yanlış olunca bu kadar hesap hepsi çöpe gitti

Şimdi bir de şöyle bir hesap yapalım:

Dekara 800 kg buğday almak İçin:

18-21 kg azot
6-10 kg fosfor (ortalama 8 diyelim)
13 -15 kg potasyum gerekiyor.

Şimdiii,

20 kg 18-46 kullandık ve 9 kg fosforu verdik.

Bunu 3'te 1'i ilk yıl alınıyorsa, bitkinin ihtiyacı olan 8 kg'mı tamamalamak İçin gereken 5 kg saf fosfor nereden alınıyor?

Cevap: önceki seneler attıklarımızdan.

Bu yıl attığımız fosfordan kalanlar da (tabi eğer attı isek) sonraki seneler alınacak.

Mikro gübre attığınızda ilk yıl sıkıntı yaşanmaz. Hatta olumlu sonuç dahi alınır. Zaten başta da dediğim gibi, o yıl hiç fosfor vermeyin, en az 1 yıl farkı hissedemezsiniz.

Mikro gübre de bu mantık üzerine kurulmuş, "gelecekle oynayan" bir yöntem. Bu yüzden tehlikeli.

Dekara 2.5 kg veriyorsunuz. Allah aşkına, bu miktarın hepsi fosfor olsa ne olur?


Avantajı
- Depolama
- Düşük dozda uygulama
- Tohumla birlikte uygulama
- Hızlı ve kuvvetli kök gelişimi

Dezavantajı
- Uygulamak icin özel aplikator olmasi gerekli

Mikro granul gübreyi hububatta tecrube edip hakkında bilgi sahibi olan arkadaşlar paylasalim bilgilerimizi.

Avantalarına değinebilmek İçin olayın özüne inmek gerek.

Şimdi gübreli ve gübresiz iki tane ekim yaptığımızı düşünelim.

Gübresizde ekilen 100 tohumdan 98'i çimlenir.

Gübrelide ekilen 100 tohumdan 88'i çimlenir. Tohumun ortalama %5 ila 10 arasında bir kısmı azot toksisitesi yüzünden yanar.

Mikro-granül gübrenin çıkış amacı da budur. Az azot içermesi ve düşük miktarı ile tohumun yanmasını önlemek. Başka da hiç bir getirisi yok. (Tabi buna da getiri denirse) Çünkü kaş yaparken göz çıkartıyor. Üstelik azot toksisitesini kesebilecek daha ucuz ve kolay bir çok farklı yol varken.

Özet olarak mikro-granül gübreler yeni-bambaşka gübreler gibi lanse ediliyor. Ancak bu gübreler bildiğimiz taban gübreleridir. Klasik taban gübrelerinden çok çok üstün ve farklı olduklarını iddia etseler de aslında (adı üzerinde) "mikro-granül" yapıları ve kazık fiyatları dışından klasik gübrelerle aralarında avantaj denecek fark yoktur.

Yani normal bir taban gübresi ile aralarındaki temel fark, fiziki yapıları (formları)

Son olarak saha tecrübelerine gelirsek.

Zaten akla, mantığa uygun olmadığı İçin “tek başına” mikro granül gübre kullanma gibi bir girişimim olmadı.

Ancak işim dolayısı ile "uzun süre ve büyük miktarlarda" (3 yıl boyumca her yıl +3000 kg gibi) mikro-granül kullanmış kişilerle uzun sohbetler ettim.

2 yıl ve üzeri kullananların tamamı "istisnasız" küfürle anıyorlar.


Not-1: yukarıdaki görüşler "mikro-granül gübreler" içindir.

"Mikro-granül gübre" ile"Mikro gübre" ya da "mikro besin elementi" ya da "iz elementler" asla karıştırılmamalı. Çok farklı ve ayrı şeylerdir. "Mikro elementler" hayati öneme sahiptir.

Not-2: mikro-granül gübreler, normal taban gübreleri ile birlikte kullanıldıkları takdirde “erken dönem gelişim açısından” fayda sağlarlar. Ancak dekara kullanılan gübre maliyetlerini ciddi şekilde artırır.

Ekim 27, 2016, 02:38:33
1
Buğday'da Ekim Zamanı ve Sıklığı Konu üzerine hepimizin bir takım fikir ve görüşleri vardır. Bunların içerisinde en yaygın olanı da "buğdayda ideal ekim sıklığı, m2'ye 500 adet tohumun düştüğü ekim sıklığıdır".

Peki gerçekten öyle mi?


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

Pehlivan cinsi buğday ile Trakya şartlarında yapılan bir araştırma gözüme ilişti. Araştırmada

15 Ekim
01 Kasım
15 Kasım ve
01 Aralık olmak üzere, 15 gün ara ile 4 farklı ekim tarihi ve


m2'ye 350 tohum (dekara yaklaşık 14 kg)
m2'ye 450 tohum (dekara yaklaşık 18 kg)
m2'ye 550 tohum (dekara yaklaşık 22 kg)
m2'ye 650 tohum (dekara yaklaşık 26 kg) ve
m2'ye 750 tohum (dekara yaklaşık 30 kg) gelecek şekilde 5 farkı ekim sıklığı denenmiş.


Sonuçlar nasıl olmuş? Birlikte değerlendirelim:

1-) İlk olarak bitki boyu:


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

Tabloya baktığımızda 2 nokta net.

I-) Ekim tarihi geç kaldıkça bitki boyu kısalıyor. (Bu sonuca göre ota biçmek için yapılacak ekimlerde geç kalmamakta fayda var)

II-) Ekim sıklığının bitki boyu üzerinde etkisi yok. Yani dekara 14 kg ile 30 kilogram tohum atmak arasında boy olarak 1 cm fark var/yok.


***

2-) Başakta tane sayısı


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

Sonuç-1: Ekim tarihi geciktikçe başaktaki tane azalıyor.
Sonuç-2: Tohum miktarı arttıkça başaktaki tane azalıyor.


***

3-) 1000 tane ağırlığı


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

Sonuç-1: Sıklık arttıkça 1000 tane ağırlığı azalıyor (buğday küçülüyor çünkü)
Sonuç-2: Ekim tarihi geciktikçe bin tane ağırlığı artıyor!..

Not: Yalnız burada "Sonuç-2" ile ilgili bir noktaya değinmek lazım. Bilindiği üzere yukarıdaki denemede buğdaylar 15 gün ara ile ekiliyor. Hali ile ilk ile son ekim arasında 45 günlük fark oluşuyor.

Ancak hasat yapılırken hepsi aynı anda hasat ediliyor. Hali ile ilk ekilen buğdaylar olgunlaşmışken son ekilenlerin hala yaş olma ihtimali var. Yani 1 aralıkta ekilenlerin hala yaş olma ihtimali var. Araştırmada bu değişken göz arşı edilmiş ve doğrudan "ekim tarihi geciktikçe 1000 tane ağırlığı artar" gibi bir sonuca ulaşılmış. Ancak hasat edilen buğdayların nem içerikleri ayrı ayrı ölçülmedikçe bu sonucun geçerliliği (bence) tartışılır.


***

Ve geldik en önemli yere:

4-) Tane Verimi:


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

İşte bu noktada üzerinde düşünülmesi gereken 2 önemli sonuç ortaya çıkıyor:

Sonuç-1: Buğdayınızı ne kadar erken ekerseniz, verim o kadar artıyor.

Bu noktada, "gelişim süresi arttıkça, ürün verimi artar" önermesinin doğruluğu tekrar kanıtlanmış oldu. Hatta araştırmanın bu kısmını okurken aklıma geçen yıl kırılan dünya verim rekoru geldi.

Tarla şartlarında ve bir çiftçi tarafından alınmış en yüksek buğday verimi olan 1650 kg/dekar'ı elde eden İngiliz çiftçi, gelişim süresi 11 ay olan bir buğday cinsi ekmişti.

15 Ağustosta ekimi yapmış, bir sonraki yıl temmuz 15'te biçmişti.

Nihayetinde bu araştırmadan çıkan sonuç da bu görüşü destekliyor. En yüksek verim (büyük fark ile) (15 ekim tarihinde, yani) ilk ekilen buğdaydan elde ediliyor.

Ancak bu noktada erken ekimin getireceği

- Yetersiz mevsim yağışları nedeni ile oluşacak alatav ve çimlenme sorunları
- Erken ilk bahar don hasarı
- Gelişimin önde olmasından kaynaklı artacak (pas ve kökboğazı gibi) mantarlı hastalıklar
- Artan süne zararı (merada ilk sizin buğdayınız olgunlaşacağımdan süneler ilk size saldırır)

olumsuzlukları unutmamak gerekli.


Sonuç-2: Dekara 18 kg ile 30 kg arasında verim açısından kayda değer bir farkın oluşmaması.

İşte bu kısımda da "minimumum yasası" ve "alınacak verimin bitki tarafından programlanması" sonuçlarına ulaşıyoruz.

Neden?

Çünkü buğday, yeryüzünde bulunduğu ortama en iyi uyum sağlayan birkaç canlıdan biri. Bu denemede de bu özelliğini gösteriyor ve:

- sıklığına
- topraktaki besin durumuna,
- su rejimine ve yeterliğine,
- sıcaklığa / soğuğa
- rekabete giren yabancı ot popülasyonuna,

Özetle çevrede bulunan tüm değişkenlere bakarak, kuraktan yanmadan, ya da israfa gitmeden, elindeki kaynaklarla kazasız belasız üretilebilecek maksimum sayıda evlat (nihayetinde her tane bitkinin soyunu devam ettirecek bir evladıdır) yetiştiriyor.

Ve eğer popülasyon sıklığı tolerans dahilinde ise sonuç değişmiyor.

Siz dekara 18 kilogram ya da yaklaşık iki katı 30 kg tohum atsanız da, buğday kendisini ortam şartlarına göre ayarlayacaktır.

Yeri gelecek kardeşlenmeyi artıracak / azaltacak, yeri gelecek başaktaki buğday sayısını artıracak/azaltacak ama bir şekilde dengeyi kuracaktır.

Not: kullanılan tohum miktarı değişse de değişmeyen şey  genel olarak "ortalama verim miktarı" diyebiliriz. Bunun dışında başta kalite ve dekardan elde edilecek gelir gibi bir çok şey  değişir. (Sonraki mesajda bahsedilecek)

Kasım 06, 2016, 22:28:11
1
Rasyona Değil İneğine Bak    RASYONA DEĞİL İNEĞİNE BAK !!!

    Rasyon ineklere 24 saatte yaşama payı ve verim payı olmak üzere ineklere verilen yemin formülü olarak bilinir.Rasyon oran demektir verilen yemin oranı doğruysa formül doğrudur kaba kesif yem oranı kalsiyum fosfor oranı enerji protein oranı doğru yapıldıysa formül kağıt üzerinde doğrudur .

   Ancak ineğimiz bunu tüketiyormu?

   Gerçekleri kağıt üzerinde rasyon söylemez bunu bize ineğimiz söyler.ineğimiz doğumdan önce şişmansa doğumdan sonra hızlı kilo kaybediyorsa topallık varsa yem seçiyorsa yemliğe gittiği halde yem yemiyorsa mutlaka bize bişeyler ifade ediyordur.kağıt üzerinde ki formülü tam olarak uyguluyormuyuz kilogamlara gramlara uyuyormuyuz doğru biçimde karıştırıyormuyuz karıştırma sırasına uyuyormuyuz karıştırdığımız toplam tmr yi zamanında ineklerin önüne döküyormuyuz gereksiz yere zaman kaybediyormuyuz . gereksiz yere uzun süre yemi karıştıran mikser bazen bize kötülük yapabilir çünkü yemi uzun süre parcalayan bıçaklar kaliteli selülozu kalitesiz hale getirebilir yemin selülozunu ineğimizin önüne tahrip etmeden koymalıyız aksi takdirde asidoz ve asidozu takip eden hastalıklarla karşılasa biliriz. asidozu takip eden hastalıklar döl tutmama ve topallıktır bunlar aslında hastalık değil bize sonuçtur .

   İşlerin düzgün gitmediğini ve ineğimizin sesine kulak vermemizi bize söylerler.inekleri ve yemliği görmeden yapılan rasyonun doğru olduğu söylenemez.

    Sağımdan sonra inekler nereye gitmelidir?

    İnekler sağımdan sonra yemliğe gitmelidir sekiz saatte dolan göğüsler boşaltılıp bir an önce ineğimiz yem yiyip yatmak isticektir ama yemlik yerine başka yere gidiyorsa yada yemliğe gidip yem yemiyorsa bize bişeyler söylüyor demektir . ineklerin yıllar arasında verimleri yükselmiştir ama besleme konusunda tam anlamda üst seviyede değiliz.ineklere doğru yem formülü ve bunu takiben doğru yemlik okuma yemin doğru hazırlanması ineğimizin bunu tüketmesi ve sindirilebilirliğini gözlemlememiz gerek .ineğe doğru bir rasyon bile yapılmış olsa ineğimiz yem seçiyorsa bütün rasyonu alt üst etmiş olacaktır. yemlik kontrolü ve gübre kontrolü yapmalıyız gözümüzü ineklerden ayırmamalıyız ineğimiz yem yiyormu ineğimiz yem seçiyormu ineğimiz yemi sindirebiliyormu dışkıda sindirilmemiş yemler varmı doğum sonrası hızlı bir şekilde zayıfladımı dışkı köpüklümü dışkısı yumuşakmı dışkısı sertmi bunları hep gözlemlemeliyiz .burdan şu anlaşılıyor rasyonumuzu kağıt üzerinde yaptıktan sonra doğru yada yanlış dersek besleme konusunda yanlış yapmış oluruz ineğimiz bize herşeyi ifade eder yeterki ineğimizi izleyelim ve takip edelim.özet olarak kağıt üzerindeki rasyonla karar verme olanağımız yoktur .ahıra girmeden çevre şartlarını bilmeden ineklerin alt yapısını bilmeden inekleri görmeden inekleri incelemeden yapılan rasyonlar yanlış olabilir o sebepden rasyon yaparken ineğimizide dinlemeliyiz derim arkadaşlar

Kasım 19, 2016, 19:55:51
1
İkinci ürün mısır hasadı Ekilen Alan: 720 da
Ekim tarihi:15-25 haziran( bugday hasadı sonrası)
Hasat tarihi:10-16 kasım
Sıra arası: 70cm
Sıra üzeri: 15,5 cm
Tohumlar: pioneer 32T83, pioneerP0729, dkc 6101, dkc 5741
Verimler:T83 1400 kg/da18 rutubet
P0729: 1350 kg/da 15,5 rutubet
Dkc6101:1300 kg/da 17 rutubet
Dkc5741: 1200 kg/da 16 rutubet

Kasım 23, 2016, 18:30:24
1
Ynt: Tarımsal İşçi Ücretleri Pekmez yapımında çalışan bayan için günlük 85₺ ödedim. 8 gün çalıştı.

Ekonomisi canlandı :).
Benimkisi bitkisel hayat.

Kasım 23, 2016, 20:37:42
1
Ynt: Buğday'da Ekim Zamanı ve Sıklığı Yılmaz öncelikle çok verimli bir konu olmuş ellerine sağlık . Diğer yandan bir iki konu var araştırmada tam aydınlatılmamış .Hatta bugüne kadar okuduğum tüm sıklık denemelerinde üzerinde  durulduğuna ilişkin bir ibare görmediğim.  Öncelikle kardeşlenme kapasitesi . Malum pehlivan kardeşlenme kapasitesi yüksek bir buğday . Daha düşük kapasiteli bir buğdayda ör (flamura 85) sonuçlar benzer olmayabilirdi. Ancak bana göre daha önemlisi m2 atılan tohum adedine uygun bir gübreleme yapılıp yapılmadığı... sanırım bu  sıklık denemesinde gübre sabit tutulmuş .
          Uzun yıllar önce fransızların dekara 35-40 kg buğday ekip bir ilaçlama marifeti ile kardeş sayısını azaltarak yüksek verim aldıklarını duymuştum.
           Bu yıl ben de 20 dekarlık bir deneme kurdum . Progen'in  Midas erkencisi olarak  sanırım önümüzdeki yıl piyasaya çıkaracağı Topkapı adlı bir çeşit ile  Glosa ve Massachio yu yan yana ektik .Bu tarlaya bitişik tarlalarımda Massachio ve Glosa geniş alanlarda nizami olarak ekildi. Ancak bu tarlada Massachio (43.4 gr)  ve Glosa(39/3) m2 1000 tane gelecek şekilde ektik . (Topkapı deneme için gönderildiğinden dolayı nizami ekildi) Taban gübresi aynı oranda arttırdık. Dekara yaklaşık 13.8 kg saf fosfor gelecek şekilde gübreleme yaptık. Üst gübrelemede ve yine ilaçlamalarda da aynı mantıkla hareket edeceğiz. Tabi ki maliyetlerde verimle kıyaslanacak Elbetteki bu tür denemeler tek yılda kati sonuç vermezler ancak yıllardır düşündüğüm bir husustu ve en azından bu yıl sonuçlarını göreceğiz

Kasım 24, 2016, 02:56:28
1
Ynt: 2016-2017 Alaşehir Kemaliye Buğday sezonu.. Bereketli olsun, işçilik gerçekten süper olmuş 👍
Kasım 24, 2016, 22:17:14
1
Ynt: Volkan 10 tonluk römork Bunlarda yazdan kalmalar

SM-G900FQ cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi


Kasım 25, 2016, 07:31:38
1
BALYA SEZONU JohnDeere 6130M & Kuhn vb2160 vb2160 (rulo balya yapımı) Selam toprakbilgi
Bu videoda tarlalarımızı rulo balya yapan john deere 6130m ve kuhn vb 2160 ın videosunu düzenledim :)
çekimler temmuzun ortasına aittir

video:1080p 60fps

Fotoğraflar
1-) https://www.flickr.com/photos/144379063@N08/31152721632/in/dateposted/
2-) https://www.flickr.com/photos/144379063@N08/31152793912/in/dateposted/

Umarım video Hoşunuza gitmiştir  :)

İyi seyirler...


Kasım 28, 2016, 17:48:08
1
Ticari Değeri Olmayan Üzümlerimizin Genleri Kaybolmasın Değerli forum dostlarım;
Bazı şeyler vardır, değeri kaybolunca anlaşılır ama iş işten geçmiştir. Bize de geç kaldınız desinler ama geçmiş olsun demesinler. Bildiğiniz gibi Anadolu çok eski ve zengin bir coğrafya. Bir sürü bitki ve hayvan türünün kökeni de bu topraklardadır ama hızla değişen bu dünyada bazı türler yok oluyor. Bu yerel türlerimiz yok olmasın. Çünkü bunlar bir çok yeni tür elde etmemizi sağlayacak gen kaynakları. Kaynaklara göre Üzüm,  yeryüzünde kültürü yapılan en eski meyve türüdür.  M.Ö 5000 yılına kadar dayanır. Anavatanı Anadolu'yu da içine alan Küçük Asya, Kafkasya'yı da kapsayan bölgedir. Diğer meyvelerle kıyaslandığında en fazla çeşide sahip olan türlerden biri olan üzümün 15.000'nin üzerinde çeşidi bulunduğu tahmin edilmektedir. Turfan Tarım şehirlerinde hala bağcılık vardır. Anavatanı Anadolu olan çeşitler 1200'ün üzerindedir. 1970li yıllardan beri çalışılan, belki ilk çalışmaları daha da eskiye dayanan bu çalışmayı yürüten bilim adamlarımızı ve emeği geçen tüm çalışanları şükranla yad ediyorum.Bu çeşitlerden oluşturulmuş Milli Koleksiyon Bağı Tekirdağ Bağcılık Araştırma Enstitüsünde bulunmaktadır. Fakat bu çalışmada bile tüm gen kaynaklarının derlenebilmesi zordur.Ben bağcılıkla uğraşıyorum ve kendi çapımda bu işin dertlisiyim. Bu kaybolan türleri bir iki kök kendi yeni kurduğum bağa aşılayacağım. Bazı üzümlerimizi göremesek de en azından adını duyarız.
Sizin de bölgenizde yetişen ekseriyetle ticari değeri olmayan bu üzümleri burada paylaşmanızı istirham ediyorum.
Köyümüzde yetiştirilen türler:
Beyaz Türler:
1.   Razaki : en çok bundan var. 20 sinonimi olduğunu söylüyorlar. Onu uzmanlarına bırakıyorum. Ticari değeri var bu gibi üzümleri paylaşmaya gerek yok ben örnek olsun diye yazdım.
2.   Elbeyli (Müşküle):bu da yaygın. Marmaraya özgü bir üzüm Köylerin adından belli. Bunun da galiba birkaç sinonimi var. İznik ve Geyvelilerin yalı süper Yalı dedikleri sinonimdir diye düşünüyorum. onu da uzmanlarına bırakıyorum. Ticari değeri bunun da var.ama yerel adı var. Bunun gibi yerel adı olup literatür adı  Müşküledir bu üzümleri paylaşmaya gerek olmadığına örnek olsun diye yazdım.
3.   Beylerce : Salkımları büyük, verimli ince kabuklu, çekirdekli, küçük yuvarlak taneli. Bağların sökülmesinden dolayı kayboluyor. Bileciğe has bir çeşittir. Hala var.
4.   Sarı üzüm : Razakiye benzer. Taneleri sapından çabuk ayrıldığı için tercih edilmiyor. Bağların sökülmesinden dolayı kayboluyor. Hala var.
5.   Kartal Çavuş: Eski bağlarda çok az var. Bizim yok. Müşküle ve razakiye benziyor. Bağların sökülmesinden dolayı kayboluyor. Hala var.
6.   Demir üzümü: pek çok yok. Sert seyrek taneli bir üzüm. Bağların sökülmesinden dolayı kayboluyor. Belki yok oldu.
7.   Nedirbot: belki yabancı bir adı vardır. Pembe çavuş dediğimiz üzüme benzer, fakat beyazdır. Bizde eski bağlarda 1 , 2 kök vardı. Ama kesmişler. Kaybolmak üzere. Başkasında inşallah vardır. Bağların sökülmesinden dolayı kayboldu ya da kayboluyor.
8.   Ayı üzümü: beyaz yuvarlak çok iri taneli salkımları küçük, seyrek salkımlı. Ya yok oldu. Ya çok az. Bağların sökülmesinden dolayı kayboluyor.
9.   Hevenk: Yanlışlıkla efeng diyenler de vardır. Şimdi yok. Evlerde ipe asılıp uzun süre yaş olarak beklerdi. Kışın yenirdi. Yok.
10.   Hamburg: Çok geççi taneleri sık ve yuvarlak, tatlı değil.belki sadece bende var bizim köyde. Babadan kalma bağım 20 yıl önce tımar yapılmıyordu. Yeni söktüm. Ben baktım bu üzümü buldum hala yaşıyor. 1 kök var. Onu yaşatmaya çalışacağım. Belki yabancı bir adı daha vardır. 50 yaşın üstündeki köylülerim bilir.
11.   Dikçubuk: Ben hiç görmedim, annem bahsetti. Dedem yani babası iyi bir bağcıydı. Onun bağında bir iki kök varmış.Yok. Kaybolmuş. 50 yaşın üstündeki köylülerimin çoğu bile pek bilmiyor.
Pembe Türler:
     1. Pembe Çavuş: Kabuğu yumuşak, pembe, aromalı, tanelerin ucu sivri oval orta büyük bir tür. Ağacı kuvvetli yaprakları büyük ve bir tarafı tüylü, Galiba kendine kısır. Bazı yerlerde verim ve pembeleşme problemi var. Hediyelik olarak aşılanır. Ticari düşünülmez. Bizde var.
2. Norulgah: küçük taneli tane şekli Beylerceye benzer ama pembe. Ticari düşünülmez. 45 yaşın altındakiler görse de tanımaz. Kaybolmak üzere. Sordum birisi ben de var demişti.
Siyah türler:
1.   Yerli Kara : orta yuvarlak taneli salkımları orta büyüklükte genellikle silindirik şekilde. Tepe alma (biz uç kırkma deriz) sert yapılırsa salkımlar çok sıkışık olur. Diğer üzümlerden bir iki hafta erken olur. Verimli. Bundan var.
2.   Kokulu Kara: Galiba Hamburg Misketi veya onun bir melezi, karadan daha iri taneli ve aromalı. Tam kararmaz. Ticari düşünülmez. Yumuşak kabuklu, omca gövdesi gelişmiyor. Ben çok severek yerim. Salkım güvesine hassas.
3.   Kuş yüreği: salkımları normale yakın büyüklükte bazı yerlerde boncuklanma olur. Taneleri yürek şeklinde. İyice azaldı bizde yok.
4.   Değirmendere karası: Salkımları çok uzun ama seyrek oluyor. Tadı az sert bir üzüm. Taneleri biraz oval ve iri. Kara ama kızıllıklar oluşuyor. Bizde yok. Köyde var.
5.   Kızıl Kara: Taneleri oval gevrek bir üzüm. Kara ama kızıllıklar oluşuyor, yok olmak üzere.
6.   Bilecik İri Karası: Bu tescil edilmiş galiba. Yerli karaya göre daha iri ve seyrek taneli. Ticari düşünülmüyor.

Aralık 17, 2016, 16:00:19
1
Çiftçiye Yarar Mobil Uygulamalar PhotoGrid


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

Fotoğraf Düzenleme ve kolaj uygulaması

Şimdi bir çoğunuz "bir fotoğraf edit programın tarım İle ne ilgisi var" diye soruyordur.

Artık akıllı telefonlarla birlikte görsel kullanımı hayatımızın kaçınılmaz bir parçası oldu. Yapraktaki bir lezyon, ekipmandaki bir arıza,  ya da mahsülde bir hastalık varsa, ve hepsinden önemlisi bunu bir fotoğraf başka birine ileteceksek, fotoğraf üzerinde işaretleme ve yazı yazma ihtiyacı doğuyor.

İşte bu program foto üzerine bir yazı yazmanız ya da caps oluşturmanız gerektiğinde devreye giriyor.

Bir ustaya arıza, bir zi̇raat mühendisine hastalık, yanda en basitinden forumda bir görsel paylaşacaksanız, bu uygulama Photoshopla 20 dakikada bitireceğiniz görsel çalışmasını çok daha kolay şekilde 20 saniyede yapıyor.

İstediğiniz renkte, boyutta ve şeffaflıkta konuşma balonları ("çıkartmalar" içerisinde) ve yüzlerce kaliteli yazı fontu, hazır kolaj, poster ve afiş şablonları İle bildiğim en hızlı ve basit mobil program diyebilirim:

Yapılmış çalışmalara örnek:


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

 
Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

Açıkçası sadece tarımda değil, gündelik hayatta da oldukça işinize yarayacak bir uygulama. Ücretsiz sürümde bazı font ve çıkartmaları kullanmaya izin vermiyor ve biten fotoğrafın kıyısına "photogrid" damgası koyuyor.

iOS Linki: Photo Grid - Video & Kolaj Uygulaması
https://appsto.re/tr/mvLzG.i

Aralık 20, 2016, 22:43:28
1
Tesviye yaptigim yeri kabarttim Bayagi ugrastirdi fakat guzel oldu. 2 kat dama seklinde cektim. Tesviyenin biraz zamansiz olmasi disinda bir sorun yok.






Aralık 25, 2016, 21:34:14
1
Traktörmetre Eima Programında tanıtılan yeni modeller

Eima fuarında markalar yeni modellerini sergilemişler

@ydincbayram abi t4f de yenilenmiş

Aralık 29, 2016, 01:32:35
1
pH ve NPK İlişkisi pH ve NPK ilişkisi

Aşağıdaki tabloda da görüleceği üzere, pH derecesi 7 olan topraklarda gübrelerin yarayış oranları %100 dür. Ancak pH derecesi düşüp, toprak asitleştikçe gübrelerin etkinliği azalmakta verim ve kalite düşmektedir.


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

Ocak 01, 2017, 21:33:38
1
Ynt: Türkiye AB'den 90 Bin Ton Buğday Alıyor. Burada asıl sıkıntılı olan durum şu. Kendine yetebilecek, hatta başkasına da satabilecek miktarda fazla üretebilecek iklim ve topraklara sahip olduğu halde bir ülkenin, gıda gibi stratejik bir ürünü dışarıdan almak durumunda kalması.
 Mesela, yüksek bilgi ve teknoloji gerektiren bir üründür, makinedir, vb. üretemiyorsundur, almak zorundasındır, alırsın. Ya da iklim olarak yetişmeyen bir üründür, yahut toprakların yetmiyordur. Yahut da bu imkanlara sahipsindir, çok yüksek değerli ürünler üreten bir ülkesindir, kendin üretebileceğin halde dışarıya daha yüksek teknoloji satıp, gıda alıyorsundur. Ama  bunların hiçbiri değil.
Durum şu. Dışarıdan bir anda yiyip tüketeceğimiz, et, dana buğday alıyoruz. Otlaklarda her yıl binlerce ton ot kuruyup gidiyor, ya da 4 liralık mazotla buğday üretmeye çalışıyoruz. Bu mazotun neredeyse 3 lirası vergi. Sonra bu toplanan vergilerle dışarıdaki, ucuz buğdayı alıyoruz.

Ocak 11, 2017, 22:19:04
1