toprakbilgi.com

Beğenileri gör

Verilen/alınan beğenileri gör


Beğendiğiniz iletiler

Sayfa: [1] 2 3 4 5 6 ... 10
İleti bilgisi Beğeni sayısı
Ynt: Buğday Bitki Besin Noksanlıkları İkinci ve en önemli konumuz:

Buğdayda azot eksikliği:

Buğday, her 100 kilogram verim için 2.2 kg azot, 1 kilogram fosfor ve 2 kilograma yakın potasyum ister.

Bu cümleden da anlaşılacağı üzere, buğdayın en çok istediği, olmazsa olmazı olan besin "azottur".

Şimdi bu konuya ilginç bir bilgiyle giriş yapalım. Aşağıdaki 2 resim 1938 yılından 2015'e kadar ülke çapında ortalama verimlerimizi gösteren tmo'dan alıntı bir tablo:


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Bu tabloları niye verdik?

Eğer tabloları dikkatlice incelerseniz, buğday veriminizin 1970'lere kadar 100-120 kg/da civarında olduğunu, ama bu tarihten itibaren viagra almış gibi fırladığını ve günümüze kadar tam 3 katına çıktığını görebilirsiniz. İşin ilginç yanı ise bu artışın sadece bizde değil, tüm dünyada geçekleşmiş olması.

Peki bu tarihte ne oldu?

İnsanoğlu, azotun verim üzerindeki etkisini keşfetti. Bu kadar basit.

Özet olarak toprakta, bitkinin ihtiyacı kadar azot bulunmuyordu ve dışarıdan azot desteği yapmak tek kelime ile verimi uçuruyordu. Insanoğlu bunu keşfetti.

Tabi insanoğlu rahat durmadı.  Verime yaptığı etki yüzünden deli gibi azota yüklenmeye başladı. Sanki bitkinin tek ihtiyacı olan şey azotmuş gibi bilinçsiz azot kullanımı ayyuka çıktı. Hali ile Hastalıklar, toprağın tembelleşmesi/zayıflaması, çoraklaşma, organik madde kayıpları vs aldı başını gitti lakin bu faklı bir başlık konusu.

***

Dönelim konumuza. Bitkide azot eksikliği nasıl saptanır?

Cevap çok basit: "bakarak"

Bitkide eksikliği en bariz şekilde anlaşılan besin elementlerinden biri azottur. Çünkü bitki, protein üretiminde doğrudan azot kullanılır. Yani azot yoksa, gelişim de yok.

Bu durumu anlatan güzel bir animasyon var ama ios uygulamasına gömülü olduğundan paylaşma şansım yok. Ben de sıralı olarak resimlerini koyuyorum:

1-)



Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz



Buğday topraktaki azotu alıp çimlenme ve kardeşlenmede kullanır. (tabi toprakta azot varsa) Sürekli olarak bitki için ihtiyaç duyulan azotun 1/3'ünün ekimle ya da ekim öncesi verilmesi gerektiğini söylememizin nedeni de bu. Azot yoksa çıkış zayıf, kardeşlenme düşük.

Ayrıca bitki çok küçük olduğu için bu dönem verilen azot, yatma yada hastalık gibi sorunlara neden olmaz. Mis gibi  sıkıntı olursa sadece yabacı ottan meydana gelir (ki onun da çaresi var)

Not: taban gübrelerinin tamamında amonyum azotu kullanılır. Bu azotun topraktaki ömrü ortalama 1.5 ay civarı.

İşte sorun burada meydana gelir ki tam olarak şudur: Tabana verilen amonyum azotu, bitkinin en ihtiyacı olan kardeşlenme dönemini göremez. Bitki tarafından alınır, yıkanır ya da buharlaşır ama göremez. Üstüne ilk üst gübre de şubat ayına bırakıldığında, yandı gülüm keten helva. En hayati dönem olan kardeşlenme döneminde bitki aç geçirir ve kardeşlenme düşer. Özellikle de bu yılki gibi ılıman senelerde. Bu işin 2 çözümü var:

I-) ekim öncesi tabana 6-10 kg arası üre saçmak. (Taban gübresi niyetine değil, taban gübresinin azotunu artırmak için ek olarak) Çünkü üre azotunun dönüşümü geç olacağından toprakta kalma süresi 3 aya kadar çıkabiliyor.

II-) Aralık ortasında (toprağın durumuna göre) AS yada CAN ile ön tedbir almak. (Üç Anadolu için AS, Trakya için CAN)

Bu iki çözümden biri dahi düzgün bir kardeşlenme için faydalı olacaktır.

2-)



Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz



Bu ikinci resim çok önemli. Çünkü dikkatli bakıldığında, bitkinin sapa kalkar kalmaz Başak çıkardığı görülüyor. Bu başak yanlışlıkla çizilmiş bir ayrıntı değil, kasten konmuş bir uyarı. Çünkü bitki sapa kalktığı an, iç kısımda olan Başak taslağı hazırlanmış, diğer bir değiş ile vereceği verim büyük oranda bellirlenmiş oluyor.

DİKKAT!

Bayrak yaprak yada kın dönemi değil. Sapa kalkımla iş bitiyor. Özetle aklınızda yer etmiş klasik azot gübrelemelerini unutun. Bu tarihten sonra yapacağınız gübrelemeler belli oranda verim artışı sağlarken daha çok kaliteye yönelik uygulamalar oluyor. Buğday bakıyorsak elimizi çabuk tutmamız gerekli. Çünkü bayrak yaprağa gelmiş bir bitki, toprakta azotu hazır ister. Sizin azotu vermeniz, yağmurun yağması, gübrenin erimesi, amonifikasyon ve nitrifikasyonla yarayışlı forma dönüşmesi, köke ulaşması, bitkinin bunu alması..... uzun hikaye. Buğday size: "Bana bi azot lazım, o da bu gece lazım" diyor o an. Siz daha yeni gübre atıyorsunuz 

3-)



Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz



Geldik bayrak yaprak ve kın dönemine. Bu dönemde azot döngüsü en yüksek hıza ulaşmış. (Sizin çok önceden attığınız ve yarayışlı haldeki!) azot büyük bir hızla yapraklara taşınıyor. Tabi varsa. Bu dönem bitkinin en hızlı geliştiği dönem. Potasyum, kalsiyum ve magnezyum kullanımı da tavan halde (tabi onlar da zamanında atıldıysa ve varsa).

4-)



Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz



Şimdi geldik zurnanın zırt dediği yere: Çiçeklenme. Çiçeklenme dönemi, bitkinin toprakla işinin bittiği dönem diyebiliriz. Bu noktadan sonra bitki alacağını almış, vereceğini vermiştir. Bu dönemde topraktan besin alımı durur. Tövbe kapısı kapanır anlayacağınız. Kın dönemine kadar topraktan ne verdiyseniz o. Bundan sonra atılacak gübre büyük oranda ziyan olur. Bitkinin şu ana kadar aldığı tüm besinler yeşil aksama eşit olarak dağıtılmıştır. Yani bu noktada protein her yerde.

Not: Hayvancılık yapanlar için bir uyarı, buğdayı (ya da herhangi bir bitkiyi) ota biçecekseniz, bileceğiniz zaman tam olarak bu dönemdir. Çiçeklenme ortası. Çünkü saptan yaprağa, başaktan kılçığa bitkinin her yerinde protein eşit seviyelerdedir. Bu Zaman biçilen bitkiyi hayvan yemelere doyamaz. Bu arada "bizde gübre geç atılır" diyenlere bir bilgi, geçe kalan toprakta kalır. Bu kadar basit.

Peki bu noktadan sonra ne oluyor?

Bakalım:

5-)


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

Süt olum evresi. Hani az önce demiştik ya, çiçeklenmeye geldiğimizde bitkinin toprakla işi bitiyor diye. Peki başak daha dolmadı? O iş nası oluyo? Diye merak edenler için:

Bu noktadan sonra bitki, tüm vücudunda bulunan proteini başağa toplamaya başlıyor. Yani bu noktaya kadar var gücü ile sap ve yaprak kasan bitki, bu noktadan sonra azot olarak alıp proteine dönüştürdüğü, sonra da tüm vücuduna yaydığı proteini başağa topluyor. Bu döneme kadar bitki ne kadar büyürse, ne kadar gelişirse, ne kadar dal budak yaparsa, verim de o derece fazla oluyor Aynı zamanda başaktaki protein de o kadar artıyor.

İşte tam bu noktada bir hile yapma şansımız var: "yapraktan azot takviyesi"

Az önce söyledik. Bu aşamada topraktan yapılacak hiç bir işlem işe yaramaz. Ama yapraktan yapılacak (500gr/da üre gibi) bir azot gübrelemesi, yapraktaki protein oranını hızlıca artırıyor. Çünkü bitki yapraktaki proteini seve seve taşımak zorunda. Gider ayak takviye yapıyoruz bu şekilde. Sonuç: tanedeki proteinde "en az" yarım puanlık artış (ki bu tonda 45-50 liralık fiyat artışı demek)

Bu nedenle çiçeklenme biter bitmez yapraktan azot uygulamamız, kalite açısından hayati öneme sahip. Almanya ve İngiltere'de bu iş öyle bir hale gemiş ki, Çiçek sonrası yaprak uygulaması bizdeki üst gübreler gibi standart. Ondan sonra gelsin 14 protein, gitsin 14,5 protein. Elin oğlu zehir gibi

Ayrıca bu dönemdeki buğday, ununu eleyip eleğini asmış olduğundan herhangi bir yan etkisi / riski de yok. Azotu yedikten sonra tekrar yeşerip yatacak hali yok yani

6-)



Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz



Tane olum döneminde azot taşınmaya devam ediyor. Ta ki:

7-)



Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz



Bitki ölene kadar. Başak bu taşınım esnasında "başımın gözümün sadakası olsun" diyerek çok az bir miktar proteini yaprak kısmında bırakır. (Aslında onu da bırakmayacaktı da, ömrü el vermiyo  )

Bu sapta kalan çok az miktardaki proteinin tamamı (taşınması zor olan) yapraklarda kalır. Eğer bu yapraklar biçerdöverin batöründen tek parça kurtulursa, üstüne sapı haşbaysız bağlatırsanız, belki bir umut hayvanlarınızın önüne ulaşır ama bence çok da şeetmemek lazım)

***

Bu noktaya kadar muhabbetle karışık buğdayda azot döngüsünü gördük. Çaktırmadan araya kakaladığım bilgiler için kusura bakmayın.

Ağustos 16, 2016, 23:37:20
1
Türkiye'de Çoban Sorununun Çözümü Çevremde bu işe yeni girenlere bakıyorum. Sürü içerisinde, çobanın tek bir kuzusunu bile istemiyor. Varsa eğer, o çobanın bir hayvanı bile gözüne batıyor. Yediği yem dokunuyor.

Adam çalıştırmak da bir sanattır. Kolay da öğrenilmez.

Sizi sevmeyen, sizinle arkadaş gibi olmayan bir çoban, bilin ki siz arkanızı döndüğünüz an hıncını hayvanlardan çıkartır.

Arada ekstra izin verin, köyü uzak yada vasıta problemi varsa, izninin yarısını köye gitmek için harcayacaksa, arada kendi arabanızla köyüne bırakın. Köy meydanında hususi araçla köye kadar getirilmesi onu ne kadar onore edecek, ne kadar mutlu edecektir bilemezsiniz. Zaten çoban olduğu için toplumda bir aşağılama, bir hor görme mevcut. Yaraya bir de siz tuz basmayın.

Ne bileyim, arada bir çikolata, baklava, kaliteli bir paket sigara gibi her zaman ulaşamadığı şeyler götürün. Biz sezonluk (yıllık) tuttuğumuz adamlara, çorabından donuna kadar 1 takım iş, bir takım da izinde giyebileceği gibi kıyafet alırız. Bunun dışında da sürekli çorap, don vs kıyafetler getirilir.

Arada bir düğüne götürün mesela, yada ilçede kasabada güzel bir yemek söyleyin.

Bunlar sizin için çok büyük şeyler değil ama onlar için çok büyük şeyler. Maddi olarak 10-20 liralık fedakarlıklarınız yeri geldiğinde kat be kat size döner.

Kuzusu altında güzel bir koyun 1000 liradır. Çoban, zamanında müdehale edip 3 tane bu tarz koyunu zarar olmaktan kurtarsa koca bir sene boyunca, zaten yıllık maaşının %20 ' sini amorti etmiş olur. %1, %3 nedir, ne kadar eder bunları kavramak zor. Çoban için daha zor.

Biz bu işi çekirdekten yapıyoruz. Hiç çalıştırmadıysak 100 ' ün üzerinde çoban çalıştırmışızdır şimdiye kadar. Bizimkiler, bırakın çobanın hayvanına laf etmeyi, eğer hayvanı yoksa bile her gelen çobana muhakkak bir 1-2 hayvan verirdi. Bunu neden yaptığını soranlara dedemin çok güzel bir cevabı vardı:

'Bir hayvan, bir sürüye baktırır'

Aynı geleneği ben de devam ettiriyorum. Yıllık olarak tuttuğum her adama en az 1 koyun verdim. O andan itibaren çoban da sürünün bir kısmına sahip oluyor ve çok tehlikeli olan 'boşvermişlik' psikolojisinden sıyrılıyor.

Verdiğim o 1 hayvan, çobanın sürüyü benimsemesi, daha iyi otlatması, kurda-kuşa karşı tüm sürünün kollanması, bakımlarının ihmal edilmemesi gibi parayla yaptıramayacağınız faydalar sağlıyor.


Siz yukarıda anlattıklarım gibi iyi niyetli oldukça, çoban bulmanız da emin olun kolaylaşır. Çünkü çevrede çobanlık yapan kişilerin kendi aralarında çok sağlam bir istihbarat ve haberleşme var. Sizin hayvanınız varsa, siz daha adam aramaya başlamadan, sizin hakkınızda kendi aralarında haberleşmeye başlıyorlar. Buna bizzat tanık oldum. Eğer bir kez, sizin halkınızda ön yargı oluşursa, bir daha adam falan bulamazsınız

Çünkü her şey para değil. Zaten inanılmaz zor bir meslek olan çobanlık, bir de stresli bir ortamda yapılıyorsa çekilecek dert değil. O yüzden bir çok çoban, gideceği yerdeki paradan çok ortama bakar.

Eğer çalışan adama o ortamı sağlamazsanız, adam bulamazsınız. O zaman da 2500-3000 lira gibi rakamlarla, o da zaten bu işi sırf para için yapıyor olan çobanlara kalırsınız.

Dünyadaki en pahalı şey huzurdur.

Kısacası biz böyle gördük, böyle de uyguluyoruz. Şu an çevre işletmelerde çok ciddi çoban sıkıntısı yaşayanlar var. Adam bulamıyorlar. Bulamadıkları için hayvanları satacak, işi bırakacak olanlar var.

Ama nasıl iş ki bana hemen her hafta, 'çoban lazımsa geleyim' diyerek kendi gelen çobanlar var.

Şu an çalışan iki çobanımdan biri, bölgede nam salmış en iyi çoban.

Tüm merayı avucunun içi gibi biliyor.
Elleri küçük olduğu için bir veterinerden daha iyi doğum yaptırıyor.
Mayıs ' ta sırtına bir battaniye alıp ahırdan çıkıyor, kasıma kadar açıkta kalıyor.
Koç ' a gelen, doğum yapan, rahatsızlık geçiren tüm hayvanları küpe numaraları ve tarihleri ile düzenli kaybedip cep telefonuma SMS atıyor.
Yemek seçmiyor, mükemmel yemek yapıyor, bir kadın kadar ev işlerinde titiz.
200 kuzu içerisinden istediğim kuzuyu tutayım, anasını sürü içinden gösteriyor. 3 kez iddiaya girdik, 3 ' ünü de kazandı.
30 yıldır aralıksız sadece koyun çobanlığı yapıyor.
Sürüde, merada, hava şartlarında anormal bir durum olduğunda anında fotoğrafını çekip E-mail atıyor.
Günde ortalama 3 kez tüm sürüyü sayıyor.
Geçen yıl doğurama, zehirlenme, sakatlanma gibi kazalara uğramış en az 5-6 tane hayvanı kurtardı.
Bir kuzuyu 10 dk içinde kesip, yüzüp, parçalıyor.
Paraya ihtiyacı varsa 3 ay önceden haber veriyor.
Benim elim ne zaman müsaitse maaşını o gün alıyor. Yani 5000 lira kapora da verdim, 5000 lira alacaklı da oldu. Hiç sıkıntı olmadı. (Bir tek 5000 kapora aldığı zaman başıma birşey gelir de ölürsem bu parayı nasıl öderim diye evham yapmıştı  )
2 yıl boyunca hiç kavga etmedik. Yaptığı işi beğenmediğim için 1 kez kızdım. Onda da yanlış anlamışım. Boş yere kızmıştım. Benden 15 yaş büyük. 2 kat çevik

Bu adama gözümün önünde 2300 lira aylık teklif edildi. Kibarca geri çevirdi, gitmedi.

Bu adam şu an bende 1500 ' e duruyor.

O ufacık şeylerin sonucu..

Ağustos 27, 2016, 12:00:03
1
Derin Sürüm Örnekleri Bu örnekte kullanılan traktör de, tarla da, ekipman da tam seyirlik. Üstüne tarla yakın zamanda da sürükken yapılmış uygulama:


Not: Arkadaki pulluğun tek işlevi, ilk pulluğun açtığı çiziyi toprakla doldurup ikinci geçmişte traktörün devrilmesini engellemek. Yoksa hiç şansı yok, ilk çizide traktör devrilir.

Yani videoda görünen derinlik, aslında toprakla doldurulmuş çizinin derinliği. Gerçek çizi çok daha derin.


Eylül 03, 2016, 01:10:38
1
Ynt: Yol Tuzlama Sorununa Gübre Serpme Çözümü

liseliler okulların tatilene bağlamış olabilirler bunu Gürsel ama senden daha profesyonel bi açıklama beklerdim.  :D :D

Bence hassas dozajlama yapıyor yerdeki buzlanma miktarına göre bir avuç veya bir kürek seklinde bir dozajlama kamyonun altında tabikide sensörler var ve bunlar bluetooth ile o işçinin kolundaki saate aktarılıyor. atılması gereken miktara göre titreşim yapıyor ve oda o titreşimin süresine göre bir avuç veya iki avuç atıyor.

olmaz mı ha olamaz mı  ;D ;D ;D ;D

Ocak 09, 2017, 19:49:03
1
Ynt: Yaklaşık 200 Küçükbaş Hayvan Telef Oldu. Bu tür üreticiler, "yanlış yapıyorsunuz, ahırları havadar yapın diyenlere, bi tane hayvan beslemeyen sizler, her şeyi siz bilirsiniz, biz hiç bilmeyiz diye istihzai tavır takınanlardandır."  Yazık ki böyle çok üreticimiz var daha.
Demek ki bi tane hayvan beslemeyen hocalar biliyorlarmış doğrusunu.

Ocak 10, 2017, 20:00:05
1
Ynt: Üreticiler Ürettiklerini Ürünü Nasıl Piyasaya Sürebilir? Bizim çiftçimizde birlik duygusu, olgusu yok.
Örneğin her yıl köylüme diyorum ki ağalar gelin birlik olalım temsilci seçelim slaj ekmek için çiftliklere fiyat teklifi verelim. Tamam derler akşama kalmaz her çiftliği arayıp fiyat isterler. Ne verdin iyi verdin deyip 110 120 liraya biri anlaşır 20 dekar eker. O 120 lira da piyasa fiyatı olur. Adam 20 dekarda 10 lira fark alsa ne olur almasa ne 1000 lira tutar. Ama ben 500 dekarda 10 lira alsam 30 bin fark eder.

Sonuçta yılmaz abinin dediği yere çıkıyoruz. Ama bu kafa yapısı ile zor.
Çiftçinin amacına hizmet etsin diye kurulan tüm kurum ve kuruluşlar çiftçinin ayağına vurulmuş pranga.

Mart 19, 2017, 22:28:19
1
Ynt: Bugunun bize surprizi
Kolay gelsin abi 4*4 olmazsa olmaz oldu artık... 4*2 traktörleri çok garipsemeye basladım :)
Uzerinde kuru hendege devrildigim icin 398 tedirgin ederdi beni, ama yine de ornegin aysan, kazayagi cekmek icin keyfi bir baska, kabinli 4 ceker traktorde konserve balik gibi hissediyorum kendimi...

Şubat 25, 2018, 02:54:59
1
Ynt: İlaçlama Makinesi Regülatörü Hk. Ya bel fitigi ya regulator secenegi arasinda bende regulatoru secerim :D :D
Mart 04, 2018, 09:31:31
1
Tarımda Üretimi Artırmanın Yolları Tarımda Üretimi Artırmanın Yolları

1. Ekim alanlarını genişletmek
2. Uygun toprak işlemesi yapmak
3. Yeterli çiftlik ve kimyevi gübre kullanmak
4. Islah edilmiş bitki çeşitleri kullanmak
5. Sulama sistemlerini geliştirmek
6. Tarım sistemlerini düzeltmek
7. Uygun hasat ekipmanı kullanmak
8. Modern bitki koruma yöntemlerini uygulama

Mart 27, 2018, 09:21:47
1
Ynt: Tarımda Üretimi Artırmanın Yolları En önemlisi çiftçinin işini sevmesi. Sonra gerisini yapar zaten.
Mart 27, 2018, 10:18:24
1
Ynt: Süt Otu Ekimi (Ryegrass - Trinova - Caramba - Reygras) Ek olarak elimde daha da arazi olsa hepsini yaparım. Çok sahane birşey be


Tapatalk kullanarak iPhone aracılığıyla gönderildi

Nisan 19, 2018, 16:33:10
1
Ynt: Geceye Bir Şarkı Bırak
Nisan 25, 2018, 21:51:56
1
Ynt: Diskli Mibzerle Tava Ekim (acil yardım) Biz genelde eskilerden kalma halkaları çok kalın ağır bir zincir var onu takıyoruz %100 kapatmasada tohumun çimlenip çıkmasını sağlayacak kadar toprak topluyor teker izlerine genelde çıkış yapıldıktan sonra teker izleri ile diğer ekin arasında hiç fark olmuyor

SM-A510F cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi


Ekim 24, 2018, 12:25:51
1
Ynt: Mibzerin Gübre Bölümü Donmuş!
Acaba wd40 iş görürmü ?

Kendilerini yemeğe koymayı düşündüğüm zamanlar oldu çok işe yarıyor

Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz :D



Tapatalk kullanarak iPhone aracılığıyla gönderildi

Ekim 28, 2018, 09:30:49
1
Ynt: tarım ürünlerinde verimlilik ve alternatifleri    Her alandaki verimlilik  neredeyse olmazsa olmazım. Kaynaklarımızın kıt olduğu bir dünyada, dahası yaşanacak başka bir dünya bulma ihtimalimizin neredeyse şu anda yok olduğu bir ortamda, kaynakların sorumsuzca harcanması aslında fark etmediğimiz çok önemli sorunlara yol açmaktadır. Lafa gelince çoğumuz "çocuklar için" der geçeriz çalışmalarımız falan. ama verimli bir iş yapmaya gelince onların yaşayacakları dünyadan çaldığımızı fark etmeyiz bile. Daha kötüsü kıt kaynakların belli bir nüfus artışından sonra ciddi bir savaş sebebi olacağını hiç hesaba katlıyoruz. Bazı futuristlerin gelecek için öngörülerinde su savaşlarını söylemeleri çok da boş tahminler değildir.

Su varsa hayat var.

Tamamda suyu ve toprağı verimli kullanmak bizim elimizde olan işlerdir. maalesef hükümetlerin bu konuları yeterince anladıklarını düşünmüyorum. Daha kötüsü artık bile bile yanlışlık yaptıklarını düşünmeye başladım. Durmuş saat bile günde 2 defa doğru zamanı gösterirken tarım, sanayi, eğitim sağlık vb. neredeyse bilinçli olarak kötüye götürülüyor.

İki alternatifimiz var. Ya bunları biz seçtik diyeceğiz oturup bizleri koydukları sehpada gülerek asılacağız. Ya da bu vatan bizim deyip elimizden gelenin en iyisi yapmaya çalışacağız. Vatan derken sadece toprağı kast ettiğimi düşünmeyin. Ceddimizin mezarları olduğu kadar henüz doğmamız nesillerimiz ve onların sağlıklı şekilde beslenmesi, VAR OLABİLMESİ de vatan kavramının içindedir.

Olaylara temel bakış açımı anlaşılabilecek en basit şekliyle açıkladığımda sanırım beni daha iyi anlayacaksınız. Örneğim bardağın yarısının dolu olmasıyla ilgili. Bardağın yarısını boş ve dolu olması kişinin bakış açısı dolayısı ile karakteri, dünyaya bakışını gösterir. Örneği bırakın yarı dolu olmayı bir parmak bile olsa bardakta suyun olmasına göre vereceğim. Bardağın sadece bir parmak kadarının dolu olması o suyun varlığının delilidir. Var olan bir şeyler üzerine çok şey konuşulur, yazılır. Yok olan zaten yoktur ne konuşacak ne yazacaksın?

   Her şeyden önce siz varsınız. Belki farkında değilsiniz. Aynalar bu konuda cahildir; söyleyemezler sizlere... Ama emin olun ki siz varsanız umut vardır. Doğmamış çocuklarımız için umut vardır. Kıraç toprakların bir gün yeşilleneceğine ve cennete olan özlemimizi gideceğine umut vardır.

   Şartları kötülüğünü konuşmakla, umutsuz olmakla bir şey kazanamayız. Umut etmek, sadece bizler için değil, toprak içinde vazgeçilmezdir. Sizin umudunuz çabanız toprağa geçer. Biz o umutlarla besleniriz... farkında olmasanız da..

O halde.!.

Ne yapalım nasıl devam edelim? (tabi dışardan davulun sesi derseniz haklısınız..)

Yazılardan anladığım kadarıyla verimlik kaybının en önemli sebeplerini (aslında bu konu ayrı bir başlık altında çözüm arayışlarıyla birlikte ele alınmalı.) toprak kalitesi, gübreleme, uygun tohum kalitesi, sulama, işleme ve satış vb.

Yazımda özellikle şu anda toprağın işlenmesi üzerine duracağım.

Önce merak edenler için işimi yazayım.
Ben tasarımcıyım. İşim hayal etmek. Hayal ederek nasıl bir dünya, nasıl daha iyi bir yaşam kurulabilir onu araştırıyorum.

konumuza dönelim..

Toprakların işlenmesinde teknolojinin akılcı bir şekilde kullanıldığını düşünmüyorum. Ceddimizden ne gördüysek aynı şekilde devam ediyoruz. Ama teknolojinin ne kadar geliştiği neler yapabileceğini hayal edemiyoruz. Sanıyoruz ki teknoloji cep telefonu veya oyun bilgisayarı.

Çok daha fazlası emin olun.

Merak edecek olan varsa en basitinden ardunio diyerek youtube'de araştırma yapsınlar. Veya ardunio projeler diye araştırma yapsınlar web de... Şimşekler çakmıyorsa kafanızda "he he" deyip geçebilirsiniz.

Teknoloji ile çok fazla yatırım yapmadan traktörünüzle yapabileceğiniz işlerin çok büyük bir kısmını daha tarlaya gitmeden yapabilirsiniz. Bütün projelerin temelinde enerji yatar. İster tarım, ister sanayi, isterse uzay yolculukları. Enerjiyi çözdüğünde sorunların en önemli kalemini çözmüş olursun.

Peki biz nasıl çözelim bunu.

Kimsenin mühendis olmasına veya icadcı (başınız icad çıkarmaya gelmedim) olmasına gerek yok. Sadece bir kaçınız araştırmacı olsun yeter.

Konuyu elektriğe getireceğim. İnşallah bir sonraki yazımda kapsamlı bir dosya ile devam edeceğim. Sizde bu arada katkıda bulunursanız iyi olur.

Allah'a emanet olunuz.

Ekim 29, 2018, 15:32:38
1
Ynt: Mısır Sapı Probleminin Üstesinden Geldim.
Acaba zamanla kimyasal ilaçlara,Mısır gibi bitkilere maruz kalan  topraklarımı derin sürüyorlar ki ? Genelde Yabancılar yapıyor 190 cm 80-90 cm sürümleri

Bizim yerler kumsal 14 no pulluğu salınca aşağıdaki kum geliyo :D

Toprak zehirlenmemişse işleme derinliğinin altındaki toprağı yukarıya çıkarmak,yukardakini aşağıya göndermek gereksizdir çünkü aşağıdaki verimsizdir.''Toprak'' olabilmesi için  çok uzun yılların geçmesi gerekir.

Ekim 31, 2018, 21:04:17
1
Kanola’da Yabancı Ot ve Zararlı Mücadelesi ile Kullanılabilecek İlaçlar
Bandırma bölgesinde kanola saplarının büyük balya olarak bağlandığını gördüm, sorduğumda hayvanlara verildiğini ve süt verimini arttırdığını söylediler. Gerçektende böyle bir etkisi varmıdır. Faydası zararı nedir?

Kanola sapını hayvan yemiyor. Denedim. Sap çok kalın ve çok sert. Üstüne tadı da acı olmalı ki kurusunu geçtim, yaşına bile bakmıyor hayvanlar. Öyle saman gibi doğrudan kullanabilme şansınız yok yani.

Ha ama karma makineleri dersen tamam. Artık çok yaygınlaştı ki bu makinelerin içerisine pırnal çalısından süpürge atsan dahi parçalayıp yumuşatabiliyor. Bu sayede (diğer yem maddelerinin hatrına) hayvan tarafından tüketilebilecek hale geliyor. Özetle tek yol devrim. Pardon tek yol yem karma.

***

Süt verimini artırır mı?

Şöyle bir örnek vereyim, artırır mı, artırmaz mı sen karar ver.

Sapın para ettiği, balyanın pahalı olduğu senelerde, malum yokluktan Evreşe Ovası’nda ne kadar çeltik varsa sapları bağlanır. Bu saplar tıra yüklenip dosdoğru Ege’deki çiftliklere yollanır.

Neden çeltik sapı?

Bedava çünkü. Çeltikçi, sap tarladan kalksın diye bakıyor.

Hammadde maliyeti olmadığı için de buğday samanına kıyasla daha ucuza üretilebiliyor. Balya makinesini mahvediyor ana o ayrı konu.

Bağlayanlara sorduğunuzda “arkadaşım çeltik sapını hayvan yer mi hiç?” diye,

Standart şu cevabı alırsınız: “Süt verimini artırıyormuş”

Ama ne zaman buğday para etmez. Ecele derman tek 1 tane bile çeltik sapı bağlanmaz. Rutindir bu. 3-5 senede bir her saman krizinde yaşanır.

Ben yine iyi düşünüyorum. Demekki çeltik sapı her sene süt yapmıyor. Bilinmeyen bir nedenden belirli senelerde süt yapıyor sadece ve bu senelerin, samanın pahalı olduğu seneler olması tamamen tesadüf.

Kasım 04, 2018, 09:34:58
1
Arpa Ekimini Bitirdik Şükür Bölgemizde geçen hafta yağan yağmurdan sonra geceyi gündüze katarak, salı günü ikilemelere başladık, cuma günüde ekime başladık. Bugün akşama doğru 300 dekar ekimi bitirdik ve şimdide üzerine hafif bir yağmur yağıyor.

Ekim için dekara/20-22 kg. Akhisar98 ve Sancak arpa çeşitlerini; 16-18 kg. 20.20süper gübre ile ektik.

Ekimde John deere 5065 ve arkasında 22'li çekilir tip hubabat mibzeri yer aldı. Yalnız ikinci bir traktörün eksikliğini bariz bir şekilde hisettim.

Tarım emekçilerine bereketli bir yıl dilerim...



Kasım 05, 2018, 00:43:15
1
Hayaller Gerçekler.. Küçük çocukların genelde maruz kaldığı iki soru var.
Birisi evde fitne çıkmasına zemin hazırlayan " Anneni mi çok seviyorsun babanı mi?" sorusu diğeri " Büyüyünce ne olacaksın?"

İlk soruya maruz kaldığımı pek hatırlamıyorum ama ikinci sorunun sonu gelmeden cevabı verirdim.
Ambulans şoförü...

Hayalimin gerçekleşmediği malum...

Aslında buna bünyem müsade etmezmiş. Öyle kan, yara-bere bir yere kadar tahammül ederim. Sonra bende görüntü gidiyor... :)

Yakınım 112 de hemşire yada teknik adı herneyse... Benim bu durumumu duyduğunda boş bir vakitte kullandıralım dedi. Bende mercedes yada vw olsun birde siren açacağım demiştim. Eşi aynı yede trafik polisi olunca süprizle karşılaşma ihtimalimizde düşüyordu. Sonra doğru olmayacağını düşündüm ve vazgeçtim.

Kısa zaman sonra 112 çağrı merkezi önünde kara saplanmış Bir ambulans gördüm. Şoförün yanına gittim. İttik ama çıkmadı. Zaten öyle gönülden yardım değildi bu. Çıkamasın ki " dur birde ben deneyeyim " düşüncesindeydim...

Büyük an gelmişti...

Direksiyona geçtim. Etrafıma hayranlıkla baktım.

Bir iki ara gaz ve bir müddet uğraşı sonrası bende çıkaramadım...

Ama hayalim gerçekleşti saydım kendimi...


Ambulans sirenini ilk duyan ben olurum çevremde. Algıda seçicilik işte...

Ve hala geçip gidene kadar ardından bakarım...


Kasım 13, 2018, 10:42:30
1
Ynt: Hayaller Gerçekler.. Bu ülkede çifçitlikten daha zor daha stresli bir iş varsa oda ambulans şöförlüğüdür heralde
Allah korumuş diyebiliriz.
Şöyle bir.insan tipi var ambulansa yol vereceğime önünden hızlı hızlı gideyim
Baktım hala yol istiyor arkasına takılıp hızlı hızlı gideyim.
Hatta bu insanlar öyle rahatsız edici bir hal alıyor ki
Ambulansa yol verse dahi artçısına ( yakını ambulansta olan takip eden araca ) yol vermiyor. Ondan önce ambulansı takip edecek.
Hayatımda 2 3 defa ambulansı takip etmek zorunda kaldım. İçerisinde rahmetli babam vardı. Ambulans şoförlüğü hiç kolay bir iş değil bizde çünkü insanımız bilinçli değil malesef.

Kasım 13, 2018, 11:31:07
1