toprakbilgi.com

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - sebazios

Sayfa: [1] 2 3 4 5 6 ... 57
1
Köy Kahvesi / Ynt: Gulelim
« : Haziran 27, 2020, 22:13:16 »
:)))

2
Dünyada Tarım / tarimsal bilgi kaynaklarina ulasim ve oneriler
« : Mayıs 08, 2020, 15:09:54 »
“Google Akademik”i unutmayın.

https://scholar.google.com/schhp?hl=tr&as_sdt=0,5

Aradığınız bir konu ya da kelimeyi yazıyorsunuz. arama motoruna indekslenmiş tüm araştırmalar listeleniyor. Her zamanki gibi İngilizce kaynak daha çok ancak Türkçe içerikler de (üniversitelerin gayreti ile) sürekli artışta.

Ancak yabacı dildekiler de çok dert değil. Herhangi bir dilde yazılmış PDF’i Türkçe’ye çevirmek için yine Google’ın çeviri sayfasındaki “dökümanlar” menüsünü kullanabilirsiniz. Oldukça tatmin edici sonuçlar alınabiliyor.

3
MERHABA
YAZDIĞIM YAZIDAKİ LİNKLERİ İNCELESEYDİNİZ EĞER HEPSİNİN BİRER TANE ÖRNEK OLDUĞUNU VE İÇLERİNDEN BİR TANESİNİN FİRMA OLDUĞUNU GORURDUNUZ.
tekrar veriyorum. Syngenta ile de çalışan bir firma kendisi.
https://www.rizobacter.com/en/microgranulated-fertilizers
Olabilir varmış demek yerine hala doğru olmayan yaklaşımla ısrar edip nereye varmaya çalışıyorsunuz anlamıyorum.  "yanlış-- sonuç-bir tane gösterin" şeklinde üslubunuz bizi bir yere götürmez. ben katkı sağlamaya çalışıyorum siz yanlış arama derdindesiniz. Ben elimden geldiğince kibar davranmaya çalışıyorum. Mevzuları kahve masası tartışmasına çekmeye gerek yok. Bilmediğime bilmiyorum dedim.  Azot yakması konusuna girmedim çünkü bilmiyorum. Üstteki mesajlarda da önceden de söyledim. Önemli bir konu bu diye. Tarım ekme biçme konularına girmem.  Ancak her konuda bilgisi olanlarında kimseye bir faydasının olmadığını bilirim. Ben formül bilirim biraz o kadar. bir de ametal metali öğrendim:)
 Konu burda eğer okursanız dünyada gübre sektörünün nerelere gittiğini anlayabilirsiniz.  Ben size mikrogranül olayında önde firmaların teknolojik olarak bir çok gelişme yaptıklarını bizdeki gibi olmadığını mikrogranül gübrenin faydasız olmadığını ama yeterli olmadığını özel formülasyonlara sahip olanlar olduğunu seçerken bunları seçmenin gerektiğini anlatmaya çalışıyorum siz konuyu anlamsız bir yere çekerek yanlışsınız o kadar deyip yakışmayan bir üslupla cevap veriyorsunuz. Kusura bakmayın ama Platformlarda forumlarda sosyal mecralarda ego tatmini yaşlarını geçeli çok oldu. . bu şekilde hiç bir yere VARAMAYIZ. bu size vereceğim son cevabım ister anlayın ister anlamayın.

Hocam linkteki makale diyalize giren böbrek yetmezliği çeken hastalarla alakalı.

Gübreden bahsediyorum. Tarlaya atılan.

4
merhaba @sebazios
şelatlanma terimi iki veya .ok dişli bir ligantın İYONİK bir substrata bağlanması demektir. Yani yüklü veya yüksüz ancak kısmi polariteye sahip bir grubun kendisine zıt yüklü bir iyona bağlanması demektir. Bu bağlanma kovalent veya iyonik olabilir. kısmi pozitif yüklü organik bileşikler olduğu gibi azot oksijen gibi sadece metallerle koordine kovalent bağ yapan kısmi negatif yüklü klasik koordinasyon bileşikleride mevcuttur.  lütfen wikipediadan veya sadece gördüklerinizden duyduklarınızdan hareket ederek bilgi yanlışı vs sonucuna varmayın. Tabiki ametal metal nedir bilmekteyiz. Ancak bilmediğiniz konularda karşıdakini bilimiyorsunuz diye yaftalamanız doğru değil. Ciddi bilgi yanlışı vs kararını verecek konumda değilsiniz. Çözünme terimini erime diye tamamen yanlış bir şekilde kullanan ve  terminolojinin tamamen farklı olduğu bir gruptayız. Yabancı diliniz mevcutsa diğer makaleleri okursanız ne demek istediğimi çok net anlarsınız.
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/11039260 mesela buradaki sadece başlığı okursanız buradaki bilim adamlarının da metal ametal şelat nedir bilmediğini soyleyebilirsiniz.
Almancanız varsa bunu da okuyabilirsiniz.
https://www.degruyter.com/view/journals/znb/40/4/article-p500.xml
Daha da çok makale var. tekrar diyorum dünya sadece dap. map bileşiklerinden ibaret değil. bilmediğiniz çok bileşik var ve gübre olarak çokca kullanılmakta.
https://www.rizobacter.com/en/microgranulated-fertilizers burada da ne tür bileşikler kullanıldığı yazmış. co-formulation of organic acids şeklinde :) umarım bunlar yeterli olur.

Fosfor bir element ve bir çok formu mevcut. Kendisinin dahi şelat olarak kullanılıdığı bir çok bileşik mevcut. Yani dünya sadece kulllandığınız dap. map dan ibaret değil.Gübre firmaları ciddi teknolojiler kullanmakta yurtışında.  Burada herkesin anlayabileceği bir tarzda bir çok şeyi eleyerek konuşuyorum.Desteksiz dayanaksız bilimsel veriye dayanmadan konuşmam.
Mikrogranül gübreler özel gübrelerdir. Yüzdeleri 18-46 değil yani. Tabiki yüzde yazacaklar. 20-20-20 de yüzde yazıyor. Yüzdeler klasik dap map oranına sahip değil. bunu görmek için basit matematik bilmek yeterli. mikrogranül diye satılan her gübrenin mikrogranül olmadığını soyledim. Mikrogranül ayrı bir teknoloji bayiden alıp karıştırarak yapılan ürünler değiller.
Örneği yoktur demişsiniz makalelerden anlaşılmıyorsa görsel yüklüyorum oradan anlayacağınızı umuyorum.Resimdeki Sarı ile gösterilen P fosfor.Bu yavaş salınımlı bir gübre türünün şeması.

Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz
Yanlış aramak yerine araştırma yapmak kendimizi geliştirmek ve bilgi almak daha önemlidir. Merak etmeyin bilmediğim şeyleri bilmiyorum diyebiliyorum:) Her ne kadar gübreci zalım olsakda :)


Bir konuya daha açıklık getireyim benim bu forumda olma sebebim gübre işinde  olmam. Bu forumda veya başka bir forumda yer edinme,otorite olma sözü dinlenir olmak gibi çocukça bir niyetim yok. Çiftçimizin ne tür ürünler kullandığını bilmek, ne tür sorunlarla karşılaştığını görmek, çözüm için neler yaptığını anlamak ve yaşadığı bu sorunlara ne kadar olumlu katkı sağlayabiliriz ve nasıl kendimizi geliştirebiliriz derdindeyiz. Yani bir nevi Ar-Ge faaliyeti.

İYİ TOPRAK İYİ ÜRÜN DEMEKTİR

Hocam bir tane şelatlı fosfor örneği verebilir misiniz?

Mikro ya da normal taban gübresi olması gerekmez.

Bir örnek.

5
Hocam detaylı açıklama için sağ olun.

Ancak yazdıklarınızda ciddi bilgi yanlış ve eksikleri var.

Mikro-granül gübreler için

“Yüzdeleri klasik dap map vs den farklıdır.” Demişsiniz. Aksine mikro-granül güvelerinin yüzdeleri DAP ve MAP gibi klasik taban gübrelerine çok benzer.

Hemen en çok kullanılanlardan örnek:


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

DAP: 18-46
MAP: 12-61

Yukarıdaki o kadar mühim değil de, “mikro ile normal taban gübrelerindeki fosfor arasındaki fark için:

“İki tür bunları üretenler var. Birincisi map ,dap gibi gübreleri sadece boyutunu küçültenler, ikincisi ise elementleri şelatlayıp (özellikle fosforu) toprağın olumsuz koşullarından etkilenmeyen fosfor haline getiren üreticiler. “

Öncelikle “sadece metaller şelatlanır”.

Fosfor metal değildir. “Ametaldir”

Sonuç: “Fosfor Şelatlanmaz”

Örneği yoktur.

6
Allah yardımcıları olsun
Bahar ayları çok tehlikeli olmaya başladı
Geçen yıl verimler çok güzel olacak derken gelen bir kuvvetli yağış ovayı denize çevirdi bizim orada
Öyle ki biçerin biçerken battığı yerler vardı
Üstelik sigorta yaptıran çiftçi sayısı da bir elin parmaklarını geçmez
Bizde sigorta bankadan kredi çekerken zorunluluk varsa yaptırılır malesef

Aklımdan geçenleri yazmışsın Fatih. Bizim bölgede de çoğu kişi sigorta yaptırmayı bıraktı ki bunlara ben de dahilim. Meteoroloji yarın için tam bizim bölgeye oraj uyarısı veriyor. Diken üstündeyiz.

İnsanların sigorta yaptırmayı neden bıraktıklarına gelirsek, hatalı zarar tespitleri, %9’luk kesinti, zarara uğrayan mahsulün desteklemelerden muaf tutulması, ekspertiz hataları, saman / balya gibi yan ürünlerin tazminden muaf tutulması, sadece ÇKS’de gösterin arazilere ödeme yapması, tapusu olsa ve reel faaliyet yapılsa dahi ÇKS’de gösterilemeyen arazilerin faydalanaması, artan sigorta maliyetlerinin kazanç ile maliyet amortismanını zorlaşması, hepsinin neticesinde gerçek zararın tazmin edilememesi gibi çok sayıda neden çıkıyor karşımız.

Süreci yaşadım. Yaşadığımdan biliyorum.

Bu hesaplara göre %40 zarara uğramadıkça zerre faydası olmuyor zirai sigorta sisteminin. Sonuç, zaten dünya gideri olan çiftçinin yoluna konan bir angarya taşına dönüşüyor. Bir süre sonra dostlar alışverişte görsün, kredi zorunluluğu giderilsin diye yaptırılmaya gidiyor.

Yukarıdaki zarar fotoğrafları üreticilerin kendi paylaştıkları fotoğraflar. İçlerinde çok sevdiğim bir ağabeyim de var. Tarsim ile ortaya çıkacak sonucu takip edip buradan paylaşmayı düşünüyorum.

Yetkiler duyar duymaz bilmeme ama en azından sigorta yaptıracak kişiler bir kısmına duyurmuş oluruz.

7
Bunlar için ne diye konu açıyosunuzki..İnsanın morelini bozuyosunuz.

Canı yanan bu insanların maddi zarara uğradılar.

Zararı olan çiftçilere sübvansiyonlu kredi vermek, ya da olan borçlarını ertelemek gibi acil alınması gereken “tedbirler” var.

Ama yaraların sarılabilmesi için önce bir yaranın olduğunu insanlara duyurmanız, anlatmanız gerekli. Ancak böyle bir kamuoyu oluşturabilirsiniz.

“Mal verimden yatmış. Mal yatarsa sahibi kalkarmış” deyip zarar tazmin etmeyen eksperler var.

Öyleyse bir düşün bakalım haber bültenleri niye var?

Niye kötü haberler de duyuruyor?

Cinayetleri, şehitleri, iflasları da duyurmasınlar! Normalimiz bozulmasın, aman tadınız kaçmasın Ali Rıza Bey.

Bu tedbirlerin alınması, senin moralinden / keyfinden çok daha önemli arkadaşım.

Ha “benim keyfimi kaçırıyor” diyorsan  “okumama özgürlüğü”ne sahipsin. Başlıkta afet denmiş. Okuma!

Ama bil, sen görmeyince gerçek yok olmuyor. O insanların canları yandı. Nasıl yaparız, tarsim gerçek zararı görür ve karşılar mı diye kara kara düşünüyorlar şu an.

Önce bir “geçmiş olsun” deyip tarsime baskı oluşturmak, yetkilileri göreve çağırmak varken, kurduğunuz cümleye bakın...

12

Üzücü haberler ülke genelinden gelmeye başladı. Sistem 5 mayısa kadar sürecek denmekte. Bu nedenle başlığı bu şekilde açmayı uygun gördüm. Ancak ilk 2 gün gerçekleşen zararlar dahi korkutmaya yetti. Umarım başka gerçekleşme ve başlık altındakiler bu hali ile kalır.

Zararların tamamı, lokal dalga halinde yaşanan dolu afeti ile yaşandı. Fazla iri olmayan, ama uzun süre ve çok yoğun miktarda yağan ilginç bir dolu.

Diğer ilginç yanı ise ülke genelinde birbiri ile alakasız coğrafyalarda yaşanması.


Mersin / ERDEMLİ:


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

13
Konuyu baştan sona okudum, işin özü organik(doğal) olana çıkıyor sanki. Kimyevi gübreler toprağı kanser ediyor bu belli, peki ihtiyaç duyduğumuz elementleri organik olarak elde edebilmemiz mümkün mü? Sanki mümkün, fosfor geçtiği için aklıma o geliyor, balık enzimi , gübresi yapılarak topraktaki hem organik madde hem de fosfor miktarı yükseltilebilir, böylece kimyevi gübre ihtiyacı ortadan kalkmasa da düşer, azot için yeşil gübreleme... gibi devam eder. Tabi bunları bireysel değil devlet politikası olarak ele almak gerekir diye düşünüyorum.

İşin özü, bitkilerin beslenmesinde kullanılan 16-17 tane element var.

(azot, fosfor, potasyum, kalsiyum, magnezyum, kükürt, çinko, bor, demir, bakır, nikel, mangan, klor, mobilden, silisyum, alüminyum..)

Bunlardan kimi çok, kimi az, kimi çok çok çok az kullanılıyor.

Ama verimli bir toprakta bu elemelerin tamamı ve dengeli şekilde bulunur. Normali budur yani.

Ama insanoğlu olarak onlar, yüzler, hatta bazı coğrafyalarda binlerce yıldır sürdürdüğümüz tarım faaliyetleri nedeni ile bu elementler bu elementlerin bazıları topraktan önemli oranda eksildi.

Hangileri eksildi?

Bu sorunun cevabı, o bölgede yetiştirilen tarım ürünlerine göre değişiklik gösteriyor. Her bitkinin ihtiyaç duyduğu besin element miktarları farklı. 

İşte bu tek yönlü ürün yetiştirme, ama daha önemlisi tek yönlü gübreleme ile toprakta bulunması gereken elementleri bitirdik.

Bilinçli gübreleme denilen şey, bu elementlerin (doğru oranla) tekrar yerine konmasından başka bir şey değil aslında.

Elbette en doğru olan, bu elementlerin hayvan gübresi başta olmak üzere organik materyaller ile tamamlanması.

Ancak tüm gübrelerin organik kökenlilerini bulmak ve kullanmak mümkün değil. Keza organik kökenli elementlerin oluşturulması ve dağıtılabilir / konsantre hale dönüştürülmesi, inorganiklere kıyasla zor ve uzun süreçler gerekiyor.

14
Çok aydınlatıcı bir çalışma olmuş tespitleriniz gerçekten yerinde teşekkürler sebazios bey

Ben teşekkür ederim.



Merhaba,
Ticari kaygılarla üretilmiş bir çok gübre mevcut piyasada. İçerik olarak baktığınızda maden suyu veya soda diye marketlerden satın aldığımız içeceklerdeki  kadar içinde element olan  ancak bayilerde gübre diye satılan ürünler olması bunun göstergelerinden biri. Bu konuda katılıyorum size. Hep söylediğim gibi iyi toprak iyi ürün demektir.
Ancak yukarıda verdiğiniz bir bilgide düzeltme yapmak istiyorum. Fosfor her gübre de aynı formda değildir. Fosforun bir çok bileşiği mevcut. Bir gübre içeriğindeki fosfor analizi yapılırken hangi formda olursa olsun çeşitli işlemlerle standart fosfor pentaoksite uygun hale dönüştürülüp o şekilde tayin yapılır. Yani tüm fosfor içerikileri p2o5 cinsinden yazılır. Aynı potasyum gibi. Potasyumda K2O cinsinden tayin edilir ve yazılır. Bu standart bir yöntemdir. ortofosfat da denilen ve dap,map gibi bileşiklerin de içerisindeki fosforun (PO4)-3 formu , Potasyum(K) ,Amonyum(NH4) ve Hidrojen haricindeki elementlerle birleştiğinde suda çözünemeyen veya çok az çözünen bileşikler oluşturur. Örneğin kireçli topraklarda bolca bulunan Kalsiyum ile  Kalsiyum fosfat bileşiği yani Ca3(PO4)2 oluşur ve bu bileşiğin suda çözünme miktarı 100 gram su içinde 0.002 gramdır. Bu değer DAP da yaklaşık 70 gramdır. Bu sadece tek bileşik için geçerli bir durumdur. Ki hem Kalsiyum hem de Aluminyum içeren iki elementli fosfor bileşikleri de mevcuttur ve bunlarında suda çözünürlüğü düşüktür.
Suda çözünürlük bitkinin besin elementini alabilmesi için önemli bir faktör. Katyon değişim kapasitesi de toprağın bu elementleri bitkiye sunabilme kapasitesi anlamına da gelen en önemli diğer faktör.Yani bitki bir element verecek toprağa ve başka bir element alacak.  Mekanizmasını burada anlatmayacağım başka bir başlıkda bu konuyu açabilir derinlemesine işleyebiliriz.
Toprak katı bir madde ve heterojen yapıya sahip. Yani her yerinde her parça aynı miktarda aynı yerde bulunmaz.Bu nedenle köklenme en önemli faktörlerden biridir. Toprağa verilen su da bizim attığımız gübrelerin çözünmesini ve bitki tarafından alınmasını sağlar.
Şu yanılgıdan kurtulmak gerekmekte. Sanıyoruz ki biz bitkiye gübre vs vermezsek  yetişmez . Hayır dediğiniz gibi TABİKİ YETİŞİR BÜYÜR. Bitkinin kendi mekanizması mevcuttur. Aç kalmaz.
Ancak maksat sadece bitkinin büyümesi ise sorun yok. Maksat verim artışı ve daha çok ürün ise o zaman sorun başlamakta. Herkesin harman zamanı birbirine sorduğu en önemli soru NE KADAR ÜRÜN aldın sorusudur. Kac kilo, kac hektolitre, Şeker kaç, Protein kaç vs ....Bu sorudan sonra ise Yüksek verim alanlara sorulan soru ise NE YAPTIN NE ATTIN ne kadar attın.  Yani AMAÇ VERİM ARTIŞI bitkiyi büyütmek değil. BİTKİ SEN BİR ŞEY ATMASAN DA BÜYÜR. Evet toprağın altında bir çok element var.
Yarayışsız form terimi AMACIMIZA GÖRE DOĞRU bir terimdir. Çünkü yarayışlılık amacımız olan verim içindir. Verime yarayışlı olması anlamında kullanılır. Çünkü bitkinin bu yarayışssız dediğimiz formu alabilmesi için daha fazla ENERJİ harcaması lazım.  Bu enerji bileşiğin suda çözünürlüğü azaldıkça daha da fazla harcanmaktadır. Element suda çözünür halde ise daha az enerji harcar. Yani yukarıda verdiğim örnek üzerinden gidersek kalsiyum fosfatı mı DAP ımı daha AZ ENERJİ HARCAYARAK ALIR , tabiki DAP. Yani bitki büyümek istemekte besin istemekte ve enerjisini elementi çözmek için harcamakta ve zamana baglı yetişme süresince büyüme için gereken enerjisinin çoğunu buna harcamakta.Yani büyümeye harcayacagı zamanı element çözmek için kullanmakta. Ve hatta toprak kalitesi iyi değilse yani mikroorganizma faaliyeti düşükse, pH vs uygun değilse vs... elemente ulaşım daha da güçleşmekte.  Evet SONUÇTA BİTKİ BÜYÜMEKTE EĞER İSTEĞİMİZ BUYSA  ancak AMACIMIZ VERİM İSE ? Her sene ya aynı ya da artan miktarda VERİM ise amaç bazı şeyleri yapmak gerekmekte. Şöyle düşünün acıktık önümüzde bir bugday tarlası ve bir kac elma agacı var. Bir iş yapmamız gerek ve enerjiye ihtiyacımız var. Hangisini tercih ederiz? Yetiştirdigimiz bugdayı yiyebilmek için biz önce biçiyoruz, tanesini ayırıyoruz, eziyoruz, un yapıp içine su maya koyuyoruz yoğuruyoruz pişiyoruz. ve yiyoruz. Ya elma ? dalından koparıp yiyoruz (yıkamadan yemeyelim :)) Hangisinde daha çok enerji harcadık gibi düşünebiliriz. Elmayı yedik ve işimize bakmaya devam ettik. Bitki de benzer .
Yazdığım yazılarda da daha önce belirttiğim gibi amaç toprağı iyileştirmek ve daha az kimyasal gübre kullanımını sağlamak olmalı. Bu yogun tarım yapılan topraklar için zorunludur. Sıfır Kimyasal gübre bu kadar sık ekim dikim yapılan topraklar için zor bir secenek en azından şu an için.En azından organik ve organomineral gübreler kullanarak bir nebze rahatlatma sağlanabilir. Hayvan gübresi ilk sırada tercih edilmeli. İkinci sırada ise diğer ürünler tercih edilerek devam edilmeli.
İYİ TOPRAK İYİ ÜRÜN DEMEKTİR. kolay gelsin

Değerli bildiler için çok teşekkür ederim zevk ile okudum. Oldukça da bilgi aldım.

Okuduklarıma istinaden de aklıma şu 2 soru geldi:

1. Taban gübrelerinde kullanılan fosforun farkı bileşikler hakimde olabileceğinden bahsetmişsiniz. Bu çeşitler ve çözülebilirdik dereceyi hakkında bilgi verebilir misiniz?

2. Klasik taban gübrelerinde kullanılan ile mikro-granül gübrelerde kullanılan fosfor arasında bir fark var mıdır? Bu konuyu çokça araştırdık. Ve benim ulaştığım sonuç bir fark olmadığı yönünde idi.

15
Son zamanlarda herkesin dilinde olan Mikro-granül gübreler ile ilgili bilinen / bilinmeyen çok şey var. Konuya elinizden geldiği, dilimiz döndüğünce soru cevaplar ile değinelim.

***

Mikro-granül nedir?

Mikro-granül bir formdur. Aynı piril, granül ya da pellet gibi fiziksel bir formu ifade eder.

Çapı 1 mm ve daha küçük silindir şekline sahiptir. Kuzu yemi var ha. Ha işte çok minik kuzu yemi düşünün. Mikro-granül odur.

Rengi içeriğine göre değişebilir ama genel şekli şöyledir:


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


***

E biz mikro-granülü gübre diye biliyorduk?

Hayır arkadaşım. Özel olarak “mikro-granül gübre” derseniz o tamam. Yoksa mikro-granül formunda insektisitler (böcek ilaçları) fungusitler (mantar ilaçları) gibi pestisitler (tarım ilaçları) da bulunur. Aynı mikro-gübre gibi tohum yatağına verilerek kullanılır.

Örneğin şu videodaki Yunan arkadaş tohum kaplama yasak olduğu için tohum yatağına mikro-granül formunda İnsektisit veriyor:



***

Peki neden böyle bir gübreye ihtiyaç duyuldu? Bizim taban gübremiz vardı zaten?

Açıkçası birçok nedeni var. Sırasıyla gidersek:

Tarlaya gübresiz olarak 100 buğday tanesi ektiniz diyelim. Doğal şartlarda düzgün bir tohum ise bunlardan kabaca 97-98 tanesi çimlenir.

Aynı buğdayı gübre ile birlikte ekerseniz 92-93 tanesi çimlenir. Hele bir de sene kurak giderse bu rakam 88’e kadar düşer.


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

Bunun sebebi, azot kesmesi, azot yakması.. ya da adına her ne derseniz artık, bilimsel adı azot fitotoksistesi denen durumdur. Taban gübresinde bulunan amonyum, amonyağa dönüşürken çevresindeki organik dokulara zarar verir. Ayçiçeğinde / mısırda üstten gübre serpme ile gübre saçtıpınızda yaprak aralarında kalan gübre tanelerinin bitki yapraklarını nasıl yaktığını, nasıl delikler açtığını hatırlarsınız.  Aynı durum.

Bunu nasıl çözeriz?

Taban gübresini tohum yatağının uzağına bırakarak. Bunun için yakın ideal konum tohum 7 cm sağı, 2 cm altı ideal konum kabul ediliyordu yakın zamana kadar. Ama günümüzde taban gübre kullanımının artması ile işler biraz değişti. Güncel bileğiyle göre  8.5 cm yan, 3 cm alt olarak kabul ediliyor artık. Neyse, konuyu dağıtmayalım.

Yani gübreyi tohumdan ne kadar uzağa bırakırsanız azot yakmasından o kadar kaçınıyorsunuz.

Ama gübreyi uzağa bırakmak da beraberinde başka sorunlar getiriyor.

Bu sorunlar ne?

I-) Öncelikle bitkinin erken gelişim safhaları için önemli rol oynayan fosfora erişim tohum açısından oldukça zorlaşıyor. Fosfor fitotoksisite yaratmadığı için tohuma ne kadar yakın bırakılırsa o kadar iyi.

İşte mikro gübreler, hem küçük tane boyutları, hem de içerdikleri yüksek fosfor + düşük azot oranları ve ama en önemlisi düşük kullanım miktarları ile tam tohum yatağına, tohumun yanı başına bırakılmak için geliştirilmiş, bu işe uygun olan gübreler.

Ek olarak mikro-granül gübrelerde kullanılan amonyum azotu, bir takım işlemlerden geçirilerek fitototksiste etkisi azaltılıyor.

(Standart taban güveleri ile arasındaki fark nedir sorusu da böylece cevaplanmış oluyor)

Ancak yapılan son çalışmalarda, ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar, fitotoksistesi etkisini tam olarak ortadan kaldıramadıkları görüldü.

Yani burada işin sırrı özel işlem değil, dozu az kullanmak.

Özet: fitotoksiste yaratmadan tohum yatağına erken dönem fosfor vermeye yarar.

II. “Tohum, yatağına girdiği anda, çimlenme için gereken besin elementlerini ortamda hazır bekler”. Yani mikro kullandığınızda, ana gübre eriyip kullanılabilir hale gelene kadar zaman kazandırılır. Bu sayede özellikle hububatta gübreyi ekim öncesi son toprak işlemeden önce saçarak erkenden kullanılır hale gelmesi sağlanır. Bu da işçilikten  ciddi oranda fayda sağlar.

III. Kireç. Çok kireçli arazilerde tohum yatağına uzak bırakılan fosforun bir kısmı, kökler kendisine ulaşana kadar bağlanıyor. Tohum yatağına bırakılan fosfor, bağlanmayı önlemese de 1. Hemen alınıyor, 2. banda verilenin fosfor miktarında az da oksa tasarruf sağlıyor.

IV-) Dünyadaki fosfor kaynakları her geçen gün azalıyor. Hatta 2050’lerde yeni kaynaklar bulunmaması halinde fosforun tükeneceğim dair öngörüler var. Bunu yaşayarak görme ihtimalimiz var yani.

Otomatik olarak fosforlu gübre maliyetleri (azotlu gübreler ile kıyaslanmayacak ölçüde) hızlı artıyor. Gübre üreticileri de “daha az fosforu daha pahalıya nasıl satarız” sorusunun cevabını arıyor. Mikro-granül de bu soruya buldukları cevaplardan biri.

18-46 ile maliyeti ve içeriği neredeyse aynı içeriğe sahip gübreyi, sadece formunu değiştirerek, ambalajını janjanlayarak, reklamını artırıp kullanın şeklini biraz değiştirerek 4-6 katına satabiliyor bu sayede.

Oya olayın özüne bakarsak her ikisinin içindeki fosfor da aynı: Fosfor Pentaoksit.


Soru: Nasıl kullanılmalı?

Her mahsulün topraktan kaldırdığı besin elementleri bellidir. Burada tekrarlamaya gerek yok. Fosfor özelinde konuşursak buğday kabaca 8-10 kg, ayçiçeği 4-6 kg. Mısır 8-12 kg fosfor kaldırıyor topraktan.

Bakın bu kaldırılan fosforlu gübre değil. “Saf fosfor”

Peki mikro-granülde ne kadar fosfor var?

%40-50.

Ne kadar atıyoruz?

2-3 kg.

Yani en iyi ihtimal ile 1.5 kg saf fosfor veriyoruz toprağa.

Ama bunun karşılığında, 10 kg saf fosfor kaldırıyoruz.

Bitkiler, ilk yıl verdiğiniz fosforun kabaca %30’unu kullanır. Kalan ihtiyacını, önceki senelerde vermiş olduğunuz fosforu çözerek kullanır. Kökü ile kayayı dahi patlatan bitki, gübrecilerin “bağlandığı için alınamaz” dediği fosforu çatır söker alır. Sadece çok zorlanır. Zaman kaybeder. Ama alır.

Bunu şurdan anlıyoruz.

a. Malum fosfor hareketsiz bir element. Üstelik yüzeyin 8-10 cm altına veriyoruz. Peki 1 metre derine inen kök bu fosfora nasıl ulaşıyor?

Açıkçası o fosfora değil, önceki yıllarda verilmiş fosforları çözüyor.

b. Gübrecilerin dediği gibi, kireçli topraktaki bağlanmış olan yarayışsız fosforu bitki alamasa, fosfor vermediğimiz sürece o toprakta hiç bir bitkinin yetişmemesi gerekirdi.

Oysa bakıyoruz meralara. %38 kireçli toprakta hiç fosfor verilmemesine rağmen her sene diz boyu ot bitiyor.

Demek ki neymiş?

Fosfor sanıldığı kadar bağlanamıyor, bağlansa dahi bitki bir şekilde o fosfordan faydalanabiliyormuş.

İşte kilit noktaya geldik.

Siz ilk yıl mikro ile 1.5 kg saf fosforu verdiğinizde, hiç ama hiç bir fark görmezsiniz mahsulde. Çünkü zaten 6-7 kg önceki senelerde verilenlerden alınacak. Hatta erken dönem, normal gübreye göre daha hızlı bir gelişim dahi gözlenebilir.

Ama yerine koymadan bu fosforu tüketmeye devam ettikçe, 3, an çok 4 sene sonunda trajik verim düşüşleri ile yüz yüze kalınıyor.

4-5 yıl boyunca tek başına bu mikro gübre kullanmış tanıdığım tüm çiftçilerin başına bu geldi. İşin kötü yanı, topraktaki fosfor seviyesi kritik seviyenin altına düştüğünde, toparlayabilmek de çok zor oluyor.

Arkadaşlar.

Avrupa’da 15 yıldır mikro satılıyor. Türkiye’de de ona yakındır.

Bu gübre bu kadar mucizevi olsaydı, şu an kimse normal gübreli makine satın alımı çoktan bitmişti. Oysa hala makinelerin %90’o gübreleri alınıyor.

Fosfor inorganik bir element ve ana kaynağı kayaçlardır. Eğer araziniz bol taşlı, kayran kayalı bir arazi değil ise, eksik verdiğiniz o fosfor bir gün kritik seviyenin altına düşecek ve o gün kötü bir tablo ile karşılaşılacak.

Son olarak.

Starter adı ile geçen bu gübre, tüm dünyada “taban güvresi ile beraber” verin şeklinde önerilir.

Ancak ülkemizde çiftçinin durumu belli. Mikro-granül gübre satıcıları Türkiye’de bunu dediklerinde, daha taban gübresini denkleştirip atamayan bir çok çiftçiden ağır laf işitirler. İşitmişlerdir de.

Ama kar hırsı bu konuda ağır bastı, “tek bunu kullan,  ne gerek var ötekine” şeklinde tehlikeli ve temelsiz bir pazarlama stratejisi benimsendi. İşin acı tarafı, hayatında toprak görmemiş, minimum yasasının adını duymamış gübre satıcıları yapıldı bu.

Üstüne “şu kadar gübre alana aparatı bedava” diye reklam yapıldı ve yayılmaya başlandı.

Ama işin özü, mikro-granül şarkıcıları bu pazarlama yöntemi ile kendi ayaklarına sıkıyorlar.

Taban gübresi olarak 3 yıl boyunca sadece mikro-granül kullanan biri 4. yıl küfürler eşliğinde ve bir daha dönmemesiye kullanımı bırakıyor. Oysa doğru kullanılmasına vesile olsalar verim artacak, pazarları her geçen gün büyüyecekti.

İşin özüne gelirsek:

1. Avrupa-da 1-1.5 kg gibi rakamlar ile yaygın kullanılırken bizde tek balına 2.5, 3 hatta 4 kg gibi rakamlar öneriliyor ki yanlış. 600-700 gram veren sayısız ecnebi ile tanıştım.

2-) Evet, faydalı bir gübrleme yöntemidir. Özellikle erken dönem gelişimini fark edilir seviyede hızlandırır.


Resmin Orjinal Boyutu Icin Tiklayiniz

Ama tek başına kullanılmaz. Çok zorda kalınırsa (o da sonraki sene telafi etmek şartı ve bilinci ile) belki 1 yıl kullanılır.

Özetin özü:

Tek başına kullanmayın, tek başına kullanılmasını tavsiye edenlerin tarımsal bilgisinin ya da iş etiğinin en az birinden şüphe edin.

Sağlıcakla.

16
Fiyatlar çok acaip. Birsey satmak istedigimde bedava almak istedigimde daglar kadar. Bu ikilik adamın omrunu curutur


Tapatalk kullanarak iPhone aracılığıyla gönderildi

O zaman ne yapıyoruz?

Sık makine almıyoruz. İyi araştırıp bir tane alıyoruz. Uzun süre kullanıyoruz.


Tapatalk kullanarak iPhone aracılığıyla gönderildi

17
Genel teamül ön turbo ondüleli kesici disk ve yıldız açıcı opsiyonlarına sahip, ünite başına +200 kg batma kapasitesine ulaşabilen, tohum üzere +25 kg dar yüzey ya da noktasal V baskı uygulayabilen bir diskli pnömatik ünite kullanımı.

Daha doğrusu şu an için mısır üstü mısır ekimi için genel kabul edilen yöntem bu.

Bir örnek:



18
Ümit Bey elinize emeğinize sağlık. Çok güzel bir video olmuş. Makineyi de güzel, bereketli günlerde kullanırsınız umarım.

Her gübreye göre atım değerlerini elde edebilmeniz için, makine ile birlikte kalibrasyon kutusu veriliyor. Eğer temin etmediyseniz fabrikaya beklerim. Hem bir çayımı içer, hem de tanışmış oluruz.


19
Kredi ile calisan ciftcimizin isletmelerimizin Allah yardimcisi olsun. 30 yili askin suredin kuru uzum verdigim orka tarim bu yil konkordato ilan etti. 12 ekimden bu yana alacagimi tahsil edemedim. Mal varligi borclarinin belkide 10 kati ama nakit olmayinca sorunlar cozulemiyor maalesef.

Geçmiş olsun Yakup Abi.


Tapatalk kullanarak iPhone aracılığıyla gönderildi

20
Desteklemelerin en az %40’i kesin olarak kalkıyor. Buna kılıf olarak da “puan sistemine geçiyoruz” deniyor.

Kamuda, bir çiftçinin başarısını kalitesini, ortaya koyduğu sonucu değerlendirebilecek kimse olmadığından, puanlamasında ekilen mahsul türüne göre yapacaklarmış. Pamuk ekene 4 puan. Yağlı tohum 2 puan, buğday ya 1 puan, ya da hiç puanı yok vesaire.

Peki sorarım size sevgili meslektaşlar: ülkemizde bir çiftçinin yetiştirdiği ürün deseni tamamı ile iklim ve piyasa şarlarına göre şekillenirken (ki doğrusu budur) düşük puanlı ürünleri yetiştirmek zorunda olan çiftçi nasıl desteklenecek?

Bu değişimden en çok zarar görecek Trakya ve İç Anadolulu çiftçinin günahı ne?

Desteklerden zaten medet ummuyorduk ama konu ile ilgili çok sevdiğim de bir laf var:

“Bir sistemi çökermek istiyorsanız, sistemin yöntem ve kuralını sürekli değiştirin. O kendiliğimden yıkılır”

Son 17 yıldır eğitimden hukuka, ekonomiden sağlıya takip edin. Yapılan hep bu.

21
Bölgeniz, karabuğdayın agronomik gereksinimlerine uygun.

Denemeniz oldu mu? Oldu ise sonuç ile ilgili bilgilendirirseniz forumda memnun oluruz.

22
Koçan çıkmış, tane tozlaşmış geriye ne kaldı?...
Belkide eksik besleme yapıyoruz. 3 farklı bölgede 2 çeşit ektim. Ortadaki tek diğerleri çift koçan ( tarla kenarı zaten 3-4 koçan, ben içerden bahsediyorum ). Yani iklim etkisi çok düşük ihtimal.
İkinci koçanın dolmaması sebebinin besleme eksikliğini düşündüren en önemli gözlemim şu; ana koçanın uç kısmı eğer dolu ise ikinci koçanda sağlam tane olabiliyor. Eğer uçta boşluk varsa ikinci koçan sıfır çekiyor.
Bu ikinci koçan bende takıntı olcak gibi. Bu sezon geçti nasip olursa şahit parseli gübreye boğmak istiyorum.

Oğuzhan Hocam danelik mısırda dünya rekoru diyebileceğimiz verimler ne civarda bilgin var mı?

23
Bizim burda tuttu. Arpalar çok zayıf ti bu sene. Aksilik herkes de arpaya yönelmişti bu sene. 2020 de arpa mi buğday mi ekelim abi bir bakalım su kitaba


 Ben de aynı kararsızlık içerisindeyim. Yerler (son 2 yıl üst üste olmak kaydı ile) 4 yılda 3 kez kanola ekildi. Şimdi değişecek ama doğru karar Arpa mı, buğday mı?

24
Yem Bitkileri / Ynt: 2019 yonca sezonu
« : Ağustos 10, 2019, 23:11:38 »
Ekipman konusunda tam set bir yonca mekanizasyonuna sahip olunca, kendi yoncalığının olması ya da olmamasının çok önemli değil aslında.

25
Bence gerçekten lazım olan imkan  geç bile kalındı Bulgaristan da çeltik tohumunu bile saçan uçaklar bile var .pamuk Mısır çeltik ve ağaç bitkilerinde güzel sonuçlar vereceğine inanıyorum


Tapatalk kullanarak iPhone aracılığıyla gönderildi

Kolay gelsin Ümit.

Rusya’da uçak ile gübre atan bölgeler dahi var. İş o noktaya kadar kadar gitmiş durumda yani.

Videodaki pilot arkadaş görüntüye bakılırsa oldukça erbab. Uçuş alçaklığı. Yavaşlığı vs başarılı.  Ancak normal şartlarda uçak ile yapılan uygulamalarda sürüklenme kaybı çok fazla oluyor. Bu nedenle ülkemizde bu yöntem yasaklanmıştı.

Atıma başlandığına göre tekrar izin verilmiş olmalı.

Sayfa: [1] 2 3 4 5 6 ... 57