toprakbilgi.com

Gönderen Konu: Kanolada Mantar Hastalığı (Sklerotinia) Nedir? Hangi Şartlarda Oluşur?  (Okunma sayısı 2004 defa)

Çevrimdışı Ahmet Durak

Kanola'da kullandığımız üçlü karışımların içindeki mantar ilacının önemini daha iyi anlayabileceğimiz bir makale paylaşmak istiyorum.

Yayınlandığı sitenin linki: https://www.agric.wa.gov.au/canola/managing-sclerotinia-stem-rot-canola

Ben linkte yazılanları Türkçe’ye çevirmeye çalıştım. Bazı teknik terimleri anladığım kadarıyla yorumladım. Fotoğrafları da eklemeye çalışacağım ama burada boyut sınırından dolayı göremezseniz linke tıklarsanız zaten hemen hangi konunun fotoğrafı olduğunu anlarsınız.

Yaklaşık 7-8 senedir Önder Çiftçi ile birlikte Tekirdağ'da kanola tarımı yapıyoruz. Yıllardır bize öğütlenen sezonda 3 defa 3'lü karışımı uygulayın önerisini çoğu zaman tamamen duygusal sebeplerle boşvermişliğimiz vardır. Bunun sonucunda birkaç kez hasat zamanı komşu tarlalara göre ciddi verim kayıpları yaşadık ve bunun sebebini kendi içimdeki sorgulamalarda az çok kestirmeme rağmen yılların çiftçisi babam sayesinde çoğu zaman ayağımıza sıkmaya devam ettik. İki ayrı sezonda birinde böcek ilaçlamasını yeterince yapmamız veya yanlış zamanda uygulamamız diğerinde de gören komşularımızın anlattığına göre birden tarladan bulut gibi bir şeyin kalkmasıyla (mantar sporları) ciddi kayıplarımız oldu. Geçen gün ikinci ve son  :) 3'lü karışımı attım ve bu akşam biraz kanolada mantar hastalıklarına bakayım derken yukarıdaki linki inceledim.

Yukarıda linkini verdiğim makalede derler ki;

Sklerotinia sap-kök çürüklüğü olarak bilinen mantar hastalığı Kanola'nın en değişken ve öngörülemeyen hastalıklarından biridir ve enfeksiyon oranı tarım alanları ve yıllar arasında büyük farklılıklar gösterebilir. Verim kayıpları, yüksek risk koşulları altında,% 20'yi aşan kayıplarla birlikte, yüksek nem oranlarıyla daha da ciddi olabilir. Soğuk havalar ve uzun süreli yağışlar bu mantarın gelişimi için ideal koşullardır.

Belirtileri;

Sklerotinia bitkinin herhangi bir bölümünü enfekte edebilir. Semptomlar koyu grimsi beyaz veya kahverengimsi beyaz olarak belirir. Kanola gövdesi üzerinde bazen toprak seviyesinin hemen üzerinde ya da gövde yüksekliğinin herhangi bir yerinde mantar büyümesi olarak görünür. Enfeksiyon sağlandıktan sonra hastalık, bitkilerin erken solmasına ve olgunlaşmasına neden olur, bu da hastalığın konaklamasına ve verim kaybına neden olur. Gelişmiş enfeksiyonda, gövdenin etkilenen ve rengi değişen kısımlarında sklerotia adı verilen sert, siyah, genellikle düzensiz şekilli yuvarlak gövdelere sahip hastalık işaretleri olacaktır. Saplar bölünürse içlerinde siyah sklerotia rahatlıkla gözlemlenilebilir.
Resmin Orjinal Boyutu Icin TiklayinizÇapı 2 milimetreden (mm) daha büyük olan sklerotia, mantarın hayatta kalma yapısıdır. Tam olarak fare pisliği gibi görünürler. Nemli havalarda, enfekte olmuş kökün veya köklerin dışında da oluşabilirler. Hava uygun ise, kanola kapsülleri de enfekte olabilir. Enfekte baklalar krem rengi beyaz renkte görünürler ve genellikle beyaz küflü hastalıklı tohumlar içerirler. Bitki yaprağı üzerinde etkilenen bölgelerde su damlası şeklinde yaralar belirir.

Sklerotinia sap-kök çürüklüğü hastalığı için risk faktörleri şunlardır;

- Tarım arazisindeki hastalık geçmişi
- Duyarlı bitkilerle rotasyon
- Etkilenen son üründe hastalık oranı
- Etkilenen son ürünün uzaklığı
- Çiçeklenme sırasında yağmur olayları.
Hastalığın oluşması için, enfeksiyonu başlatmak için sklerotia veya sporlar mevcut olmalıdır. Bununla birlikte, sklerotinia sklerotları toprakta altı yıl veya daha fazla hayatta kalabildiği için, risk birkaç yıl devam eder.

Bir kanola bitkisinin sklerotinus kök çürümesi riski altında olduğu düşünülürse anlayın ki,
- Sclerotinia son üç yılda bitişik tarım arazisinde ve yakın bölgede mevcuttur.
- Diğer geniş yapraklı ürün türleri ile yoğun bir rotasyon izlenmiştir. Örneğin, son iki yılda bir kanola veya hastalığa duyarlı mahsul yetiştirildiği takdirde, risk son beş yıldır sadece tahılların yetiştirildiği bir tarlaya göre daha yüksektir.

 Bir mahsulde gelişen sklerotinia kök çürüklüğünün şiddetinin en belirleyici etmeni, ana sap üzerinde çiçeklenme sırasındaki hava şartlarıdır. Enfeksiyonun meydana gelmesi ve kök çürüklüğüne dönüşmesi için ürünün kapladığı alanın gölgesinde nem gereklidir. Bu genellikle 5 mm veya daha fazla sık yağış olayından kaynaklanır. Seyrek yağmur veya hafif sağanakların, verim sınırlayıcı enfeksiyonların meydana gelmesi için yeterli gölge ıslaklığına yol açması olası değildir.

Sebep ve Hastalık Döngüsü

Sklerotinia kök çürüklüğü, Sclerotinia sclerotiorum mantarından kaynaklanır. Uzun yıllar toprakta sklerotia olarak hayatta kalır. Mantar ayrıca yaban turbu ve kapsüllü gibi diğer konakçı bitkilerin kolonize edilmesiyle de hayatta kalabilir. Serin (10-22ºC), sonbahar ya da kış mevsiminde nemli hava, topraktaki sklerotia (sıçan dışkısı gibi görünen meyveli bitkiler) filizlenir ve apothecia adı verilen küçük, krem renkli, mantar benzeri gövdeler üretirler. Bunlar yaklaşık 5 mm çapında büyürler ve yaşlandıkça daha koyu renkli olurlar.

Bu apothecia, havadaki ve yakındaki bitkileri rüzgar yardımıyla üflenen çok sayıda ascospor üretmektedir. Sporlar nadiren sağlıklı sapları doğrudan enfekte ederken, kanola yapraklarını kolayca enfekte ederler. Sporlar enfekte yaprakların üstüne düştüğünde ve yaprak akslarına yapışırlar ve bir besin kaynağı olarak enfekte olmuş yaprakçıkları kullanarak sağlıklı bitki dokusunu işgal eder. Serin, ıslak havalar hastalığa yardımcı olur ve sis, çiy ve sis enfeksiyon için yeterli nem sağlar.
Son derece nemli koşullar altında, toprağa oturan Sclerotia, yakındaki bir kanola bitkisinin kök tabanına nüfuz edebilen ve bazal kök enfeksiyonuna neden olabilen hif ve miselyum(Miselyum, genellikle yeraltında bulunan (ya da birtakım başka maddelerin içinde olan) mantarın bölümüdür. İp ya da kök gibi gözüken hiflerin toplanmış biçimiyle oluşur. Hifler kalın dokulu olabilir. Mantar besin maddelerini özütlemek için kullanır) üretmek üzere çimlenebilir. Sklerotinin direkt çimlenmesi, kanolada yaygın bir enfeksiyon nedeni olarak kabul edilmez, ancak 2016 yılında Batı Avustralya'da gözlenmiştir.

Konukçuları

Sclerotinia sclerotiorum, 400'den fazla farklı bitki türünü içeren geniş bir konak aralığına sahiptir. Geniş yapraklı bitkilerin çoğuna bulaşır. Bunlar arasında acı bakla ve nohutlar yaygın olarak enfekte olurken, fasulyeler ve tarla bezelyeleri daha az duyarlı görünmektedir. Yabani turp ve papatya gibi geniş yapraklı yabani otlar da mantarın taşınmasında rol oynamaktadır.



Çevrimdışı Ahmet Durak

İlaç etken maddelerine hakim arkadaşlara ve işin uzmanlarına sormak istediğim 3 konu var.
1) Bildiğim kadarıyla kullandığım ve tavsiye edilen mantar ilaçlarının etken maddesi tebuconazale. Bunun daha iyisi var mıdır? Uygun dozaj ve ilaçlama zamanları ne olmalı?
2) Böcek zararını önlemek için uygulanacak böcek ilaçları sistemik etkili mi olmalı. Sistemikler çok pahalı. En azından 1. veya 2. üçlü karışımda mı sistemik ilaçlama daha uygun olabilir? Kanola sapını köküyle birlikte topraktan söküp içini açtığımda dana kadar larva şeklinde böcek gördüğümü bilirim.
3) Sistemik böcek ilaçlarının arılara zararı var mıdır?

Çevrimdışı Ahmet Durak

Aynı sitedeki bu mantar hastalığı ile ilgili Avustralya'da 6 bölgede 2010-2014 yılları arasında yapılmış ilaçlama gereksinimini ölçen çalışmanın linkini lütfen inceleyin : http://www.giwa.org.au/pdfs/CR_2015/PowerPoints/1%20Khangura%20Crop%20Updates%202015%20final.pdf
Araştırmanın sonucuna göre;
1) Hava veya toprak sıcaklığının hastalığın oluşmasında pek bir önemi yok.
2) Yüksek Bağıl Nem ve Yağış hastalığı hortlatıyor
3) Erken çiçek öncesi ve sonrasındaki 3 haftalık periyodu kritik süreç olarak belirlemişler. Bu zaman aralığında 40mm/m2'den fazla yağış ve %75 üzeri Bağıl nem bekleniyorsa koruma veya tedavi edici ilaçlı mücadele yapılmalı demişler.

Adamlar ekim sıra arasının, metrekaredeki bitki sayısının etkisini bile ölçmüşler.

Aşağıda yazılanlar arama motorunda "Fungicide options and optimal spray timings for effectively managing Sclerotinia stem rot in canola" yazılınca indirebileceğiniz PDF dosyasından.

Bu çalışmada ilaçların etkilerini de ölçmüşler. En etkili 3 ilaç;
1) https://s3-us-west-1.amazonaws.com/www.agrian.com/pdfs/Prosaro_421_SC1_Fungicide_Label.pdf
Bayer'in içeriğinde %19 prothioconazole ve %19 tebuconazale etken madde içeren Grup 3 mantar ilacı olan Prosaro
2) https://www.crop.bayer.com.au/find-crop-solutions/by-product/fungicides/aviator-xpro-foliar-fungicide
Bayerin içeriğinde Bixafen 75 g/L ve Prothioconazole 150 g/L etken maddelerini içeren Grup 7-3 mantar ilacı Aviator
3) http://www.nufarm.com/assets/18026/1/Sumisclex_500SC_label002.pdf
Nufarm diye bir firmanın içeriğinde 500gr/L Procymidone etken maddeli grup 2 mantar ilacı olan Sumisclex

Adamların 5 farklı mantar ilacıyla yaptıkları denemelerde en başarılı olanlar bunlarmış.

Ayrıca çiçek dönemindeki ilaçlama için en ideal zamanın çiçeklerin %25-50 oranında açmış oldukları zaman olarak belirtilmiş.


Çevrimdışı ydincbayram

Ahmet kardesim soylenecek pek bi soz kalmis derinlemesine ele alinmis konu bence.
Bitkinin guclu olmasi ve ekim sikliginin uygun olmasi mantari onlemede en buyuk etken. Ayrica derin toprak islemesi ozellikle mantara hassas arazilerde oldukca ise yariyor.

Çevrimdışı sebazios

İlaç etken maddelerine hakim arkadaşlara ve işin uzmanlarına sormak istediğim 3 konu var.
1) Bildiğim kadarıyla kullandığım ve tavsiye edilen mantar ilaçlarının etken maddesi tebuconazale. Bunun daha iyisi var mıdır? Uygun dozaj ve ilaçlama zamanları ne olmalı?
2) Böcek zararını önlemek için uygulanacak böcek ilaçları sistemik etkili mi olmalı. Sistemikler çok pahalı. En azından 1. veya 2. üçlü karışımda mı sistemik ilaçlama daha uygun olabilir? Kanola sapını köküyle birlikte topraktan söküp içini açtığımda dana kadar larva şeklinde böcek gördüğümü bilirim.
3) Sistemik böcek ilaçlarının arılara zararı var mıdır?


Öncelikle konu İçin teşekkürler. Kanola yetiştiricileri için gerekli ve isabetli bir konu.

 Soruları bildiğim kadarı ile cevaplamaya çalışırsam;

1-) Tebuconazole, günümüzde yaygın kullanılan fungusit etken maddelerinden biri. Şöyle bir bakayım dediğinizde, içerisinde Tebuconazole bulunduran 40’tan fazla ilaç var piyasada.

Tebuconazole sistemli etkili bir fungusit. Bitki bünyesine alınıyor. Yağıştan etkilenmiyor ve körpe filizler büyüse de koruyucu özelliğini kaybetmiyor. Fiyat olarak da ucuz. Bu iki faktör birleşince yaygın kullanılması kaçınılmaz. Ancak kanserojen olması kötü bir yönü.

Daha iyisi var mı?

Epoxiconazole, bildiğim kadarı ile hem daha çevreci, hem de daha başarılı. BASF tarafından tescillenmiş bir etkin madde. Ayrıca tebucanazole oranla daha pahalı.

2-) Bana göre böcek ilacı, son uygulama haricinde sadece gerektiği durumlarda kullanılması gerekli. Önder çiftçi, kanolanın “her dönem bir zararlısı vardır” tezi ile 3 kez insektisit uygulanmasını öneriyor. Ancak her dönem etkili olan bu zararlılar bizim tarlamızda olacak diye bir kural yok. Zarar varsa kullanılır, amenna. Zarar yoksa doğayı ve tarlayı zehirleme bence gerekli değil.

Son dönem neden insektisit uygulamak lazım? Çünkü:

a. Bu tarihten sonra bir daha araziye girebilme şansımız yok.
b. Yaprak biti saldırıları ağırlıklı olarak bu dönem gerçekleşiyor.

Burada da bir ayrıntı var, epoxiconazole etken maddesi fungusit olması yanında kanıtlanmış insektisit etkisi de var.

3-) Arılara etkisi vardır.


Çevrimdışı abdül34

İlaç etken maddelerine hakim arkadaşlara ve işin uzmanlarına sormak istediğim 3 konu var.
1) Bildiğim kadarıyla kullandığım ve tavsiye edilen mantar ilaçlarının etken maddesi tebuconazale. Bunun daha iyisi var mıdır? Uygun dozaj ve ilaçlama zamanları ne olmalı?
2) Böcek zararını önlemek için uygulanacak böcek ilaçları sistemik etkili mi olmalı. Sistemikler çok pahalı. En azından 1. veya 2. üçlü karışımda mı sistemik ilaçlama daha uygun olabilir? Kanola sapını köküyle birlikte topraktan söküp içini açtığımda dana kadar larva şeklinde böcek gördüğümü bilirim.
3) Sistemik böcek ilaçlarının arılara zararı var mıdır?


1-) Tebuconazole Trakya'da kanola üretimine başlandığından beri kullanılan bir etken madde olduğu için ilk senelerdeki etkinliği düşmüş durumda. Geçen seneye kadar bizde kullanıyorduk ama artık bu hastalığı yok etmede zorlanıyor. Bunun üzerine www.ahdb.org.uk sitesinde bu hastalık üzerine araştırmaları ve makaleleri okudum. 2017 yılında yapılan çalışma bu. Burada;

Proline: İçerisinde sadece 275 gr prothiconazole etken maddesi içeriyor.(BAYER FİRMASI)

Amistar: İçerisinde sadece 250 gr azoxystrobin etken maddesi içeriyor.(SYGENTA FİRMASI)

Filan: İçerisinde sadece 500 gr boscalid etken maddesi içeriyor.(BASF FİRMASI)

Gelelim bu ilaçları ülkemizdeki teminine.

Proline: En yakın ülkemizde Madison ilacı var. İçerisinde litrede 175 gr prothiconazole artı olarak 88 gr trifloxystrobin etken maddesi var. Strobin grubu hem yaprak hastalıklarına etkisi(Phoma,Light leaf spot vb.) var. Hem de bitkinin yaşlılığını geciktiriyor. Uygulama dozajı Bayer İngiltere sitesinde 63 ml dekar yazıyor. Bunu ülkemizde ise 100 ml dekar kullanmamız gerekiyor. Çünkü litredeki etken maddesi miktarı daha düşük olduğu için.

Amistar: Birebir olarak ülkemizde Quadris ilacı var. İçerisinde litrede 250 gr azoxystrobin etken maddesi var. Bu ilacın uygulama dozu da 100 ml dekar. Her iki ülkede de aynı.

Filan: Birebir olarak ülkemizde Cantus ilacı var. İçerisinde 500 gr boscalid etken maddesi var. Bu ilacın uygulama dozu da 50 gr dekar. Her iki ülkede de aynı.

Ayrıca bu ilaçların hepsinin üzerindeki etikette kanola ile ilgili herhangi bir bilgi yazmaz. Ruhsatlandırılmadığı için. Ama firmaların yetkili mühendislerine de sorarsanız bu ilaçların burada da kullanıldığını duyarsınız.

Gelelim tablolara. Soldaki tabloda hastalığın tarladaki yüzdesi. Sağdaki tablo ise ilaçlar kullanıldığında elde edilen verim tablosu. Alt taraftaki yüzdeler ise ilacın etiketinde yazan dozajın farklı uygulamalardaki durumlarını gösteriyor. Yani etiketinde dekara 100 ml diyor ise bu arkadaşlar 25 ml,50 ml,75 ml ve 100 ml olarak 4 farklı dozajda uygulama yapıp veriler elde etmişler. Yield (t/ha) yazan yerdeki anlam 10 dekardan (10.000 metrekare) alınan verim. Örneğin; 4.0 yazan yer dekar hesabına göre 400 kg'a denk geliyor. 10 dekarda 4 ton ediyor. Onlar bu birimi kullanıyor. O yüzden genelde araştırmalarında böyle yazıyorlar.

Özet olarak;

Proline=MADİSON
Amistar=QUADRİS
Filan=CANTUS
ilaçlarını gönül rahatlığı ile kullanabilirsiniz.

Gelelim 2. soruya. Biz bu sene son üçlü karışımda böcek ilacı kullanmadık. Çünkü çok fazla miktarda arı arazide mevcuttu ve kullandığımız ilaç arılara zararlı olduğu için kullanmadık.

Biraz uzun oldu açıklayıcı olması için. Kafa karışıklığı olmamıştır umarım  :D

Çevrimdışı Ahmet Durak

abdül34 peki önceki üçlü karışımlarda sistemik böcek ilacı mı kullanıyorsunuz? Kapsül teknolojili lamdex gibi ilaçları denediniz mi? Önder Çiftçideki mühendis arkadaş özellikle ilk ilaçlamada Hunter ilacını kullanmalısınız dedi bu konuda bir fikriniz var mı?

Çevrimdışı abdül34

abdül34 peki önceki üçlü karışımlarda sistemik böcek ilacı mı kullanıyorsunuz? Kapsül teknolojili lamdex gibi ilaçları denediniz mi? Önder Çiftçideki mühendis arkadaş özellikle ilk ilaçlamada Hunter ilacını kullanmalısınız dedi bu konuda bir fikriniz var mı?
Evet. Tüm ilaçlamalarda sistemik böcek ilacı kullanıyoruz. Son 3-4 yıldır Lamdex veya Vantex markalı micro capsül teknolojili ilaçlar kullanıyoruz tüm ilaçlamalarda. İlk ilaçlama da Hunter kullanmanın mantığı ise kanolanın kışa güçlü girmesi gerekiyor. Böceklerde ilk aşamada yapraklara yöneliyorlar ve yaprakları yiyerek kanolanın zaten kasım-aralık aylarında az yararlanılan güneş ışığından daha da az yararlanmasına sebep oluyorlar. Hem de hasar verdiği yerlerden hastalık oluşturan mantarlar daha kolay bitki bünyesine geçiyor. Özetle bitkiyi hiç sersemletmeden ve böceklere karşı da en etkin ilaçlardan birini önererek mantıklı davranış gösteriyorlar.

Çevrimdışı Şuayip Bahçevan

Kanola üreticileri için mükemmel bilgiler.Bence bu konu sabitlenmeyi haketti @sebazios Yılmaz.

PRA-LX1 cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi


Çevrimdışı Mehmet Tolga AKALIN

İlaç etken maddelerine hakim arkadaşlara ve işin uzmanlarına sormak istediğim 3 konu var.
1) Bildiğim kadarıyla kullandığım ve tavsiye edilen mantar ilaçlarının etken maddesi tebuconazale. Bunun daha iyisi var mıdır? Uygun dozaj ve ilaçlama zamanları ne olmalı?
2) Böcek zararını önlemek için uygulanacak böcek ilaçları sistemik etkili mi olmalı. Sistemikler çok pahalı. En azından 1. veya 2. üçlü karışımda mı sistemik ilaçlama daha uygun olabilir? Kanola sapını köküyle birlikte topraktan söküp içini açtığımda dana kadar larva şeklinde böcek gördüğümü bilirim.
3) Sistemik böcek ilaçlarının arılara zararı var mıdır?

      Bir uzman olmamakla birlikte bir uygulayıcı olarak sorularına bazı cevaplar verebilirim.
1- İlk uygulamayı  tebucanazol etken maddeli ilaçlar ile yapıyorum. ikinci ve üçüncü uygulamaları strobin grubu operamax adlı ilaç ile her seferinde dekara 100 gr gelecek şekilde uygulama yapıyorum... ( 2 yıl önce 6 rutubette kanola biçimi yaparken dahi gövdeler yeşil kalmıştı. Komşu arkadaşların gövde rengi kahverengiydi).  Tabi karışımları 3 lü değil duruma göre 6-7 li yapıyoruz(çinko sülfat magnezyum sülfat potasyum nitrat  ile npk içerikli tozlar amino asit vs )
2-  ikinci ve üçüncü ilaçlamalarda sistemik etkili ilaç kullanıyoruz . Maverick adlı bir ilaç var sistemik etkilidir arılara zarar vermez hatta arıcılarda bu ilacı arı biti için kullanırlar. Bu ilacı üçüncü uygulamada kullanıyoruz ki arıcıların geldiği dönemdir malumun. Yarın son uygulamayı yapacağız şu an itibarı ile 365 dönüm kanolada yaklaşık 300 sandık arı var ve bu ilacı kullandığımızı bildikleri için kapatmayacaklar Aynı etken madde ile muadilleri de çıktı bu yıl dekar maliyeti 4 TL civarı
 Maverick bor ile birlikte uygulanamıyor bu sebeple ikinci uygulamada biraz daha yüklü bor kullanıp 3. uygulama da maverick ile devam ediyoruz....

Çevrimdışı Ahmet Durak

      Bir uzman olmamakla birlikte bir uygulayıcı olarak sorularına bazı cevaplar verebilirim.
1- İlk uygulamayı  tebucanazol etken maddeli ilaçlar ile yapıyorum. ikinci ve üçüncü uygulamaları strobin grubu operamax adlı ilaç ile her seferinde dekara 100 gr gelecek şekilde uygulama yapıyorum... ( 2 yıl önce 6 rutubette kanola biçimi yaparken dahi gövdeler yeşil kalmıştı. Komşu arkadaşların gövde rengi kahverengiydi).  Tabi karışımları 3 lü değil duruma göre 6-7 li yapıyoruz(çinko sülfat magnezyum sülfat potasyum nitrat  ile npk içerikli tozlar amino asit vs )
2-  ikinci ve üçüncü ilaçlamalarda sistemik etkili ilaç kullanıyoruz . Maverick adlı bir ilaç var sistemik etkilidir arılara zarar vermez hatta arıcılarda bu ilacı arı biti için kullanırlar. Bu ilacı üçüncü uygulamada kullanıyoruz ki arıcıların geldiği dönemdir malumun. Yarın son uygulamayı yapacağız şu an itibarı ile 365 dönüm kanolada yaklaşık 300 sandık arı var ve bu ilacı kullandığımızı bildikleri için kapatmayacaklar Aynı etken madde ile muadilleri de çıktı bu yıl dekar maliyeti 4 TL civarı
 Maverick bor ile birlikte uygulanamıyor bu sebeple ikinci uygulamada biraz daha yüklü bor kullanıp 3. uygulama da maverick ile devam ediyoruz....

Bak bu olmadı işte. Arılara zarar vermeyen bir ilaç olsun diye önder çiftçi bana mavriki verdi. Ama karışımda bor da kullandırdı. Karışım sırasını da mavrik-orius(mantar ilacı)-megafol(argomineral gübre ) ve bor olarak verdi. Boru siz mavrik ile neden karıştırmıyorsunuz*

Çevrimdışı azoxystrobin

Mavrik arılara zararlıdır. Arıcıların kullandığı doğrudur. Fakat bu bilinçsizce bir uygulamadır. Kraliçe ve işçi bal arılarına zarar verdiği kanıtlanmıştır. Zaten firmanın güvenlik bilgi formunda da toksik olduğu belirtilmiştir.

Arılar
LD50 – Oral
Tau fluvalinat: 12.6 µg/arı OECD 213; OECD 214

Bunun anlamı şudur;

Bir arı 12.6 mikrogram(gramın milyonda 1'i) Tau fluvalinat maddesi(Mavrik'in etkeni)'ne maruz kalırsa ölme şansı %50'dir.

Bunu neden bu kadar bastırarak anlatıyorum. Adama firmasına kıl oluyorum da ondan. Nokta. Neden mi?Arıları öldürmüyor gibi türlü yollarla piyasada ilaç satmaya çalıştıkları için. Tamam, bu etken madde çok eskilerden beri tarımda yer edinmiş, arıcılar arasında alışkanlık yaratmış ancak, zararlı. Pazarlamacıları da bu alışkanlığı kullanarak satış yapmaya çalışıyor.
Ve İsrail firması olduğu için hiç bir ilacını kullanmıyorum. Dolaylı falan değil, direkt İsrail firmasıdır.(ADAMA AGAN LTD. Adresi:Northern Ind. Zone P.O.Box 262, Ashdod-7710201 İSRAİL)
Diğer yabancı firmalar farksız mı? Onlar da kısmen aynı. Ancak Adama insanın gözüne soka soka yapıyor artık bu işi.

Çevrimdışı triticum

Bayer calypso arılara zararsızmış.  Orijinali 13 dönüm 85 tl, muadilleri 13 dönüm 65 tl. Muadillerini 40 tl ye alanda var.

Çevrimdışı sebazios


1-) Tebuconazole Trakya'da kanola üretimine başlandığından beri kullanılan bir etken madde olduğu için ilk senelerdeki etkinliği düşmüş durumda. Geçen seneye kadar bizde kullanıyorduk ama artık bu hastalığı yok etmede zorlanıyor. Bunun üzerine www.ahdb.org.uk sitesinde bu hastalık üzerine araştırmaları ve makaleleri okudum. 2017 yılında yapılan çalışma bu. Burada;

Proline: İçerisinde sadece 275 gr prothiconazole etken maddesi içeriyor.(BAYER FİRMASI)

Amistar: İçerisinde sadece 250 gr azoxystrobin etken maddesi içeriyor.(SYGENTA FİRMASI)

Filan: İçerisinde sadece 500 gr boscalid etken maddesi içeriyor.(BASF FİRMASI)

Gelelim bu ilaçları ülkemizdeki teminine.

Proline: En yakın ülkemizde Madison ilacı var. İçerisinde litrede 175 gr prothiconazole artı olarak 88 gr trifloxystrobin etken maddesi var. Strobin grubu hem yaprak hastalıklarına etkisi(Phoma,Light leaf spot vb.) var. Hem de bitkinin yaşlılığını geciktiriyor. Uygulama dozajı Bayer İngiltere sitesinde 63 ml dekar yazıyor. Bunu ülkemizde ise 100 ml dekar kullanmamız gerekiyor. Çünkü litredeki etken maddesi miktarı daha düşük olduğu için.

Amistar: Birebir olarak ülkemizde Quadris ilacı var. İçerisinde litrede 250 gr azoxystrobin etken maddesi var. Bu ilacın uygulama dozu da 100 ml dekar. Her iki ülkede de aynı.

Filan: Birebir olarak ülkemizde Cantus ilacı var. İçerisinde 500 gr boscalid etken maddesi var. Bu ilacın uygulama dozu da 50 gr dekar. Her iki ülkede de aynı.

Ayrıca bu ilaçların hepsinin üzerindeki etikette kanola ile ilgili herhangi bir bilgi yazmaz. Ruhsatlandırılmadığı için. Ama firmaların yetkili mühendislerine de sorarsanız bu ilaçların burada da kullanıldığını duyarsınız.

Gelelim tablolara. Soldaki tabloda hastalığın tarladaki yüzdesi. Sağdaki tablo ise ilaçlar kullanıldığında elde edilen verim tablosu. Alt taraftaki yüzdeler ise ilacın etiketinde yazan dozajın farklı uygulamalardaki durumlarını gösteriyor. Yani etiketinde dekara 100 ml diyor ise bu arkadaşlar 25 ml,50 ml,75 ml ve 100 ml olarak 4 farklı dozajda uygulama yapıp veriler elde etmişler. Yield (t/ha) yazan yerdeki anlam 10 dekardan (10.000 metrekare) alınan verim. Örneğin; 4.0 yazan yer dekar hesabına göre 400 kg'a denk geliyor. 10 dekarda 4 ton ediyor. Onlar bu birimi kullanıyor. O yüzden genelde araştırmalarında böyle yazıyorlar.

Özet olarak;

Proline=MADİSON
Amistar=QUADRİS
Filan=CANTUS
ilaçlarını gönül rahatlığı ile kullanabilirsiniz.

Gelelim 2. soruya. Biz bu sene son üçlü karışımda böcek ilacı kullanmadık. Çünkü çok fazla miktarda arı arazide mevcuttu ve kullandığımız ilaç arılara zararlı olduğu için kullanmadık.

Biraz uzun oldu açıklayıcı olması için. Kafa karışıklığı olmamıştır umarım 

Bilgiler için çok teşekkürler.

Basf, boscalid ile ektin madde konusunda farkını yine konuşturmuş. Hem en iyi koruma, hem de en yüksek verim Cantus ile elde edilmiş. Üstelik sadece %25 doz ile.  İlaca göz attım da, ülkemizde bağda kurşuni küf için satıştaymış.


Merak ettiğim şey, boscalid ile strobin grubu bir ilaç karıştırıldığında nasıl sonuç alınacağı. Kanola o sene kurumaz herhalde

Çevrimdışı Mustafa

Bilgiler için çok teşekkürler.

Basf, boscalid ile ektin madde konusunda farkını yine konuşturmuş. Hem en iyi koruma, hem de en yüksek verim Cantus ile elde edilmiş. Üstelik sadece %25 doz ile.  İlaca göz attım da, ülkemizde bağda kurşuni küf için satıştaymış.


Merak ettiğim şey, boscalid ile strobin grubu bir ilaç karıştırıldığında nasıl sonuç alınacağı. Kanola o sene kurumaz herhalde

Yılmaz abi konuyu gördükten sonra firmaya boscalid etken maddesini sordum, bana direk kanolada mı kullanacaksın dediler. Anlaşılan bu kanolacılar tarafından epeydir biliniyor. Şuan firmada da tükenmiş, Cantus zaten yok satan bir ilaçmış. Sezon öncesi tedarik etmek gerekiyormuş.

Çevrimdışı azoxystrobin

O zaman Bellis kullanın.  8) Çeltik ve pancarda kullandırıyorum. Sonuç süper.

Çevrimdışı abdül34

Bilgiler için çok teşekkürler.

Basf, boscalid ile ektin madde konusunda farkını yine konuşturmuş. Hem en iyi koruma, hem de en yüksek verim Cantus ile elde edilmiş. Üstelik sadece %25 doz ile.  İlaca göz attım da, ülkemizde bağda kurşuni küf için satıştaymış.


Merak ettiğim şey, boscalid ile strobin grubu bir ilaç karıştırıldığında nasıl sonuç alınacağı. Kanola o sene kurumaz herhalde

Basf'in Pictor isimli ilacı da mevcut. Etken maddeleri 200g/l dimoxystrobin ve 200g/l boscalid. Bu strobin grubunu ilk defa gördüm. Zaten ülkemizde mevcut değil. Ama ben seneye Cantus'u 50 gr yerine 15-20 gr kullanıp içerisine de 100 ml opera max karıştırıp atmayı düşünüyorum. Bu arada Cantus'u bu sene 500 gr olarak 115 liraya aldım.

Çevrimdışı abdül34

O zaman Bellis kullanın.  8) Çeltik ve pancarda kullandırıyorum. Sonuç süper.

Onu da kullananlar var. Ama hastalığın yoğun olduğu sene de 50gr/dekar dozu az geliyor. Yaklaşık olarak 100 gr/dekar atılması gerekiyor. Onun da fiyatı 120-130 lira civarlarında. 100 gr kullanınca dekar maliyeti 24-26 liraya geliyor. Tek sıkıntısı bu. Ama hastalığın az olduğu sene de Bellis veya Signum ilacı da mükemmel çalışıyor. Ayrıca Bellis ve Signum içerisinde pyraclostrobin içerdiğinden yeşil kalma süresi biraz daha artıyor. Seneye göre karar vermek en iyisi diyelim.