toprakbilgi.com

Beğenileri gör

Verilen/alınan beğenileri gör


Beğendiğiniz iletiler

Sayfa: [1] 2 3 4 5 6
İleti bilgisi Beğeni sayısı
Ynt: Sertifikalı Tohumluklardaki Sertifika Rengi Hakkında Foruma hoşgeldiniz.

Elit : Beyaz zemin üzerine mor kuşak.

Orijinal : Beyaz.

Sertifikalı I : Mavi.

Sertifikalı II-III : Kırmızı.

Ham tohumluk : Gri

Not : Elit tohum sadece tohum üretimi yapan firnakarda bulunur. Çiftçilere orijinal dahil diğer tohumlar satılabilir.

Ekim 22, 2016, 23:06:47
1
Ynt: Hassia DU 100 SD (Masaccio Cinsi Buğday Ekimi) Evet. Şu anda %73 ü yüklendi.  8)
Ekim 24, 2016, 21:04:46
1
Ynt: Yeni Havza Bazlı Destekleme Modeli: Bir politika iflasının itirafı Çok güzel bir paylaşım olmuş Ali
Klavyene sağlık

Ekim 24, 2016, 22:16:23
1
Mikro granul gübreler Başımıza bela olan kapital sistemin çiftçinin cebindeki parayı almak İçin kullandığı yeni tuzaklarından biri daha.

Bu kadar net.

Adım adım gidelim:

Mikro granul gübrelerde

5 gr dap(18-46-0) gubresi
200 partikülden olusurken
5 gr mikro granul gübre(11-48-0) de 25.000 partikulden olusuyor.


Suda eriyen gübrelerde partikül boyutu çok büyük önem arz etmez. Islandıklarında kısa süre içerisinde ikisi de erir.

Partikül boyutu, kolay erimeyen (mesela saf kükürt gibi) besin elementleri için önemlidir. Eriyerek dağılma geç olacağından en küçük partikül boyutunda ve olabildiğince dağıtarak atmak gerekli.

Bu iddiaları referans alırsak kristalize map en makbul taban gübresi olur ve mimar granül gerek kalmaz.


Klasik taban gubrelerindeki fosforun ancak %30 u bitki tarafindan alinabildigini iddia eden gubre firmaları mikro granul gübrelerde bu oranin %97 olduğu soyleniyor.


Bu cümlede "ilk yıl" diye önemli bir ibare eksik. "İlk yıl, verilen fosforun %30'u alınır"

Kalan fosfor doğrudan fosfor pentaoksit ya da dönüştüğü çeşitli formlarda sonraki yıllar kullanılmak üzere toprakta bekler.

Tarlanızda ilk yıl fosforlu taban gübresi kullanmayın, hiç ama hiç bir değişim görmezsiniz.

3 yıl fosforlu taban gübresi kullanmayın, tarlayı elinize alırsınız.

***

Özetle vermiş olduğumuz fosfor tarlalarımız çöle döndürmemek için yapılan bir eylem. Bu işi düzenli yaptığımız İçin "hayati elementlerden olan" fosforu tamamen bitirmiyoruz. Taban gübresini kireçsiz arazilerde saçarak, kireçli arazilerde banda verme sebebimiz de bundan. Kireçli arazilerde az yarayışlı forma dönüşme daha kolay olduğundan gübreyi doğrudan köke veriyoruz.

Özetle 2.5 kg 11-48 mikro granül yerine banda verilmiş 3.5 kilo 18-46'yı yeğlerim.

Bu arada verilen mikrogranül gübrenin %97'sinin alınması gibi bir olay da yok. 11-48'de de fosfor pentaoksit, 18-46'da da fosfor pentaoksit. Biri şekerli, diğeri tuzlu değil. Aynı element.


Mikro granul gübrelerden
2,5 kg/da uygulandiginda
20 kg/da DAP a eşdeğer bir besleme yapmis oluyoruz.

Bunun fosfor hesabini yaptigimizda
DAP 20 kg/da 9.2 kg/da fosfor
Mikro granul 2.5 kg/da 1.2 kg/da fosfor oluyor

DAP in
%30 u bitki tarafindan alinirsa 2.76 kg
%15 i bitki tarafindan alinirsa 1.38 kg

Mikro granul gübrenin
%97 si bitki tarafindan alinirsa 1.16 kg

Burda kritik noktayi dap in kacta kaci yarayisli formda bitkiye iletilebildigi yüzdesi  degistiriyor.

Maliyet hesabi
20 kg DAP 26 TL
2.5 kg mikro granul 25 TL


En başta referanslar yanlış olunca bu kadar hesap hepsi çöpe gitti

Şimdi bir de şöyle bir hesap yapalım:

Dekara 800 kg buğday almak İçin:

18-21 kg azot
6-10 kg fosfor (ortalama 8 diyelim)
13 -15 kg potasyum gerekiyor.

Şimdiii,

20 kg 18-46 kullandık ve 9 kg fosforu verdik.

Bunu 3'te 1'i ilk yıl alınıyorsa, bitkinin ihtiyacı olan 8 kg'mı tamamalamak İçin gereken 5 kg saf fosfor nereden alınıyor?

Cevap: önceki seneler attıklarımızdan.

Bu yıl attığımız fosfordan kalanlar da (tabi eğer attı isek) sonraki seneler alınacak.

Mikro gübre attığınızda ilk yıl sıkıntı yaşanmaz. Hatta olumlu sonuç dahi alınır. Zaten başta da dediğim gibi, o yıl hiç fosfor vermeyin, en az 1 yıl farkı hissedemezsiniz.

Mikro gübre de bu mantık üzerine kurulmuş, "gelecekle oynayan" bir yöntem. Bu yüzden tehlikeli.

Dekara 2.5 kg veriyorsunuz. Allah aşkına, bu miktarın hepsi fosfor olsa ne olur?


Avantajı
- Depolama
- Düşük dozda uygulama
- Tohumla birlikte uygulama
- Hızlı ve kuvvetli kök gelişimi

Dezavantajı
- Uygulamak icin özel aplikator olmasi gerekli

Mikro granul gübreyi hububatta tecrube edip hakkında bilgi sahibi olan arkadaşlar paylasalim bilgilerimizi.

Avantalarına değinebilmek İçin olayın özüne inmek gerek.

Şimdi gübreli ve gübresiz iki tane ekim yaptığımızı düşünelim.

Gübresizde ekilen 100 tohumdan 98'i çimlenir.

Gübrelide ekilen 100 tohumdan 88'i çimlenir. Tohumun ortalama %5 ila 10 arasında bir kısmı azot toksisitesi yüzünden yanar.

Mikro-granül gübrenin çıkış amacı da budur. Az azot içermesi ve düşük miktarı ile tohumun yanmasını önlemek. Başka da hiç bir getirisi yok. (Tabi buna da getiri denirse) Çünkü kaş yaparken göz çıkartıyor. Üstelik azot toksisitesini kesebilecek daha ucuz ve kolay bir çok farklı yol varken.

Özet olarak mikro-granül gübreler yeni-bambaşka gübreler gibi lanse ediliyor. Ancak bu gübreler bildiğimiz taban gübreleridir. Klasik taban gübrelerinden çok çok üstün ve farklı olduklarını iddia etseler de aslında (adı üzerinde) "mikro-granül" yapıları ve kazık fiyatları dışından klasik gübrelerle aralarında avantaj denecek fark yoktur.

Yani normal bir taban gübresi ile aralarındaki temel fark, fiziki yapıları (formları)

Son olarak saha tecrübelerine gelirsek.

Zaten akla, mantığa uygun olmadığı İçin “tek başına” mikro granül gübre kullanma gibi bir girişimim olmadı.

Ancak işim dolayısı ile "uzun süre ve büyük miktarlarda" (3 yıl boyumca her yıl +3000 kg gibi) mikro-granül kullanmış kişilerle uzun sohbetler ettim.

2 yıl ve üzeri kullananların tamamı "istisnasız" küfürle anıyorlar.


Not-1: yukarıdaki görüşler "mikro-granül gübreler" içindir.

"Mikro-granül gübre" ile"Mikro gübre" ya da "mikro besin elementi" ya da "iz elementler" asla karıştırılmamalı. Çok farklı ve ayrı şeylerdir. "Mikro elementler" hayati öneme sahiptir.

Not-2: mikro-granül gübreler, normal taban gübreleri ile birlikte kullanıldıkları takdirde “erken dönem gelişim açısından” fayda sağlarlar. Ancak dekara kullanılan gübre maliyetlerini ciddi şekilde artırır.

Ekim 27, 2016, 02:38:33
1
Ynt: Başak 2060 D ile Hububat Ekim Hazırlığı 2016 Cok guzel masallah.
Ekim 27, 2016, 13:06:52
1
Ynt: Demir Dikeni ve Tatula İçin Herbisit Önerisi Tritosulfuron+Dicamba

Etken maddeli ilaclar misirda

Imazamox

Etken maddeli ilaclar fasulyede
bahsettiginiz yabanci otlara karsi etkilidir.

Ekim 27, 2016, 21:41:16
1
Ynt: Demir Dikeni ve Tatula İçin Herbisit Önerisi
Çok teşekkür ederim cevabınız için.

Mısır için Agrobest firmasının RUTRAT adlı herbisiti mısır için,

BASF Intervix ise imazamox etkili Fasulye için. Yalnız diğer imazamox etkili ilaçlara da baktım. Demir dikeni bitkisi yazmıyor etiketlerinde.
Baytore 40 sl de yazıyor.

Muhtemelen intervix daha etkili olur.

Ekim 27, 2016, 22:05:20
1
Başak Yanıklığı - Fusarium Culmorum
Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

Kasım 05, 2016, 21:42:59
1
Buğday'da Ekim Zamanı ve Sıklığı Konu üzerine hepimizin bir takım fikir ve görüşleri vardır. Bunların içerisinde en yaygın olanı da "buğdayda ideal ekim sıklığı, m2'ye 500 adet tohumun düştüğü ekim sıklığıdır".

Peki gerçekten öyle mi?


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

Pehlivan cinsi buğday ile Trakya şartlarında yapılan bir araştırma gözüme ilişti. Araştırmada

15 Ekim
01 Kasım
15 Kasım ve
01 Aralık olmak üzere, 15 gün ara ile 4 farklı ekim tarihi ve


m2'ye 350 tohum (dekara yaklaşık 14 kg)
m2'ye 450 tohum (dekara yaklaşık 18 kg)
m2'ye 550 tohum (dekara yaklaşık 22 kg)
m2'ye 650 tohum (dekara yaklaşık 26 kg) ve
m2'ye 750 tohum (dekara yaklaşık 30 kg) gelecek şekilde 5 farkı ekim sıklığı denenmiş.


Sonuçlar nasıl olmuş? Birlikte değerlendirelim:

1-) İlk olarak bitki boyu:


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

Tabloya baktığımızda 2 nokta net.

I-) Ekim tarihi geç kaldıkça bitki boyu kısalıyor. (Bu sonuca göre ota biçmek için yapılacak ekimlerde geç kalmamakta fayda var)

II-) Ekim sıklığının bitki boyu üzerinde etkisi yok. Yani dekara 14 kg ile 30 kilogram tohum atmak arasında boy olarak 1 cm fark var/yok.


***

2-) Başakta tane sayısı


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

Sonuç-1: Ekim tarihi geciktikçe başaktaki tane azalıyor.
Sonuç-2: Tohum miktarı arttıkça başaktaki tane azalıyor.


***

3-) 1000 tane ağırlığı


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

Sonuç-1: Sıklık arttıkça 1000 tane ağırlığı azalıyor (buğday küçülüyor çünkü)
Sonuç-2: Ekim tarihi geciktikçe bin tane ağırlığı artıyor!..

Not: Yalnız burada "Sonuç-2" ile ilgili bir noktaya değinmek lazım. Bilindiği üzere yukarıdaki denemede buğdaylar 15 gün ara ile ekiliyor. Hali ile ilk ile son ekim arasında 45 günlük fark oluşuyor.

Ancak hasat yapılırken hepsi aynı anda hasat ediliyor. Hali ile ilk ekilen buğdaylar olgunlaşmışken son ekilenlerin hala yaş olma ihtimali var. Yani 1 aralıkta ekilenlerin hala yaş olma ihtimali var. Araştırmada bu değişken göz arşı edilmiş ve doğrudan "ekim tarihi geciktikçe 1000 tane ağırlığı artar" gibi bir sonuca ulaşılmış. Ancak hasat edilen buğdayların nem içerikleri ayrı ayrı ölçülmedikçe bu sonucun geçerliliği (bence) tartışılır.


***

Ve geldik en önemli yere:

4-) Tane Verimi:


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

İşte bu noktada üzerinde düşünülmesi gereken 2 önemli sonuç ortaya çıkıyor:

Sonuç-1: Buğdayınızı ne kadar erken ekerseniz, verim o kadar artıyor.

Bu noktada, "gelişim süresi arttıkça, ürün verimi artar" önermesinin doğruluğu tekrar kanıtlanmış oldu. Hatta araştırmanın bu kısmını okurken aklıma geçen yıl kırılan dünya verim rekoru geldi.

Tarla şartlarında ve bir çiftçi tarafından alınmış en yüksek buğday verimi olan 1650 kg/dekar'ı elde eden İngiliz çiftçi, gelişim süresi 11 ay olan bir buğday cinsi ekmişti.

15 Ağustosta ekimi yapmış, bir sonraki yıl temmuz 15'te biçmişti.

Nihayetinde bu araştırmadan çıkan sonuç da bu görüşü destekliyor. En yüksek verim (büyük fark ile) (15 ekim tarihinde, yani) ilk ekilen buğdaydan elde ediliyor.

Ancak bu noktada erken ekimin getireceği

- Yetersiz mevsim yağışları nedeni ile oluşacak alatav ve çimlenme sorunları
- Erken ilk bahar don hasarı
- Gelişimin önde olmasından kaynaklı artacak (pas ve kökboğazı gibi) mantarlı hastalıklar
- Artan süne zararı (merada ilk sizin buğdayınız olgunlaşacağımdan süneler ilk size saldırır)

olumsuzlukları unutmamak gerekli.


Sonuç-2: Dekara 18 kg ile 30 kg arasında verim açısından kayda değer bir farkın oluşmaması.

İşte bu kısımda da "minimumum yasası" ve "alınacak verimin bitki tarafından programlanması" sonuçlarına ulaşıyoruz.

Neden?

Çünkü buğday, yeryüzünde bulunduğu ortama en iyi uyum sağlayan birkaç canlıdan biri. Bu denemede de bu özelliğini gösteriyor ve:

- sıklığına
- topraktaki besin durumuna,
- su rejimine ve yeterliğine,
- sıcaklığa / soğuğa
- rekabete giren yabancı ot popülasyonuna,

Özetle çevrede bulunan tüm değişkenlere bakarak, kuraktan yanmadan, ya da israfa gitmeden, elindeki kaynaklarla kazasız belasız üretilebilecek maksimum sayıda evlat (nihayetinde her tane bitkinin soyunu devam ettirecek bir evladıdır) yetiştiriyor.

Ve eğer popülasyon sıklığı tolerans dahilinde ise sonuç değişmiyor.

Siz dekara 18 kilogram ya da yaklaşık iki katı 30 kg tohum atsanız da, buğday kendisini ortam şartlarına göre ayarlayacaktır.

Yeri gelecek kardeşlenmeyi artıracak / azaltacak, yeri gelecek başaktaki buğday sayısını artıracak/azaltacak ama bir şekilde dengeyi kuracaktır.

Not: kullanılan tohum miktarı değişse de değişmeyen şey  genel olarak "ortalama verim miktarı" diyebiliriz. Bunun dışında başta kalite ve dekardan elde edilecek gelir gibi bir çok şey  değişir. (Sonraki mesajda bahsedilecek)

Kasım 06, 2016, 22:28:11
1
Bogballe 3D

Kasım 07, 2016, 16:04:50
1
1 Kazayağı + 2 tane diskaro çeken traktör
Preet traktör



Kasım 07, 2016, 18:56:04
1
Ynt: 2016 üretim sezonu şeker pancarı alım fiyatları açıklandı
Ben pancardan pek anlamam ama pancar hasadı geçmedi mi çoğu yerde?
Ilgin'da Eylul ortasinda basladi halen devam ediyor, hatta fabrikada doluluk nedeni ile bir sure alimi durdurdular, su anda herkes gun kagidi pesinde diyebilirim.

Kasım 08, 2016, 20:19:18
1
Ynt: Güncel Kesif Yem Fiyatları Trakya birlik
Süt 18 = 43₺
Besi    =  41,5₺

Kasım 24, 2016, 21:50:32
1
Ynt: Dolarin artisi hayra alamet degil Ekşi'den "realsanto" isimli yazardan alıntı:

"bu ülkede 102 kişinin öldüğü gün oynanan milli maç öncesi hayatını kaybedenler ıslıklandı, hayatını kaybeden yakınlarını anmak isteyenler daha bugün ters kelepçe ile göz altına alındı.

biz gelmişiz hala ülkenin ekonomisini tartışıyoruz.

ekonomiyi anlatayım; büyük markalar ohal'den dolayı iflas erteleyemiyor, iflas da edemiyor, çırpındıkça batıyor. ülkede üretim yok, akp döneminde kurulmuş ve cirosu 100 milyon tl olan bir tane bile üretim tesisi yok. ihraç ettiğimiz ürünlerin büyük kısmı işlenip yabancı marka ismiyle tekrar ithal ediliyor. 14 yılda sadece betona teşvik vardı, o deniz de bitti. gerzek dış politikanın beslediği terör sayesinde turizm zaten tükenmiş halde, yerli yabancı bütün turistler yunanistan ve ispanya'ya kayıyor. ülkenin en hareketli piyasası kapalıçarşı'da her gün bir dükkan kapanıyor, kalanlar akşam siftahsız kepenk indiriyor. mesela biz de şirkette bu ay sonu 3 kişi çıkaracağız. son iki yıldır zarar yazıyoruz ama artık ufukta bir iyileşme ihtimali görmüyoruz, bu şartlarla sürdüremeyeceğiz.

bizim şirket demişken, kırk iki yıllık şirketiz. ve yirmi beş kişi çalışıp emek harcıyoruz. son 5 yılda ülkeye vergi+sgk+stopaj falan derken 2,5 milyon tl ödemişiz. ama "passat mı çekeyim yanlarına?" diyen bir utanmaz, bizim 5 yıllık emeğimizle, mesaimizle, alnımızın teriyle, gözümüzün nuruyla hiç acımadan kendine bir audi alabiliyor. delirmemek mümkün mü? ama bu, toplumda infial yaratmıyor, gülünüp geçiliyor. tek özelliği malum partiden olmak olan o adam o milyonluk arabaya binebiliyor. bırak onu, insanlar o arabaya imreniyor. bu nasıl bir ahlak?

ülke tarihinin en borçlu dönemindeyiz, bir gün olur mu bilmiyorum ama, akp'den sonra gelecek hükumet düyun-ı umumiye'nin borçlarını devralmış gibi olacak. borcu da 3 lirayı geçmiş dolar kuru ile ödemeye çalışacak. bu ülkede ekonomi ve eğitimin 14 yılda aldığı zararın 50 yıldan önce tamir edilip eski hale getirilebilmesinin imkanı yok.

yani öyle gazetelerin yazmasına siyasal bilmemneye falan gerek yok, herkes piyasaların çok kötü olduğunu biliyor. bunu dillendirmeyen kısım akıl almaz bir militan korumacılıkla "neyse, bir tek ben değilim" diye kendini teselli ediyor. schadenfreude gibi, başkasının üzüntüsüyle avunuyor. olay bu."

Kasım 25, 2016, 23:34:57
1
Ynt: Taşkent Yem Bezelyesi + Tritikale Tecrübem. 2015/2016 Bunu ekmeyi düşünüyorum. Tecrübelerinizden yararlanırım.
Aralık 15, 2016, 12:06:31
1
Ynt: Ekonomi %1,8 küçülürken Tarım %7,7 küçüldü
http://www.dunya.com/kose-yazisi/tarimda-rekor-kuculme/341801
Et ithal ediyoruz et, et! 8, 10 ay sonra yiyip bitirip tüketeceğimiz danaları. Hem de tarım ülkesi olarak. 325 milyon dolarlık. "Mera olmadan et ırkı olmaaaz" diyenlere duyrulur. Ortalama 3 ila 6 ay ot olan meralarınızda ne yaptınız? diye soruyorum ben de onlara.

325 milyon Dolar ne demek ya! Ülkeden 325 milyon dolar çıkacak demek! Sığır-davar ihraç eden ülkeden et ithal eden ülkeye! Emeği geçenler gün yüzü görmez umarım!

Aralık 22, 2016, 15:55:45
1
Ynt: Köylü Milletin Efendisidir. (midir?) Ben de geçen gün okumuştum, gerçekten çok güzel bir konu. Gerçekten de adamın dediği gibi "Yumurtayı, sütü, unu" gerekli malzemeleri üreten köylüyken, köylüye olan davranış maalesef çok kötü. Aşağılama cümlesi olarak kullanılıyor.

Haliyle köylü de artık şehir yaşantısına özeniyor, sözde değil özde efendi olmayı arzuluyor.

Ağaların ellerine bırakılmış köylüyü ezen ezene haliyle. Tarım bakanlığına getirilen şahıslar her zaman köylüyü sömüren kişilerden oluyor.

Liyakat esas alınmadığı sürece köylü daha çooook ezilir...

Aralık 27, 2016, 17:45:06
1
Ynt: Köylü Milletin Efendisidir. (midir?) Köylü bu milletin efendisi. Hemde ne efendi!
Eline vur ağzındaki lokmasını al hiç sesini çıkarmaz o denli efendidir köylü.

Aralık 27, 2016, 23:19:50
1
Ynt: "APHİPAR" Uygulaması...
Böcek olayı önemli, ilaca bağışıklık gelişir, ama böceğe karşı zararlı böcek kendini koruyamaz :) Teşekkürler Kubilay ;)
Abi bunların çok garip çalışma(yaşam) şekilleri var bir video vardı bulursam atayım
Kimisi içine yumurtlayıp zararlıdan gidiyor kimisi sivrisinek gibi içini emiyor
Bir garip dünya :)

Fikri bey kolay gelsin. Sizin uygulamalarınızı hayranlıkla izliyorum. Çok başarılı bir seracısınız. Bu biyolojik mücadele yöntemleri aynı zamanda insan sağlığı için daha faydalı ürünler üretmenizi sağlıyor diye düşünüyorum.

Teşekkür ederim Sayın Demir;

Haklısınız bu yöntemler kalıntısız yada çok daha az kalıntılı ürünler üretmemizi sağlıyor.

Aralık 27, 2016, 23:47:14
1
Ynt: Köylü Milletin Efendisidir. (midir?) Köylü milletin efendisidir ama bundan haberi yoktur. Toprak sahibidir, üreticidir ve ciddi bir oy potansiyeline sahiptir. Yani dediğini yaptırabilecek, istediğini başa çıkartacak, istediğini de ayaklar altına alabilecek güçtedir.

Fakat köylü kendisini küçümsedikçe, kabuğuna çekildikçe bu gücü kullanamayacak. Öncelikle köylüler kendisini aşağılamayı, küçümsemeyi bırakacak. Elalemin önünde eğilip bükülmeyecek. 2 okul okumuş, makam mevki sahibi olmuş diye elaleme aman efendim, paşam efendim demeyecek. Hakkı ne ise arayacak, bulacak ve söküp alacak. Kendisini geliştirecek, cahil olmayacak, cahil damgası vurmaya çalışana da karşılığını verecek.

Bu milleti köylü doyuruyor. Tüm memleketin yükü köylünün sırtında. Bunun kıymetini önce köylünün kendisi, sonra da millet anlayacak.

Saygı beklenmez, kazanılır.

Aralık 28, 2016, 16:53:08
1