toprakbilgi.com

Gönderen Konu: Biyolojik Gübreleme  (Okunma sayısı 3316 defa)

Çevrimdışı DeHLiZ

Biyolojik Gübreleme
« : Eylül 05, 2016, 16:07:54 »
Toprağın doğal yapısı içerisinde canlı organizmalar önemli bir yere sahiptir.. Toprak verimliliği açısından büyük öneme sahip olan toprak organizmalarının dünyası, yani edafon, toprak florası ve toprak faunasından oluşmaktadır. Toprak florası yani bitkisel canlılar etkinlik yönünden birinci sırada yer almaktadır. Bu grup içerisinde; bakteriler, mantarlar, aktinomisetler ve algler yer almaktadır. Toprak faunası, yani toprak hayvanları içerisinde; protozoalar, nematodlar, toprak solucanları ve diğer hayvanlar yer almaktadır. Toprakların üretkenliği açısından bunların her birinin farklı yararları bulunmaktadır. Örneğin bakteriler toprakların verimliliği açısından büyük öneme sahip olan azot döngüsünde önemli bir yere sahiptir. Gerek simbiyoz oluşturan gerekse bağımsız yaşayan bakteriler atmosfer azotunu bitkiye yarayışlı hale dönüştürmektedirler. Bunun yanı sıra topraklara herhangi bir yol ile karışan organik maddelerin parçalanmasında büyük öneme sahiptirler. Aktinomisetler ayrışmada ve huminifikasyonda rol alırlar. Frankia cinsi aktinomisetler odunsu bitkiler ile simbiyoz oluşturarak havanın serbest azotunu bağlarlar. Funguslar özellikle mikoriza fungusları toprak verimliliği açısından farklı bir yere sahiptirler. Algler ve bazı türleri atmosfer azotunu fikse etmektedirler. Başta bakteriler olmak üzere, mantar, aktinomiset, alg gibi mikroorganizmalar biyolojik gübre olarak değerlendirilerek tarımsal üretimde çevresel risk azaltılmaktadır. Biyogübre kullanımında karşılaşılan iki büyük güçlükten burada söz etmek yararlı olacaktır. Bunlardan birincisi, bu gübrelerin uygun koşullarda saklanamaması durumunda mikroorganizmanın canlılığını kaybetmesi ve gübrenin işlevini yerine getirememesidir. İkincisi ise, toprak koşullarının uygulanan biyolojik gübredeki canlılar için elverişli olmaması halinde gübrenin etkisinin istenilen düzeye ulaşmamasıdır. Bu nedenle, biyogübre uygulamalarında toprakların nem, organik madde, pH gibi mikroorganizma yaşamını etkileyen özelliklerinin kontrol edilmesi gerekir. Böylece doğal ekosistemin oluşması toprakta sağlanmış olur ve yapılan uygulama yıllarca etkisini sürdürür. Başka bir deyim ile mikroorganizmalar bitkilerin beslenmesinde etkinliklerini kendiliklerinden geliştirler. Etkin mikroorganizma (EM-Effective Microorganisms) kavramı Japon bilim adamı Teruo Higa tarafından geliştirilmiştir (Higa, 1991). Etkin mikoorganizmalar doğada var olan faydalı mikroorganizmalardan oluşturulan karışımdır. Bu karışım inokulant olarak topraklara uygulanarak toprakların mikrobiyal yoğunluğunu artırmak için kullanılmaktadır. Bu sayede toprak kalitesi, toprak sağlığı düzeltilmekte, bitki büyümesi, verimi ve kalitesi artmaktadır (Higa ve Paar, 1994). Etkin mikroorganizmalar seçilmiş mikroorganizma türlerinden oluşturulmaktadır. Bu mikroorganizmalar birbirleri ile uyum içerisinde yaşayabilen, birbirleri üzerinde antagonistik etkiye neden olmayan canlılar olup sıvı kültür içerisinde hazırlanırlar. Bunlar, laktik asit bakterileri, foto sentetik bakteriler, mayalar, aktinomisetler gibi organizmalardan oluşturulmakta ve uygun bir organik taşıyıcıya aktarılarak biyolojik gübre haline getirilimektedirler. Etkin mikroorganizmalar daha çok, pestisitlerin biyokontrolü, ürün artıklarının geri dönüşümü, koruyucu çiftçilik uygulamaları, organik ıslah uygulamaları, ürün rotasyonu gibi tarımsal uygulamalarda yarar sağlayarak verim artışını desteklemektedirler.

Biyolojik gübre olarak değerlendirilen bir diğer grup mikroorganizma ise PGPR olarak tanımlananlardır. PGPR tanımı “Plant Growth Promoting Rhizobacteria”nın kısaltılmışı olup Türkçesi “Bitki Gelişmesini Teşvik Eden Bakteriler” olarak tanımlanabilir. PGPR’lar çok geniş toprak bakterilerinden oluşmakta olup, o alanda yetişen bitkiler ile birlikte bulunurlar ve bitki gelişimini desteklerler. Bu tür bakterilerin biyolojik gübre olarak kullanımı ile, bitkilerin besin elementi alımı arttığı gibi toprağın mikroorganizma yarayışlılığı da artmaktadır. Ayrıca bitkilerin patojenik mikroorganizmaları kontrol altına almasına yardımcı olmaktadırlar. Bitki gelişiminin uyarılmasının mekanizması, atmosfer azotunun tespitini, siderofor üretimini, auxin, sitokinin, giberellin gibi fitohormonların üretimini, fosfor gibi minerallerin çözünürlülüğünü ve enzimlerin sentezini içerir. Biyostimülatör adı verilen bu bileşikler bitki gelişiminin düzenlenmesinde ve etkinleştirilmesinde önemli roller oynamaktadırlar (Çakmakçı, 2005). Örneğin, mikroorganizmalar tarafından salgılanan maddeler içerisinde yer alan sideroforlar, avenik ve mugineik asit gibi protein oluşturmayan amino asitlerden oluşmakta ve özellikle bitki tarafından alımı güç olan demir gibi mikro elementler ile kileyt oluşturarak alınımı kolaylaştırmaktadır. Siderofor gibi etkin maddeleri kimi bitkiler de kökleri ile salgılayabilmekte ve bu tür bitkiler “Demir Etkin Bitkiler” olarak tanımlanmaktadır.

PGPR bakterileri içerisinde özellikle fosfat çözücü bakteriler (PSB veya PSM) önemli bir yere sahiptir. Uygulanan fosforlu gübrelerin yaklaşık % 75-90’ı Fe, Al ve Ca bileşikleri şeklinde topraklarda fiksasyonu uğramaktadır (Gyaneshwar ve ark. 2002). İşte böyle topraklarda yetiştiricilik esnasında bitki tohumlarının P çözücü bakterilerle aşılanması ile toprakta fiksasyona uğramış fosforun veya uygulanan gübre fosforunun alınabilirliliğini artırarak bitki gelişmesi teşvik edilebilir (Jones ve Darrah, 1994). Bazı bakteriler, organik asit salgılayarak (Kucey ve ark. 1989) veya farklı mekanizmalarla (Nautiyal ve ark. 2000) inorganik P çözünürlüğünü artırarak alınabilir forma dönüştürmekte ve bu sayede bitki gelişmesini stimüle etmektedirler(Kumar ve Narula 1999). Fosfor çözünürlüğünü artırma konusunda biyolojik gübreler içerisinde mikoriza (Mycorrhizae) önemli bir yer tutmaktadır. Bitki kökleri ile belirli fungusların ortaklaşa yaşamları sonucu oluşturdukları yapıya mikoriza denilmektedir. Bu yaşam şekli, mikroorganizmalar ile bitkiler arasındaki en yaygın simbiyotik yaşam şekillerinden biridir. Bu simbiyotik ilişkide, bitki fungusa karbonhidrat ve bazı besin maddelerini vermekte, fungus ise bitkinin başta fosfor olmak üzere besin elementleri ve su alınımını artırmaktadır (Demir, 1998). Mikorizal funguslar, ektotrofik mikorizalar (ektomikoriza) ve endotrofik mikrorizalar (endomikoriza) olmak üzere ikiye ayrılır. Ektotrofik mikorizal funguslar, kökün korteks tabakası içerisine misellerinin bir kısmını sokarlar ve kökü kılıf gibi çevirirler. Burada hifler korteks içerisine fazlaca girme yerine, bir ağ şeklinde (Hartig ağı) korteks hücrelerini kuşatırlar. Ektotrof mikorizal funguslar, gymnosperm ve odunsu angiosperm gibi ağaçsı türleri enfekte ederler. Endotrof mikorizalar, ektotrofik mikorizalardan farklı olarak, kökün etrafında tam bir kılıf oluşturmazlar. Bunun yerine kökün içerisine doğru ve kökten toprağa doğru uzanırlar. Epidermis ve kök tüyünden köke giren
hifler, sadece korteks hücrelerinin arasındaki alanlarda değil, korteks hücrelerine de girerek ilerlerler. Endotrofik mikorizaların en yaygın tipi arbusküler mikorizalardır. Bu isim, hücreler içerisinde arbuskül (cüce ağaç) olarak adlandırılan dallanmış yapıların oluşmasından kaynaklanır. Arbusküllerin, konukçu bitki ile fungus arasındaki besin transfer yerleri oldukları sanılmaktadır. Ayrıca kökün birkaç cm dışına miseller uzanabilir ve spor taşıyan yapılar oluşabilir. Arbusküler mikorizalar, fosfor alımını ile çinko ve bakır gibi iz elementlerinin alımını kolaylaştırırlar. Bu mikroorganizmayı içeren biyogübre AMF (Arbuscular Mycorrhizal Fungus) olarak adlandırılmakta olup, içeriğindeki funguslar besin elementi alınımını arttırmak yoluyla rizosferdeki fizyolojik ve mikrobial değişimlerle bitkinin morfolojik yapısını kuvvetlendirmekte ve bitki dokularındaki kimyasal bileşikleri değiştirerek, fungal kök hastalıklarını ve nematodları baskı altında tutmaktadır. Ayrıca mikorizaların etkin kök genişliğini arttırdığı da bilinmektedir. Ülkemizde yapılan bir çalışmada da Tüfenkçi ve ark. (2006), nohutta mikoriza uygulamasının P alınımına etkisini araştırmışlar ve inokulasyonun yapıldığı örneklerden elde edilen değerlerin kontrol parsellerine göre %10.3’lük bir artış gösterdiğini bildirmişlerdir.

Biyolojik gübrelemede kullanılan bir diğer grup mikroorganizma “Fotosentez Bakterisi” veya “Fotosentetik Bakteri” olarak tanımlananlardır. Bu tür bakteriler, bağımsız yaşayan kendi beslek bakteriler olup, güneş ışınlarını ve toprak ısısını enerji kaynağı olarak kullanıp bitki kök salgılarından, toprak organik maddesinden ve toprakta oluşan hidrojen sülfür (H2S) gibi gazlardan amino asitler ve nükleik asitler üretebilirler. Böylece, bitkilere fotosentez ürünü hazır organik bileşikler sunularak bitki tarafından yapılan özümlemeyi desteklemek yoluyla gelişim hızlandırılır. Güneş enerjisi bakteriler tarafından kullanılarak bitkinin yararlanmasına organik bileşikler halinde sunulduğundan, bu bakterilere fotosentez bakterisi adı verilmiştir. Fotosentez bakterilerinin toprak verimliliğine bir diğer olumlu etkisi de, ürettikleri organik bileşiklerin diğer yararlı mikroorganizmalar için gelişme ortamı işlevi görmesi ve
bunların sayılarının artmasını sağlamasıdır.

Kaynak: http://www.zmo.org.tr/resimler/ekler/fc64354454711c9_ek.pdf

Çevrimdışı DuSTeRo

Ynt: Biyolojik Gübreleme
« Yanıtla #1 : Eylül 05, 2016, 17:15:18 »
Paylaşım için teşekkürler Gürsel abi :) etrafımda biyolojik gübre kullananlar var birisi uzak bir bölgede dekardan 1 ton buğday aldığını söylüyor biriside 720 kg biçtiği buğdayıyla verdiğim para kadar etkisi olmadı diyor. Şimdi hangisine inanacağımı şaşırdım etkisi varmı yokmu :) varsa bile buğdayda %50 katkı sağlarmı ?

Çevrimdışı DeHLiZ

Ynt: Biyolojik Gübreleme
« Yanıtla #2 : Eylül 05, 2016, 18:00:40 »
Paylaşım için teşekkürler Gürsel abi :) etrafımda biyolojik gübre kullananlar var birisi uzak bir bölgede dekardan 1 ton buğday aldığını söylüyor biriside 720 kg biçtiği buğdayıyla verdiğim para kadar etkisi olmadı diyor. Şimdi hangisine inanacağımı şaşırdım etkisi varmı yokmu :) varsa bile buğdayda %50 katkı sağlarmı ?
Açıkçası ben de bilmiyorum o kısmı. Mantarla kaplamayı daha önce Yılmaz paylaşmıştı. Pahalıysa umarım ileride fiyatı düşer. Normalde 480 kg  alınan yerden 720 alıyorsa çok iyi. 670 alınan yerden 1000 alıyorsa o da çok çok güzel. Ama biz biliyoruz ki sadece bunu yapmak yetmiyor, bu tek başına yeterli değil. Sanırım bunlar kullanılan diğer gübrelerden bitkinin daha fazla yararlanmasını sağlıyor...

Çevrimdışı AgrOx

Ynt: Biyolojik Gübreleme
« Yanıtla #3 : Aralık 17, 2018, 13:52:13 »

Nematositlerin hepsi zehir, hem etkisiz hem de çok zararlı, en iyisi klordioksit kullanmak ama aldığınız ürünün gerçekten klordioksit olduğuna emin olmak lazım. AgrOx Toz Klordioksit şu an bilinen en iyi nematod çözümü. Nematod larvalarını dehidre eder bitirir, nemotod oluşumunu ve toprakta barınmasını engeller. Tüm dönemlerde rahatlıkla kullanabilirsiniz ama özellikle solarizasyon döneminde veya toprak hazırlığında uyguladığınız zaman çok rahat bir sezon geçirirsiniz.

Saygın ÖZEN
05323153371